Birbirine bağlı, kronolojik bir sıra takip eden, birkaç farklı karakter çevresinde gelişen kısa öykülerden oluşan bir hikaye kitabı. Bölümlerin birbirine bağlı olmasına, yani önceki bölümden karakterlere, genel anlatıya bir aşinalığınız bulunmasına rağmen; her bölümün başında ne olduğunu, o bölümün olayını yahut durumunu anlamak için birkaç sayfa okuyorsunuz. Tam anlamaya başlarken çok da vurucu olmayan, tahmin edilebilir, vasat bir netice veya mesaj ile bölüm bitiyor. Aynı döngü yeniden başlıyor.
Teknik tabiri caizse o kadar kötü ki; örneğin İlhan'ın kaç yaşlarında olduğunu neredeyse kitabın sonuna kadar anlayamadım. Şımarıklık yapan, annesiyle arası kötü, babannesinin etkisinde küçük bir çocuk mu? Ergenliğin etkisiyle birtakım fikirlere kapılmış bir delikanlı mı? Yoksa gençliğinin ateşiyle ailesinden farklı bir yön çizmeye çalışan bir üniversiteli mi? Anlaşılmıyor.
Kitabın başındaki "Dava Delisi Kerim"e ne oldu? O karakter niye vardı, sonra niye yok oldu. Belli değil. Bütün güzelliği olmadığı gibi, parça güzelliği de mevcut değil. Birinci sınıf kaliteli bir cümleye rastlamadığım gibi, birbiri ardına gelen cümleler de sanki yazarın serbest çağrışımla çalakalem yazdığı bir bilinç akışı gibi. Paragraflarda konu bütünlüğü yok. Çok yavan olmakla beraber yorucu ve anlamsız geliyor çoğu zaman okuyuş esnasında.
Çatışma belli: gençliklerinde paradan kıymetli fikirlerin peşinde koşan yoldaşların, hayatın realitesi yüzlerine vurduğunda; makam, şehvet, para gibi dünyevi zaafiyetler uğruna "dava"dan el çekmeleri, gençliklerine yabancılaşmaları işleniyor. Bunların karşısına da bu zaafları kapılmayan Murat karakteri yerleştirilmiş.