"Peygamber'in mihmandârı! Bir arzun varsa yapayım. Bir vasiyetin varsa yerine getireyim!"
"Ey Emîr! Sakın Allah'ın dinini bozma, müminler arasına fitne girmesine müsaade etme. Askere adalet ile muamele eyle ve düşman karşısında can kaygusu çekme. Bana gelince, senden ve senin ait olduğun şu dünyadan hiçbir şey istemediğimi bil ve herkese böylece ilan et. Şurada can oynatan cengâverlerden son arzum odur ki Azrail (a.s) bize uğradıktan sonra na'şımı Konstantiniyye surlarına yakın götürsünler. O gün savaş hattı nerede oluşursa, bedenimi o noktaya kadar taşısınlar ve orada, savaşan mücahitlerin arasında beni defneylesinler. Ta ki atlarımızın ayakları bedenimi çiğnemiş olsun, Bizans dokunamasın. Ayrıca, eğer yapabiliyorlarsa, cenazemi kendi atımın arkasında bir sedyeye bağlayıp taşısınlar. Tıpkı Kutlu Nebi'yi getiren Kusvâ'nın Medine'de bizim hanemizi bulduğu gibi o da benim için nereye gideceğini ve nerede duracağını bulacaktır."
İskender Pala (born 1958, in Turkey) is a Turkish Divan (Ottoman) Poetry Professor and author of best seller novels. He also used to write a column in the Turkish daily newspaper Zaman.
İskender Pala graduated from Istanbul University Faculty of Letters Turkish Language and Literature Department in 1979. He entered Turkish Navy as a lieutenant in 1982 and taught Turkish Literature in Naval Schools and Boğaziçi University. In 1987 he established Turkish Navy Museum Archives. He oversaw classification and restoration of many historic documents dated from the times of the Ottoman Empire. He published Encyclopedic Dictionary of Divan (Ottoman) Poetry and received Writers Union of Turkey Award in 1989. He was discharged from the Navy without any conviction during what is now called the "Postmodern coup". Later, he wrote a book about his life in Navy and his discharge, called Between Two Coups referring to military coup in 1980 and 1997 military memorandum in Turkey. He said that the reason for his discharge was his practicing İslam in his private life.
Tarihi bilgilerin roman tadinda anlatildigi kitaplari severim.Iskender Pala bu kavrami iyi yakalamis bir yazar.Okuyucu sikmadan iyi bir tarih egiticisi rolunu ustlenmis. Mihmandar bu misyonu tasiyan kitaplarindan biri. Akici sade bir dille orulmus guzel bir Eyup Sultan romani.Sadece Eyup Sultan Hazretlerini az da olsa ogrenebilmek icin bile okunasi bir kitaptir.Olay orgusunde yan karakterlerle roman zenginlestirilip tarihi bir kisim bilgiler bu orgu cevresinde okuyucuya sunularak okuyucu bilgilendirilmis ve eminim ben de uyandirdigi gibi okuyucuda tarihi okuma ve anlama bilincini boylesi guzel kitaplar sayesinde olusturmustur. Okuyun ve okutun derim tarihi bilinci olusturulamamis bir neslin bu ve bunun gibi kitaplara ihtiyaci var..
Bu kitabı başka birisi yazmış olsaydı bu kadar sürede okuyabilir miydim bilemiyorum. Şüphesiz İskender Pala kitaplarda ''akıcı anlatım'' dediğimiz şeyi çok güzel başarıyor. Konusuna gelince, kapakta da yazdığı gibi bu ''Bir Eyüp Sultan romanı'', yani Hz. Muhammed'i, Mekke'den Medine'ye göç ettiği zaman, evinde ilk misafir eden sahabiyi anlatıyor. Tarihi konular işleyen romanlar ile pek ilgili olmasam da benim için keyifli bir okuma oldu. Tavsiye ederim.
Klasik Iskender Pala romani, uzun paragraflar ve karsilikli konusmalardan cok tasfirlerle suslenmis anlatilar.
Escinsellik uzerine yaptigi yorumlardan sonra yazara karsi onyargili oldugum icin cekincemelerle okudugumu belirtmis olayim. Tarih bilgisi oldugunu soyleyen bir akademisyenden daha verimli bir anlatim beklerdim.
Mihmandar . Hz. Muhammet bir gece uyurken Cebrail görünür. Cebrail ile peygamber bekleyen kanatlı ata🦄 binip Mescid-i Aksa'ya uçarlar. Miraca🆙 yükselirler. Peygamber yeryüzünde ışıklar içinde bir yer görür. Cebrail oranın hristiyan şehri Konstantinapolis🌃 olduğunu söyleyince "Orası mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o asker ne güzel askerdir." der Muhammet. #miraç hadisesinde günde 🖐️ vakit namaz farz olunur. Peygamberin alnından bir damla💧 yeryüzüne damlar. Oradan gül🥀 biter. #islam inanışında gül ile Muhammet'in özdeşleşmesi bundandır. Osmanlılar bu günü sokaklara astıkları kandiller ile yadederler. Konstantiniyye'nin karşısındaki köy kandilleriyle ünlenir. O yüzden semte Kandilli, İslâm'ın özel günlerine #kandil denir. . Miraç'ın ertesi yılı⏭️ müslümanlar #hicret etmeye başlarlar.🚶 Peygamber Medine'ye vardığında ilk iş olarak bir ev ve okul yaptırır. İbadet için de yer tahsis edilmesini ister. Evi🏠 yapılana dek Ebu Eyyup el Ensari'nin evinde konuk olur. #eyüp, peygambere Medine'deki işlerinde rehberlik eder. Zamanla "Mihmandar-ı Nebi" diye çağırılır: Peygamberin rehberi. . Peygamberin ölümünün ardından müslüman ordular🐪 #konstantinapolis yollarına düşer.🚸 Muaviye'nin oğlu Yezid önderliğinde Eyüp de ilk kuşatmalardan⚔️ birine katılır. Fakat şehit olur.😔 Öldüğü yere defnedilir. Zamanla mezarın yeri unutulur. . Yüzlerce yıl sonra #osmanlı padişahı 2. Mehmet şehri tekrar kuşatır. Kuşatma sürerken Mehmet'in lalası Akşemsettin'e🧔🏻 rüyasında Eyüp'ün kabrini görmek nasip olur. Mezar⚰️ açığa çıkarılır. Osmanlı askeri bunu peygamberin şefaatinden✨ kabul eder. Roma başkenti böylece fetholunur. Artık kent payitaht, Mehmet fatih, Eyüp sultan ünvanlarını alır. . Yeni Osmanlı başkentinde Ayasofya cami olarak ibadete açılır. Bir taraftan da Eyüp Sultan'ın camisi ve türbesi tamamlanır. Şimdiye dek Ayasofya'da⛪ taç giyen Roma hükümdarlarının aksine Osmanlı padişahları Eyüp Sultan'da🕌 kılıç kuşanmaya başlar.(Kılıç🗡️ kuşanma Osmanlı'nın bir nevi taç👑 giyme törenidir.) Devletin en itibarlı iki camisi #ayasofya ve #eyüpsultan olur. . #kapıyayınları #iskenderpala #mihmandar #kitaptavsiyesi #kitapyorumu #kitapönerisi
okurken yer yer tuylerinizi diken diken eden olaylarin etkisinde kalacaksiniz. yazarin uslubu sizin olaylarin icinde kalmanizi ve olaylardan kopmamanizi saglamakta. yalniz;romanin baslagic sayfalari ve son sayfalari zorlama bir durus sergilemekte. baslangic sayfalarinda biyografi tadi vardi ama okurken asil olay kurgusunda bir an once rol almak ve kendinizi karakterlerin yerine koymak icin sabirsizlanabilirsiniz. baslangic sayfalari baska bir kitap veya kitaplarda daha detayli anlatilabilecek nitelikleri ve guzellikleri icermekte. son sayfalar ise yani gunumuzle baglantinin yapildigi kisim; onca anlatilan ve okurken yasadiginiz guzelligin bir anda uzerinin ortulmesine sebebiyet vermekte.
Ölüme bu kadar takılma oğul.Zaman bir bezirgan ölüm alır ölüm satar.Gecede ve gündüzde,iyide ve kötüde,gençte ve yaşlıda hep budur yaptığı.İnsan gaflete kapılıp zamanı öldürdüğü için yapar bunu.Bir intikam alır gibi.Ve zamanlar öldükçe ölümün zamanı gelir.Kaçışı olmayan kurtuluşu olmayan andır o.Bir yerde susmak gibi bir yerde konuşmak kadar....Ebedi hakikatın ta kendisidir ölüm.Her başa gelecek ve tek başına olacak.
Merhaba 🤗 Bugün İskender Pala’dan okuduğum ilk kitap olan Mihmandar’ın yorumu ile geldim.
İskender Pala okumadan önce çok duymuştum yazarın adını ve genel olarak da çok seviliyordu. Ben de bu yüzden çok büyük beklentilerle başlamıştım kitaba ama tam olarak beklentimi karşıladı mı derseniz maalesef ki karşılayamadı.
Kitap tarihi roman olarak geçmesine rağmen dini yönü de ağır bir romandı. Bu yüzden her kesime hitap eden bir roman değildi. Hem de bu kitabı okurken Peygamber efendimizin hayatını ve sahabelerin hayatlarına baya hakim olmak gerekiyordu. Haliyle ben de yaşımın da verdiği sebebiyetten ötürü çok fazla bilgiye sahip değildim. Bu yüzden okurken de telefon elimden düşmedi araştıracağım derken 😅
Kitabın neredeyse her bölümü farklı bir anlatıcıyla anlatılmıştı ve bu anlatıcıyı bölümün sonunda öğreniyorduk. Bu anlatımla ilk defa kitap okuduğum için başlarda anlayamadım ama anlayınca çok keyif alarak okudum. Ayrıca bu yanıyla da öğretici nitelik kazanmış bir eserdi. Hatta Eyüp Sultan hakkında hiçbir şey bilmezken şu an eskisinden çok daha fazla şey bildiğimin farkındayım.
Fakat kitabın dili akıcı olmasına rağmen sürükleyici bir eser değildi. Bu da beni hayal kırıklığına uğratan en büyük etkendi. Hatta bazı yerlerde çok sıkıldım.
Kitapta bir diğer beğenmediğim şey sonuydu. Ben sonunun Fatih Sultan Mehmet’in ağzından İstanbul’un fethini okuyarak bitirmeyi tercih ederdim şahsen. Bu şekilde bizlere daha fazla bilgi katılmış olsa da bu kadar fethedilmesi için uğraşılan İstanbul’un tam fethedilirken okumak daha keyifli olabilirdi bence.
Kitapta yazım, noktalama ve anlatım hatası da yoktu. Bazı incelemelerde tarihsel ufak tefek hatalar olduğu söylense de var mı yok mu bilemiyorum.
Kısacası kitap konusu itibariyle beni çok cezbetmemiş olsa da bana çok şey kattı. Araştıra araştıra ve sindire sindire okumanızı tavsiye ettiğim kitaplardan biri. Fakat benim yaşım itibariyle bana çok uymadığını düşünüyorum. İleriki yıllarda tekrar şans vereceğim bir eser Mihmandar.
Muaviye döneminde (669,674), İslâm ordusunun İstanbul'u kuşatmasını konu alan tarihi kurgu romanı. İskender Pala yine kendine has kurgusuyla sürükleyici bir esere imza atmış. Her bölüm farklı bir karakterin gözünden aktarılıyor. Karakterlerin hepsi de ilgi çekici ve merak uyandıran şahsiyetler. Eyüp Sultan'ın neden bu kadar önemli olduğunu (sadece İstanbul için değil İslâm tarihindeki yeri de), o kadar tarihi şahsiyet içinden İstanbul'un bir ilçesine neden onun isminin verildiğini sindirerek idrak etme fırsatı sunuyor kitap. Yazarın üslubu ve olay örgüsü, kitabın hedef kitlesinin her yaşta ve her eğitim seviyesindeki bireyler olduğunu düşündürdü. Kolay anlaşılır, merak uyandıran bir dili var.
Son bölümün kitabı basitleştirdiğini düşünüyorum. Pala'nın didaktik tavrıyla burada da karşılaştım. Kitabın ana hikayesi gayet vurucu ve sağlam bitmişti. Son bölümde aktarmak istediği bilgileri hikâyeleştirmek yerine sonsözde doğrudan anlatsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Bunların dışında tarihimizde önemli yeri olan hadiselerin, savaşların, fetihlerin vs. öyküleştirilmesini çok kıymetli buluyorum. Bu kitap sayesinde İstanbul'a, İslâm tarihine ve muhacir-ensar ilişkisine olan yaklaşımım değişti, perspektifim genişledi. Bu türde eserlerin sayısının artmasını diliyorum.
Birkaç alıntı;
(...)'Gerçek nedir?' sorusunu işte o zaman sormaya başlamıştım kendime. Gerçek, zulme uğradığında bile dosdoğru olmaktı.
Birilerinin menfaatleri adına kul ile Allah arasına girip cenneti tekeline alan adamlara aldanmamaya çağırıyoruz.
(...)Çünkü kendi kusurlarını gören adam halkın kusurlarını görmeye vakit bulamaz.
(...)Bu ikisine bakınca gerçek bir Müslümanın kim olduğunu, hakikatte Müslümanlığın ne olduğunu anlıyordunuz. Yaratılışta kardeş, dünyada eşit ve eş olduğunu bilen insanların dünyasıydı İslâmiyet.(...)
Meşakkati vardır diye azmi bırakmak, karanlıkta oturup nuru bırakmaktır.
Mihmandar'ı araştırma yaparak okudum. Din ve tarih mevzu bahis olunca daha hassas oluyorum. Hicretten 800 yıl önce Melik Tubba Medine'ye ziyarette bulunur. Peygamber Efendimizin buraya hicret edeceğini öğrenir ve adamlarına evler yaptırır. Bir evi özel tutar. Peygamber Efendimize verilmek üzere mektup yazar ve Semul'a (Şamul) verir. Mektup babadan oğula miras kalarak, 21 kuşak sonra tanıdık bir isme geçer. 7 ay Peygamber Efendimizi evinde misafir eden Mihmândâr-ı Resûlullah. Ebû Eyyûb-el Ensârî. Eyyûb Sultan. Sonra yolculuğumuz başlar. Yazar, tarihi kaynaklar, menkıbeler ve ayetlerden yararlanmış. Sadece iki kurgu karakter var. Kurgu karakterlerden bir tanesinin hikayesi de gerçek hikayemizle paralel ilerliyor ve bu beni hiç rahatsız etmedi. Hatta hoşuma bile gitti. Anlatımı, tasvirleri etkileyiciydi. O anı yaşattı bana yazar. Duygulandığım, gözlerimin dolduğu çok fazla bölüm oldu. Yoğun duygular içerisinde bitirdim kitabı. Hazret-i Ebû Eyyûb, 7 ay Allahü teâlânın Resûlüne ev sahipliği yaptı. Vefâtından sonra ise, İstanbul’un sahipliğini yapmaktadır. Ne mutlu bizlere... der, Mihmandar'ı tavsiye ederim.
“Gitme'nin varacağımız yerde 'Buluşmak'tan önemli ve hayati olduğuna inanmasak belki yine gitmezdik. Doğduğumz toprak bizi kendine bağlıyordu. Gidişimiz için ilk adımın, varışımızdaki son adımdan daha değerli olması bu yüzdendi.Son adım hayal bile olsa, ilk adımı fedakarlıkla atanlar, kurtulanlardan olmaya başlamıştı.” Sayfa 17 "İnsanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleğiniz, ibret alınız! İnsanlar! Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur. Yani yağmurlar ve biten otlar, rızıklar yazıklar, babalar ve analar, diriler ve ölüler, toplular ve Dağınıklar; İşaret üstüne işarettir bunlar... Çocuklar doğar, anaların babaların yerini tutar. Sonra hepsi mahvolur gider. Dikkat edin, söylediklerime kulak verin! Gökte haber var; ve yerde ibret alacak şeyler! Yeryüzü serilmiş bir döşek, gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Sayfa 49 - Kuss bin Saide "Bütün hayatlar toplansa ve damıtılsa geriye o kalırdı. Konuşulan da konu da o olmuştu. Dünya kemiğe dayanmış da o hayata atılan kement, kum fırtınaları göz kapaklarından vurulmuş da o önünde bent idi. "sayfa 53 "Unutmayınız, bir hayır için on katından yedi yüz misline kadar sevap verili." sayfa:55 "Dünya bir sadef, o bir inci diye çağırdım, varlığın evveli ve nebilerin hatemi diye çağırdım . Yeryüzünün en değerli varlığı diye çağırdım. Viranemde bir hazine saklamak için çağırdım." sayfa:64 "Ve zamanlar öldükçe ölümün zamanı gelir." sayfa 141 “Sonradan pişman olup özür dileyeceğin sözü baştan söyleme. Özür dilemek bir erdemdir, illa özür dileyecek sözü sarf etmemek daha büyük bir erdemdir.” Sayfa 209 “Sen sel ol, söyleyeceğin sözün duyulmamasını istiyorsan söyleme !Yapacağın işin görülmemesini istiyorsan sakın yapma ! Sayfa 209 “Yarınki güne umutla bak. Gecenin ne doğuracağını tahmin bile edemezsin !”Sayfa 220 "Doğumlu ölümlü dünya, gelimli gidimli dünya, vuslatı ayrılığa bağlamıştı." sayfa 299 "İslam, insana iyi ahlak sayesinde insan olunabileceğini söylüyordu." sayfa 330 "Her ne yaparsa önce Allah'ın adını anıyordu ve bu yüzden gönlü barış içindeydi. Her şeye Allah'ın adıyla başlamak bir tılsım gibiydi." Sayfa 330 "İslama göre akıl, yaratılmış her şeyden üstündü." sayfa 331
Keyifle okuduğum bir kitap oldu. Hem sürükleyici bir roman hem de etkileyici bir tarihi kitap. Hem eğlenceli hem de bilgilendirici. Her kitabıyla yazara daha çok hayran olmak benim için kaçınılmaz bir gerçek. Bu kitabı anlatmak satırlara sığmaz, bana çok şey kattı diyebilirim. Öyle ki sadece keyif almadım, bazı önemli ayetleri ve hadisleri, gizli kahramanların olduğunu öğrendim. Geçmişe ışık tutan, okuyucuyu adeta serüvenin içine dahil eden ve tüm karakterleri okuyucuya akıcı bir dille anlatan bir eser. Herkes bu kitabı 'Ölmeden okunması gereken kitaplar listesi'ne dahil etmeli! Yazar iyi, Kitap iyi, Başkahraman iyi, Serüven iyi, Kısaca herşey iyi bu kitapta. Kaçırmak ise kötü ona göre, benden demesi. Okuyun ve siz de dahil olun bu keyifli maceraya. Eyvallah...
Sağlam kimliklere sahip olabilmek için tarihinizden sağlam kahramanlar edinmeniz lazım. Zihninizde kahramanlar var ise ileri yürüyüşünüz daha kolay daha rahat olacaktır. Ben okuyucularıma bu yüzden kahramanlar hediye etmek istiyorum. İstiyorsanız bakın bunun gibi olabilirsiniz dediğim insanlar var mesela derin bir ruh haliyle yaşamak istiyorsanız işte size Yunun emre, eğer bir mücadele adamı olmak istiyorsanız işte size Yavuz Sultan Selim,Şah İsmail, eğer siz sanat dünyasıyla bir şeyler yapmak istiyorsanız Fuzuli, eğer siz fetihler yapmak istiyorsanız Barbaros çok güzel bir örnektir. Eyüp Sultan da İslam dinini yaşamak isteyen, iyi bir Müslüman olmak isteyen insanlara verdiğim bir örnek bir kahraman. (İskender PALA)
Muhteşem bir kitaptı. İskender Pala'nın anlatımı bu kitapta çok etkileyiciydi. Karakter tanımlaması tam kıvamında ve hikayenin farklı karakterler tarafından anlatılması hikayelere canlılık kazandırıyor. Tarihi anlatan bir kitap olmasına rağmen kitabın tarzı çok akıcı ve sıkılmayı önlüyor bence. Mihmandar kitabı tarihteki bazı insanları daha önce olduğundan çok daha fazla takdir etmemi ve onlara saygımın artmasını sağladı. Kitap beni gerçekten etkiledi ve hatta yaşama ve düşünme biçimimi az da olsa pozitif yönde değiştirdi. Belki de bir gün tekrar okurum.
En kolay okunan İskender Pala kitabıydı. Bu biraz beni üzdü. Kendine has bir tadı varken, bu kitabında o tadi alamadım. Yine de bilmediğim birçok şeyi ilgi alanıma girmediği halde öğrenmemi sağladı 😅
Çok güzel kitabıdır. Nefes keserek okuyacak kadar güzel. Peygamber efendimizin hayatı romanı olarak anlattı. Her kese tesviye edecek kadar gerekli bir kitabı.
İnsan bir kitabı okurken bu kadar duygu yoğunluğu yaşayabilir mi? Gözlerinden yaş getirebilir mi okuduğu satırlar?
OD ile Yunus Emre’nin, Efsane ile Barbaros Hayrettin Paşa’nın ve Şah ile Sultan ile de Yavuz Sultan Selim’in yanına bizleri konuk eden İskender Pala bu sefer de Eyüp Sultan dönemine adım atmamızı daha doğrusu o dönemi yaşamamızı sağlıyor.
Hz. Muhammed’in, evine konuk olmasından sonra bütün dünyası baştan aşağı değişen Eyüp Sultan’ın, ve yardımcısının arasındaki diyaloglar ve savaş dönemi Bizans’a yapılan durmak bilmez çıkarmalar sırasında Eyüp Sultan’ın muhteşem betimlemeleriyle İskender Pala usta yine sonuna kadar heyecanı ve vuruculuğuyla sizi taşıyan şahane bir romanın altına imzasını atmış.
Özellikle İskender Pala’nın diline aşina olanların bir hayli fazla sevebileceği, henüz kendisiyle tanışmayanların ise başlamak için seçerse yerinde bir tercih olacağı Mihmandar, kendi yazarlarımızı okumaktan en az benim kadar keyif alanların şiddetle arşivinde bulundurması gereken kitaplardan.
Geçen yaz soluk soluğa okuduğum , hikayesi, her karakterin kendi dilinden anlatılmış, dili akıcı olan, güzel bir kitaptı. Eyüp Sultan Hazretleri 80 yaşında bir delikanlı olarak bir kaç bölüm sonra kitapta çıktı karşıma! Muaviye döneminde, İstanbul'un Fethi'ne manevi destek olmak için çıktığı yolculukta. Zorlu kış koşullarına rağmen yola düşen Eyyub Sultan, Hamed'e verdiği öğütlerle,ona aktardığı hadislerle , her gittiği yerde fidan dikme isteği ile , manevi bir doygunluk yaşattı bana! İşte o rivayet ettiği hadislerden bazıları: " Müslüman'a din kardeşiyle üç günden fazla dargın durması doğru değildir." "Sadakanın , hediyenin en makbul olanı, dargın akrabaya verilendir." Peki herkes biliyor mu, Eyüp Sultan Hazretlerinin gerçek isminin ne olduğunu. Aslında o mübarek zatın ismi "Halid" İşte O'nun oğlunun adı Eyüp aslında, adı da o yüzden Ebu Eyüp , çünkü Eyüp'ün babası...
beni benden alıp 622 yılına götürdü bu roman. hz. muhammed (s.a.v) in hayatının bir kısmı ve onu 7 ay boyunca ağırlayan halidin hayatı. ebu eyubun hayatı. elimde eridi gitti kitap. bilmedğim çok şey öğretti. iskender palayı seviyordum daha bir başka seviyorum artık. allah ondan bu kitabı yazdığı için razı olsun.
İskender Pala'nın dili oldukça akıcı. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Ancak romanlarında bulunan çok sayıda karakter ana karaktere olan ilgiyi dağıtıyor. Önceki romanı Efsane'de bu daha çok hissediliyordu. Bu romanda daha az olsa da yine kendini hissettiriyor.
İçime işleye işleye okudum bu kitabı. İskender Pala'nın dilini ve konuyu işleyiş tarzını seviyorum. Eyüp Sultan ve o dönem beni çok etkiledi. Aklıma takılanlar çok oldu. Kendimi çoğu zaman hüzün dehlizinde boğuluyor gibi hissettim ama bittiğinde duyduğum hüzün de bambaşka idi.
Dünya üzerinde Peygamberimize bu kadar bağlı, ona hizmet etmek isteyen, onun yolundan gitmek isteyen sayılı insanların basında geliyor Ebû Eyyûb. Okurken bir çok yerde insan gözlerinin dolmasına engel olamıyor.