Jump to ratings and reviews
Rate this book

Zilif

Rate this book
Oruç Aruoba'dan 'mürekkep = kan' denklemine yaklaşan bir mektup-kitap...

Bir sonraki gece olmayabilecekken, bıçak sırtında yazılmış, bıçak gibi bir metin.

31 pages, Paperback

First published January 1, 2002

3 people are currently reading
201 people want to read

About the author

Oruç Aruoba

34 books326 followers
Yazar ve felsefecidir. 1948 yılında Karamürsel'de doğdu. TED Ankara Koleji'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisansı'nı aldı. Aynı üniversitede Felsefe Bilim Uzmanı oldu. Felsefe doktorasını tamamladı ve öğretim üyeliği yaptı (1972-1983). Tübingen Üniversitesi (Almanya) felsefe semineri üyeliği (1976-1977) ve Victoria Üniversitesi (Wellington) (Yeni Zelanda) konuk öğretim üyeliğinde bulundu (1981). Çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Birçok dergide yazı ve çevirileri yayınlandı. Serbest yazar olarak çalışmaktadır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
188 (60%)
4 stars
93 (29%)
3 stars
28 (8%)
2 stars
3 (<1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 30 of 36 reviews
Profile Image for Fact100.
485 reviews40 followers
July 8, 2025
"İnsan insan oldu mu, acı çeker."

Çağdaş edebiyatımızın en kendine özgü isimlerinden biri olan Oruç Aruoba, varoluşçu sorgulamalarını şiirsel bir dille aktararak edebiyat ve felsefeyi kaynaştırabilen istisnai bir düşünür, şair ve yazar.

Aruoba'nın, didaktizme bulaşmayan sözleri, okurunun, kendisinde olan ama duymaktan aciz olduğu iç seslerini daha güçlü titreştirip ruhunun gölgelerini keşfe davet eder.

"Benden hep önceden konmuş kalıpların içine girmemi istediler. (...) Benim bambaşka bir kişi olmamı bile değil; sanki kişiliksiz birşey olmamı — sanki cansız, düşüncesiz birşey, bir alet, bir makina...
Dünya benden ben olmamı istemedi."

Dilin sınırlılığının farkında, kısa ve güçlü cümleler kuran Aruoba, okunmaktan ziyade hissedilecek, bir bakıma iç'ten okunacak bir yazı mirası bıraktı.

İlk olarak 2001 yılında, "Geceyarısı Kitapları" kapsamında yayımlanan ve Aruoba'nın, belki de en kişisel eserlerinden biri olan "Zilif", bir babanın kızına yazdığı vasiyete yakın bir mektup, bir anlaşılma aracı, bir yürek dökümü.

Aruoba'nın karanlık düşüncelerle boğuştuğu bir zamandan dökülen bu satırlar, kızı Filiz'e yazılmış olsa da her ebeveyn ya da her evladın, yani herkesin kendinden, geçmişinden veya susturduğu gölgesinden izler bulmasına imkân tanıyor.

"Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum - uyuşamadık. Hepsi bu."

Yaşamak/deneyimlemek durumunda kaldığımız dünya ile uyumsuzluk, toplum tarafından anlaşılamama ve buradan filizlenen derin yalnızlık hissine aşina okurun duygularını yankılayan satırlarda, Aruoba'nın düşünceleriyle fitillenen soluk kandilimiz eşliğinde bir yol arıyoruz.

"Beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular."

Aktardıklarıyla, bir babanın kızına söylemek istediklerini aşarak varoluş, aşk, zaman ve ölüme dair şiirsel ve felsefi bir boyuta ulaşan "Zilif", aşikâr biçimde kanayan ve keskinliğiyle birçok okurun yarasını kavlatan bir mektup.

Bize kısmen malum bir benlikle kendimizi tam olarak anlamamız imkânsızken, bir başkasına, bize dair değiştirilemeyecek imgeler inşa etmiş bir cana, neyi, ne kadar ifade edebiliriz, bilemiyorum.

Yine de deneyebiliriz, şüphesiz.
Profile Image for Oğuz Kayra.
180 reviews
August 30, 2024
«İnsan olan insan pek az — bunu anladın bunca yıl sonra; bir de şunu: İnsan insan oldu mu, acı çeker.»
Profile Image for Seda.
53 reviews12 followers
July 5, 2019
Yaralı çocukları olduğunu bilen yaralı babaların kaleme dökülmüş hali.
Profile Image for Sümeyra.
262 reviews2 followers
May 31, 2023
Bir yazarı ölüm yıl dönümünde anmak, onu okumaktır.
Bu kitabı bugüne sakladım.
Pek bir sevdiğim şahsına münhasır, kendi üslubunu ve biçimi yaratan sevgili Aruoba,
Bir erik ile bir sevgiyi bağdaştıracak içtenlikte insana ‘babaya’ rast gelmenin zor olduğu bu günlerde;
İyi bir insan olmuşsunuz
İyi ki geçmişsiniz bu dünyadan
İyi ki yazmışsınız:)

“Benim kızım insan olacak.”
“İnsan insan oldu mu, acı çeker.”
“Bende ben olmayan birini— hatta birşeyleri— ‘sevdi’; sonra, beklediklerini bulamadıkça, duyguları — o sevgi’si— nefrete dönüşmeğe başladığı zaman da, ne yazık ki, gene, ben değildim nefret ettiği kişi”
“—Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum— uyuşamadık. Hepsi bu.

*Sizi Aruoba,
Önce Tanıdım
Sonra Sevdim
Şimdi Bildim
Hep Anladım
Profile Image for v (e-vey)* &#x1f353;.
95 reviews1 follower
June 4, 2023
kelimelerin güzelliğinin ve gücünün farkına, hep ve yalnızca bu adam sayesinde varıyorum. iyi ki vardın aruoba. anlaşılamamanın yorgunluğuyla bu dünyaya sırtını çevirirken bendeki bu eksikliği gideren yegane kişilerden olduğun için kocaman teşekkür etmek isterdim sana.
Profile Image for ayşe.
213 reviews332 followers
August 5, 2021
"hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de dünyayı da...
— Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
— uyuşamadık. Hepsi bu."
Profile Image for İlhanCa.
924 reviews7 followers
January 13, 2023
Bu sefer Oruç Aruoba’dan kızına bir mektup..
Kısacık bir mektup/kitap kızına gibi olsa da çevresine bir sitem niteliğinde..

“Sana şimdi o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, hiçbirini doğru-dürüst söyleyemiyo­rum..”
Profile Image for Oğuzhan Alpaslan.
35 reviews1 follower
October 4, 2017
İnsanın duygularını paramparça eden bir mektup-kitap olmuş. Birçok aforizma ve bazı kendi hayatından anekdotlarla kızına kendini açıklamaya çalışan bir baba kısa ama öz bir yapıt olmuş.
Profile Image for Koyu.
24 reviews
September 20, 2023
- dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
- uyuşamadık. hepsi bu.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for birgül.
79 reviews
September 13, 2022
dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum.
uyuşamadık. hepsi bu.
Profile Image for Baris Ozyurt.
926 reviews31 followers
April 28, 2024
“Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de -galiba mutluluktan koşuşturup duruyordun. Sana, yarı şakayla, "Haydi bakalım bana erik getir" demiştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra (hatta, biraz daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecektim), alı al, moru mor, kan-ter içinde geri gelmiştin: elinde bir külah: Manavdan, harçlığının son kuruşuna kadar vererek aldığın erikler... Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik istemişti... Ne yapabilirdin ki... Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın işte seni insan yapan da bu.



Artık bu yaşa geldiğine göre, öğrenmişsindir; biliyorsun, biliyorum: Öyle 'insan'lar vardır ki, babaları onlardan erik istese, gidip, şöyle bir bakıp, "Ağaçta erik yok" diyebilirler. Böylesi 'insan'ları tanıdın, biliyorsun. Ama sen senin yapabileceğin çünkü yapman gereken tek birşey vardı: Baban'a erik bulmak... Hani masallarda vardı ya bütün erikler "Kaf Dağı'nın ardında" olsaydı, o zaman sen de bir “Zümrüd-ü Ankâ kuşu” bulup, sırtına biner, yola koyulurdun...


Buna, seni öylesine etkileyene, ve o yaptığını yapmak istemeni sağlayana, onu yapacak gücü sana verene, “sevgi” adının takıldığını işitmişsindir, bol bol herkes ondan sözeder; o "Erik yok" diyenler de kullanırlar bu sözcüğü. Ama biliyorsun; gidip erik aramayı sahiden isteyenler pek azdır Bulabilenler... sahiden arayanlar daha da az... Aslında yalın birşeydi bu senin için: Öyle büyük sözcükler falan gerektirmeyecek, hatta, hiçbirşey söylemeyi gerektirmeyecek kadar yalın birşey: Baban senden erik istemişti o kadar...


_Sana şimdi o kadar çok şey söylemek istiyorum ki, hiçbirini doğru-dürüst söyleyemiyorum...

Kusuruma bakma yazım da gittikçe bozuluyor...”(s. 12)
Profile Image for Arda Barış Başaran.
1 review
August 11, 2025
Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de — galiba mutluluktan— koşuşturup duruyordun. Sana, yan şakayla, “Haydi bakalım — bana erik getir” demiştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra (hatta, biraz daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecektim), alı al, moru mor, kan-ter içinde geri gelmiştin : elinde bir külah: Manavdan, harçlığının sonkuruşuna kadar vererek aldığın erikler...
Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik istemişti...
Ne yapabilirdin ki...
Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın — işte seni insan yapan da bu.
Buna, seni öylesine etkileyene, ve o yaptığını yapmak istemeni sağlayana, onu yapacak gücü sana verene, “sevgi” adının takıldığını işitmişsindir, bol bol herkes ondan sözeder; o “Erik yok” diyenler de kullanırlar bu sözcüğü.
Ama biliyorsun; gidip erik aramayı sahiden isteyenler pek azdır — sahiden arayanlar daha da az...
Bulabilenler...
Aslında yalın birşeydi bu senin için: Öyle büyük sözcükler falan gerektirmeyecek, hatta, hiçbirşey söylemeyi gerektirmeyecek kadar yalın bir şey: Baban senden erik istemişti — o kadar...
Profile Image for Ida.
9 reviews
Read
January 27, 2026
Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de —galiba mutluluktan— koşuşturup duruyordun. Sana, yarı şakayla, “Haydi bakalım — bana erik getir” demiştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra (hatta, biraz daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecektim), alı al, moru mor, kan-ter içinde geri gelmiştin : elinde bir külah: Manavdan, harçlığının son kuruşuna kadar vererek aldığın erikler... Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik istemişti... — Ne yapabilirdin ki... Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın — işte seni insan yapan da bu.

Öyle ‘insanlar vardır ki, babaları onlardan erik istese, gidip, şöyle bir bakıp, “Ağaçta erik yok” diyebilirler. Böylesi ‘insan’ları tanıdın, biliyorsun.

Ama sen — senin yapabileceğin çünkü yapman gereken tek birşey vardı: Baban’a erik bulmak... Hani masallarda vardı ya — bütün erikler “Kaf Dağı’nın ardında” olsaydı, o zaman sen de bir “Zümrüd-ü Anka kuşu” bulup, sırtına biner, yola koyulurdun...
Profile Image for Zeynep Doğan.
2 reviews1 follower
January 6, 2026
“Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de —galiba mutluluktan— koşuşturup duruyordun. Sana, yarı şakayla, "Haydi bakalım — bana erik getir" demiştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra (hatta, biraz daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecektim), alı al, moru mor, kan-ter içinde geri gelmiştin : elinde bir külah: Manavdan, harçlığının son kuruşuna kadar vererek aldığın erikler...
Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik istemişti... — Ne yapabilirdin ki...
Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın — işte seni insan yapan da bu.”

bu kitap-mektubu babamın bana yazdığını hissediyorum. her okuduğumda.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for elif.
22 reviews1 follower
Read
August 12, 2023
Gene de; evet, doğru, bir anlamda kaçtım, kaçıyorum şimdi de-- bu da belki güçsüz olduğumu, yetersiz ve korkak olduğumu gösterir. Başarısız oldum. Bugün, yakınlarımın gözünde de, toplum indinde de, yersiz bir 'düşkün'üm. Biliyorum. Ama düşün: Nedir ki ‘başarı' --ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyuneğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? Bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu 'başarı'-- 'ben'im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. Karşılığında kim olduğumu verdiğim bir 'kimlik'...
Profile Image for Duygu Sevimli Çeltik.
188 reviews26 followers
May 27, 2021
Hayata ince yerinden bakabilenlerin dışlanmışlığını, kırılganlığını bir kaç sayfayla anlatabilmek kolay iş değil. Bunu kendi dilimde okuyabilmek de benim şansım. İyi ki Filiz (Zilif) babasının mektubunu bizimle paylaşmış. Herkesin(?) yaptığı babalığı kendi kızına yapamayan (?) Aruoba, bir çok babanın anlatamayacağı derinlikte bir insanlığa işaret ediyor. Defalarca kez okunacak bir metin. Kendimize ve kendimizden bildiklerimize.
Profile Image for Elif.
9 reviews
August 21, 2025
Zilif… Bir babanın kızına intihar etmeden önce yazdığı mektupların kitaplaştırılmasıyla oluşturulmuş. Hayata tutunamamış, topluma yabancı kaldığını hissetmiş birini anlatıyor. Otuz sayfada üç yüz sayfalık his yer alıyor bana göre. Her bir cümlesi ayrı güzel ve özel.
Okuduğum en güzel mektuplardı diyebilirim. İlk Oruç Aruoba kitabım, etkileyici bir tanışma oldu.
Profile Image for NaCI.
59 reviews
July 5, 2021
"Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum - uyuşamadık. Hepsi bu."

Çıplak, sert ve gerçek.
Profile Image for Büşra Yıldırım.
25 reviews9 followers
October 29, 2021
— Başka türlü yapabilmeyi ister miydim... Sanıyorum, Hayır — peki o zaman, bütün bunları
yeniden yaşamak durumunda kalsaydım, bunu
ister miydim... Sanıyorum, Evet.
Profile Image for  Nur.
6 reviews
July 3, 2022
''— işte, etrafımdakiler de bu kişiyi, bu “ben”i
görsünler, kişiliğimi anlasınlar istedim. Sahici ol­mak;
sahiden anlaşılmak, tanınmaktı, istediğim.''
Profile Image for Alhan.
12 reviews
March 15, 2023
"...'ben'im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim birşey. karşılığında kim olduğumu verdiğim bir 'kimlik'..."
Profile Image for Meryem.
9 reviews1 follower
July 6, 2024
insan insan oldu mu acı çeker.
Profile Image for zehra.
77 reviews
January 13, 2025
"davacı değilim dünyadan." diyen aruoba'yı yakınları anlamadı ama yazdıklarıyla onu anlayan insanları yalnızlığından çekti. dünya ile uyuşamayanları kaleminde buluşturdu. iyi ki canım aruoba.
Displaying 1 - 30 of 36 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.