Jump to ratings and reviews
Rate this book

Canım Aliye, Ruhum Filiz

Rate this book
Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali'yi yakından tanımamızı sağlıyor.

"Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız, neşeli ve kederli olacağız, ne olursa olsun, bütün bunlar hep beraber, hep ikimizin iştirakiyle olacak ve başka hiç kimse karışmayacak."
-Tarihsiz bir mektuptan

"Sen nasılsın? Keyfin yolunda mı? Sevgilim, Filiz'im nasıl? Onun bir fotoğrafçıda, hiç olmazsa vesikalık bir resmini çıkartıp gönder. Kendinin de bir resmini yolla. İkinizi de fevkalade göreceğim geldi."
-24.VIII.1944 tarihli mektuptan

160 pages, Paperback

First published January 11, 2014

50 people are currently reading
1966 people want to read

About the author

Sabahattin Ali

226 books2,438 followers
Sabahattin Ali (February 25, 1907 – April 2, 1948) was a Turkish novelist, short-story writer, poet, and journalist.

He was born in 1907 in Eğridere township (now Ardino in southern Bulgaria) of the Sanjak of Gümülcine (now Komotini in northern Greece), in the Ottoman Empire. He lived in Istanbul, Çanakkale and Edremit before he entered the School of Education in Balıkesir. Then, he was transferred to the School of Education in Istanbul, where he graduated in 1926. After serving as a teacher in Yozgat for one year, he earned a fellowship from the Ministry of National Education and studied in Germany from 1928 to 1930. When he returned to Turkey, he taught German language in high schools at Aydın and Konya.

While he was serving as a teacher in Konya, he was arrested for a poem he wrote criticizing Atatürk's policies, and accused of libelling two other journalists. Having served his sentence for several months in Konya and then in the Sinop Fortress Prison, he was released in 1933 in an amnesty granted to mark the 10th anniversary of the declaration of the Republic of Turkey. He then applied to the Ministry of National Education for permission to teach again. After proving his allegiance to Atatürk by writing the poem "Benim Aşkım" (literally: My Love or My Passion), he was assigned to the publications division at the Ministry of National Education. Sabahattin Ali married on May 16, 1935 and did his military service in 1936. He was imprisoned again and released in 1944. He also owned and edited a popular weekly newspaper called "Marko Paşa" (pronounced "Marco Pasha"), together with Aziz Nesin.

Upon his release from prison, he suffered financial troubles. His application for a passport was denied. He was killed at the Bulgarian border, probably on 1 or 2 April 1948. His body was found on June 16, 1948. It is generally believed that he was killed by Ali Ertekin, a smuggler with connections to the National Security Service, who had been paid to help him pass the border.[2] Another hypothesis is that Ertekin handed him over to the security services, and he was killed during interrogation. It is believed he was killed because of his political opinions.

Sabahattin Ali's 100th birth anniversary was celebrated in Bulgarian city Ardino in March 31, 2007. Ali is a well-known author in this country because his books have been read in schools in Bulgaria since 1950s.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,480 (54%)
4 stars
869 (31%)
3 stars
309 (11%)
2 stars
51 (1%)
1 star
11 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 243 reviews
Profile Image for Irmak.
402 reviews943 followers
November 9, 2016
Bu kitaba puan vermek ne derece doğrudur diye düşünsem de sonunda verilecek bir puan varsa oda 5 olmalıdır dedim.
Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna'sını okuduğumda böylesine naif bir aşkı anlatan adamın ruhu da böylesine naif midir acaba yoksa tamamen hayal gücünün mucizesi mi diye düşünmüştüm. Ama bu kitapla gördüm ki Sabahattin Ali'nin ruhu naifmiş. Canı Aliye'sine olan aşkı öyle güzeldi ki. Özellikle de bir mektubunda yazdığı ' Mektupların senin göğsünde ne kadar temiz ve insan bir kalbin çarptığını bana gösteriyor, bu kalp bundan böyle benimki ile beraber çarpacağı için dünyanın en bahtiyar insanıyım.' cümlesi var ki beni çok etkiledi. Bunu mektupların her birinde muhakkak hissetsek bile sevgisinin en çok hissedildiği mektuplar nişanlı oldukları dönemde yazılanlardı. Bunda muhakkak evliliklerinden sonra yaşanan sıkıntıların, tutuklanmaların, geçim darlığı çektikleri dönemlerin etkisi vardır. Bunu mektuplardan hissediyorsunuz zaten. Ama buna rağmen her mektubun sonunda Aliye ve Filiz'i hasretle kucaklayıp, öpücüklere boğmaktan geri kalmıyor Sabahattin Ali. Kızına hitap şekli de bir o kadar sevilesi 'Ruhum Filiz' diyor 'miyop gözlerinden hasretle öperim' diyor. Herkesi de bu hitapları ile kalbinden vuruyor Sabahattin Ali. Keşke karşı tarafın mektupları da olsaydı dedim. Aliye ve Filiz'in satırlarını da okumak isterdim. Ama böylesi bile çok güzeldi.

'..Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır.'
Profile Image for İntellecta.
200 reviews1,791 followers
March 19, 2022
“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku...Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim.Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.
Sayfa 17
Profile Image for alper.
210 reviews63 followers
August 15, 2020
Sabahattin Ali’nin 1935’ten 1948’e kadar önce nişanlısı, sonra eşi olan Aliye Hanım’a ve Ruhumuz Filiz’e yazdığı mektuplar. Bu çok özel mektupları paylaştığı için Prof. Dr. Filiz Ali’ye ben de teşekkürlerimi sunuyorum.

“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu. Fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. Çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin”.🤗 (25 Mart 1935)

Nişanlılık döneminde başlayan bu içten, bu sıcak mektuplar bir süre sonra hayatın zorlukları hengamesi, dönemin baskılarıyla birleşip başka bir şekil alıyor. Sürekli bir politik mücadele içerisindeyken bir yandan da ailesinin sorumluluğu... Burada da Ruhumuz Filiz’e olan mektuplar başlardaki o havayı devam ettiriyor. “Yüz bin milyon defa gözlerinden, yanaklarından hasretle” mektuplar aracılığıyla öpmek durumunda kaldığı kızı,
Sevgili Filiz,
Nasılsın? Sakın beni merak etme. Senin baban kedi gibidir, dört ayak üstüne düşmenin bir kolayını bulur. Sen kendi sıhhatine bak ve kilo ile boyunu bana yaz. İnşallah yılbaşında Ankara’ya gelirim de o bayramı beraber geçiririz. Bir milyon defa gözlerinden, yanaklarından öperim, sevgili kızım.🤗
Baban
S. Ali

Mektuplarda tanık olduğumuz dönemin havası bugünden pek farklı değil. Peşini bırakmayan davalar, üzerindeki yargı baskısı, matbaalarda dergi bastırılamayacak bir ortam. Bu topraklarda hep aynı şeyleri bir daha bir daha yaşıyoruz. Buna Sırça Köşk’ü okurken de tanık olmuştuk. Ne acı… (not1'de konuya ilişkin bir yazı paylaştım)

Filiz’e yazarken her defasında biraz nefes alıyoruz. O da olmasa! Derken birden mektuplar kesiliyor. Niye kesildiğini hepimiz biliyoruz... Hangi aydınımıza sahip çıkabildik ki? (Biliyoruz desem de Filiz Hanım paylaşılan resmi bilgilerin aksine, cinayetin nasıl olduğunun hala muallak olduğuna da değiniyor, linki not2 kısmında bulabilirsiniz)

I. XII. 1947’de yazdığı ve okurken nefesimin kesildiği kısımla veda edelim:
“Sinirlerimi merak etme. Bilirsin ki demir gibidir, ama demir gibi kalmaları için ara sıra, kimse görmeden, sizin yanınızda sinirlenebilmeliyim. İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? Hep genç kalacağım.”
😢

Not:Yazdıklarımla paralellik gösteren döneme dair Korkut Boratav Hocanın bir yazısını paylaşıyorum. Okumanızı hararetle öneririm. (sadece o döneme değil, bugüne de ışık tutuyor, yarına da?😞) Babası Pertev Naili Boratav'da Sabahattin Ali'nin arkadaşıdır ve kitapta onun da adı geçer. :)
Korkut Boratav - Sabahattin Ali'nin siyasi yazıları

Not 2: Filiz Hanım'la yakın zamanda yapılmış bir söyleşi: TRT2 - Edebiyat Söyleşileri | Filiz Ali | 10. Bölüm

Profile Image for Cemre.
726 reviews567 followers
July 30, 2019
Mektup okumayı çok sevmiyorum; çünkü genelde karşı tarafın cevaplarını okuyamıyorsunuz ve bazı şeyler, yeterince kavrayamıyorsunuz. Ayrıca bir kimsenin özel hayatına karışıyormuşum gibi hissediyorum mektup okurken.

Ancak bu mektuplar beni çok hüzünlendirdi, hüzünle karışık bir keyif de verdi. Özellikle Aliye Ali ile nişanlıyken yazılan mektuplar minik öyküler tadındaydı benim için. Evlilik sonrası mektuplardan sonra ise ister istemez "evlilik aşkı öldürür" klişesi aklıma geldi. :) Tabii bunda Sabahattin Ali hakkında açılan davaların, para sıkıntısı da dâhil olmak üzere yaşadıkları sıkıntıların etkisi büyük. Bunun haricinde Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali'ye yazdığı kısacık; ama sıcacık satırları okumak da ayrı bir zevkti. Niye bilmem; fakat şu hitap gerçekten etkiledi beni: "Miyop gözlerinden hasretle öperim sevgili kızım".

Sonlara doğru olan bir mektuptan bir alıntı ile noktalayayım:
"İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? Hep genç kalacağım" (s.129)
Profile Image for Aslı.
86 reviews4 followers
March 1, 2017
Mektupları okuyunca sorumluluk sahibi bir aile babası görüyoruz. Başından neler geçmiş ama hala kızının ateşini,notlarını soruyor, babası için endişelenmemesini söylüyor. Çok ince ruhluymuş gerçekten.
Bence Filiz Ali de çok fedakarmış,sevdiğinin arkasındaymış. Onun için de zor olmalı. Evlisin ama eşin çoğu zaman evde yok, hapishanede,seminerde..Üstüne çevreden de ne laflar duymuştur.S. Ali'yi bırakabilirdi ama yapmamış. Onun cevaplarını da okuma imkanımız olsaydı çok daha da duygulanırdık bence.
Mektupların en güzel yanlarından biri de geçtiği zamandaki olayları bize aktarmaları.Özel olarak o zamanları açıp okumasak bile bu tarz eserler okunduğunda bize bolca bilgi aktarıyor.
Profile Image for Sinem.
347 reviews204 followers
April 25, 2017
ne zaman Sevgi Soysal veya Sabahattin Ali okusam bu topraklarda aslında hiçbir zaman hiçbir şeyin değişmediğini idrak ediyorum tekrar tekrar. Bu mektuplar tek başına yeterli değil ama Sabahattin Ali'nin hayatına yazdıklarına aşina olanlar için oldukça anlam ifade edecektir.
Ülkeden kaçmak zorunda kalana kadar hep çok ümitliymiş, hep işlerin yoluna gireceğini düşünüyormuş. Kendi kaleminden bunu okumak yaralayıcı oldu.

Kitapta orijinal mektupların fotoğrafları var, 150 değil de 70-80 sayfa civarında bir hacmi var aslında. bir oturuşta bitebilecek bir kitap.
Profile Image for Sena Nur Işık.
Author 11 books1,142 followers
April 16, 2017
Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektupları içeriyor. Kitabın içinde mektupların asıl kopyaları ve yanında çevirisi var. Mektupları tek tek gerçek haliyle kitabın içine koymaları baya orijinal olmuş.

Nişanlılık döneminde yazılan, aşk ve sevgi dolu mektupları daha çok sevdim. Evlilikten sonra yazılan mektuplar sadece yaşanılan olaylara ışık tutuyordu. Ama bu yaşanılan olaylar Sabahattin Ali'i daha iyi tanımaya imkan veriyor.

İlk sayfalarda mektupları okurken, biraz utandım. Sabahattin Ali'nin özel hayatının, sevdiği insanlar için yazdıklarını rahat rahat okuyamadım. Bu konu herkesin farklı açıdan bakacağı ve kimine göre özel hayata saygısızlık kimine göre aman ne olacak deyip geçiştirebileceği bir konu. Ama Sabahattin Ali'nin eşi, Aliye Ali'nin kendisi mektupları Osmanlıcadan Türkçeye çevirerek bazılarını yayınlamış. Bunu duyduğumda içim rahat ederek okudum. Tabii utandığım kısımlar hariç :)

Bu kitapta Sabahattin Ali'nin aşkını, evliliğini, hayatında yaşadığı zorlukları, kızını, nasıl bir eş, nasıl bir baba olduğunu her açıdan görüyorsunuz. Kitabı fazlasıyla sevdim. Sizlerinde seveceğine eminim.
Profile Image for aysu.
121 reviews94 followers
November 21, 2016

"Doğrusu, dünyada rahat yaşamak için aptal olmak lazım, fakat aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamak daha iyidir."

"Sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birdenbire geldin."

"İnsan alıştığı, güzel bulduğu, kendine yakın bulduğu yerlerden ayrılırken sanki vücudunun bir kısmını orada bırakıyormuş gibi üzülür."
Profile Image for Ahsen Olgun.
7 reviews3 followers
January 4, 2015
Mektupları bitirip kapaktaki fotoğraflarına bakakaldım uzunca. Bu nasıl bir adam? Her haline hayran olunur tekrar tekrar. Acısı bile zarif, ah Sabahattin Ali....
Profile Image for Carduelis.
233 reviews
October 13, 2025
"Sinirlerimi merak etme. Bilirsin ki demir gibidir, ama demir gibi kalmaları için ara sıra, kimse görmeden, sizin yanınızda sinirlenebilmeliyim. İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi?
Hep genç kalacağım."syf129

"Ah Aliye, senin Ankara'ya geleceğin günleri nasıl bekliyorum bilsen... Şimdi kapıyı açıp girdiğim zaman beni soğuk bir sessizliğin karşıladığı küçük evde senin güler yüzün tarafından karşılanmak bana saadetlerin en büyüğü gibi geliyor. Biliyor musun, ilk mektuplarımda "Bana böyle şeyler yazma, sonra sana deli gibi âşık olurum," demiştim, oldum işte... Sana bugün çılgın gibi âşığım. Senden ayrı geçen bu günleri cehennemde imişim gibi geçiriyorum. Evde resimlerine bakarak uyumaya çalışıyor fakat uyuyamıyorum. Sana kavuşmadan sükûnet bulamayacağım."syf56



Çok Sevgili Aliye'ciğim,

Ben de senin mektubunu alınca sevincimden yerimden sıçrayacaktım. Demek artık birleşmemiz bir gün meselesi oldu. Beni düşündüğünü gösteren satırların kalbimin sana karşı olan bağlarını bir kat daha kuvvetlendirdi. Benim için dünyada her şey sensin. Bunun için benim de her şeyim senindir. İlk günlerde pek lüks yaşamasak bile muhakkak ki seni dünyanın en mesut insanı yapmak için her şeyi yapacağım. Çünkü sen sevgin ile beni dünyada erişilebilecek saadetlerin en büyüğüne eriştirdin. Mademki annen istiyor, tabii seni gelin kıyafetinde görecektir. Bunu ben de isterim. Ben ay başında sana gelinlik kumaşı yollarım, orada vücuduna göre diktirir ve hazırlatırsın. Ben İstanbul'da dört beş günden fazla kalamayacağım için bunların önceden tamamlanması daha iyi olur. Sonra ben gelirim, resmi işleri hallederiz, olur biter. Mayıs ortalarında her halde gelmek istiyorum. O zaman mehtap da olacak, seninle ay ışığı altında yalnızca dolaşmayı o kadar istiyorum ki... "Gözlerimi kapadığım zaman senin hayalini görüyorum..." diyorsun. Ah Aliye, ben gözlerim açıkken bile hep seni görüyorum. Her şeyde senin hayaline tesadüf ediyorum. Bir sene filan beklemek icap etse ne yapacaktım, nasıl dayanacaktım bilmem. Bana bir daha yüzündeki çillerden filan bahsetme... Bu husustaki fikrimi evvelce de yazmıştım: Ne olursa olsun, sen benim için dünyanın en güzel, en sevimli, en iyi kalpli mahlukusun.syf36

Çok Sevgili Aliye,

Sana neler yazayım ki sen neşe içinde yüzesin. Ben neşeyi senden öğreneceğim. Hayat ve felaketler beni o kadar gülmekten ve neşeden uzaklaştırdı ki kendimi, senin getirdiğin bu saadet dünyası içinde bile şaşkınlıktan kurtaramıyorum. O kadar talihin kahrına uğramışım ki hayatta bana da mesut olmak nasip olabileceğine inanamayacağım geliyor. Evde iki resmini de karşıma alarak saatlerce bakıyorum ve saadet beni adeta sarhoş ediyor. Sevinçten ağlamak istiyorum. Ben son zamanlarda her şeyden ümidimi kesmiş, kendimi gülen, oynayan hayattan ayırarak birkaç türlü kitabın arasına atmış bulunuyordum. Sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birdenbire geldin. Ben bu kadar bol hayat ve saadet yağmuru altında kendimi unutmuş gibiyim. Şimdi ömrümün bir tek gayesi var: bir gün evvel sana kavuşmak, seni kollarımın arasına almak, güzel, temiz yüzüne saatlerce, senelerce hiç doymadan bakmak. Ancak o zaman tam neşeli, senin istediğin gibi neşeli olabileceğim. Senden ayrı, senden uzak bulunurken benden nasıl neşeli şeyler istiyorsun?
Bana yaz Aliye'ciğim. Sayfalarca mektuplar yaz. Her şeyden, hayattan, insanlardan, bahardan, kendinden bahset. Asıl sen bana neşe ver... Ben buna muhtacım.syf26
Profile Image for Gökhann.
68 reviews10 followers
November 28, 2015
Günümüzle fazla fazla benzerlik göstermiyor mu?
Ben bugünü okuyormuşum gibi hissettim yazdiklarından ötürü tutuklanmalar , mahkemeler falan.
Eşine ve kızına yazdığı özlem dolu mektuplarında aslında gene siyasetin ve siyasilerin insanların hayatını nasıl bok edeceğini derinden hissettiriyor.
Keske daha uzun yıllar yasasaydın.Daha çok yazsaydın.
Profile Image for Asel.
45 reviews73 followers
September 26, 2025
“İhtiyarlığımda çekilmez bir adam olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. Ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. Çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? Hep genç kalacağım.”

Ve öyle de oldu… Hep genç kaldı Sabahattin Ali; 41 yaşında öldürüldü.

Bu kitap beni mahvetti. Ülkeden kaçma raddesine gelene dek umut doluymuş naif insan. Aliye Ali ile nişanlılık günlerinden baba oluşuna kadar takip ettiğimiz mektuplardan taşan sevgi ve aşk o kadar güçlü ki… Hele kızına hitabı: “Ruhum Filiz, miyop gözlerinden hasretle öperim sevgili kızım.”

Dilerim ki, sevdiğini böyle içten hissetiren bir insan girer hayatıma. “Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
Profile Image for Senadirlik.
75 reviews7 followers
March 25, 2019
Elimden bırakamadan okuyup bitirdiğim Sabahatyin Alinin karısına ve kızına yazdığı mektup derlemesi.
Ağladım, güldüm ve sana biraz daha hayran oldum Sabahattin Ali ❤️
Profile Image for moi, k.y.a..
2,090 reviews382 followers
Read
March 27, 2020
descriptionBen kızdığımı nadiren belli ederim. Teessürümü de hiç göstermem. Herkes beni keyfi yerinde, daima gülen biri sanır. İşte bunun için yazılarım çok dertlidir.

Türkçesine hayran olduğum, akıp giden okudukça okuyasım gelen yazarlar var. (bkz: Sabahattin Ali)

Bu kitapta da öncelikle nişanlısı ardından eşi, yoldaşı olan Aliye Hanım’a yazdığı ve zamanla kızı Filiz’e eklediği mektuplar tasnif edilmiş. Öykülerindeki ve romanlarındaki naifliği bu satırlarda daha bir hissediliyordu.
Bazı yerlerde söylediği ufacık şeyler var bir de... Hani başkası sayfa sayfa yazsa böyle vurmaz, biliyorum.
Profile Image for Nilda.
132 reviews40 followers
January 31, 2022
Sabahattin Ali’nin bu eserinde eşinden, çocuğundan ayrı uzaklardayken ve hapisteyken onlara yazdığı özlem dolu mektupları okuyoruz. Aliye’den önce her şeyden çok kitapları seven Sabahattin Ali artık karısını ve çocuğunu her şeyden çok sevecektir. Bir dönem İstanbul’da, bir dönem Ankara’da olan daha sonraları çıkardığı dergilerde yazdıklarından dolayı hapise giren Sabahattin Ali her zaman büyük bir özlem içerisinde olacaktır.
24 Ağustos 1944 tarihli mektuptan bir #alıntı : “Sen nasılsın? Keyfin yolunda mı? Sevgilim, Filiz’im nasıl? Onun bir fotoğrafçıda, hiç olmazsa vesikalık bir resmini çıkartıp gönder. Kendinin de bir resmini yolla. İkinizi de fevkalade göreceğim geldi.” Sabahattin Ali’yle sayesinde tanıştığım bu kitap beni öyle derinden etkiledi ki her satırını çizmek istedim. Fakat kitabı o kadar sevdim ki nasılsa defalarca okuyacağım, o zamanların birinde her satırın tek tek altını çizerim dedim.
Eğer siz de benim gibi Sabahattin Ali ile daha önce tanışmadıysanız bu kitap başlangıç yapmak ve onu tanımak için harika olabilir. 🌻
Profile Image for Aykut Kısa.
222 reviews14 followers
September 25, 2021
Mektup okumak ne kadar da zor bir eylem haline geldi, anlatamam!
Sabahattin Ali'nin eşi ve kızına yazdığı içten ve sıkıntılı mektuplar insanın yüreğini burkuyor. Katledilmeden bir ay evvel yazdığı mektubunda artık başımı belaya sokacak işlerden uzak duracağım diyor. Ama bela, ölüm yine de bulmuş onu...
Profile Image for Mehmet Erkurt.
36 reviews42 followers
March 30, 2015
Bu ülkeye fazla güzel gelmiş bir insanın sevgi dolu sesi. Sevgi cümleleri, özlem vurguları, öğretmenliği, yayıncılık mücadelesi, parasızlık sorunları... Yorulmuş, hep yorulmuş. Devlet onu da yormayı çok sevmiş. Sonra da yok etmeyi görev bilmiş kendine. Derinden vurmuş o bilindik darbesini, yine.
Profile Image for Altay Aktar.
109 reviews46 followers
March 11, 2017
Beklentisiz, çıkarsız sevmenin dayanılmaz hafifliği.
Profile Image for Perihan.
480 reviews135 followers
September 19, 2016
"Canım Aliye,
Seni şimdiden çılgın gibi sevmeye başladığımı hissediyorum. Derhal yaz. Uzun yaz, çok uzun şeyler yaz...
Seni hasretle kucaklarım benim bir tanecik Aliyem."

Aldırma Gönül, Leylim Ley ve Benim Meskenim Dağlardır gibi şarkılara ruh veren şiirlerin şairi, hüzünlü yazıların, hikayelerin yazarı Sabahattin Ali 'yi , bu kitapta yayınlanan mektuplarda, nişanlı, eş ve bir baba olarak tanıdım. O , coşkulu bir nişanlı; aşık , sorumlu bir eş ve sevecen ve ilgi gösteren bir baba... Ömrüm boyunca bir kitabı okurken bu kadar hüzün çökmemişti yüreğime! Sabahattin Ali'yi bir baba olarak tanımak ve O'nun hazin sonunu düşünmek ... Bu mektuplar anlatılmaz, okunur...

"Sevgili Aliye,

Size on gündür mektup yazamadım. Çünkü paramı alamadım, parayı gönderir ve yazarım diye oyalandım. Hala da alamadık! Önümüzdeki hafta belki bir miktar almak, mümkün olacak! Hayatımda hiç bu kadar sıkılmamış ve imkansızlıklar içinde çırpınmamıştım. Sizin halinizi düşündükçe, geceleri gözüme uyku girmiyor."

Büyük şair, eşsiz anlatım diline sahip, naif yazar, bir de işte 'geçim derdi' ile, ailesinden uzakta yaşıyordu! Onlara para göndermeye çalışıyordu! Bir yandan da peşini bırakmayan dava ve hapis cezaları, O'nu yavaş yavaş kemiriyordu...


"Diğer işlerimi bir yoluna koysam, o bir aylık hapis cezasına aldırmam! Aklım sizde... Filiz yaşında bir çocuk görsem, elimde olmadan gözlerim yaşarıyor!"

İşte biri, bu babaya kıydı bir gün! O zalim, insan olmayan bir piyon, aldı eline bir taş, yolda mola verdikleri yerde, tam da eline okumak için bir kitap alan , Sabahattin Ali'ye zalimce , o taşla vurdu, vurdu... Tarih 2 Nisan 1948 di... O artık Filiz'i kucaklayamayacaktı! Aliye'sini sarıp sarmalayamayacaktı!

Geride bu son 13 Mart 1948 'de yazdığı aşağıdaki mektup kaldı...

Ruhum Filiz,

Resimlerin pek şirin çıkmış. Bakıp bakıp öpüyorum! Yakında yollardan kar kalkar kalkmaz gelip seni kucaklayacağım. Derslerin nasıl? Bana bilgi ver.
Milyonlarca gözlerinden öperim kızım!
Profile Image for ayşnr._.r.
330 reviews65 followers
March 16, 2018
“Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.”

Sabahattin Ali’nin bu denli romantik bir adam oluşunu hiç bilmezdim… Her mektup sonunu bitirişi beni bende aldı. O kadar güzel ki. Özellikle sonlarda kızına da yazdığı mektuplar çok güzeldi.
“Miyop gözlerinde öperim…”
Sen ne kadar ince ruhlu bir adamsın diye geçirip durdum içinden. Karısına olan aşkı zaten okuduğunuz ilk mektuplarda kendini gösteriyor. Gerçekten zor bir hayatı olmuş. Hapishaneye girmeleri, kötü günlerinde bile asla mektup yazmayı unutmaması harika bir şey. İnsan bazen sıkıntılı dönemlerinde bile bir şey yapmak istemez. Ama o kitabın arkasında da yazdığı gibi bir baba ve eş olarak ailesini hiç ihmal etmemiş. Keşke uzak kaldıkları günler kadar daha beraber bir hayat sürselermiş.
Gün geçmiyor ki okuduğum her kitabıyla kendine tekrar hayran kalayım. Çok ama çok güzellerdi. Zaten mektup okumayı ayrı sevdiğim için bu kitap tadından yenmedi. Kitabın içinde bazı ünlü isimleri görmek sebepsiz beni mutlu ettim. Ayrıca baya da bilgilendim diyebilirim. “Aaa bu ondanmış” dediğim çok yer oldu.
Tek problemim nedense ünlü bir yazar dahi olsa tanımadığım birinin özel hayatını izinsiz bir şekilde okuyormuşum gibi hissettim. Sanki gizli bir iş yapıyormuşum gibi. Kitabı okuyana kadar bu duygu beni bırakmadı. Bu aynı düşünce Theo’ya Mektuplar kitabında da olmuştu. Ama işte şeytan giriyor kanımıza ve okudukça daha fazlasını istiyorsunuz. Bu kadar kısa olmasına bu yüzden çok üzüldüm.
Ayrıca kapağı çok tatlı değil mi? Resim o kadar güzel ki duvarıma asasım var.
Profile Image for Gizem.
23 reviews48 followers
November 22, 2017
1.5 saatte bitirdim resmen... Canım Sabahattin Ali gerçekten çok naif bir insan. Karısına ve kızına yazdığı mektuplar o kadar tatlı ki... ayrıca Sabahattin Ali’nin geçirdiği zor zamanları kendi ağzından duymak da çok güzeldi.
Profile Image for Tülay.
480 reviews45 followers
September 28, 2019
5/5

“Doğrusu, dünyada rahat yaşamak için aptal olmak lazım. Fakat aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamak daha iyidir bence... Bilmem sen ne dersin...”

Sabahattin Ali’den şimdiye kadar okuduğum dört kitap arasında açık ara farkla en sevdiğim bu kitap oldu. Sanırım bunun sebebi yazarın, eşi ve kızı ile yaptığı açık yürekli mektuplaşmalardı. Okurken o kadar içten duygular hissettim ki anlatamam. Sabahattin Ali’nin özellikle kızı ile olan mektuplarında sanki kendi ailemden gelen bir mektubu okuyormuş gibi hissettim. Eşi Aliye ile olan mektuplarındaki aşk dolu cümleler ise kalbimi kıpır kıpır etti. 🙈
Sabahattin Ali külliyatını okurken asla ama asla es geçmemeniz gereken bir eser.
Keyifli okumalar.
Profile Image for Segese.
26 reviews13 followers
March 27, 2014
Basta gercekten ne guzel bir askla, mutlulukla baslayan mektuplar gittikce hasreti, gecim derdini ele almis. Hapishanede gecen gunler, ayri kalinan tum zamanlar hep bir umut vardi bir yandan da ailesini zor durumda birakmak istemeyen sevgisini kaybetmeyen bir Sabahhattin Ali vardi. Kitabi bitirince icim acidi, az sayida mektupla bile bu kadar etkileyebildi. keske daha bir cok mektubu olsa diye dusunsem de uzuntume uzuntu de katardim diye dusunuyorum. Sevgiyi mektuplarinda gorsem de ben daha cok hasret goruyorum, cok fena.
Kisacasi cok sevdim, icime isledi. Ara ara okuyup bir parca huzne bir parca sevgiye doyulcak bir kitap.
Profile Image for Caterina.
1,223 reviews62 followers
September 7, 2014
"Milena`ya Mektuplar"i okurken yasadigim sıkıntı, Canim Aliye, Ruhum Filiz`de de vardi. yani tek tarafli mektuplarin, karsidan gelen cevaplari okuyamamaktan gelen eksiklik...

Bunun disinda bir mektupta esine yazdigi "kilo alma" soylemini de antipatik buldum. evlilik sonrasi yazilmis mektuplarda duygusal iletisimin giderek azaldigi gibi bir dusuncem de var...

benim icin hayal kirikligi oldu. edebi eserlerine olan saygimdan 3 yildiz...
Profile Image for M..
132 reviews
March 20, 2014
Kalbim cız etti sonunda. Biliyorum ya nasıl öldüğünü ve nasıl sevdiğini hayat arkadaşını, evladını. 

Bir sonsuz gurbet. Hep uzak hep hasret... Zaten öyle olmasa böyle güzel sözler söyleyebilir ve böyle manâlı eserler bırakabilir miydi?

Ah!
Profile Image for hümeyra .
238 reviews3 followers
July 25, 2023
"Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim."
Sabahattin Ali biz dostuz senle
Profile Image for Sümeyra.
260 reviews2 followers
Read
December 25, 2023
“Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek”

“Doğrusu dünyada rahat yaşamak için aptal olmak lazım. Fakat aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamak daha iyidir bence…”
Profile Image for Elçin G.
82 reviews9 followers
August 4, 2021
“Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.”


Böyle nice nahif insana kıydı bu coğrafya.. Yüzyıl geçiyor aradan ama değişen hiçbir şey yok.
Hala insanlar farklı düşündükleri için, düşündüklerini dile getirdikleri için korkuyorlar cezalandırılıyorlar.
Yazık güzel ülkeme..
Profile Image for Öykü Coşkun.
352 reviews2 followers
February 26, 2017
Milena'ya Mektuplardan sonra okuduğum ikinci mektup derlemesi. Bu yüzden ister istemez Sabahattin Ali'yi Franz Kafka'yla karşılaştırıyorum ve bence Canım Aliye, Ruhum Filiz Milena'ya Mektupların yanında sönük kaldı.
Sabahattin Ali mektupların bir kısmından sonra sadece evin, karısının, çocuğunun ihtiyaçlarından, yaptıklarından ve karısının yapması gerekenlerden bahsediyor. Bu da beni biraz sıktı doğrusu.
Yani kitap ortalama bir kitaptı. Baştaki mektuplar oldukça hoşuma gitmişti, ama sondakiler biraz sıktı.
Profile Image for Ece.
239 reviews16 followers
August 19, 2015
Sadece maneviyatla bir insanın nasıl yücelebileceğini ve karşısındakini nasıl yüceltebildiğini gördüm bu mektuplarla. Yazılanların belli bir zaman diliminde gerçekten geçmiş olması, samimiyeti mektupları daha da okunur kılıyor. Ayrıca bu mektuplarla sevdiğiniz yazarı onu bildiğiniz, anladığınız halinden farklı bir tarzda görme ya da tam tersi "işte benim yazar tam da bu" deme fırsatına sahip oluyorsunuz. Böyle duvarsız, dümdüz bir şekilde kalbini açmış, hem eş hem de baba olarak böyle kıymetli bir sevgiye sahip, şu anda bizim tahmin bile edemeyeceğimiz zor koşullar altında hayatını okumaya, edebiyata ve halkının istikbaline adamış Sebahattin Ali'nin hatıraları bir kez daha yüreğimi sızlattı.
Displaying 1 - 30 of 243 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.