"Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.'
"Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim"
Pek alışık olduğum türden bir kitap değildi, yine de insan arada böyle kitaplara da bir şans vermeli. Hediye gelmemiş olsa kendim bilinçli olarak alır mıydım? Büyük ihtimalle hayır. (Özellikle sosyal) medyada uğruna kopartılan fırtınaya değer mi? Bence değmez. İyi yanları yok muydu, vardı elbet. Bazı sözler cidden etkileyiciydi ama bir gram şeker için bir kilo keçiboynuzu çiğnemek gibiydi.
Kitap için kırıcı olmayan yorum yazmak çok zor. Yazım hataları ile dolu, akıcı/alakalı olmayan cümleler, doğru anlamda kullanılmamış onlarca kelime. Üç noktayla biten anlamsızlıklar silsilesi. Sırf başladım diye bitirdim, yoksa zaman kaybı.
Bir insanın içini döktüğü satırları yayımlaması cesaret isteyen bir şey. Her zaman geçerli olmasa da zaman zaman güzel tespitler, tanıdık durumlar ve anlamlı cümlelerle bezenmiş bir iç döküş bu kitap. İnce bir kitap olsa da bitirmek te zorlandığımı söylemem gerek. Bir de şunu eklemeliyim; yazarın sık sık olmasa da küfür, argo kullanması samimiyetsiz geldi.
Baya beğendim. Sıkıntı şu, bazı denemelerde, aşk ve sevgi üzerine olanlarda, resmen Ahmet Batman okuyormuş gibi hissettim. Onun dışında başarılı. Cümleleri çok etkileyici. Altı çizilesi cümleler bol bol var. Okunmalı.
"Sayısız kitaplar okuduk, sıcak çayın yanında, demli düşüncelere daldık, ama hiçbir kitap doğa gibi, hiçbir felsefe dizgesi, bir insan yüreği gibi, net değildi, kutsal kitap dedikleri şey, senin gözlerindi, içinde uyanan renklerdi." sayfa 96. Bu kısa ve uzun denemelerden, aforizmalardan oluşan kitabı sevdim, gerçekten sevdim. Neden mi? Okurken ruhumla başbaşa verdim, çocukluğuma, gençlik yıllarıma gittim... Güzeldi, bu kitapla çıktığım ruh yolculuğu kısa, ama güzeldi...
altı çizilecek guzel tesbitleri var ancak tam umdugumu bulamadim . daha renkli bir dunya bekledim ama oldukca karamsar. guzel tespit dedim mesela her cocugun ayri yeteneklerinin olabilecegine ve bunlarin engellenmemesi gerektigine deginmis yazar. oyuncak arabayi meraktan parcalayayip sonra bantlarla birlestirme ornegi hep aklimda olacak. ve neden daha fazlasi degil diye sormalarin gereksizligi.. eldekine yetinme ve yetinirken mutlu olma. manevi zenginlik bu olsa gerektir.
Her satırında kendi iç sesimi duyduğum bir kitap oldu bu. Her ne kadar kendini deli olarak nitelendiren bir kişinin ağzından yazılmış deneme kitabı olsa da, beni yazıların içeriğini deliliğe değil varoluşsal krize, hayatı fazlaca sorgulama ve ciddiye almaya bağlayabilirim. Kafa boşaltmak için değil ama fazla düşünerek kafanızı yorduğunuzu farketmeniz için bu kitabı okuyun derim.
1 veya 1.5 puan. Yüksek bir beklentiniz olmasın, zaten denemeden ziyade çoğu yerde "mesajlar vermeye çalışan" cümleler var sadece. Kitaba pek deneme demek istemiyorum çünkü size bir şey katacak bir şey yok içinde (bence) ve sadece "aaa aynen ya, bende böyle düşünüyorum" dedirtecek kadar günümüzde sürekli denk geldiğimiz cümleler var.
"Uyusam geçer mi dersin, ağlasam geçer mi dersin, sızlasam geçer mi dersin, dersin ha dersin..."
Takdir edersiniz ki, bu alıntı tüm zamanların en iyi kitap alıntısı değil. Hakkında ne yazmam gerektiğini bilmediğim bir durum paylaşımı bu. Ne yazsam az gelecekmiş hissi. Hepsi bu kadar sanırım. Ne okudum hala inanamıyorum...
Kitap mükemmeldi. Alıntılarla anlatacağım. *ALINTILAR* İnsan aşağılık bir varlıktır ve hepimizde bu aşağılıktan bir tutam vardır. Hayatın kuralıydı bu, sevmek bazen insanın canını yakıyordu... Bazı filmlerin içinde kendimi aradım, aradığım tek şey kendi yansımamı görmekti. Biz Büyüdük Ve Kirlendi Dünya Bütün dünyayı sevebilirdik; bizi kimse değerlendirmedi; biz de dünyadan nefret etmeyi öğrendik. Ve gitmek daima bir cevaptır bu dünyaya... Aslında o kadar çok var ki altını çizdiğim cümleler ama buraya bu kadar yeter. Mükemmel bir kitap sadece çok fazla karamsarlığın olması beni biraz bunalttı.<3
Özgür Bacaksız benim için apayrı bir yazar. Dilinin akıcılığını ve iç dökmelerini seviyorum <3 herkese hitap etmeyebilir. Zaten herkese hitap ediyorsa bir sıkıntı vardır ;)
Resmen hayat kitabı idi benim için. Böyle yatağınızın başucunda olacak, her gün bir sayfası okunacak kitaplardan size kendinizi hatırlatıyor, özünüzü... Kendim yazmışım gibi hissettim, bu kitapla sahip olduğum hisler çok özeldi benim için :)... teşekkürler Özgür Bacaksız...
"İnsanlar gerçekleri duymak istemedikleri için 'Nasılsın' diye soruyorlardı. Duymak istedikleri sadece kendi gerçekleri idi. Genelde gerçekleri söylediğimde herkesin zamanla benden uzaklaştığını gördüm ve anladım ki 'Gerçek' fazlaydı bu yaşama "gerçeğin her rengi" insanlığa küsmüştü."
Bu kitabi hayati fazlaca ciddiye aldığımın farkında olduğum icin ama en cok bundan rahatsiz oldugum icin okudum. Yani icinde kendimi zihinsel anlamda yormamdan vazgecirecek biseyler aradigimi soylemiyorum ama delilik potansiyeli hepimizde varoldugu icin ve kimimiz bu noktaya yakin oldugumuz icin belkide kendimden bizeyler aradigim icin? Her neyse aldim okudum ve okuduguma da cok memnun oldum. Bir parca deli olmak her zaman iyidir!
"Korkunç bir dünyanın korkulu bir evresinde yaşıyoruz, gözlerimize bakan insanlar korkuyor, korkuyoruz. Konuşmaktan korkuyoruz, elimizdekileri kaybetmekten, görüşlerimizi söylemekten, harekete geçip iyi şeyler yapmaktan korkuyoruz. Korkularımızı yenip, gücümüzü birleştiremeyecek kadar sefil varlıklarız artık. Boy boy dikilen apartmanlar gibiyiz artık. Yan yana, dimdik, ama birbirimizi bütünleyemiyoruz, kucaklayamıyoruz"
Yazarın diğer kitabı Mutsuz Çocuklar Ülkesi gibi konusu 90larda çocuk-genç olmak üzerine kurulu anılardan oluşuyor, zaman zaman durum tespitleri yapılmış.İki kitap arasında çok fark yok aslında.Benzer hikayeler etrafında dönüp duruyorsunuz.Kolay okunan, tebessüm ettiren, kafa dağıtma işini başarıyla yapan bir kitap. Fakat ikisini aynı anda almış olmasaydım, birini okuduktan sonra diğerini okumak için hevesli olmazdım.
"Üzülme öyle, acılar da gökyüzü gibi, birleşip dağılırlar", "Ayrılıklarla yaşama sanatı" ve en anlamlı bulduğum "Hayata karşı güçlü olmak demek, bazen umursamaz olmayı bilmek demektir"başlıkları altında kendi tanımı ile iç dökme potansiyeli fazla olan bir insanın yazdıkları işte. Biraz oradan, biraz buradan...
İçinde bazı güzel bölümler barındırsa da genel olarak sıkıcıydı. Bitmeden bu kitapla birlikte başka kitaplarda okudum..Aslında pek yaptığım bir şey değildir ama akmadı..Diğer arkadaşlarında belirttiği gibi sosyal medya da uyandırdığı tepkiyi karşılamıyor ne yazık ki..
Ben fazla bir şey söylemek istemiyorum; sadece Özgür Bacaksiz a bu deneme tarzı kitabı yazdığı için teşekkür etmek istedim. Okurken ona sarılasım geldi.
Hikayenin başında aaa ne olacak acaba diyorsun sonuna gelince absjsbnsnsn bu ne yaaaa... Yani o kadar sıradan ki e ben de yazayım be kardeşim moduna giriyorsun