Bir Adalet Feryadı, Osmanlı/Türkiye Ermeni toplumunda kadın haklarıyla ilgili talepleri gündeme getirip bu hakların elde edilmesi için dernekler, gazeteler kuran, romanlar, öyküler, şiirler yazan beş öncü kadın olan, Elbis Gesaratsyan, Sırpuhi Düsap, Zabel Asadur (Sibil), Zabel Yesayan ve Hayganuş Mark'ın kaleme aldığı eserlerden bölümler ile onlar hakkında yapılmış incelemeleri içeriyor. Kitapta yer alan Ermeniceden çeviri metinler, bu kadın yazarların nasıl bir dünya tahayyül ettiği; adalet, eşitlik ve özgürlük fikirlerinin onlar için hangi anlamları taşıdığı; bunları hangi yollarla elde etmeyi düşündükleri gibi sorulara kendi kalemlerinden verilen yanıtlar olarak dikkate değer. Bu örnek metinler ve incelemeler aracılığıyla, yazarların Ermeni ve kadın kimlikleri üzerinden oluşturdukları siyasi duruşların yanı sıra, dönemin Osmanlıcılık, milliyetçilik, sosyalizm gibi toplumsal projelerine olan ilgilerine ve Müslüman/Türk kadınlarla olan ilişkilerine uzanan bir bakış açısı geliştirmek mümkün. Beş Ermeni feminist yazarın ve çağdaşlarının fotoğraflarından oluşan fotoğraf albümü kitabı görsel açıdan da zenginleştiriyor.
1978'de İstanbul'da doğdu. Getronagan Ermeni Lisesi'ni ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Yüksek lisans derecesini aynı bölümde, The Lost Lullaby and Other Stories About Being Armenian in Turkey (Kayıp Ninni ve Türkiye'de Ermeni Olmakla İlgili Diğer Hikayeler) başlıklı teziyle aldı. Halen Chicago Üniversitesi Müzik Bölümü Etnomüzikoloji Programı'nda doktora öğrencisi.
lisans tezim için okuduğum kitaplardan biri daha. çok başarılı ve bir o kadar da merak uyandırıcı bir çalışma. osmanlı'da kadın çalışmaları sadece bir cinsiyet çalışması değil. azınlıkları da kapsayarak çalışmak için özel olarak azınlık gruplardan hikayeler dinlemek gerekiyor bence. bu hikayeler hem kendi çalışmamızı özel kılıyor hem de genel bir çalışma alanında kapsayıcılık sağlıyor. ermeni kadınların bireysel varolma mücadelelerini okumak ve çalışmak aynı zamanda kadınların edebiyatta, iş hayatında, okulda ve ibadethanelerde yani genel olarak bulundukları toplumun her elementinde ve kurumunda nasıl bir hak kazanım sürecine dahil olduklarını öğrenmek demek. okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. ve tabii ki bu çalışmayı düşünmek ve bir kitapta toplamak inanılmaz önemli olduğu için katkıda bulunan herkese de teşekkür etmek istiyorum.
"Bir kadın olarak yüklendiğim sorumlulukların altında ezilirken, bunun karşılığında bana verilen haklar yok denecek kadar azdı. Feminizmin bir "adalet feryadı" olduğuna iyiden iyiye inanmıştım."