Gamze Güllerin öykülerinin bütününe bakıldığında en önemli zenginliği, onların erkek-kadın, kent-kır, yoksul-zengin dünyalarından oluşan çeşitliliği. Onun, bu çeşitlilikle oluşturduğu gerçeklikler, okuru şaşırtıcı düzeyde. Yaşamın renklerini, modern alışkanlıklara nasıl terk ettiğimizi çarpıcı hikayelerini tutuyor içinde, Beşinci Köşe. Etkili gözlemlerin birer sonucu olan öykülerine kolaylıkla dahil oluyorsunuz ve onlardan ayrılmak istemiyorsunuz. Okuru sarıp sarmalayan bu büyünün bir başka nedeni de, hepsi farklı dünyalara rağmen, tamamının dilinde beliren biçemin tek imzaya, Güllerin imzasına ait olması.
Ankara’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini TED Ankara Koleji’nde, lisans ve yüksek lisans öğrenimini İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. Öykülerden oluşan ilk kitabı İçimdeki Kalabalık 2008’de, 2012 Orhan Kemal Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı Beşinci Köşe 2012’de, kısa romanı En Çok Onu Sevdim 2015’te yayımlandı. 2017’de ise Beşinci Köşe ve İçimdeki Kalabalık bir arada kitaplaştırıldı. 2018’de İşte Hayat Böyle Bir Şey adlı çok yazarlı öykü derlemesini yayına hazırladı.
İkili ilişkiler ağında yaşamın çeşitli noktalarına değinen öyküler. Sonları hep farklı bir golle bitiyor. Öykülerin çoğunda yenik kadınların hikayeleri boy gösteriyor. içinde kendinizden birşeyler buluyorsunuz.
Ilk kitaba gore daha basarili buldum. Hem uslubu kendini daha bir bulmus hem de oykulerdeki gerceklik daha fazla hissediliyor. Bircok oykulerin sonu da epey vurucu.
2013 Orhan Kemal Öykü Yarışmasında birincilik ödülü almış bir kitap. Bu kitaptaki hikayelerinde yazar, kadın-erkek ilişkilerini, tüketilmiş sevgileri,acı veren evlilikleri anlatmış.
Özellikle öykülerinde en çok hoşuma giden özellik, yazarın kısacık hikayelere bir ömür sığdırması. Anların güzelliğini sunması.
Hikayelerin sonunda ise bir şey olmasını bekliyorsunuz ama yazar, bir anda öyküyü bitirerek sizi şaşırtıyor,sanki hadi buna da 'bir son' sen yazıver diyor ya da beklemediğiniz bir sonu elinize tutuşturup yolluyor sizi iç aleminize.
Samimi diline hayran kaldığım , akıcı hikayelerin bulunduğu bir kitaptı diyebilirim.
Bir de 'Beşinci Köşe' öyküsünden bir alıntı eklemek istedim:
"Küçükken, oturduğumuz apartmanın asansöründe köşe kapmaca oynardık ve olur olmaz asansörde kalırdık. Asansörler garip bir şekilde bu oyunu hatırlatır bana. Çocukların çoğu, alan çok dar olduğu için köşelerini değiştirmeye yanaşmazlardı kolay kolay. Kaptırmaktan korkarlardı. Ben her nedense ataktım bu konuda. Pervasızca terkediverirdim köşemi. Ama sonuçta hep ortada kalırdım. Şimdi de öyle. Ben hayattaki beşinci köşeyim. Herkes tuttuğu köşelere sıkı sıkı sarılmışken ben sürekli elimdekileri bırakıp ortaya atıyorum kendimi."
Sedat Demir'in aşırı övücü sozleri üzerine büyük hevesle alıp okudum. Karşıma gerek söylem gerek bağlam anlamında sıradan, vasat bir kitap çıktı. (Ya da bir gömlek üzerinde diyelim) Neden, Dedalus biraz da Gamze Guller'dir demiş, anlamadım. Halbuki ne müthiş kitaplar bastılar orada. Mesela Gevisgetirenler Zamanı. Brezilya edebiyatından. Kadın-erkek ilişkileri, klasik kentsoylu bunalimlari, ayrılıklar, toplumsal eşitsizlikler zaten yeterince işlendi. Biz artık üç beş bin kadar kalmış okur, tamamen özgün bir üslup ve yeni bakis açıları arıyoruz. Artık ironik, fantastik, karamizah türünde olmayan hiçbir şey okuyamaz oldum. İşin garibi, yazar bir öyküsünde günümüz yazarlari için benimkine benzer eleştiriler yaptırmış yazar kahramanına. Üstelik benden çok daha detaylı ve ustalıkla yapmış bu işi. Ama pek çok öyküde klişe betimlemeler okuru yoruyor. Bendeki baskıda yazarın sonraki kitabı da var. Umarım daha iyi olsun.