AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana tarikat ve cemaatlerle olan yakınlığı, onları koruyup kolladığı ve hatta tarikat mensuplarının bürokraside görev almalarını sağlayarak açıkça teşvik ettiği hepimizin malumu.
Fethullahçılarla başlayan bu yakınlık, 15 Temmuz kalkışmasıyla sonuçlanınca iktidar Fethullah Cemaati’ni terör örgütü ilan ederek, devlette çok önemli mevkileri teslim etmiş olduğu bu insanları konumlandıkları yerlerden temizlemeye çalıştı.
Bu arada oluşan boşluk elbette bir başka tarikat tarafından kapatılacak, 2023 genel seçimlerinde AKP-MHP ittifakını destekleyeceğini açıkça ilan eden Menzil tarikatı, bu büyük fırsatı kaçırmayarak devreye girecekti.
Kızılay, Sağlık Bakanlığı gibi kurumların yönetim kademelerini müritleriyle işgal eden bu tarikat, peygamber soyundan geldiklerini iddia eden birtakım insanlar tarafından yönetiliyor, gıdadan ilaca, altından pırlantaya kadar çeşitli faaliyet alanlarında kurdukları şirketlerle kârlarına kâr katıyor ve bir örümcek ağı gibi ülkeyi sarıyordu.
Gazeteci İsmail Arı, bu karanlık yapılanmanın kalbine yani paranın nereden gelip kimler tarafından yönetildiğine odaklanarak yaptığı araştırmanın sonucunda Menzil’in Kasası’na ışık tutarak gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını sağlıyor.
Menzil Cemaati’nin ne olduğuna, nasıl doğduğuna, nasıl yürütüldüğüne, iç işleyişine, hiyerarşisine, gelir kaynaklarına, siyasetle ilişkisine, devlet içindeki konumuna, kısacası cemaat hakkında bilgi edinmek için çok çok iyi bir kaynak. Menzil’in Kasası ile cemaat hakkında A’dan Z’ye her şeyi öğrenebilirsiniz.
İsmail Arı, tıpkı haberlerinde dolduğu gibi çok temiz bir gazetecilik yapmış. Öyle ki kitapta Diyanet’in, ilgili devlet kademelerine sunmak üzere hazırladığı, cemaatler hakkında derin araştırma ve yorumlar içeren “gizli” ibareli raporundan dahi bilgiler var. Arı’nın sadece bu rapora ulaşması dahi ne denli iyi bir gazeteci olduğunu ve ortaya koyduğu kitap için nasıl bir emek verdiğini gösteriyor.
Bununla birlikte, Arı’nın kitapta kullandığı dil de çok net, anlaşılır, açıklayıcı ve sade.
Kitabı, cemaatleri bu ülke için nasıl bir tehdit olduğu ve devlet içinde nasıl yuvalandığını öğrenmek isteyen herkese tavsiye ederim
Menzil cemaatinin önemli isimlerinden biriyle yolu kesişen İsmail ARI'nın ''Ben muhbir değilim. Vicdanım rahat etmiyor, omuzlarımdaki yükün altında artık eziliyorum'' diyerek başladığı sohbet 2 bölüm olarak hazırlanmış. 2011 yılından sonra cemaatin ticari ve bürokrasideki büyümesinden, yerleştiği ve kale gibi gördüğü devletin güzide kurumlarından bahsediyor ismi özellikle gizlenen cemaat üyesi. 1. Bölümde cemaatin diyanet tarafından sakıncalı bulunduğu rapordan ve ticari alanda faaliyet gösteren kurumlardan bahsederken 2. bölüm röportaj olarak devam ediyor. Açıkçası Metastaz kadar şaşırtamadı beni fakat konular çok rahatsız edici.
Cok saglam bir arastirma ve saglam bir kurgu ve ifadeyle yazilmis. Genelde bu tarz kitaplarda detaylar kapsamli olur ama ifade ve kurgu eksikligi gucunu zayiflatir; Ismail Ari bu gozlemimi tersine cevirdi. Ikinci bolumun daha uzun ve aciklayici olmasini dilerdim. Ozellikle gundelik hayatla ilgili daha fazla detay verilebilirdi. Bu konu hakkinda baska gorsel ve bilgiyle karsilasmis olmam bana resmi tamamlatabildi. Kitabin cok daha fazla ses getirmesini umuyorum.
1 saatlik kısa bir okumada Menzil örneği üzerinden cemaat yapılanmalarının özünü anlamak, bu gibi oluşumların nasıl ticaret ve siyaset odaklı olduklarını anlamak mümkün. Çok iyi bir gazetecilik örneği.
Çok önemli bir kitap. Ortaçağ karanlığına dönmemek için okunması, anlatılması gerek. Genç ve korkusuz gazeteci yazar İsmail Arı'nın emeklerine sağlık...