What do you think?


Maymun Adası
“Ölmeyi düşünüyordum. Yılbaşında birileri bana bir top kumaş verdi. Yeni yıl hediyesiymiş. Kimonoluk bu kumaş, ketendi. Gri tonlarında, ince çizgilerle dokunmuştu. Bundan olsa olsa yazlık kimono olur, diye düşündüm. Yaza kadar yaşayacağım demek…”
Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, sıradışı hayatıyla da meşhur Osamu Dazai’nin farklı türlerdeki yeteneğini ortaya seren beş öykü Maymun Adası’nda bir araya geliyor.
Yolların sürekli aynı yere çıktığı tuhaf bir adaya nasıl düştüklerini anlamaya çalışan maymunlar, ailesinden kaçıp balığa dönüşen bir kız, içsel bir yolculuğa çıkılan sakin bir tren seyahati, ölüme bir adım mesafedeyken hayatı sevmeye çalışan bir adam ve geçmişini hatırlamaya çalışan bir gencin yaşadıkları bu derlemede kendine yer buluyor.
Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, sıradışı hayatıyla da meşhur Osamu Dazai’nin farklı türlerdeki yeteneğini ortaya seren beş öykü Maymun Adası’nda bir araya geliyor.
Yolların sürekli aynı yere çıktığı tuhaf bir adaya nasıl düştüklerini anlamaya çalışan maymunlar, ailesinden kaçıp balığa dönüşen bir kız, içsel bir yolculuğa çıkılan sakin bir tren seyahati, ölüme bir adım mesafedeyken hayatı sevmeye çalışan bir adam ve geçmişini hatırlamaya çalışan bir gencin yaşadıkları bu derlemede kendine yer buluyor.
104 pages, Paperback
First published January 1, 1935
About the author
Osamu Dazai
1,430 books10.3k followersOsamu DAZAI (native name: 太宰治, real name Shūji Tsushima) was a Japanese author who is considered one of the foremost fiction writers of 20th-century Japan. A number of his most popular works, such as Shayō (The Setting Sun) and Ningen Shikkaku (No Longer Human), are considered modern-day classics in Japan.
With a semi-autobiographical style and transparency into his personal life, Dazai’s stories have intrigued the minds of many readers. His books also bring about awareness to a number of important topics such as human nature, mental illness, social relationships, and postwar Japan.
With a semi-autobiographical style and transparency into his personal life, Dazai’s stories have intrigued the minds of many readers. His books also bring about awareness to a number of important topics such as human nature, mental illness, social relationships, and postwar Japan.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 15 of 15 reviews
March 10, 2024
En sevdiğim Japon yazarlardan birisi olan Osamu Dazai’nin bu eseri, beş öyküden oluşuyor. Son öykü olan ‘Hatıralar’, 50 sayfa ile 102 sayfalık kitabın en uzun öyküsünü oluşturuyor. Bu öykü, evvelce okumuş olduğum, Kuzey Baykal çevirisi ile Olvido tarafından yayınlanan ‘Günün İlk Işıkları’ başlıklı öykü kitabında ilk öykü olarak yer almış. Kuzey Baykal çevirisini daha çok beğendim.
Yazarın hayatı ile ilgili parça parça kesitler içeren bu öyküyü okumak, yazarı yakından tanıma anlamında da değerli.
Kalan dört öykünün ilk üçü, -Maymun Adası, Dönüşüm ve Tren- masal gibi öyküler. ‘Yaprak Yaprak’ adlı dördüncü öykü ise inanılmaz bir hayal gücünün yarattığı kısa notlardan oluşan bir metin gibi geldi bana. Karmaşık ve anlaşılması zor ama harika cümlelerin yer aldığı bir metin.
Keyifli bir okumaydı.
“…Rahat bir hayat yaşayan, umutsuzlukla dolu şiirler yazar; perişan bir hayat yaşayansa yaşama sevinciyle.…“, sf; 51.
Yazarın hayatı ile ilgili parça parça kesitler içeren bu öyküyü okumak, yazarı yakından tanıma anlamında da değerli.
Kalan dört öykünün ilk üçü, -Maymun Adası, Dönüşüm ve Tren- masal gibi öyküler. ‘Yaprak Yaprak’ adlı dördüncü öykü ise inanılmaz bir hayal gücünün yarattığı kısa notlardan oluşan bir metin gibi geldi bana. Karmaşık ve anlaşılması zor ama harika cümlelerin yer aldığı bir metin.
Keyifli bir okumaydı.
“…Rahat bir hayat yaşayan, umutsuzlukla dolu şiirler yazar; perişan bir hayat yaşayansa yaşama sevinciyle.…“, sf; 51.
April 1, 2025
özellikle yarısından sonrası oldukça yavandı...
September 9, 2026
Osamu Dazai üzerine biraz yazmak istiyorum.
Asıl adı Shūji Tsushima olan Dazai, modern Japon edebiyatının en önemli ve en karanlık yazarlarından biri. Japonya’nın kuzeyinde, oldukça zengin ve nüfuzlu bir toprak sahibi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geliyor. On bir çocuklu ailenin sekizinci çocuğu. Maddi açıdan ayrıcalıklı büyüse de ailesiyle, özellikle de ait olduğu sınıfla arasında hayatı boyunca sürecek bir yabancılık hissediyor.
Dazai ile tanışmam İnsanlığımı Yitirirken sayesinde oldu. Beni o kadar etkilemişti ki zihnimde beliren bir sahneyi resmetmiş, hatta bir gün tiyatro oyunu olsa diye hayal kurmuştum. Meğer böylesine ünlü bir klasiğin oyunu Türkiye’ye çoktan gelmiş bile!
Peki beni bu kadar etkileyen, Dazai’yi daha çok merak etmeme sebep olan neydi?
Belki de en başta Dazai’nin karanlık ve hazin sonu.
Fakat onu okudukça meselenin bundan çok daha fazlası olduğunu anlıyorum. Dazai, metinleri arasında biz okurları gezdirirken kendi davranışlarındaki yapmacıklığı, kendisine karşı duyduğu utancı, kendini durmaksızın sorgulama biçimini ve bütün bunları anlatırken kendisiyle daima alay edişini apaçık gösteriyor.
Sevilme ve fark edilme ihtiyacı, kalabalığın içinde hissettiği yalnızlık ve iki ayrı persona arasında gidip gelişi —insanlara gösterdiği kişi ile gerçekte olduğunu düşündüğü kişi— roman ve öykülerine sürekli kendisinden bıraktığı izler gibi.
Tıpkı İnsanlığımı Yitirirken’de olduğu gibi, Maymun Adası’nda yer alan “Hatıralar” öyküsü de Dazai’nin kendisinden taşıdığı izlerle, benim için kitaba adını veren öykünün bile önüne geçiyor.
Çünkü Dazai’nin hazin sonunu elbette başka kaynaklardan öğrenebiliyoruz; fakat Hatıralar’da yazar kendi çocukluğuna açılan kapıyı bizzat aralıyor. Büyük ölçüde otobiyografik olan bu öyküde kendisini sürekli sorgulaması, küçümsemesi, kendinden utanması ve davranışlarındaki yapmacıklığın farkına varması beni oldukça şaşırttı. Kendisine bu kadar uzaktan bakabilen bir yazarla daha önce hiç karşılaşmadım.
Dazai, bu kitapta yer alan diğer öykülerinde de mizahın karanlık tarafından özgürlük paradoksuna, yalnızlıktan aidiyet meselesine uzanan pek çok şeye kısacık metinlerde şaşırtıcı bir derinlikle dokunuyor.
Dazai’yi her okuduğumda biraz daha tanıyormuşum gibi hissediyorum.
Ama onu tanırken sonunu biliyor olmak, içimi hep ürpertiyor.
Asıl adı Shūji Tsushima olan Dazai, modern Japon edebiyatının en önemli ve en karanlık yazarlarından biri. Japonya’nın kuzeyinde, oldukça zengin ve nüfuzlu bir toprak sahibi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geliyor. On bir çocuklu ailenin sekizinci çocuğu. Maddi açıdan ayrıcalıklı büyüse de ailesiyle, özellikle de ait olduğu sınıfla arasında hayatı boyunca sürecek bir yabancılık hissediyor.
Dazai ile tanışmam İnsanlığımı Yitirirken sayesinde oldu. Beni o kadar etkilemişti ki zihnimde beliren bir sahneyi resmetmiş, hatta bir gün tiyatro oyunu olsa diye hayal kurmuştum. Meğer böylesine ünlü bir klasiğin oyunu Türkiye’ye çoktan gelmiş bile!
Peki beni bu kadar etkileyen, Dazai’yi daha çok merak etmeme sebep olan neydi?
Belki de en başta Dazai’nin karanlık ve hazin sonu.
Fakat onu okudukça meselenin bundan çok daha fazlası olduğunu anlıyorum. Dazai, metinleri arasında biz okurları gezdirirken kendi davranışlarındaki yapmacıklığı, kendisine karşı duyduğu utancı, kendini durmaksızın sorgulama biçimini ve bütün bunları anlatırken kendisiyle daima alay edişini apaçık gösteriyor.
Sevilme ve fark edilme ihtiyacı, kalabalığın içinde hissettiği yalnızlık ve iki ayrı persona arasında gidip gelişi —insanlara gösterdiği kişi ile gerçekte olduğunu düşündüğü kişi— roman ve öykülerine sürekli kendisinden bıraktığı izler gibi.
Tıpkı İnsanlığımı Yitirirken’de olduğu gibi, Maymun Adası’nda yer alan “Hatıralar” öyküsü de Dazai’nin kendisinden taşıdığı izlerle, benim için kitaba adını veren öykünün bile önüne geçiyor.
Çünkü Dazai’nin hazin sonunu elbette başka kaynaklardan öğrenebiliyoruz; fakat Hatıralar’da yazar kendi çocukluğuna açılan kapıyı bizzat aralıyor. Büyük ölçüde otobiyografik olan bu öyküde kendisini sürekli sorgulaması, küçümsemesi, kendinden utanması ve davranışlarındaki yapmacıklığın farkına varması beni oldukça şaşırttı. Kendisine bu kadar uzaktan bakabilen bir yazarla daha önce hiç karşılaşmadım.
Dazai, bu kitapta yer alan diğer öykülerinde de mizahın karanlık tarafından özgürlük paradoksuna, yalnızlıktan aidiyet meselesine uzanan pek çok şeye kısacık metinlerde şaşırtıcı bir derinlikle dokunuyor.
Dazai’yi her okuduğumda biraz daha tanıyormuşum gibi hissediyorum.
Ama onu tanırken sonunu biliyor olmak, içimi hep ürpertiyor.
February 1, 2024
Dazai'nin romnaları öykülerinden daha güzel bence
April 16, 2024
dazai'den okudugum kacinci oyku vs hatirlamiyorm ama cidden barisamiyorum oykuleriyle. bir tanesini falan begendim sanirim...byeeeee
June 28, 2024
kısa öykülerini de çok başarılı buldum fakat en beğendiğim kısımlar kesinlikle hatıralıydı. osamu dazai’nin duygularını böyle kolayca ve rahatça ifade edebilmesi beni hep çok etkiliyor.
February 21, 2025
Daha öncede Osamu Dazai’nin öykülerinin bulunduğu bir kitap okumuştum ama bu öykülerde beni çeken pek bir şey yoktu açıkçası. Son öykü ise Osamu Dazai’nin (sanırım) kendi hayat hikayesiydi. Hayatı kalabalık bir ailede geçmesine rağmen yaşadığı yalnızlık ve varlığının kendisine bir şey ifade etmeyişi tanıdık geldi. Abilerinin gölgesinde kalmış ortanca evlat bunalımı ve etrafındaki kadınlara olan olumsuz bakış açısı son öyküde açıkça ifade edilmiş.
Bu seneki okumalarım nedense çok yavan, çok yavaş geliyor gözüme. Üzülüyorum.
Bu seneki okumalarım nedense çok yavan, çok yavaş geliyor gözüme. Üzülüyorum.
November 9, 2024
dazai o kadar komik biri ki, okurken çok eğleniyorum. bazen bu kadar benzer olmamız ürkütücü olsa da onu çok seviyorum. Kitaptan bir alıntı bırakayım:
"Düşmek üzere olan bir taç yaprağıydım. En ufak bir esintide bile titriyordum. Insanların bana gösterdiği en önemsiz aşağılayıcı tavırlar bile "Keşke ölsem!" dedirtip bana acı çektirirdi."
"Düşmek üzere olan bir taç yaprağıydım. En ufak bir esintide bile titriyordum. Insanların bana gösterdiği en önemsiz aşağılayıcı tavırlar bile "Keşke ölsem!" dedirtip bana acı çektirirdi."
February 22, 2025
kötü değil ancak osamu dazai’nin en iyi kitabı da değil. öykü yazımında dazai’nin o kadar başarılı olmadığını düşünüyorum. anlatısı ne kadar uzunsa o kadar güzelleşiyor. yine de okunur mu, kesinlikle okunur.
February 18, 2025
i no longer have beef with this man. respectfully
July 18, 2025
kendi hayatından esintilerin olduğu son iki hikaye o kadar kötü ve sıkıcıydı ki eleman intihar etmek için baya geç kalmış
December 5, 2025
Sadece ilk hikayeyi beğendim
February 2, 2026
Çok sevemedim çünkü öykü sevmiyorum. Son öyküsü biraz daha sürükleyiciydi onu beğendim. Sırf Osamu’nun diye iyi puan verdim şahsen
February 2, 2025
"Ortaokulda Japonca öğretmenimin bir ara derste öğrencilere anlattığı bir şeydi: Biz oğlanların sağ ayağının serçeparmağına gözle görülmeyen kırmızı bir iplik bağlı olurmuş ve incecik uzanan bu ipin diğer ucu da illaki bir kızın sağ ayağının serçeparmağına bağlı olurmuş. İkisi birbirinden ne kadar uzak olursa olsun bu ip asla kopmazmış, birbirlerinin ne kadar yakınına gelirlerse gelsinler, hatta yolda karşılaşsalar bile ipleri birbirlerine hiç dolanmazmış. Ve o kızla evlenmemiz kaderimizde yazılıymış.."
Displaying 1 - 15 of 15 reviews
















