“Çöl büyür; yazık içinde çöller saklayana.” Friedrich Nietzsche
Bu kitap, narsist olduğu ilk bakışta anlaşılan büyüklenmeci narsist bireyler kadar; narsist olduğu fark edilmeyen; sadece mağdur, depresif ya da bağımlı sanılan; yaşam akışı tıkanmış, potansiyelini gerçekleştirememiş kırgınlarla, küskünlerle ve kindarlarla, yani örtük narsistlerle ilgili. Belki kendini bildin bileli babandan kurtarmaya çalıştığın annenle, köken ailesinden kurtarmaya çalıştığın babanla, kendisinden kurtarmaya çalıştığın eşinle, sevgilinle ilgili. Ve aslında seninle, hepimizle ilgili. Hepimizin içine az çok sızmış ve sızmakta olan patolojik narsisizme direnebilmen; narsisistik istismarla taktik ezberleyerek değil, taktiklere ihtiyaç duymadan baş edebilmen için.
“… narsisizmin çağımızın ruhsal pandemisi olduğu söylenebilir.” Narsisizmi anlamak, onu bir spektrum gibi görmek, sağlıklı ve patolojik olanı ayırt etmeyi öğrenmek ve tüm bunlara eşlik eden duygu durumlarını anlamak ve baş etme stratejilerini düşünmek için şahane bir kitap. İnanılmaz güzel ve özenli yazılmış, akıcı bir roman gibi okunan çok çok beğendiğim bir kitap oldu. Teşekkürler Şule Öncü
Kitabın başlığını okuyunca ilk tepkim “Çok saçma.” demek olmuştu. Okuduktan sonra diyorum ki; “Evet hepimiz narsistiz.”😊 İyi haber şu ki; kontrol altında tutabildiğimiz sürece bir sıkıntı yok, uçlarda dolaşmayalım yeter. Asıl sıkıntı dengede kalmayıp sarkacın iki ucuna savrulduğumuz zaman başlıyor. İyi haberin yanısıra bir de kötü haberim var ki; çevremizde, hayatı paylaştığımız insanların da narsist kişilikler olmaları çok yüksek bir ihtimal ve onları kendi iradeleri dışında değiştirmemizin bir yolu yok gibi. Sadece nasıl bir zırh ile kendimizi koruyabiliriz, onu öğrenmeliyiz. Bu kitap da bu anlamda faydalı bulduğum bir kaynak oldu.
Keşke herkes okusa. Neredeyse her sayfasını çize çize okudum. Roman gibi bir oturuşta bitirilecek kitaplardan değil elbette. Bazen bir sayfası insanı bütün gün düşündürüyor. Narsisizm üzerine dinlediğim/okuduğum en iyi psikolog ve kitap. Okumam uzun zaman aldı ama değdi. İlerleyen zamanlarda tekrar okurum muhtemelen.
Önemli yerleri çizerek okuyayım dedim. Kalem bitti, kitap bitmedi. Özellikle çevrenizde bu yapıda insanlar var ise kesinlikle bir başucu kitabı. Çizilen yerleri bir daha ve bir daha okumak kaydı ile.
bu kitabın anlattıklarını kıymetli buluyorum ama bir yandan da “instagram psikologlarında” süregiden ve kendisinin de eleştirdiği bazı tuzaklara istemsizce düştüğünü düşünüyorum. evet narsisizm üstüne konuşulması gereken bir konu. hatta bana kalırsa bir kişilik bozukluğu olarak değil ama öncelikli olarak kişiliklerdeki örüntüler olarak ve benlik saygısının gelişimi ekseninde konuşulması gerekiyor. çünkü şule hocanın da bahsettiği gibi artık günümüzde patolojik narsisizme dair birçok özellik övülüyor ve hatta ihtiyaç duyuluyor. (kapitalizmin çarkının dönmesi için insanların benliğini parayla, şatafatla elde edebileceği ve kendisinden eksilmeyecek şeyler üzerinden tanımlamaya ihtiyacı var belki de, ama bu başka bir konu) bu açılardan kitabı etkileyici ve kıymetli buluyorum ama yine de “sen onu kurtarmaya talipsindir ama o kurtarılabilir değildir çoğu zaman” gibi bazı cümlelerin (doğru olma ihtimaliyle bile) beni ittiğini de inkar edemeyeceğim. galiba hepimiz sağlıklı, patolojik narsisizmden uzak bireyleriz ve bir “öteki”ni daha iyi tanımamız gerekiyor ki ondan korunalım, ona dikkat edelim, birbirimize zarar vermeyeceğimiz koşulları inşa edelim. iddia ederim ki bu kitabı okuyanların arasında patolojik örüntüleri olanlar, olmayanlardan daha fazla olacaktır. şahsen okurken ucu bana dokunan bazı şeylere rastladım. o yüzden genel olarak bu “onlar” vs “biz” dilinden rahatsız oluyorum çünkü bu ayrım gerçekten de hissettirildiği kadar kuvvetli ve belirgin değil. yine de anlatımın anlaşılırlığı, kullandığı metaforlar ve bir sürü kıymetli noktaya parmak basmasıyla okunmaya değer bir kitap - tabii ki insanları etiketlemenin asla bir kısayol olmadığını akılda tutarak.
Kendimizde ya da yakinlarimizda narsistik emareler goruyorsak, spektrumun neresinde bulundugumuza dair nefis aydinlatici bilgiler edindim. Hem de psikoloji endustrisinin cop bilgilerine maruz kaldigimiz su gunlerde, uzman bir kalemden okumak beni cok tatmin etti. Sule hanimin dili de cok yalin. Konuya merakli olanlara siddetle tavsiye ederim.
Konuyla ilgili klişe narsist tiplemesinin dışında bütün narsist tiplemeleri kapsayan bilgiler veriyor. Ne oluyorsa 0-3 yaş arasında oluyor maalesef ve sonrasında ancak farkındalık ve kendi üzerine çalışma... Kitapta bahsi geçen filmleri de seyretmek isterim.
Son yıllarda, herkes tarafından kolayca cümle içinde kullanılan “narsist” kavramı beniçok şaşırtıyordu. Şule Öncü zaten severek takip ettiğim bir psikolog, kitabın adı beni çok etkiledi ve hemen aldım fakat ancak okuma fırsatım oldu. Bence küçük çocuğu olan ebeveynler okumalı, 0-3 yaş patolojik narsism için çok belirleyici imiş. Kitap bittiğinde hala narsist kavramını cümle içinde kullanamayacağımı ve herhangi birine bu tanıyı koyma hakkım olmadığını biliyorum. Kitap, kendi (sağlıklı) narsisismliğimizi sorgulamak için bir rehber olabilir. Sadece konular biraz dağınık, parça parça okunup üzerine düşünülmeli.
baştan sona çok beğendim. Narsistik istismar kurbanı olmanın ve doğru zamanda okumamın da hakkını gözeterek hem hakiki hem güncel ama aynı zamanda çok akıcı bir kitap. Şule Hanım'a tesekkurlerimi sunarım..
Şule Hanım’ın konuya hakimiyetine önce Flu Tv’de yayınlanan programla tanık olmuştum; atik ve kıvrak zihninden etkilenmiştim. Kitabında da karmaşık konu ve tanımları derinliğinden bir şey kaybetmeden anlaşılır bir dille aktarmış. Çok şey çözümleyen yerlerde, akıcılığı yüksek olan yazım diline kapılıp öğrenme fırsatını kaçırmamak için soluklandım, tekrar tekrar okudum. Bu arada alanın dışında biriyim, tamamen kişisel merakımla ilgimi çekti kitap. Şule Hanım özümsediği tüm bilgi ve tecrübelerini gayet anlaşılabilir bir dille aktarsa da bilgi içeriği yoğun ve sıkı olduğu için kitap boyunca sadece biraz daha hikayeleştirme aradım. Ayrıca çocuğun ilk ilişkilendiği kişi için kitapta sıklıkla kullanılan anne yerine bakım veren denmesini sosyal bağlamda daha kapsayıcı bulduğum için tercih ederdim. Bununla birlikte, herkesin biricikliği sebebiyle benzer deneyimlerin dahi farklı sonuçlar doğurduğu bir alanda kitap yazmanın oldukça kompleks olduğunu düşünüyorum. Ötekileştirmeden, geniş ölçekte ve özenle ele alınmış detaylarıyla bu kitabı iyi ki yazmış Şule Hanım, iyi ki okudum 🌸
“Dolayısıyla bireyin benliğini güçlendirmesi narsizmle baş etmenin en etkin yoludur. Benliği güçlü birey öncelikle kendisiyle iyi ilişki kurabilir; bu sayede başkalarıyla da etkin, barışçıl ve tatminkar ilişkiler sürdürebilir… Söz konusu kaynakların en başında gerçeklikle, özellikle de kendi gerçekliğiyle yüzleşme cesareti ve bu gerçekliğin peşine düşme eylemi vardır. Buna ek olarak değişme arzusu, dikkat, merak, çaba, emek ve iş birliği gerekir. Ancak bu kaynaklar devreye girdiğinde bireyde öz farkındalık, öz kabul, içgörü öz şevkat öz yeterlilik özgüven benlik değeri ve benlik saygısı artabilir”
Yazarın kendisine FluTv'de İlker Canıkligil ile sohbetinde denk gelmiştim. Daha sonra kitabını alıp okudum ve koca bir TOKAT hissi veriyor gerçekten de... Sizi kendinize, çevrenize ve karşılaştığınız hayatınıza girmiş dokunmuş tüm insanlığa karşı büyük bir sorgulamaya sokuyor bu kitap ama suçlayıcı bir taraftan değil anlayıp sindirmenizi sağlayan bir taraftan. Modern çağ insanını anlamaya karşı bir el kitabı gibi. Büyük bir merak duygusu kitabı okudukça daha da artıyor daha çok okumak, daha çok öğrenmek... Kimse sandığımız kişi değil ve kimin neyinden nefret ediyorsak içimize bir dönüp bakalım nefret ettiğimiz o şey bizim de içimizde büyümeye devam ediyor...
Genelde kisisel gelişim kitaplarını sevmiyorum, çok sığ, bir kaç sosyal medya gönderisinin bir araya getirilmesi gibi yavan ve boş geliyor. O yüzden bu kitaba kişisel gelişim kitabı demek benim için kitabı eksiltmek olur. Çok severek okudum. Kişisel gelişim kitaplarından farkı son derece bilimsel, konunun eğitimini almış olab uzmanı tarafından yazılmış, üzerine çok araştırma yapılmış, çok okunmuş ve ondan sonra kaleme alınmış olması. Herkesin kendinden veya cevresinden izler bulacağını düşünüyorum. Çünkü kitap hem bireysel, hem toplumsal açıdan konuyu ele alıyor. Keyifli okumalar.
Severek okudum. Geniş kitleler kendilerini ve ilişkilerini anlamak istiyor. Bu tarz kitaplar konuyu deneyimiyle harmanlayan insanlardan gelince kendini okutuyor. Bir Türk Rollo May'i diyelim.
Kitabın sonundaki kitap tavsiye listesi de güzel. Kitapta geçen filmler ise şöyle:
Billy Wilder – Sunset Boulevard (1950) Elia Kazan – A Streetcar Named Desire (1951) Robert Aldrich – What Ever Happened to Baby Jane? (1962) Halit Refiğ – Sultan Gelin (1974) Charlie Kaufman – Anomalisa (2015) Ruben Östlund – Triangle of Sadness (2022)
Bu kitap yaşadığımız gerçekliğin gerçek olup olmadığını kavrama üzerine sağlam görüşler sunuyor. Kitapta da bahsedildiği gibi, bu soyut salgını görebilip düşünce ve davranışlarımızı onun varlığının farkındalığı altında ölçebilmek sağlıklı bir hayat sürmenin gereksinimlerinden biri gibi duruyor. Yazarın gözlerimizin önündeki perdeyi kaldırma girişimini takdir ediyor ve herkese içtenlikle bu kitabı “yutmalarını” öneriyorum.
Yalnızca narsizmi anlamak için değil, Psikoloji dünyasındaki kuramların narsizmle olan ilişkisine tekrar bakmak içinde önerebileceğim bir kitap olmuş. Ruh sağlığı alanında çalışanlar için, narsizmin eş ve ebeveynlik rollerindeki etkisini derli toplu özetleyen bir kaynak. Narsizmle ilgili ilk okuma kitabı olur mu bilmiyorum ama konu hakkında tüm duyduklarımızı derleyip toplayan bir özet kitap olduğunu söyleyebilirim. Dil çok akıcı.
Konuyu kendimiz ve diğerleri açısından anlayışla yaklaşabilmemiz açısından oldukça değerli bir içerik sunmuş. Kapital düzendeki ve ilişkilerdeki çarpık düzenimizde pandemi olarak nitelendirilmiş bu örüntüyü daha çok örneklerle görmeyi isterdim, bu açıdan içerik biraz güdük kalmış gibi hissettim. Yine de uzun zamandır kaynak tarıyor olmama rağmen hiç göremediğim yanları görmemi sağladı bu kitap. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Şule Öncü'ye büyük teşekkürlerimi sunuyorum.
Kitap birçok farklı bölümlere ayrılmış ve bu başlıklara göre narsisizm ve narsist kişilikleri ele alıyor. Fakat bu bölümlerin birçoğu sürekli ayni şeyleri ele alan ve sürekli tekrar eden konu ve cümlelerle dolu. Tabi ki her bölüm icin geçerli bir kritik degil bu fakat birçoğu böyle. Ancak genel olarak kitabı tabi ki okunmaya değer buluyorum.
Yararlı öneriler demeti, ama kitap mantığıyla organize edilmemiş ve bu dağınıklığı nedeniyle biraz zorluyor. Çok iyi skeçler yapabilen komedyenlerin uzun soluklu film yaparken karşılaştıkları güçlükleri hatırlattı bana.
Kitap bilgi vermesi açısından çok iyiydi. Bir çok yerin altını çizdim, kendime notlar aldım. Ancak dil açıdan çok terminolojikti. Akıcı olmaktan uzak olacak kadar terminolojik.