Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bütün Şiirleri #2

Bütün Şiirleri-2

Rate this book
Babam gelirdi ve akşam olurdu.
Bahçedeki akasya ağacı, gu?n boyu biriktirdiği kuşları,
birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza.
Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.
Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi.
Ben o zamanlar bu?tu?n babaları susar sanırdım.
Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam.
Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı.
Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç.
Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.

176 pages, Paperback

First published January 1, 2012

8 people are currently reading
111 people want to read

About the author

Şükrü Erbaş

45 books94 followers
7 Eylül 1953 tarihinde Yozgat'ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Yozgat'ta yaptı. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilimler Bölümü'nden mezun oldu (1978). Toprak Mahsulleri Ofisi'nde memurluk, yöneticilik yaptı ve bu kurumdan emekli oldu.
1984 yılında Yarın dergisi yazı kurulunda görev yaptı. Edebiyatçılar Derneği'nde yöneticilik yaptı.

Şükrü Erbaş, ilk şiirini Varlık dergisinde, 1978 yılında yayınlandı. "Yolculuk" adlı şiir kitabıyla, 1987 Ceyhun Atuf Kansu şiir ödülüne değer görüldü. Ayrıca, "Dicle Üstü Ay Bulanık" şiir kitabıyla 1996 Orhon Murat Arıburnu şiir ödülünü, "Üç Nokta Beş Harf" şiir kitabıyla 2002 Ahmed Arif şiir ödülünü ve "Gölge Masalı" adlı şiir kitabı ile de 2005 Ömer Asım Aksoy şiir ödülünü kazandı.

Şiir, edebiyat ve yaşam üzerine denemeler yazdı. Denemelerini "İnsanın Acısını İnsan Alır" (1995) ve "Bir Gün Ölümden Önce" (1999) adlı kitaplarında toplayan Şükrü Erbaş'ın, "Gülün Sesi Gül Kokar" (1998) adlı düzyazılarından oluşan bir kitabı da vardır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
93 (49%)
4 stars
68 (35%)
3 stars
22 (11%)
2 stars
5 (2%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 19 of 19 reviews
Profile Image for Flybyreader.
716 reviews214 followers
January 2, 2022
“Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin, perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu
Duvarları ancak çarpınca görenin.”


Şükrü Erbaş şiir koleksiyonunun ikinci kitabı da hiç hız kesmeden derbeder etmeye devam ediyor. Kitaba ilk başlarken ilkinin yarattığı tadı bulamayacağım kaygısıyla biraz da çekinerek başlamıştım ancak Erbaş yine yapacağını yaptı. Özellikle düzyazı biçiminde ilerleyen Ömür Hanım’la Sohbetler bölümleri kitaba ayrı bir renk katmış, kelimelerin özenli seçimi, birbirinden farklı konular üzerine yazılmış onlarca şiir, hepsi beni benden alıp yine uzak diyarlara götürdü. Şiir sevmem diyeni bile yola getirecek türden. Kesinlikle okunmalı.

“Bu rüzgar dağların kokusunu getirmiyor
Bu bulutlar tutsak daracık gökyüzüne…
Akşam güven vermiyor, sabahın sevinci yok
Ne güleç bir yüz, ne hareli bir merhaba
Herkes sırtıyla konuşuyor birbiriyle…
Toprak yok, bahçe yok sular bir derin hasret
Kuşlar bile kekeleyerek uçuyor havada…”


--------- * * * ----------------

“Ve biz sorarız, ne zaman bulutlansak
Yapraklarla örtülü bir zamana bakarak
Şimdi neden acı verir eski mutluluğumuz?..
Ve bir gün ne yapsak bitecek bir dünyayı
Hangi korkuyla böyle çoğaltıp dururuz?..
Profile Image for Tülay.
478 reviews44 followers
December 30, 2022
Şükrü Erbaş hayranı olduk çok şükür 😍
Profile Image for Sümeyra.
259 reviews2 followers
December 26, 2024
“-Şükrü Erbaş mı okuyorsunuz?
-Evet.
-Zonguldaklı bir şairdir kendisi.
-Ben Yozgatlı diye biliyorum.
-Muzaffer Tayyip Uslu… hep Zonguldaklı değil mi?
-Rüştü Onur olmasın o?”

Edebiyat her yerde, hatta poliklinikte bile.
Yozgatlı sayın Erbaş’ın siyasi teması olmayan şiirlerini çok seviyorum. Sanki biraz uğraşsam ben de yazabilirmişim gibi hissettiren, her birini sıradan bir günde kullandığın kelimelerin, yağmur altında eşsiz valsi gibi bu şiirler. Ki yazamayacağımı biliyorum. Sadece yazabilirmişim gibi gibi…
Kimse bilmezken hayranlıkla defalarca, ezberlemek için okuduğum Ömür Hanımla Güz Konuşmaları sosyal medyada çok tüketilip bayağılaştırılmaya çalışılsa da, “Mudanya’da, bir bankta oturuyorum, düşünüyorum, kim kimin derinliğini görüyor, hem hangi gözle?” benim için hala aynı değerini koruyor. Aradan çok uzun zaman geçti, şehirler ve mevsimler ardımda kaldı. Hala aynı his, yoruldum bu bulutları kirpiklerimde taşımaktan. Arada da taşımıyorum pek tabi.
Profile Image for nur ö..
160 reviews32 followers
July 15, 2019
Ömür Hanım’la Güz Konuşmaları’nın derin güzelliği demem yeterli sanırım...
Profile Image for Serra.
41 reviews3 followers
May 18, 2020
ÖMÜR HANIMLA GÜZ KONUŞMALARI

...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür
hanım?


Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü-
şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?


Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?


Dönelim...Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...Olsun dönelim biz yine de. Bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür hanım.
Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. Küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. Hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.

Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım.
Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka
ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi
içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa?


Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni
oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...


Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir
Ömür hanım?


Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni
konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben,
kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yü-
reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım
Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka-
ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım
toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş
saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem
hangi gözle?


Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü
yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor
muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...



Yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. Kurşun
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
Belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. Sessizlik
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana. Dünyanın usul usul ağaran o
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. Anlık
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,
kalıcı ömürlüdür...Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,
bizi değişmek çirkinleştirir de.


Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,
ne yerinde ne yersiz...


Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par-
çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. En büyük hü-
nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı
kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...Kıyılarımız duy-
gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;
ufuklarımızsa sisler içinde...O kıyısız gökyüzü nasıl sığar
küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen-
cereye...Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir
ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir
içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.


Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir
yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan,
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...


Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka-
lıplarından. Beni duy ve anla.


Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi
yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi
atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,
kurşuni-külrengi mi yoksa?


Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil
dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı-
maktan. Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sü-
rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? Kim ne diyebilir ki?


Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.


Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?



Ankara, Güz/1983
Profile Image for Sena Nur Işık.
Author 11 books1,141 followers
December 29, 2023
✨10/10✨

MÜKEMMEL!! MÜKEMMELL!!! Tüm kitaplarını aldım! 🙏🏻
Profile Image for Özge.
190 reviews16 followers
June 29, 2020
Bütün Şiirleri-1'in hemen üzerine okuduğum, 'Ömür hanımla güz konuşmaları' olan düz yazı sayfalarına bayıldığım aralara düz yazılar serpiştirilmiş şiir kitabı. Mest olarak okudum pek çoğu şiiri ve hiç durmadan 3. kitaba geçiyorum. Şükrü Erbaş'ta yakaladığım bir tını var ki, tarifsiz.

Kitap içindeki en favori şiirlerim ise şöyle:

Ömrümü böyle uzatıyorum, imrenin ve yakının, kopuş, armağan, yanlışını sevmek, aşkı ayrılıkla emzire emzire, ayrılık ne kadar uzak, denizden doğan kırmızı, ankara sisler içinde, adını aşk koydum (2 sayfalık düz yazı), bir kardeş mavi.
Profile Image for Atlantisli.
156 reviews9 followers
Read
December 8, 2022
bir kirpik tamlaması daha okursam fenalık geçireceğim... yine de bunu ilk kitaba göre daha çok beğendim, aralardaki düz yazılar gerçekten keyifliydi. Ben de herkes gibi Ömür Hanımla Güz Konuşmalarını çok beğendim. Şiirler yine bir bütün olarak beni çok etkilemese de aralarda beğendiğim dizeler oldu.
Profile Image for Esra Yavuz.
90 reviews4 followers
June 7, 2024
içimizde azalan zamanların kederi
önümüzde bir yere gitmeyen yollar..
Profile Image for Hümeyra.
32 reviews12 followers
November 8, 2025
Şükrü Erbaş şiir okumayı sevdiriyor. Yıllara göre şairin ele aldığı konuların değişimini görmek ilgi çekiciydi

Sevdiğim şiirlerden bazıları:
-Altın Kafes
-Kimse Temizin Demesin
-Bir Kardeş Mavi
-Kalbim, Uzun Menzilim
-Kuş Yuvalarını Kuyu Ağızlarını
-Aşkı Ayrılıkla Emzire Emzire
Profile Image for Sinem Gömeç.
62 reviews1 follower
May 28, 2021
*Çok acı çekmiş
Elini kalbine koyarak konuşuyor.

*İçimizde azalan zamanların kederi
Önümüzde bir yere gitmeyen yollar...

*Yağmur yağıyor Ömür Hanım... gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına... Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?
156 reviews
January 4, 2026
"Şimdi ben bunca şiiri
Yazdım da ülke mi düzeldi.
Artık evlerde vuruyorlar çocukları
Babaların alkışları arasında.
Özgür dilediğini düşünmekte herkes
Ancak ışık vermeden
Yakacaksın mumunu!
Devletin bekası için
Karakollar değilse de
Dayaklar şeffaf oldu."


"Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin.
Yüreği yalnız kendiyle dolu
Duvarları ancak çarpınca görenin.
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.
Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme, camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarşılarla gövdesi bencillikle hırsı
Yılgınlıkla yenilgi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme..."


"Döviz kurları faizler arsız demeçler
Her şeyin saat saat değiştiği
Belkemiği olmayan bir zamanda
Az şey mi
Bir yıl yaşattık aşkı..."


"Sevgilim
Aşkın yaşını geçtiğim gün
Beni ellerinle kalabalığa göm."
Profile Image for Ləman Rəhimli.
46 reviews27 followers
December 16, 2020
Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek yaşamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, ne yerinde ne yersiz...
Profile Image for Dilek.
742 reviews
December 8, 2020
Şükrü Erbaş'ın 2.ciltteki şiirlerini biraz daha farklı buldum, ilk kitaptaki şiirleri daha samimi gelmişti. Ama bu kitapta da güzel dizeler var. Okumaya değer kesinlikle.
Profile Image for lilacvomit.
40 reviews
January 4, 2026
Genel olarak çok beğendimm yine kalemiyle harikalar yaratmışş Şükrü erbaş. Sadece bazı şiirler de birbirini tekrar eden öğeler çok vardı ama yine de keyifli bir okuma oldu. Beni şu ana kadar duygulandırıp ağlatan ilk şiir kitabı oldu. Özellikle Ömür Hanım’la Güz Konuşmaları çokça derinden etkiledi…
Profile Image for Öykü.
5 reviews1 follower
January 4, 2023
En sevdiğim şair olması boşuna değil. Kalbimi delip geçiyor dizeleri. <3
Displaying 1 - 19 of 19 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.