"Gol, top nerede olursa olsun, rakibi az adamla yakaladığın zaman, işte o zaman gelir..."
Metin Kurt, kimi sporseverlere göre aykırı, kimi sporseverlere göre anarşist, kimi sporseverlere göre de sosyalist bir futbolcudur.
1970-73 yıllarında üst üste üç kez şampiyon olan Galatasaray Futbol Takımı kadrosunun en iyi sporcularından biriydi. Milli futbol karşılaşmalarının günümüzdeki sıklığından uzak 70'li yıllarda, altı yıl aralıksız 26'sı A, 9'u Ümit ve 2'si de A Genç Milli Takım olmak üzere 37 kez milli formayı giymiştir.
Futbol oynadığı dönemde, futbolcuların haklarını almak ve korumak için söylediği, sendika sözcüğü ve sosyalist söylemler tehlikeli bulundu. Futbolcu arkadaşlarını greve götürdüğü gerekçesiyle, hakları gasp edilerek Galatasaray Futbol Takımı'ndan uzaklaştırıldı. Anadolu'ya, Kayserispor'a adeta sürüldü. Ardından tüm futbol dünyası tarafından aforoz edildi. Bütün suçu, Avrupalı futbolcuların bugün kullandığı hakları bundan 30 yıl önce dile getirmesiydi.
Gladyatör, günümüz sporunun popüler dalı olan futbolun antik gladyatör oyunlarıyla özdeşlikleriyle, gerçekleri Milli futbolcu Metin Kurt'un sekiz yıllık spor yaşamından (1968-76) kesitler vererek anlatan bir kitaptır.
Bursa’da, 9 Aralık 1953 tarihinde doğdu. İTÜ Metalürji Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli edebi türlerde eserler verdi: Roman: Kara Büyülü Uyku (1999), Cimri Kirpi (2002), Serseri Standartları Sempozyumu (2004), Sarıkasnak, Denize Dair Hikâyat (2006, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Senaryo Destek 2013), Gemileri Sayan Kedi (2011). Öykü: Nehirler Denize Kavuştuğunda (2002), Mayhoş Zamanlar (2010). Çocuk: Kemancı ve Küçük Kuş (2006), Cam Kutu İçindeki Mücevher (2006). Biyografi: Rafetçe, Bir Ressamın Alacalı Paleti (2007), Gladyatör, Yeşil Sahalarda Bir İsyanın Hikâyesi, “Metin Kurt” (2009), Halkın Savcısı, Mehmet Feyyat (2012). Monografi: Devşirme Eşiktaşı’nın Ruhu, Rumeli Hisarı (2010), Boğaziçi Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, 100. Yılı (2012). Ödül: “Can Yayınları İlk Roman Ödülü” (1999); TESK, Türkiye Edebiyatçılar Derneği “Esnaf Öyküsü” yarışmasında 1. Ödülü (2002); Foça Belediyesi, 7. Uluslararası Rastgele Balıkçılık Festivali, “Deniz Öyküsü” Yarışması 1. Ödülü (2007); “Abdullah Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülü” (2009).
Yazar, TYS, PEN Yazarlar Derneği, Edebiyatçılar Derneği ve BESAM üyesidir.
Metin Kurt gerçekten çok biricik bir insanmış. Böyle futbolcuları görmek artık imkansız olduğu için daha da hayran oldum kendisine. 60’lardan itibaren futbolcuları da emekçi olarak görüp örgütlemeye çalışması, endüstriyel futbola karşı duruşu ve paradan değil emekten yana tavrıyla dört dörtlük bir isim geçmiş yeşil sahalardan. Şaşırılmayacağı üzere, ülkemizde düzene isyan eden her insan gibi yalnız bırakılmış, ötekileştirilmiş ama yine de geri adım atmamış. İsmen bildiğim bu özel şahsiyeti daha yakından tanıdığım için mutlu oldum. Ülke futbolunun geçen yıllara rağmen asla bir adım ileri gitmediğini, sadece ambalajının parlatıldığını göstermesi açısından da ayrıca kıymetli bir çalışma.
Kula kulluk etmeyen, emekçi Çizgi Metin’in mücadele dolu hikayesi. Günümüz endüstriyel futbolunu düşününce ne kadar uzak geliyor anlattıkları. Futbola ve emeğe ilgisi olan herkese öneririm.
Metin Kurt, çamur deryası türk futbolunda nev-i şahsına münhasır kişiliğiyle statükoya başkaldırmış bir anarşist figürdür. Metin Kurt, Galatasaray'da popülerleşse de kulüpçülüğe karşı çıkan birisidir, kulüpler üstüdür. Kitap, Metin Kurt'un futbolcu sendikalaşma mücadelesini kendi ağzından anlatırken, 60'lar ve 70'lerdeki futbol dünyasının panoramasını çiziyor ve kulüplerde bugün hâlâ çözülmemiş yönetimsel yanlışlıkların kökenlerinin ne kadar eskiye dayandığını gösteriyor. O yıllarda futbolda doping bir normmuş, bu da beni çok şaşırttı. Türk futbolu da bu topraklardaki birçok şey gibi habisleşmiş bir ur, yaş aldıkça bunu daha iyi anladım. Buna katlanabilmek için sanırım hiçbir şeye kafası basmayan bir çocuk olmak gerekiyor. Bence sırf bu yüzden her taraftar çocukluğunda tuttuğu takıma sarılıyor ve nostaljinin uyuşturucu ve sağaltıcı etkisi ile futbol izlemeye devam ediyor. Kesmeşeker'in şarkısı ile yazıma son veriyorum.
Kula kulluk etmezdin Çok yanlış biriydin Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel? Yani iki şişe ucuz şarap Bir tarih yazabilir Verdiğim tüm sözler Bir anda uçabilir Sıcak bir bira Patlak bir sigara Metin Kurt gibi yalnızız Ceza sahasında Ne güzel, ne güzel...