“Hadi bakalım Ayşegül Hanım, hayırlı olsun. Çok istiyordun boşanmayı, al boşanıyorsun işte. Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun peki? Bütün evleri bedava, işyerlerini de kucak açmış kocaman maaşlarla seni mi bekliyor sanıyordun? Nafaka almak zorundasın çocuğunla beraber yaşamak istiyorsan. Deniz’in düzeni bozulmamalı.”
Boşanma...
Bir yıkım ve trajedi mi?
Yoksa çocuk oyuncağı bir sıradan olay mı?
Bu ak-kara salıncağının ötesinde, boşanma gerçekten nasıl yaşanıyor gündelik hayatta? Bir tarafta boşanıyor olmanın psikolojisini yeniden, yeniden inşa etmenin bezdirici duygusal mesaisi; bir tarafta “yeni” bir hayata başlama itkisi. Bir tarafta evliliğin çıkıp gitmek bilmeyen yaşanmışlığı; bir tarafta onun “eskiliği”, geride kalmışlığı...
“Ayşegül”, hayvanat bahçesine gitti, okullar bitirdi, evlendi... şimdi de boşanıyor!
1967 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul, Diyarbakır ve Eskişehir'de büyüdü. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü'nden mezun. 1997 yılından bu yana şiir, öykü, deneme yazıyor.
bu kitapta özlü sözler yok. sizi aforizma içinde bırakmayacak. hayatın sırrını vermeyecek size.
yaşamın dışında kalıp gözlemleyip, analiz edip duran bir karakterden ziyade yaşamın sıradan bir parçası olan bir karakter sunuyor bize. sıcak, samimi, gayet gündelik bir karakterin sıcak, samimi ve gündelik dertleri ile tanıştırıyor bizi.
anlatım dili; bir kadının dünyasının, dolayısıyla dünyanın bir kadın tarafından algılanma şeklinin hoş bir ifadesi olmuş. kadının çelişkilerini, hayallerini, hayal kırıklıklarını ve naifliğini okudukça ağzınızda tarçınlı-şekerli bir tat bırakacak; birkaç saatte okuyup bitirebileceğiniz bir kitap bu.
tek sıkıntınız, kitabın neden daha uzun olmadığı, ya da devamının gelmediği olacak.