Aslında mutluluk nedir? Hiç düşündünüz mü? Bir rüya mı, yoksa bir gerçek mi? Tüm insanlığın, tüm yaşamın büyük bir çaba, bir koşuşma ile peşinden dört nala koştuğu, tam buldum dedikleri anda, tıpkı bir sabun köpüğü gibi kaybolup gittiğini gördüğü ve yeni baştan aramağa ve bulmağa kendini mahkum ettiği ve adına "Mutluluk" dediğimiz bu duygu ne ola ki?. An gelmiş gerçek olarak önümüze, içimize bir abide gibi dikilmiş, an gelmiş elimizi uzattığımızda bir serap gibi kaybolduğunu görmüşsünüzdür. Belki de mutlu olmak için bir şeyler istemek, bir arzuya sahip olmak tek başlarına yeterli olamamışsa bile, mutsuz olmak için yeterli olabilmiştir de. Ancak, gayesiz, hedefsiz varoluş mümkün müdür ki?...