Jump to ratings and reviews
Rate this book

Filosofía para principiantes: de Platón hasta hace rato

Rate this book
Creador de Los Agachados, Mis Supermachos y más de un centenar de libros publicados, Rius, el gran monero mexicano, ocupó un lugar clave en la historia de la cultura popular. "Lo más difícil de tratar con humor es la filosofía. No sé por qué, quizá porque se trata sólo de ideas de pensamiento, que resulta harto difícil de manejar. Y resumir y presentar en un "lenguaje" accesible a todos. Hice primero el tomo 1 y luego, con más de 10 años de diferencia, el 2. Uno con una editorial y otro ya con Grijalbo, pero me costó un huevo del ojo. ¡Ya está aquí la más amena historia de la filosofía! En un volumen le pasamos revista a todos los filósofos, desde los presocráticos hasta los más recientes. Aunque usted no lo crea, la filosofía puede ser muy divertida". -Rius

256 pages, Paperback

First published January 1, 1997

82 people are currently reading
690 people want to read

About the author

Rius

258 books214 followers
Rius was the pseudonym of Eduardo del Río García, the internationally acclaimed Mexican caricaturist and editorial cartoonist whose innovative work established a new field in comic strips: the political and documentary cartoon-book.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
347 (33%)
4 stars
437 (42%)
3 stars
186 (18%)
2 stars
44 (4%)
1 star
8 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 90 reviews
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews28 followers
August 19, 2020
Felsefe, ben kimim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum sorularına cevap arayan, gözleri kapatıp, zihni açma sanatıdır.
Thales ile başlayan Felsefe, 2500 yıldır (Batı için) bilinen gelişmeleriyle, mitolojiyle açıklanan ve inanılan hayatı, akıl/mantık ile anlamaya çalışır hale gelmiştir.

Batı materyalizmi ve somutluğuyla dünyayı, maddeyi anlamaya çalışırken, Doğu idealizmi ve diniyle, evreni/soyutu açıklamaya çalıştı, çalışıyor.
Bir tarafta sonsuz ve değişmeyen dünyanın kökeninde kadiri mutlak bir Tanrı'nın Ruhu olduğuna inananlar, diğer tarafta ise her şeyin kökeninin maddede (su, hava, ateş, toprak) olduğunu düşünenler.

Aslında Thales (MÖ 624-546; Miletos), her şeyin tek ilkesi maddidir ve sudan gelir(materyalizm) ve her şeyin içi tanrılarla doludur (idealizm) derken iki ana akımın da temellerini atmıştı.

Anaksimandros (MÖ 611-547; Miletos): Dünya boşluk içinde yüzüyor; bütün varlıklar denizden geldi ve insanlar balıklardan, doğa basit ve belirli durumlardan geçerek evrimleşti; şeylerin kökeni bitimsiz olandır; şeyler bir varlık edindiklerinde daha sonra doğacaklara yer açmak için ölüm zorunluluğu da edinirler.

Pythagoras (MÖ 570-495; Sisam/Samos):
Evrenin tamamı ve onun parçası olan insan matematiktir; dünya güneşin etrafında döner; iyilik her zaman kötülüğü yener.

Heraklitos (MÖ 535-475; Efes): Değişmeyen tek gerçeklik değişimdir; evrende her şey kendi antitezini içinde barındırır; her değişim, içinde karşıtıyla gelir; her şeyin kökeni ateştir.

Anaksagoras (MÖ 500-428; Kilizman):
Tanrı denilen Güneş, taş ve ateş kütlesidir (Atina'da ölüme mahkûm edilir).

Demokritos (MÖ 460-360; Abdera):
Madde (akıl dahil) atomlardan, yani daha fazla bölünemeyen ve sonsuz olan, biçim ve boyut bakımından çok çeşitli ve sonsuz hareket halindeki parçacıklardan oluşur; ve bunların çeşitliliği maddelerin niteliklerinin çeşitliliğine denk düşer.

Sokrates (MÖ 470-399; Atina): Felsefeyi göklerden yere indirdi ve hakikati aradı; insanı öne alarak, iyi nedir, kötü nedir, insan nasıl davranmalıdır sorularının cevaplarını, kendi diyalektik soru/cevap yöntemiyle kovaladı.
Siyasette kariyer yapmak isteyenleri yetiştiren Sofistlerin güzel söz peşinde koşmasına "hakikati ara ve özeleştiriyle kendini tanı" diyerek, "insanın doğası kötüdür" diyenlere de "cahil olduğu için kötüdür" diyerek cevap verdi.
Ahlâkın ve iyi insanlığın, din ve yasalarla değil, insanların vicdanlarıyla alâkalı olduğunu söyledi.

Platon (MÖ 428-348; Atina):
Asil bir aileden gelir ve Sokrates'in öğrencisidir; hocasının ve onun ölümünden sonra bir süre kaldığı Mısır'daki ezoteriklerin etkisiyle döndüğü Atina'da kendi okulu Akademia'yı kurdu. Orada, gerçek bilgiye akıl, analiz/sentezle ulaşılabileceğini, bu dünyada kopyaları var olan her şeyin görünmez Tanrı dünyasında asıllarının (idea) olduğunu, insanın amacının bu iyi ideaya, ilâhi güzelliğe ulaşmak olması gerektiğini öğretti.
İnsanların eşit olmadığını, yetenek ve özelliklerine göre yerlerinin belirlenmesi gerektiğini söyler; elitist ve oligarşi yanlısıdır; kadınları Tanrı'nın cezası, sinsi, kurnaz, yüzeysel, hurafelere inanan, ikiyüzlü, kaprisli gören bir anlayışı vardır.

Aristoteles (MÖ 385-323; Stagira):
Taşralı, orta sınıftan, kadın düşkünü olan Aristo kendi okulu Gimnasium'da, hocası Platon gibi melek olmayı değil, çevresi ve kendisi hakkında bilgilerle donanmış mükemmel bir insan olmayı amaç olarak göstermişti.
Büyük İskender'in hocalığını yaptı.
Yürürken konuşulan okulunda Doğa Bilimleri öğreten ve bu bilimlerini öğrenerek kanıtlanamayan bir önerme doğru değildir diyen Aristo, felsefeyi de kanıtın gösterimi olmaya çağırdı.
Platon felsefesini düşüncelerin "ifşa"sına dayandırırken, öğrencisi Aristo ise mantığa dayalı "gösterimi"ne.
Yani Aristo, iki (Platon)değil tek dünyadaki şeylerin (soyutlar hariç) aklın yaratıları değil, ondan bağımsız gerçek ve var olduklarını öne sürdü.
Ona göre Tanrı, her şeyin ilksel nedenidir, madde/biçim/hareket değildir; Tanrı sadece ve sadece düşüncenin düşüncesidir ve hepimiz ondan küçücük birer parçayız.

Aristo sonrası Kinikler ekolü (Diyojen) ortaya çıkar ve teoriden toptan vazgeçerek, kendi başına keşiş hayatı yaşamaya çağırır.
Karşıtı olan Epiküros ise en yüce olanın hazdan,paylaşmaktan ve gerçeği bilmekten geçtiğini öne sürer; haz tanımı ise hayvani tutkular değil, kalıcı olan felsefe, estetik, yaratma, okuma, müzik, tiyatro ve sanattır ona ve bahçeli evini paylaştığı öğrencilerine göre.

Sonrasında Zenon'dan Seneca'ya kadar süren Stoacılık oraya çıkar: Bilgi (kanıt) ve bilgelik yoluyla mutluluğa ulaşan, akla önem veren, Tanrı ve dünyayı bir olarak gören, kaderine boyun eğen, tutku ve duygularına hükmeden (Hint etkisi), dik duran ama kendi egosundan vazgeçenler.

Ne olumluyorum, ne olumsuzluyorum, şüphe duyuyorum diyen Septikler (Pirron), gerçeği bilmenin imkansızlığını öne sürerler.

Sonrasında, erdemli olmayı yaşayarak örnekleyerek gösteren İsa, Mısır ve Yunan felsefelerinin etkisiyle oluşan düşünceleriyle, nefret, şiddet ve öldürmeye, insanın sömürülmesine ve doğanın mahvedilmesine karşı koymaya çalıştığı evrensel sevgi öğretisini, ahlâk önerisini (günümüz Hristiyanlarının unuttuğu) yaydı.
Bu evrensel ahlâk öğretisinin özü kaybedilerek büyüyen Hristiyanlık, felsefede radikal bir değişiklik yaratmış, gelişen tüm düşüncelerde etkili olmuştur.

Tarsuslu Paul (Saul), Eski Ahit'e Yunan felsefesinden (özellikle Platon) pek çok unsur ekleyerek Hristiyanlığı kurarken, Philon (1.yy) ve Plotinus'un (3.yy) aklı dünyayı yöneten, ruhu şeylere hayat veren şeklinde anlayan Birlik, yani Teslis (üçleme) zeminindeki Neo-Platoncu katkılarıyla, inancı akıldan üstün gören Augustinus'un yolunu açarlar.
Constantin'in Hristiyanlığı tek ve resmi din olarak ilan etmesi sonrasında, Augustinusçu Kilise'nin hoşgörüsüzlüğünün denetimine giren düşünce, Rönesans'a kadarki karanlık çağını yaşadı.
Augustinus (ve Kilise'ye göre), hakikat sadece İncil'deydi, Kilise Tanrı'nın şehri ve dünyadaki en büyük otoriteydi ve anlamak için inanmak gerekiyordu.

Avrupa Kilise karanlığındayken, 11.yy'da İbni Sina, Aristo'nun akıl yürütmesiyle inancı uzlaştırmaya çalışırken, Aristo'ya yeniden hayat vererek felsefenin ölmemesini sağlamıştır (kitapları halife tarafından yaktırılmıştır)

Endülüslü 12.yy büyük düşünürü İbni Rüşt, hakikate giden yolun felsefeden geçtiğini söylemiş, tüm kutsal metinleri eğitimsiz zihinler için yazılmış alegorik hikâyeler olarak niteleyerek İspanya'dan kovulmuş ve kitapları yakılmıştır. Aynı kent ve dönem insanı İbni Meymun da İncil ile Yunan düşüncesini birleştirmeye çalışmıştır.
Yunan kökenli kitaplara sahip çıkarak yakılmaktan kurtaran en önemli manastırlar Montecassino, Cluny, Fulda, St.Gallen'dir.

Meydan, hakikati akılla arayan felsefenin tersi olan, Skolastisizm'e kalmıştır; yani hakikat zaten din tarafından bilinmekte olup akıl onu açıklamakta kullanılmalıdır. Bunu kabul etmeyen de kafirdir.
Papalığın Aristo yasaklarına karşı çıkan ve düşünce özgürlüğünü savunan Dominiken büyük bilgin, "bilgi kaynağı akıl ve vahiydir, bilim akılla, ilahiyat vahiyle değerlendirilmelidir" diyen Albertus Magnus (13.yy) ve onun öğrencisi Thomas Aq. (13.yy) olmuştur; onları takiben cehaletle inancı bir tutan Roger Bacon (13.yy) ve Kilise'yi ve zenginliklerini eleştiren ve en basit, aleni açıklamayı (ustura) savunan Ockham'lı William (14.yy), Reform'un öncülleriydi.

Rönesans: Metalürjinin ve makinaların gelişmesiyle matbaa, astronomi ve haritalarla keşifler, dini olmayan saraylar, insan anatomisi ve burjuvaziyle birlikte kapitalizm.
Ortaçağın manastırlarının yerini yeni düşüncenin, Yunan felsefesinin, biliminin ve sanatının üniversiteleri ve laik devleti alıyordu (Machiavelli ve hümanist Erasmus)

Diğer yandan Luther (1483-1546) ve Calvin (1509-64) ile gelişen Reform hareketi, Tanrı ile insan arasında aracılara gerek olmadığını söyleyip Vatikan'dan ayrılarak lâik devlet düşüncesine, bilime ve özgür bireye gidişi güçlendirdiler.
Kopernik, Galileo ve Kepler ile İncil'de yazılanların yanlış olduğu kanıtlandı.
F. Bacon'un bilimsel ampirizm yöntemi, G. Bruno'nun sonsuz evren düşüncesi ve yeni astronomiye ölümüne sahip çıkması, Montaigne'in (1533-92) Tanrıları insan zihninin doğurduğunu söylemesi, bilim ve akla dayalı hayatı öne çıkarıyordu.

F. Bacon'ın sekreteri olan T. Hobbes (1588-1679), onun ampirisizmi yerine deneyi öne çıkarıyor, her şeyin hareket mefhumuyla açıklanabileceğini, insanların din olmaksızın seçilen krallar ve bir sözleşme (Leviathan) ile kendilerini yönetmeleri gerektiğini söylemiş ve 11 yılını Paris'te sürgünde geçirmiştir.

Descartes (1596-1650), "her şeyden şüphe duy, kesin olan tek şey varlığımız, düşünüyorum öyleyse varım".
Descartes, Kanıt, Analiz, Sentez ve Yeniden Hesaplama, yani Kartezyen matematik yöntemiyle gerçek bilgiye ulaşmayı hedefler.

Matematik dahisi B. Pascal (1623-62), ise Kartezyen fikri redderek sezgi (İnsan, doğanın en kırılganı, düşünen, ince bir sazdır; Kalbin, aklın bilmediği kendine göre nedenleri vardır) ve inancı öne çıkarsa da kitapları Kilise tarafından yakıldı.

Spinoza (1632-77), İncil'i eleştirdiği için cemaatten atıldı ve Amsterdam'dan sürgün edildi; Tanrı ve Doğayı (ruh ve düşünce dahil) bir kabul eden monist (Natura naturans, natura naturata: Doğalanan doğa, doğalayan doğa) felsefesi (Ethica), panteizmin en bütünlüklü açıklaması olmuş, demokratik yönetim ve vicdan özgürlüğüne kaynak oluşturmuştur.

Tanrı tarafından yaratılmış çok küçük ve kendilerine has ruha sahip parçacıklar olan monadlarla dünya kuran Leibniz (1646-1716) çok sayıda bilim alanı ve dile ilgi duyan, araştıran ve öğrenen bir folozoftu; bir enerji biçimi olarak maddeyi tanımlar, iyi/kötü ayrımını insana bırakır ve dünyayı Tanrı'nın yaratabileceklerinin en iyisi olarak görür.

Verum ipsum factum (anlamak, yaparak gelişir) diyen Vico (1668-1744) toplumsal gelişmenin Tanrı'ya değil insanlara bağlı olduğunu da öne sürmüştür.

Newton (1642-1727) biliminin din dışı izahlarının, J. Locke(1632- 1704) ampirisizminin (duyu ve düşüncelerle deneyimleyerek öğrenmek ve bilmek) ve liberalizminin eşliğinde 1688'de feodal monarşiye ve ortaçağa karşı ayaklanan İngiltere, ilk anayasal monarşiyi kurdu.
Sağlığı, aileyi, mülkü korumayı savunan Locke, yeni sivil yönetim şekline de özgür iradelerle toplumsal sözleşme yapmasını öneriyordu.

Locke'nin izleyicisi D. Hume (1711-76), dinlerin korku ve beklentileriyle insanlar tarafından yaratıldığını; dinlerin, dinlerin insanları böldüğünü, fanatik düşüncelere ve hoşgörüsüzlüğe yönelttiğini (ve bazılarını zengin ettiğini) yazmıştır.

Felsefeye büyük katkı sağlamış olmasa da AYDINLANMA hareketi (Rasyonalizm, Otoriteye Baş Kaldırma, Aydınlanma, Kültürel İyimserlik, Daha İnsani bir Hristiyanlık, Doğaya Dönüş, İnsan Hakları) ilk olarak Fransa'da ismi Aydınlanma ile eş anlamlı anılan, Kraliyet ve Kilise ile ironi ve hiciv yoluyla alay eden Voltaire (1694-1778) ile ortaya çıktı ve siyaset, etik, ekonomi, din vs gibi toplumsal kurumların işlerliğinin mekanizmalarını anlamaya ve düzeltmeye çabaladı. Kendisi de gerçek bir ayaklı ansiklopedi olan Diderot'nun (1713-84) Ansiklopedi'si (1751-72; 17 cilt) dönemin sembolü, insanlığın özgürlük ve haysiyetine adanmış bir anıt, düşünce ve bilimin İncil'i gibidir; Kilise ilk ciltleri yakar, yazarları afaroz eder ama kralın dostu Madam Pompadour'un desteğiyle yayınlanmaya devam ederek çok büyük etkiler yaratır: Fransa, Amerika, Latin Amerika Devrimleri.
Aydınlanmacı Montesquieu (1689-1755), yazdığı Kanunların Ruhu Üzerine kitabındaki Kuvvetler Ayrılığı ilkesine dayalı ( tümü Krallarda ve Kilise'deydi) Yürütme, Yasama, Yargı sistemiyle Amerika ve Fransa anayasalarına öncü, bugünün kurucusu oluyordu.
Aydınlanma üçlüsünün sonuncusu Rousseau (1712-78), insani duyguların, mevcut sistemdeki eşitsizliklere bağlı yozlaşmanın ve toplumsal sözleşmenin önemine dikkat çekiyordu.
Rousseau'nun yazdıklarını okuyan Voltaire'in "söylediklerine katılmıyorum ama bunları söyleme hakkını ölünceye kadar savunacağım" sözü, dönemin özgürlük ve hoşgörü ruhunun sembolüdür.

Kant (1724-1804), Alman Romantizmi'ne en uzak filozoftur; bilgilerin deneyimlerden geldiğini söyler, deneyimden bağımsız bilgi olup olmadığını sorgular; şeylere adapte olan sadece bilinç değildir, şeyler de bilince adapte olur; ister bilimsel ister dinsel olsun gerçeği tanımlamaya yönelik tüm girişimler hipotezdir, zira akıl, her tez için her biri geçerli olan farklı antitezler üretebilir; Kant’ın felsefesi insanın içinde bir ‘özne’ olarak yer aldığı kusursuz bir matematiğe benzer ve bunun içinde doğanın özgürlüğü ile insanın ödev ahlâkı, iniş ve çıkışlarıyla birlikte bulunur; akıl ve duygu, iyi ve kötü gibi bütün karşıtlıklar birlikte irdelenir; evrensel ahlâk ve ebedi barış Kant'ın en büyük hedefleridir.

Fichte (1762-1814) Kant'ı çok soyut bularak çürütmeye çalışmış, ırkçı bir ahlâk ve ne yoksul ne zenginin olacağı, herkese iş veren ve mülkiyeti bölüştüren bir devlet tanımlarıyla Hitler'e ilham olmuştur.

Schelling (1778-1854) Tanrı'nın bir ruh olup, rasyonel (iyi) ve irrasyonel (şer) iki kişiliğe sahip olduğunu, transandantal idealizmle ruhun kendini bulduğunu, zekânın sanatsal yaratı ile zirveye çıktığını öne sürer.

Hegel (1770-1831) tez, antitez, sentez üçlüsü ve her akıl yürütmenin çelişkisini içinde taşıdığı önermesiyle Hume ve Kant'ı özetleyen Diyalektik mantığı geliştirmiştir. Doğa ile ruhu, evrensel ile tekili, gerçek ile ideali bağdaştırma derdindir Hegelyan düşünce. Kaçınılmaz olan değişimin hayatın bir numaralı sermayesi, tarihin ise zamanın diyalektiği olduğunu ve insanların ve ulusların karakterlerinin mücadelelerde oluştuğunu öne sürer. Aşkı ise, "insanın ahlaki doğasının ve doğal eğilimlerinin bir ifadesi" olarak tanımlar; "aşk, kişinin kendi bilincini bir kenara koyup, kendinden vazgeçerek bir başka ben'de kaybolması ve bu vazgeçmişin içinde yine kendisini bulmasıdır; aşk hepten diyalektik bir süreçtir".

Schopenhauer (1788-1860), Hegel gibi Humboldt Üniversitesi'nde hoca idi ve ondan safsata üreten bir şarlatan diyecek kadar nefret ediyordu ve Hegel'in iyimserliğinin tersine Kötümserliğin Filozofu olarak anıldı.
İnsanın sanıldığı gibi rasyonel bir varlık olmadığını; hayatın bir dürtüye benzediğini ve hedefi/yönü olmadığı için doyumsuzluğa ve ıstıraba mahkum olduğunu; ıstırap durduğunda kısa süreli hazların, uzun süreli can sıkıntısının ortaya çıkacağını ve onun da katlanılmaz olduğunu öne sürer.
Bu cehennemden kurtuluş için ahlâk (başkalarına iyi olmak), estetik (en yücesi müzik) ve asetizm (maddi dünyadan ziyade manevi dünyaya yönelme) önerir.

Kierkegaard (1813-55), protestanları eleştiren bu protestan papaz, varoluşçu felsefenin kurucusuydu. Ona göre gerçeklik tekil rasyonel bir süreç değil, sonsuz sayıda olasılığın bir aradalığıdır; bunlar arasında hiçlik olasılığı da vardır ki var olmak hiçlikten çıkıp kendi isteğiyle varolmayı (etik, estetik) gerektirir ve varolmak evrensel değil bireysel bir kategoridir.

A. Comte (1798-1857), siyasal ve dinsel sistemlerin bilimsel temellere dayanarak yeniden örgütlenmesini öneren Pozitivizm felsefesinin kurucusudur. Bilimin mümkün olan tek bilgi türü olduğunu öne sürmüş ve insanlık (kolektif varlık olarak insan) kavramını geliştirmiştir (J S Mill onu izler).

Karl Marx (1818-1883) felsefe ile ekonomiyi birleştirip siyasileştiren Marx, "bugüne kadar felsefe dünyayı yorumlamakla uğraştı, bizim yapmamız gereken, onu değiştirmektir" diyerek Praksis Felsefesini ortaya koymuştur. Hegel'in öne sürdüğü, "dünyanın özü madde değil ruhtur ve ruh maddeden bağımsızdır, zincirli olsa bile özgür olabilir" idealizmine karşı "insanın varlığını belirleyenin bilinci değildir, tersine bilincini belirleyen toplumsal varlığıdır" diyerek karşı çıkmıştır.
İdealist ama diyalektik olan Hegel'den diyalektiği, metafizik (durağan doğa/toplum) ama materyalist olan Feuerbach'tan da materyalizmi alıp, iyileştirip güçlendirerek Diyalektik Materyalizmi kurar ve Hegel'deki diyalektik zıtlığı sermaye ile emeğin aralarında uzlaşmaz olduklarına vardırır. Dünyayı değiştirmek için doğayı, insanları, emeği, ekonomiyi, dinleri incelemek lazım diyen Marx, dur durak bilmeden toplumu ve onu oluşturan sınıfları, aralarındaki ilişkiler, üretim biçimleri, dinin ve üretim tarzının insanları kendilerine yabancılaştırmasını ve küçük bir azınlığın insanların emeği üzerinden fayda sağlamasını inceledi.

Nietzsche (1844-1900) bir put kırıcı filozoftur kendini insan değil dinamit olarak niteler ve hayatı bir varoluş mücadelesi olarak görür. Din ve mistisizmi ağır eleştiren filozof, hayatın sağlık, neşe, aşk ve cinsellik, kudret ve güç istenci olduğu kanısındadır. İnsanın gelişiminin mücadelelerle hayvanilikten mükemmele, üst-insanlığa doğru olduğunu söyler ve üst-insanı, dünya filozofu, tarihe hükmeden, iyinin kötünün ötesine geçmiş, sahte ahlâkî değerlere takılmayıp kendi kaderini ellerinde tutan gerçek anlamda özgür insan olarak tanımlar.

Herbert Spencer (1820-1903) Darwin (1809-1882), Freud (1856-1939) ve Marx'dan yarattığı Sentetik Felsefe ile bilinir ve devrimleri reddeden Evrimci Pozitivist diye de anılır.

John Dewey (1859-1952) Amerikan Faydacı Pragmatizmi'nin uygarlık meşalelerinden biri olan ünlü düşünür, sosyalizm ve Troçki sempatizanıdır ve "hayat yaşayarak öğrenilir" deyip, dini düşüncelerden arınmış yaparak öğrenen eğitim önermiştir. Demokrasi ve liberalizmi revize etme yanlısıdır. Düşünceyi, insan ve çevresi arasında uyum sağlamaya yönelik bir süreç olarak tanımlar.

Henri Bergson (1859-1941) Alman İdealizmi'nin devamı olan Bergson, mizah ile ilgilenen ilk filozoftur ve gerçekliği kavramakta sezginin akıl ve bilimden daha anlamlıdır diye iddia eder. Zaman konusuyla ilgilenmiş ve "zaman, geçmiş ile şimdiden organik bir bütün yaratır, bu da kendini hafızada gösterir, hafızada geçmiş, şimdide yaşamaktadır" diye yazmıştır.


20.yy Filozofları:
Russell ve Wittgenstein neopozitivizm denilen, sadeleştirme ve sayısallaştırma yanlısı ve yöntem olarak dil analizlerini kullanan analitik felsefe.
Popper Marx ve Freud'u metafizik olmakla niteler ve bilimi deneyerek doğrulama ve yanlışlamaya açık olma şeklinde tanımlar.
Heidegger ölümlü insanın kaygısı ve bunun getirdiği anlam ve özgürlük.
Sartre varoluşçuluk.
Lukacs estetik ve sanat.
Piaget pedagoji ve yapısalcılık.
Gramsci hegemonya ilişkileri ve araçları, sivil toplum ve aydın.
Foucault hegemonya/kurumlar, cinsellik ve düşüncenin pratiğe geçmesi gerektiği.
Levi-Strauss antropoloji ve yapısalcılık.
Oswald Spengler hayatı ve tarihi kör bir doğa oyununa benzetir, tarihte bir amaç aranamayacağını söyler; hayatı ancak hareket olduğu müddetçe değer kazanan, hakikati ise dünyada ve içindeyken keşfedilen bir şey olarak tanımlar.
Gasset, hayatın akla baskın çıkan bir gerçeklik olduğu ve insan kurtuluşunun kültür sayesinde mümkün olabileceğini öne sürer.
Jaspers, Felsefe ve Psikiyatriyi birleştirir, "insan için en ideal şeyin benzerleriyle iletişim halinde olmak" olduğunu söyler.
Profile Image for Murat Dural.
Author 19 books629 followers
August 1, 2020
Yazar ve çizer Rius'un akıcı, esprili, saf anlatısı ile Felsefe Tarihi; okunması, anlaşılırlığı kolay, gülümseten bir kitap olmuş. Fakat felsefe okuyan biri olarak itiraz etmek istediğim noktalar var. Rius açık bir şekilde kendi felsefi, siyasi yaklaşımını gözler önüne serip (bazı sayfalarda, genelde değil) ilgi alanına girmeyen ya da dünyanın bugün ki halini "O'nun yüzünden," diyerek eleştirdiği düşünürlere biraz sert bakmış, işlemiş. Felsefe önemsiz, öyle, böyle denebilecek, ayrıştırılıp üzerinde düşünülmeyecek bir şey değil. Bunun haricinde çok güzel, öğretici bir kitap.
Profile Image for NAMIK SOMEL.
206 reviews115 followers
December 13, 2019
Felsefe tarihini ve ana akımları yalın, analitik, akıcı ve zevkli bir şekilde özetleyen mükemmel bir kitap.
Çizgilerle anlatımın gücü her sayfada hissediliyor. Rius, okurun rahat anlaması ve keyifli vakit geçirmesi için özel bir çaba harcamış. Hacmi sınırlı olmasına rağmen referans oluşturacak onlarca kaynak adı var. 19. Yüzyıldan sonra artık yazar yorulmuş ve sonunu hızlı bağlamış. Bir 100 sayfa daha olsaydı diye düşünűyor insan.
Kitabın sonunda yer alan mini felsefe sözlüğü ve aforizmalar, mercekle okunacak gibi olsalar da kitaba ayrı bir renk katmış ve doyurucu olmuş. Elinize takın bir köşede tutacağınız harika bir eser..

"En dezavantajlı barış, en adil savaştan iyidir"
Erasmus



Rönesansın mümkün kıldığı düşünce sanatın yeşermesini sağladı, özellikle o dönem verilen adıyla EDEBİYATIN.

18.Yüzyıla damgasını vuran yazarların özet listesi şöyle olabilir:
Moliere
La Fontaine
Cervantes
John Milton
Daniel de Foe
La Rochefoucald
Jonathan Swift
John Dryden s135

Var olmak, hiçlikten çıkıp olmaya geçmektir. Olmak ve olmamak arasındaki sınırda bulunmaktır.

Søren KierKegaard

veya

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!
Shakespeare / Hamlet

Çizgilerle Felsefe / RIUS
.. felsefe okumaları
Profile Image for Gabo Reyes.
22 reviews
May 13, 2019
Sin duda un excelente libro para conocer los diferentes pensamientos filosóficos en el cual explica la idea principal de cada corriente filosófica y del mismo filósofo, así podrás escoger y leer al que más te convenza, al ser el primer libro de Rius que leo me encanto la propuesta en forma de historieta para ser un tema muy complejo lo hace demasiado ameno, ahora entiendo porque influyo mucho en la lectura de nosotros los mexicanos.
Profile Image for Carmen Noemi.
64 reviews
September 27, 2024
Me gustó mucho porque fue mi primer acercamiento a la filosofía. El autor realizó un excelente trabajo para poder incluir tanta información densa en un libro con dibujos y de una manera muy clara y concisa… En algunos casos hasta sin querer contestaba mis preguntas en otra página o párrafo. Es un libro muy bien hecho. Lo único que creo es que en el caso de los filósofos más representativos fue muy corto en explicación; pero igual se entiende por qué.
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,072 reviews136 followers
March 4, 2018
Az biraz daha özenli olsa daha iyi olmaz mı acaba diye düşündürmedi değil. Ama konuya çok uzak kimselerin sıkılmadan bilgi sahibi olabilecekleri bir felsefeye girişin girişi kitabı olmuş.
Tek sorun Marx felsefesini doruklara çıkarıp yüzyılın en iyisi olarak sınıflandırırken, diğer filozofları göz ardı etmesi. Yazar, din eleştirisi yaparken ister istemez günümüzün bana göre en büyük sorunlarından biri olan, Marx’ın düşüncelerine bir din gibi inanması ve sürekli olumlaması.
Profile Image for Bricio Velazquez.
70 reviews
October 2, 2018
Siento que está muy bien explicada la parte pre-cristiana de la filosofía, y que al final Rius terminó corriendo, aminorando la importancia de prominentes filósofos e incluso haciendo algunas omisiones.
Profile Image for Azya Coca.
24 reviews
December 2, 2020
Si no sabes nada de filosofía y quieres saber más esta es una buena intro
Profile Image for Andy Robles.
45 reviews
June 15, 2022
Simplemente increíble y fascinante la forma en que Rius plantea la filosofía desde sus principios, adore este libro.
Profile Image for Kate Garibay.
57 reviews
July 6, 2021
No soy muy fan de la filosofía, pero me encantó este libro, es muy entretenido sencillo de leer; explica de manera simple diversas corrientes filosóficas y narra con humor las ideas de los filósofos mas importantes de la historia. Los dibujos y los globos hacen más amena la lectura.
Profile Image for Cesar Cruz.
246 reviews
April 6, 2021
A Ríus lo conozco porque sus libros estaban, para variar, en los libreros de mi papá o mi hermano. Es normal que me llamara la atención por sus portadas con dibujos muy característicos del auto denominado monero. No olvido que sus libros fueron un primer descubrimiento de la industria de la comida chatarra, ultra refinada y procesada (sigue tan vigente que hoy tienen que ponerle etiquetas a la comida para advertir al consumidor); y también me viene a la memoria el libro Cristo de carne y hueso, y su polémica, para mi entonces inocente ser, temática que chocaba con lo que sabía y me habían enseñado en la iglesia. O sea, no es para quien puede ofenderse si cuestionan sus creencias. Lo mejor de todo es que los libros de este autor son muy entretenidos y que sí aprendes algo.

Filosofía para principiantes, de Platón hasta hace rato, de Eduardo del Río (Ríus), es un repaso por las corrientes filosóficas más destacadas según el autor. Desde los griegos hasta los albores del siglo XX, Ríus hace un esfuerzo por simplificar los postulados filosóficos de Platón, Aristóteles, Descartes, Marx, Freud, Jesús de Nazareth, Nietzsche, etcétera (un largo etcétera). Tanto trabajo le costó que al segundo tomo le tomó varios años salir a la venta (mi edición -de mi esposa- ya contiene los dos tomos).

Ríus comenta que, con el paso del tiempo, en especial del sigilo XX para acá, se ha vuelto sumamente compleja leer filosofía para los simples mortales. Que sólo los filósofos pueden leer a otros filósofos (con sus excepciones, claro). Por este motivo recomienda la lectura de novelas filosóficas, por decirlo así, pues cada vez se hacen mejores. En este sentido, me vinieron a la mente novelas de Hesse, y no sé si sea correcto, pero también creo que podría estar Borges, Ishiguro, Saramago, etc. Lo creo así porque Ríus menciona que la filosofía es la actividad de pensar y de hacer pensar. Y esos autores te hacen pensar.

Por eso veo la lectura como algo más que un mero entretenimiento. ¿Cuál es el recipiente por excelencia donde se ha vaciado el conocimiento humano por siglos? Los libros. Si quieres saber algo, inspirarte o reflexionar, buscas libros (o algún otro arte). Ya Bradbury realza su importancia en su Farenheit 451: prefieren tenerte entretenido en pantallas a que leas libros, quemarlos antes que logren prender la chispa de las ideas.

Sin duda, es un libro para leerse varias veces. Ameno y divertido, que acerca al lector a un tema complejo, o con el prejuicio de aburrido, pero que hay que considerar por estos puntos, importantes en mi opinión: el conocimiento de uno mismo, aprender a pensar mejor, y conocer la importancia de las ideas y cómo han influido en el desarrollo de los individuos y la humanidad toda. Con Ríus corren el riesgo de reírse, pasar un buen rato con sus viñetas y, sin mucho trabajo, aprender y pensar.
Profile Image for Javier Jiménez.
181 reviews49 followers
September 12, 2021
Es complicado tratar de abarcar toda la historia de la filosofía y sus máximos exponentes en un solo libro, pero es aún más difícil tratar de hacerlo en un lenguaje simple y accesible para cualquier persona independientemente de que tenga o no conocimientos previos del tema. Además de hacerlo entretenido y con dibujos. Pues ese es el gran objetivo de este libro. Teniendo en cuenta lo anterior, creo que el lector no se puede poner muy exigente, ya que la historia de la filosofía es enorme y Rius hace un enorme trabajo tratando de darnos un resumen ameno y completo.

El único detalle que no me gustó tanto fue que Rius, al igual que en la mayoría de sus libros, suele enfocarse demasiado en decir que Marx es un dios y que la iglesia es el peor mal del mundo. No estoy en contra de esas ideas, pero el problema es que lo repite tanto que llega a ser hartante.

En general, creo que es un buen libro de referencia, sobre todo un libro de introducción para conocer el panorama general de la filosofía, un poco de su historia y ubicar a ciertos autores. Como el mismo autor lo menciona, no es un libro para expertos, todo lo contrario.
Profile Image for Leonardo.
781 reviews46 followers
May 27, 2009
Un buen resumen de las principales corrientes filosóficas occidentales, desde los clásicos griegos, hasta el siglo XIX (más brevísimas biografías de los principales filósofos del siglo XX). Ideal para estos tiempos modernos en que no es fácil encontrar las condiciones ideales para leer otras introducciones y estudios de filosofía (me viene a la mente el libro de Ramón Xirau). Por lo demás, Rius no esconde sus propias preferencias y toma partido abiertamente por Aristóteles y los filosófos materialistas, frente a Platón y los idealistas.
Profile Image for una filósofa viciosa.
100 reviews9 followers
August 5, 2017
Se nos presenta desde los griegos como Platón, Aristóteles, Plotino, Pitágoras, hasta Hegel, Marx y Nietzsche. Es perfecto para tener ideas principales y tú investigar más a fondo los distintos temas y filósofos, además de que se atreve a decirte cosas que en otros libros no encontrarás y querrás saber más y más.
Por otra parte es muy sencillo y con mucho humor, lo que lo vuelve más ligero y disfrutable.
Profile Image for Bernardo.
285 reviews9 followers
August 28, 2012
Como todos los libros de Rius está repleto de un humor inteligente y ameno, que suaviza y descomplejiza un tema de gran profundidad, para acercarlo a las masas y a los legos en el mismo.
Aunque se me antojó apresurado en su segunda parte; siento que será de mucha ayuda más adelante así como fuente constante de consulta.
Profile Image for Michi.
43 reviews8 followers
May 21, 2010
Mi primer libro de Rius, y uno de los mas complejos. Explicar siglos de historia filosófica en unas cuantas páginas no es fácil, usar dibujos es aún más difícil, pero hacerlo divertido es tarea de genios.
Profile Image for Pedro.
13 reviews
August 17, 2012
exelente introduccion a la filosofia general!
Profile Image for Brenda.
Author 9 books43 followers
December 24, 2012
Esta envolvente este libro..incluso termine odiando a Platón
Profile Image for Hakkı Sayın.
138 reviews6 followers
June 26, 2019
Düşündüğümden daha iyi çıktı bu çizgi-felsefe kitap. Birkaç not...

Tanrının varlığı olumsaldır. Olumsal, söz konusu varoluşun 'zorunlu/gerekli olmadığı' anlamına gelir.

Plotinus'taki teslis şudur : Beden, ruh, ve zihin.

Plotinus'tan önce Hıristiyanlık'ta teslis diye bir şey yokmuş.

İsa: "İnsanın olanaklarını göstermek için yaşadım ben."

İsa insanlara yeni bir ahlak öğretmeye çalıştı esasen.

Töz kendiliğinden özne olan şeydir; bir önermenin öznesi. Örneğin "Pedro rasyonel bir varlıktır" cümlesindeki Pedro 'töz', rasyonel varlık ise 'öz'dür.

(Yazarın yorumu) İslam bugün neyse başlarda da oydu: Herhangi bir şüphe, muhalefet kabul etmeyen fanatik ve hoşgörüsüz bir din. 10. ve 11. yüzyıl hariç.

Ibn-i Sina akıl yürütmenin yasak olduğu Avrupa'da Büyük Aristo'ya hayat verdi.

İroni ve mizah ustası, havalı, İsa karşıtı Voltaire'den güzel laflar, aşağıda..

Kant öldüğünde bakirmiş. Saf Aklın Eleştirisi'ne 15 yıl vermiş. En önemli sorusu şu süper soru : Sentetik (bilgi veren) a priori (deneyim öncesi) bilgi var mıdır?

"Şu ırk bu ırktan daha iyidir" diyen ilk filozof Fichte olmuştur.

"Erkekleri daha iyi tanıdıkça köpekleri daha çok seviyorum." Alman kadın filozof Madame de Stael.

Feuerbach çok önemli Marx üzerinde. Hegel diyalektik ama idealist bir düşünce yapısındaydı. Feuerbach ise metafizik ama materyalist düşünüyordu (Hegel'i Tanrıyı idealize edip insansızlaştırdığı için eleştiriyordu). Marx her ikisinden de birer tohum alarak teorisini geliştirdi: Diyalektik materyalizm. Yani dünyanın materyalist ve diyalektik bir yorumlaması.

Şu tartışmada derinleşmeyi planlıyorum : "Bir bilimsel yasa doğrulanamazsa metafizik bir önerme haline gelir." Popper bunu kabul etmez ve şöyle der : "Metafizik bir önerme de bilimsel yöntemle doğrulanabilir; varsayımsal-tümdengelim yöntemi ile."

"Dua, insanların dertlerinden uzak, kendi yalnızlığında dinlenen Tanrı'yı rahatsız etme saygısızlığıdır". Karl Jaspers.
Profile Image for Kerem Akyol.
26 reviews4 followers
May 7, 2021
Rius'un ülkemizde yayınlanan neredeyse tüm kitaplarını okumuş olarak başladım Çizgilerle Felsefe kitabına. Söylemeliyim ki; yazar, genelde kitaplarında objektif bir tutum sergilemeden kendi fikirlerine uyan teori ve savları daha çok bizlere aktarıyor. Normal herhangi bir kitap için sıkıntı yaratmayan bu durum, koca bir branşı ele alırken birazcık problemler yaratabiliyor.

Yazar önemli ve ciddi önermeleri mizah kullanarak; anlaşılması ve idrak edilmesi daha kolay bir hale getirir fakat bu kitap için aynısını söylemek pek güç. Aristotales'den Hegel'e gelene kadar bir çok önemli fikir insanını sanki biraz yargılamış ve onlarlı küçük duruma düşürmeye çalışmış.(Tabiki becerememiş.)

Yazarın daha önce ''Çizgilerle Ateistin El Kitabı'' adlı çalışmasını zevkle okumuştum ve fikirlerini biraz anlamış, biraz da benimsemiştim. Felsefe kitabında ise tüm bir felsefe branşını neredeyse yalnızca ''Tanrı fikri'' üzerine kurmuş. Her filozofun tanrı ile münasebetini öğrenmiş olsak da, daha önemli fikirlerini anlayamadan hzılı hızlı geçtik.

Kitabın yalnızca ''Batı Felsefi'' üzerine yazılıyor olması ise kesinlikle yanlış. Uzak Doğu, Orta Doğu filozoflarından neredeyse hiç bahsedilmedi. Kitapta Konfüçyüs'ün isminin bile geçmemesi gerçekten hayal kırıklığı oldu benim için. İbn Sina'ya bir paragraf ayrılırken, Farabi veİbn-i Haldun'a yer verilmemesi beni gerçekten üzdü. Bu liste uzayıp gidebilir.

Batı felsefesine bu kadar önem veren yazarın, Yunan filozofları bu kadar kısa kısa işlemesi de, hayatında hiç Felsefe okumamış insanları yanıltabilir bazı konularda.

Son olarak göremediğim ve görmek istediğim birkaç filozofu daha belirteyim;

Michel Foucault(Yarım paragraf)
Jean-Paul Sartre (Yarım paragraf)
Sigmund Freud(Yarım sayfa)
Gilles Deleuze(Bahsedilmemiş)
Félix Guattari(Bahsedilmemiş)
Jacques Derrida(Yarım Paragraf)
Profile Image for Diana Valadez.
16 reviews
December 31, 2025
Qué libro tan padre.

Este libro me encantó porque rompe por completo con la idea de que la filosofía tiene que ser pesada, complicada o inaccesible. El formato es lo que más lo distingue: visual, dinámico y muy bien pensado para entender ideas que normalmente se sienten lejanas o intimidantes.

No intenta impresionarte con lenguaje rebuscado ni asumir que ya sabes de filosofía. Al contrario, te va llevando de la mano, explicando conceptos, corrientes y pensadores de una manera clara y digerible, sin quitarles profundidad. Es un libro que se siente más como una conversación que como una clase.

Lo disfruté mucho porque te despierta curiosidad. No busca darte respuestas cerradas, sino ganas de seguir explorando, cuestionando y leyendo más. Es ideal si quieres acercarte a la filosofía sin miedo, sin solemnidad y sin sentirte “menos” por no saber.

Un libro bonito, inteligente y muy bien hecho. De esos que te reconcilian con el placer de aprender.
Profile Image for Edgar.
140 reviews10 followers
December 6, 2018
Es un excelente panorama sobre la filosofía occidental. Creo que con ello se logra, tener un recorrido por la filosofía, mucho más claro y específico en la parte de Grecia. Un poco confuso hacia el medioevo pero retoma forma desde el renacimiento y los siglos de las revoluciones.

Todo bien, es un buen panorama, solo que siento que Rius mete mucho su propio juicio sobre ciertos filósofos a los que tacha de "difíciles" de comprender, un tanto político con lo que comulga o no sobre las posturas de cada filósofo. Cosa que se me hace muy complicada porque el libro puede ser introductorio (de hecho así está planteado) y esta situación se me hace grave porque te pierdes de lo bueno o lo malo de algunas posturas y pensamientos.

Solo eso. Por lo demás muy disfrutable, reí a carcajadas, 2 o 3 veces.
Profile Image for Miguel Ángel.
59 reviews
March 2, 2021
6,5⭐ me gustó me pareció muy buen libro y como la manera en como te cuentan los sucesos de la filosofía através de los tiempos. yo aún no veo filosofía y se me hace un gran libro para adentrarme en ello , tienes que leer y comprender si no entendiste vuelve y léelo porque te pierdes y no puedes entenderlo .tuve un conflicto con la fuente de la letra en la que está escrito porque había partes que confundía las letras y me perdía ,más al principio estaba todo el libro cada página con ilustraciones todo está muy bien ilustrado y te ayuda a comprender . me pareció en partes un poco pesada la lectura por qué te tiraban mucha información para procesar durante todo el libro , pero me pareció un gran libro y cumple su objetivo que es informar a las personas que no saben nada de filosofía
Profile Image for Lalo.
367 reviews2 followers
May 8, 2021
Filosofía para principiantes es justo eso, un libro de filosofía para gente que no sabe nada de filosofía. Se enfoca fuertemente en los primeros filósofos y en su historia, lo cual logra usando un lenguaje simple y coloquial.

Luego la segunda parte baja el ritmo. Todo
Ok con los filósofos hasta el siglo XVII y a partir del siglo XVIII y XIX todo se complica, aunque también la filosofía de esa época lo hace. Luego el siglo XX es un revoltijo de filósofos e ideas y se nota un poco apresurado y falto de espacio. Algo rápido para ya terminarlo y salir del apuro.

Pero repito, es para principiantes. Para conocer las principales ideas de los filósofos y las corrientes para posteriormente indagar más con algo de conocimiento.
Displaying 1 - 30 of 90 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.