Ayrılıklar her zaman üzer mi bizi yoksa biz yaşattığı diğer duyguları acının yoğunluğundan fark edemez hale mi geliriz? Galiba ayrılıkların aynı zamanda özgürleştirdiğini, acıtarak özgürleştirdiğini bu kitapla fark ettim. Çünkü zaten en korktuğunuz şeyi yaşıyorsunuz. Kaygı, korku artık bitti şimdiden sonrası sadece özgürlük…
Senin Hakkında Bir Hikâye, Erel’i takip ettiğimden beri okuduğum ikinci kitabı oldu. Hatta kitaba da ikinci başlayışım. Her kitabın gerçekten doğru bir zamanı olduğuna çok içten inanıyorum. İlk başladığımda benzer duyguları hissederken akmayan kitap şimdi elimde bitmesin diye kıyamadığım bir anlatıma dönüştü. Buna da kitapların sihirli dünyası diyoruz. 😊
Ayrılığı anlatmak, ayrılığını tek bir sahne gibi gösterip arkasındaki uzun süreci anlatmak bence gerçekten bir özenli iş. Kitabımız iki kişinin artık devam edemeyecek ilişkilerini anlatıyor. Ve aslında alının kararlar da değişen anlar görüyoruz. Şöyle açıklamak isterim bu kısmı; hepimiz mutlu iken güzel anları hatırlar kötüleri de zaten “aman, falan” diye geçiştiririz ya işte o büyü bozucu kelime iki kişinin arasına girince o aman neyselerin aslında nasıl da önemli hususlar olduğu ortaya dökülüyor. Bu ne kadar evrensel bir durummuş. Ne kadar gerçekten de bizim hakkımızda bir hikâye.
Ayrılık yaşaması da kabullenmesi de zor bir durum bana kalırsa. Sadece duygusal ilişkilerde değil herhangi birinden, herhangi bir yerden, herhangi bir şeyden ayrılmanın en zor yanı kabullenmek ve devam edebilmek. Alışkanlıkların bozulması insan doğasını büyük ölçüde şaşırtıyor ne yazık ki.
Tek bir gecenin ve birçok anının olay örgüsünü okuyoruz bu kitapla beraber. Bunu bir kadının tarafından okuyoruz ve yazarımız bir erkek. Bu genelde şaşırılarak karşılanmış. Ben buna şaşırmadım. Erel’i takip ettiğim kadarıyla hassas ruhlu, kibar birisi olduğunu düşünüyorum. Düşünebilen ve farkında bir insan bana kalırsa. Bu kısmı kalemini ne kadar iyi kullandığı yönüyle değerlendirebiliriz sanırım. Çünkü okurken hepimiz en ufak bir tereddüt bile yaşamadık.
Kitaba bir eleştiri de getirmek isterim. Okurken çoğunlukla son derece keyif almış olmamım yanında çokça bazı fikirleri vermeye çalıştığını hissettim özellikle sonlara gelindikçe. İlk başta fazlaca altı çizili cümlelerim varken sonlara doğru artık çizmek istemedim mesela. Bu kadar yoğun tespitlerden belki de yoruldum bilemiyorum. Tespitler yerine göre, kişiye göre doğrudur değildir tartışmam bu değil. Bu kısımlar kitabı roman havasından çıkarıp nasihat havasına sokmuş bana göre. Bu şekilde de hikayelerin arasına girildiğini düşünüyorum. Belki benim daha kurgu okuma sevdam yüzünden de böyle gelmiş olabilirim ancak bu kısım tek sevmediğim yan oldu. Bazı yerlerde de ayrıca yazardan esintiler gördüğümüzü düşünüyorum. Erel takip ettiğim bir kısımda psikolog görüşmelerine artık tamamlayarak gitmediğini ve çok fazla üzerine çalışılmasının da farklı yönlerini anlatan bir açıklaması vardı. Bunu sosyal medya hesabındaki sorulan sorulara verdiği cevapların birinde okumuştum ve kitapta da denk geldiğimi fark ettim. Bu nedenle de belki yazarın kim olduğunu bile bile okudum ve çok şaşırmadım. Bazı cümleler de aslında bence çok Arda Erel cümleleri idi. Kısacası kadın bir karakter ama arka planda buram buram bir Erel kalemi ki zaten bu yanlış bir şey değil.
Spoiler vermeden de bir kısımdan bahsetmek isterim. Bakalım olacak mı? Ayrılık sahnesinde kadının verdiği tepkiyi konuşmak isterim. Ayrılık kitapta tek gece hatta birkaç saat yaşandı ama karakterimiz kesinlikle dönüşüm geçirdi. Bunu da adamla konuşmalarındaki kendine döndüğü ve oradan sonra verdiği tepkiler nedeniyle düşünüyorum. Okuyan ve dikkatini çeken kişilerin anlayacağını düşünüyorum. Kendime buradan da çıkardığım bir ders oldu mesela benim. Ne olmuş olursa olsun her yerde her an da en önemli konunun biz olduğumuzu unutmamalıyız.
Bir hikâyeden çıkmış olabilirsiniz ya da olmazsınız ama Senin Hakkında Bir Hikaye’mi okumak size kesinlikle bir bakış açısı kazandıracaktır. Bence şans verilmesi gereken bir kitap.
İnsan unutmak istediği birini neden hep hatırlar? Ve belki de yas, yaşandıktan sonra sizi de birine tekrar bağlar.
Arda Erel’in okuduğum ilk kitabı. Diğerlerini de okumak istiyorum. Sade, akıcı bir anlatımı var, hikaye güzel, hüzünlü ama güzel, gerçek hayata dair, gerçekten sevdim :)