Ayşe Kulin, Dönüş'ün ardından yeni kitabı Hayal'de 1983'ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan Hayal aynı zamanda Kulin'in günümüze uzanan yazarlık serüveninin de bir öyküsü…
Ünlü işadamı Asil Nadir'den reklamcı Tunca Yönder'e; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardin'den Rahmi Koç'a kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlı'nın "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" sözleriyle başlıyor.
Hayal, Kulin'in bir umuduyla son buluyor: "Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!"
Ayşe Kulin is a Turkish contemporary novelist and columnist. Kulin graduated in literature from the American College for Girls in Arnavutköy. She released a collection of short stories titled Güneşe Dön Yüzünü in 1984. A short story from this called Gülizar was made into a film titled Kırık Bebek in 1986, for which she won a screenplay award from the Turkish culture ministry. Kulin worked as a screen writer, cinematographer and producer for many films, television series and advertisements. In 1986, she won the Best Cinematographer Award from the Theatre Writers association for her work in the television series Ayaşlı ve Kiracıları.
In 1996, she wrote a biography of Münir Nureddin Selçuk titled Bir Tatlı Huzur. With a short story called Foto Sabah Resimleri she won the Haldun Taner Short Story Award the same year and the Sait Faik Story Prize the next year. In 1997, she was chosen as the "Writer of the year" by the İstanbul Communication Faculty for her biographical novel Adı Aylin, She won the same award the next year for her short story Geniş Zamanlar. In November 1999, she wrote a novel called Sevdalinka about the Bosnian Civil War and in 2000, a biographical novel called Füreyya. In June 2001, she put out a novel titled Köprü about drama in Turkey's eastern provinces and how they shaped the republic's early history.
In May 2002, Kulin wrote a novel titled Nefes Nefes'e about the Turkish diplomats who saved in the lives of Jews during the holocaust in World War 2.
She has married twice, her latest novels Hayat and Huzun describe her life with her spouses, Mehmet Sarper and Eren Kemahli. Both ended in divorce but she bore 4 sons from the marriages.
Ayşe Kulin'in ilk kitabı yayınlandığında 45 yaşında olduğunu biliyor muydunuz? "Hayal" bir otobiyografik kitap. Daha önce yazdığı "Hayat" ve "Hüzün" kitaplarının ardından "Hayal", Kulin'in 30 senelik yaşantısı boyunca neler yaptığını, hangi işlerde çalıştığını ve yazarlık serüvenini anlatıyor.
Ayşe Kulin, reklam ve organizasyon sektöründe gazete ve dergilerde çalışmış. Bu esnada bir çok ünlü iş adamı, sanatçı, yazar ve politikacı ile anıları olmuş. İlk öykü kitabı "Güneşe Dön Yüzünü" zorlukla ve pek çok edebi hata ile basılmış. Kulin'in yazdığı kitapları gerçek hikayeleri. bu kitapları yazarken nasıl ve nerelerden doküman topladığı, kitaplarının yayın aşamaları ve okuyuculara ulaştıktan sonra yaşadıklarına değinilirken konulara uygun çizilmiş karikatürler de kitabı süslemiş.
Ayşe Kulin'in kitaplarının çoğunu severek okumuşumdur. "Hayal" kitabını da yazarın samimi anlatımı sayesinde çok beğendim.
Ayşe Kulin seveni kadar sevmeyeni de çok olan bir yazar. Şimdiye kadar Dönüş, Nefes Nefese ve Köprü romanlarını okudum. Evet, bazen dili sıkıntılı olabiliyor, hatalı söylemleri de cabası. Okuduğum romanları aktarılmaya değer olayları içerdiği için belki, sevmediğim bir yazar diyemiyorum yine de. Hayal ise başlarda beni içine alamasa da "yazmayı seven" herkesi bir noktada yakalayabilecek bir anı-roman olmuş. Adı Aylin, Sevdalinka ve Füreya'yı okumak için merak uyandırdı bende.
Ayşe Kulin'in akıcı üslubu ile hemencecik okuyup bitirilen bu anı-roman'ın özenine diyecek yok. Özellikle kitabın başına ve sonuna yerleştirilen, Kulin'in kitaplarındaki karakterlerin resmedildiği renkli çizim ile kitabın içinde zaman zaman karşımıza çıkan ufak çizimler çok hoş. Yazar oluş serüvenini anlatmayı amaçlamış Kulin bu kitapta, fakat yazar olmaya doğru giden yolda hayatını idame ettirmek için yaptığı diğer işleri o kadar uzun anlatmış ki, bu "hayal"in bütünlüğü biraz bozulmuş. Okur kimi yerlerde "ben sayfalardır ne okuyorum?" diye kendi kendine sorabilir; şu insan ilişkileri, film seti ayrıntıları bitsin de asıl hikayeye devam edelim, diye sabırsızlanabilir. Nitekim, bu sayfalarda kaybettiği zamanı kitabın sonunda telafi edercesine, ballandıra ballandıra anlattığı ilk kitaplarının aksine son üç kitabını birkaç sayfada toparlayıp noktayı koyuvermiş aniden.
Sonuç olarak, keyifle okunan ama Kulin'in diğer eserleri yanında epey hafif kalan bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Ayşe Kulin, her zamanki akıcılığıyla yazmış yazar olma ‘hayaline’ giden yolu. Her kitabını okumuş bir okur olarak, bu kitap bende yazılış dönemi hikayelerini de artık öğrendiğim için, bazı kitaplarını bu gözle yeniden okuma isteği uyandırdı.
Samimi ve akıcı bir dille yazılmış kitabında Ayşe Kulinin kitaplarının hikayesini okumak çok zevkliydi. Aslında uzaktan çok kolay gözüken şeylerin nasıl zor gerçekleştiğini veya sanılanın ne kadar gerçek olduğunu Türkiye gündemine paralel bir şekilde anlatıyor. Sadece sonu çok acele yazılmış, son dönem kitaplarına da ilk zamanlar kadar önem verilseymiş keşke... Kitap bitince tum kitaplarını baştan okuma hissi uyanıyor.
Yazarın önceki kitaplarını (hayat, hüzün serisi) okuyanlar, bu kitabın diğerlerinin tekrarı olduğunu düşünebilirler. Ben kitabın yarısına ancak gelebildim, önceki kitaplarda yazılanlar tekrarlanmış.
Annemin en sevdiği yazarlardan olan Ayşe Kulin’in hemen hemen tüm kitapları evimizde vardı ancak “annemin” kitapları olduğu için şimdiye kadar ön yargılı yaklaşmıştım. Ayşe Kulin’in okuduğum ilk kitabı oldu ve ben şimdi anladım annemin neden bu kadar kendini Ayşe Kulin kitaplarına kaptırdığını. Dün başlayıp bugün bitirdim, elimden bırakamadım Hayal’i.. Özellikle ilk defa Ayşe Kulin okuyacak benim gibiler için iyi bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum çünkü en bilinen Adı:Aylin, Sevdalinka, Füreya, Nefes Nefese, Veda gibi kitaplarının arka planını, kitaplarda geçen karakterlerin nerelerden geldiğini çok akıcı bir şekilde anlatıyor ve bu kitapları okumak için merak uyandırıyor. Sadece tek eleştirim: kitabın başı çok daha romanımsı ve akışkan bir dille ilerlerken ve bazı romanlarının arka planını sayfalarca anlatırken kitabın sonuna doğru diğer romanlarını 1 sayfadan bile daha kısa kısa geçiyor ve birdenbire bitiyor. Kitabın sonuna doğru dil ve kitabın üslûbunun değişmesinden ötürü 4/5.
Biraz aceleye mi gelmiş acaba? Bazı yerlere bayıldım, bazılarını da bire bir yaşadığımı gördüm. Bazen de hiç yakışmadı diye düşündüm. Çok önemli olmayan şeyler belki ama Kemal Sunal’ı Şarlo ile eşdeğer gösterip küçümsemesi çok cahilce olmuş. Dünya üniversitelerinde kült filmler arasında parmakla gösterilen, ince değil, çok çok ince esprili Sunal filmlerinin böyle bilir bilmez harcanması ayıp olmuş. Kendini daha üstteymiş gibi gösterirken dibe batmış. Sürekli istifa etmesi, karşısındakini dinlemeden reddetmesi de bana battı biraz. Ama yapısı böyle demek. Betûl Mardin’le çalışırken de hiç sesi çıkmadan koşturmasını hatırlayınca kendi çizgisini çizemediğini anlamak da zor olmasa gerek.
Ayşe Kulin kitaplarını savanların mutlaka okuması gereken bir kitap.Çünkü kitabın içeriği yazdığı kitapların serüvenleri ile ilgili.Okudukça azmine ve engellere rağmen yılmayışına hayran oldum Ayşe Kulin'in.
Neredeyse tüm kitaplarını okuduğum bir yazarın eserlerinin oluşum sürecine, kolaylıkla bağ kurduğum karakterlerin nasıl hayat bulduğuna tanıklık ettiğim özel bir eser.
Türkiyenin okurları ezici çoğunlukta kapakların üzerini okumuyor. Elmanı bölebilirsin, sevgini bölebilirsin, mirasını bölebilirsin ama kitabını asla ikiye bölme! s. 347
Kulin’in 1983-2013 yılları arasındaki otobiyografisi. Kitap yazmaya nasıl başladığını ve kitaplarının öyküsünü anlatıyor. Çok sürükleyici ve eğlenceli bir kitap.