Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kaygı Üzerine

Rate this book
Sık sık çağımızın kaygı çağı olduğuna dair yorumlar duyuyor, kaygıdan kurtulmanın yollarını aramaya teşvik ediliyoruz. Peki nedir kaygı? Bakış açımızı değiştirerek kurtulabileceğimiz (ve kurtulmamız gereken) bir duygu mu, yoksa temel bir insanlık durumu mu? Kaygı Üzerine'de Renata Salecl, gerek bireyleri gerekse toplumları zaman zaman avucuna alan bu ruh halini mercek altına yatırıyor ve soruyor: Kaygının temelinde ne var? Bir şeylerin kontrolden çıktığı hissi mi, yoksa aksine her şeyin fazlaca kontrol altına alınması mı? Seçeneksizlik mi yoksa çok fazla seçenek mi? Medya kaygıyı işlemekle mi yetiniyor, yoksa bizzat yaratıyor ve körüklüyor mu? İlaçlar kaygıyı azaltıyor mu yoksa besliyor mu? Kaygı gerçekten de mutluluğun önündeki en büyük engel mi, yoksa mutluluğun nihai hedef olarak yüceltilmesi ve mutluluk baskısı insanları kaygıya mı sevk ediyor? Bir başka deyişle, kaygıya neden olan şey tam da kaygıdan kurtulma çabası olabilir mi?

Salecl bu soruları yanıtlarken, gündelik hayatta yaşadığımız kaygıları dört temel başlık altında inceliyor: savaş kaygıları, hiperkapitalizmin getirdiği (ve suistimal ettiği) kaygılar, aşk ilişkilerinde yaşadığımız kaygılar ve ebeveynlik kaygıları. Psikanalizin temel kuramlarının yanı sıra edebiyat, sanat, sinema ve popüler kültürden de faydalanan Salecl, hayatımızın kaçınılmaz bir parçası olan kaygı üzerine yalın ve derinlikli bir çözümleme sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

152 pages, Paperback

First published June 16, 2004

42 people are currently reading
766 people want to read

About the author

Renata Salecl

30 books95 followers
Renata Salecl, a philosopher and sociologist, is professor at the School of Law at Birkbeck College, University of London and senior researcher at the Institute of Criminology at the Faculty of Law in Ljubljana, Slovenia. Her books include The Tyranny of Choice and On Anxiety.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
67 (19%)
4 stars
158 (45%)
3 stars
95 (27%)
2 stars
22 (6%)
1 star
8 (2%)
Displaying 1 - 26 of 26 reviews
Profile Image for Badem.
33 reviews1 follower
August 19, 2021
“…aşk mektubu yazan öznenin aslında sevdiğine hitap etmediği, mektup yazdığı kişinin kendisinden başkası olmadığı iddiasını desteklemektedir. Aşık mektupta sevdiğinin özünü ne kadar yakalamaya çalışırsa çalışsın, öncelikle kendisine hitap eder. Yani aşık olma hissini oluşturan kendi arzuları, fantezileri ve narsisizmiyle meşguldür.” (S. 77)
Profile Image for Yakup Öner.
176 reviews113 followers
May 3, 2025
Kaygı, kurtulmaya çalıştıkça daha da artan modern bir durumdur. Sosyal baskılar ve birçok seçenek arasında tercih yapmak kaygıyı körüklüyor. Bilinmeyene karşı bir tepki olan kaygı, korkudan farklıdır. Onu yok saymak yerine anlamak, yüz çevirmek yerine tarif etmek gerekir.
Profile Image for Emirhan AVCI.
148 reviews15 followers
January 14, 2019
İncecik bir kitap olmasına rağmen içeriğiyle adeta başa düşen tuğla etkisi yaptı bende Kaygı Üzerine. Her sayfasında, hatta her paragrafında şöyle bir durup düşündüm. Özümsemeye, sindirmeye çalıştım. Ama yanlış anlaşılmasın bu dilin ağırlığından falan değil, yazar elinden geldiği kadar sade bir şekilde insandaki kaygıyı, onun kaynağını ve farklı durumlardaki tezahürlerini, birçok kitap ve makaleye atıflarda bulunarak yapmış. Renata Salecl'ın okuduğum ilk kitabı oldu ve dilini de tarzını da aşırı beğendim. Özellikle kaygı mefhumunu geçmişten ve farklı vakalardan örneklerle açıklıyor oluşu bana kalırsa inanılmaz bir sürükleyicilik katmış. Ama şunu da belirtmeden geçmemek gerek, kitabı sevebilmeniz için az biraz sosyoloji ve psikoloji bilmeniz ya da ilgi duymanız gerekiyor. Nacizane incelememi kitaptan birkaç pasajla sonlandırıp, yazarın diğer kitabı Seçme İkilemi'ne inceden bir giriş yapayım :)

"Pek çok yeni restoranın tasarımına bakıldığında, çalışma sürecinin kamuya tamamen açık olması gerektiği görülebilir. Artık her yerde fabrikalara benzeyen restoranlarla karşılaşıyoruz -içeri girdiğimizde düşük ücretli işçilerin yemek hazırlayışını, bulaşık yıkayışını falan görüyoruz. Bu işçileri dekoratif sanat nesneleri olarak seyrediyoruz ve bu insanların katlandığı muhtemel zorlukları veya sanki hayvanat bahçesindeymiş gibi sergilenmekten rahatsızlık duyuyor olabileceklerini düşünmüyoruz."

"İnsanlar artık eksiğin yerinde ortaya çıkan rahatsız edici nesneleri öngörebildikleri, önleyebildikleri veya en azından tümüyle tarif edebildikleri gibi bir izlenime kapılıyor olabilirler, ama aslında kaygıyı yatştırıyor değiller. Hatta bilimin yepyeni kaygılar yarattığı bile iddia edilebilir. Günümüzde bilhassa genler özel bir kaygı kaynağı. İnsan genleri öznenin ölümünden sonra "hayatta" kalmaya devam ettiği için insan vücudu gitgide daha yok edilemez görünüyor. Ne var ki ölüme daha fazla hakim olma yönündeki bu girişimlerle birlikte, Kierkegaard'ın meşhur tahminini, özne için ölümden daha korkunç olan şeyin aslında ölümsüzlük ihtimali olduğunu unutmamalıyız."

"Erkekler aşk kaygılarıyla baş etmek için diğer erkeklere yazarlık ya da danışmanlık yaptırıyorsa şayet, kadınlar da hazırda daima daha fazla erkek bulundurarak ve bilhassa bir tür baba figürünü resme dahil ederek kaygılarıyla baş eder."

"Amerikalı bir komutana askerlerinin çarpışma öncesi yaşadığı kaygılarla nasıl baş ettiği sorulduğunda şöyle yanıt vermiştir: "Hiç kaygılanmayan bir asker gördüğümde özellikle dikkat ederim: Bir askerin gözlerinde, öldürmekten hiç korkusu olmadığını gösteren o özel pırıltıyı gördüğümde dehşete kapılırım." Keza kaygısız bir toplum da içinde yaşaması tehlikeli bir yer olurdu."
Profile Image for Dilan Ayyıldız.
82 reviews2 followers
January 28, 2022
Kitabın kaygıyı psikanalizin kavramlarıyla irdelemesi, kaygı üzerine düşünmede günümüz psikolojisinin söylemlerinden farklı kapılar açıyor. Kaygıyı “kurtulmamız lazım” olan bir duygunun ötesine taşıyıp, kaygının travmalarımızda ve Öteki ile olan ilişkideki koruyucu yanlarına da değinmiş.

Kitapta hem kaygının kapitalist sistemde nasıl işlediğini hem de kadın ve erkeklik deneyimlerinde, aşk ilişkilerinde nasıl konum aldığını görebiliyoruz.

Kitabın tek beğenmediğim bölümü Savaş Zamanlarında Kaygı oldu. Burada verilen asker ya da savaşçı psikolojisinin daha tipik ve yüzeysel bir halde çalışıldığını düşünüyorum. Fakat bunun tersine Hiperkapitalizm bölümünün hem çok akıcı hem de çok düşündürücü olduğunu söyleyebilirim.

Kitabın bir diğer güzelliği ise Freud ve Lacan kuramlarının kaygı konusunda ortaklaştığı ve farklılaştığı noktaları görebilmeniz. Eğer daha öncesinde de Lacan okumuşsanız fakat tam da bazı kavramları anlayamıyorsanız, bu kitapta akıcı anlatımlar sayesinde birçok kavramın kafanızda daha iyi oturacağını düşünüyorum. Benim kendi adıma anlayamadığım birkaç kavramsallaştırma olsa da, bu anlamamış olma hali hem kitabı okumamı kesmedi hem de yeni okumalar yapmamın önünü açtı diye düşünüyorum.

Çok keyifli ve bir o kadar da içine çeken bir kitap. Psikanaliz içerisinde Freud ve Lacan’a ilgi duyan herkesin okumasını tavsiye ederim.
Profile Image for Metin Dirim.
147 reviews5 followers
November 21, 2025
Arzu yasakla bağlantılıysa şayet, bugünlerde bazı şirketlerin bedava ürün dağıtıyor olması arzuyu öldürür mü? Paradoksal bir şekilde, böyle olmaz, zira günümüz kapitalizmi sadece mal satmaya değil, insanların özdeşleşebileceği belli bir imgeselin yaratımına da bel bağlar. Bu bağlamda, daha önce bahsedilen yetersizlik hissi, günümüzde pazarlamanın işleyişinde güçlü bir rol oynamaktadır. Fakat mesele medyanın, insanların özdeşleşmek istediği başarı ve güzellik imgeleri sunuyor olması ve bu ideale yaklaşamadıkları için insanların kendilerini yetersiz hissediyor olması değildir. Mesela moda endüstrisi bir süredir tüketicileri, moda tavsiyelerine uyarak kendilerini başka birine dönüştürmektense, kendilerinde neyin eşsiz olduğunu keşfetmeye ve bunu moda yardımıyla sadece vurgulamaya ikna etmektedir. Oysa geçtiğimiz yüzyıl başlarında, reklam endüstrisinin psikanalitik bilgiden ilk faydalanma denemelerinde, tüketicinin bir otoriteyle özdeşleşmesini teşvik etmeye bel bağlanmıştır. Reklamcıların tahminlerine göre tüketici “hemen her zaman, saygı duyulan veya kaygıyla danışılan bir otoritenin emirleri olarak düşündüğü şeye bilinçdışı bir itaat içinde alım yapmakta” idi. Dolayısıyla o günlerde pazarlama, insanları başka biri gibi görünmeye ve davranmaya —bir otoriteyle özdeşleşmeye— ikna etmeye çalışmıştır; oysa bugün, insanlar hâlâ rol modeller arıyor olsa da (mesela eğlence endüstrisinde), reklamcılık tüketicilerin piyasanın buyruklarının peşinden gitmektense, bu tür modellerde kendi kişiliklerinin belli yönlerinin daha “vurgulanmış” biçimlerini keşfedeceği fikriyle oynamaktadır. Gelgelelim bu yeni pazarlama stratejisi tüketicilerde çok fazla tedirginlik yaratmaktadır, zira öznede kaygı doğuran şey aslında başka biri olmamak değil kendisi olamamaktır.

Kaygı Üzerine - Renata Salecl
Profile Image for Mónica Thomas.
233 reviews5 followers
October 26, 2022
(audiolibro) interesante análisis de la angustia, su función psicológica y su lugar social.
Profile Image for Pamela Chacón.
84 reviews15 followers
January 30, 2023
Una mirada a la angustia y el discurso sociopolítico que representa en las personas, con un brillante análisis desde el psicoanálisis y la filosofía.
Profile Image for Kate Dots.
58 reviews3 followers
Read
September 13, 2025
If the ideology of the 1990s followed the commands ‘Just do it!’ and ‘Be yourself!’ Today it seems that the new motto the media promotes is: ‘No matter what you do, you will do it wrong, but it is better that you follow our advice and try again.’

Reading the book felt like a therapeutic experience — a way of normalizing the familiar yet stigmatized feeling of anxiety.

One of the premises of Lacan that Salecl relies on in the book, and which is also shared by psychoanalysts and philosophers, is that lack (and anxiety as its consequence) is structural for human beings:
philosophy and psychoanalysis discussed anxiety as an essentially human condition that may not only have paralysing effects, but also be the very condition through which people relate to the world

The strategies for dealing with lack can take different forms (hence the neurotic, psychotic, and perverse types).

The chapters focus on specific factors contributing to anxiety:

1. participation in warfare
2. the impact of hypercapitalism
3. love, of course
4. motherhood

Renata Salecl writes in a rather lively style. Ideas may reappear recognizably across different chapters, but they are illustrated with engaging, at times paradoxical examples.

Next — some observations from specific chapters.

1. Soldiers may fantasize in order to endure reality, but the shocking real can still shatter such a fantasy. This happened with Ami, who in his youth was a movie enthusiast and later served in the Yom Kippur and Lebanon wars:
I said to myself it is not so terrible. It’s like a war movie. They’re actors, and I’m just some soldier. I don’t have an important role.

Later he saw a mountain of corpses: both horses and humans. He had never seen anything like this in the movies. The fantasy was destroyed, and Ami fell into apathy. In this case anxiety was triggered not by lack per se, but by an object that disrupted what was supposed to compensate for this lack.

Anxiety is also linked to the desire of the Other: either of another individual or of the symbolic big Other. This has influenced the development of approaches to motivating soldiers — shifting from an emphasis on their crucial role for the group to, on the contrary, constant rotations and a focus on individuation. It also explains why symbols of public recognition and gratitude are so important for veterans: their absence has repeatedly led to suicide.

Renata Salecl gives an intriguing example of soldiers fantasizing about bayonet killing. In their diaries they often mentioned it, yet military statistics did not confirm these accounts:

While soldiers claimed they prefered bayonet killing to anonymous killing because it is more personal and their responsibility is clear, military psychologists were trying to convince soldiers that war is just an impersonal game in which they are not responsible for their actions since they sacrifice themselves for a higher cause. The paradox is that the soldiers responded to this explanation by creating their own fantasies of killing [showing that] the soldiers also did not want to give up the guilt for their actions.

2. Here the focus is on how hypercapitalism turns experience itself into a commodity, while the demands placed on the individual are summed up in the formula of searching for one’s “true self.” This produces anxiety: through the absence of the desire of the big Other, through the way it fills the space between desire and jouissance (“[jouissance is] a particular enjoyment often coupled with pain, and thus horrifying for the subject. […] In this context, Lacan makes a comment that orgasm is a state of anxiety that the subject usually tolerates quite well; however it can also be a point that the subject very much tries to avoid”), and through the paradox of the lack of the lack:
Contingency might appear as horrifying but, in the end, what really produces anxiety is the attempt to get rid of it.

3. Renata Salecl describes the practice of sending love letters to oneself, and, developing the theme of letters further, gives examples of how people of the hysterical, obsessive, and perverse types construct love fantasies (showing quite well why love tends to be such a complicated — and often unsuccessful — project).
The subject often has the impression that there is an Other who has stolen enjoyment from him or her, i.e. that somewhere there is a powerful authority, which seems to be without lack and thus capable of enjoyment in a way that leaves others deprived. [But] Lacan however, insisted that no object can fill the lack that marks the subject.

Speaking about love is not an easy task either, since the obstacle is language itself — as Renata illustrates with an apt example from the film Love Letters:

“I couldn’t possibly say what I’d like to say right now.” Singleton asks: “What?” and Allen responds: “I’d like to say you’re lovely.” To which Singleton responds: “Go ahead, say it. I’d like to hear it.”

4. It is not so much childbirth itself as the process of becoming a mother that is traumatic for women.

Renata Salecl cites examples of infanticide. One case is Susan Smith, who saw her children as a threat to her attractiveness as a woman (and therefore drowned them):

Jacques-Alain Miller points out this attempt of women to insist in the possession of not having, i.e. to embrace their lack and thus appear as true woman, also takes other forms. [He observes that] the church had discovered true women before psychoanalysis: ‘It saw in them a threat and developed a solution: marry them off to God.’

Another case is Andrea Yates, who believed she was saving her children from Satan (which served as a link to include a section on “Religion and psychosis,” with commentary on how courts determine the insanity of criminals who distinguish between good and evil within a religious framework but not within the framework of criminal law.)

▪ ▪ ▪
In a separate chapter Renata Salecl reflects on whether the practice of testimony can protect against anxiety, recalling the “culture of complaint” that still marks the present, and considering belief in the big Other as the embodiment of authority. A selective yet catching echo of the wider argument:

▸ "in today’s society anxiety is linked to the fact that, on the one hand, no one seems to be in charge and, on the other, that someone might be in charge in a hidden way (which opens the door to all kinds of conspiracy theories). [Big Other knows I am familiar with this one.]"

▸ "the big Other as a coherent symbolic order does not exist; however, it nonetheless functions, in that the subject’s belief in it has a significant impact on their lives."

▸ "the subject often assumes a burden of guilt in order to keep the Other as a consistent order, often claiming responsibility for a crime he or she never committed so that the impotence of the authorities (for example, father, leader, etc.) will not be exposed."

Renata Salecl additionally refers to the experience of the Holocaust, which for its victims could destroy such belief altogether — along with the very possibility of testimony.

So, savor your jouissance if you must, anxiety will remain if you choose to believe Lacanian psychoanalysis and certain philosophers. If you prefer pharmaceutical solutions (I use them myself), then until the ultimate pill is invented, there remains the option of consoling with reflections on the humanity of anxiety — and wondering whether such a pill is ultimately needed.
When an American army commander was asked how he deals with the anxieties his soldiers face before a battle, his response was: ‘I am really cautious when I see a soldier who has no anxiety: When I see that special glimpse in the eyes of a soldier which shows that he has no fear of killing, I become horrified.’ Society without anxiety would similarly be a dangerous place to live in.


P.S. (post-ironic stipulation): Don’t hesitate to fuel my disquiet with your likes once in a while - just another harmless fantasy that keeps the Real at bay.
Profile Image for Mehmet Erkurt.
36 reviews42 followers
May 15, 2015
Bu kitap üzerine bir şeyler demeden önce, psikanalizin temellerine biraz daha inmem gerektiğini anladım. Çünkü bana Freud ve Lacan hakkında ne kadar bilgisiz olduğumu hatırlattı. Ön okuma olarak bu ikisi yapılmamışsa, belli pasajları anlamak zorlaşıyor. Psikanaliz okumalarına pratik bir kapı açtığı kesin. Salecl sayesinde, çağın belalarından "kaygı" üzerine düşünecek çok şey elde ediyoruz. Adına kaygı dediğimiz şey nedir? Onu azaltma çabamız ne kadar anlamlı?.. Güzel bir psikanalitik yolculuk başlıyor Salecl sayesinde.
161 reviews13 followers
March 24, 2022
Mercek altına aldığı alanların daha geniş çapta olmasını umuyordum. Ya da en azından bu alanların biraz daha kapsamlı olması gerektiği. Bu haliyle biraz popüler bir anlatım kolaylığına sığınmış gibi. Tabi 'kaygı' kavramına tek bir kişi veya kitapta derinlemesine inmek biraz gerçek dışı bir istem.

Ayrıca anlatımda sıkça başvurulan Freud ve Lacan kaynaklı referansları kavramada sunduğu somut ve yalın örnekler okumayı oldukça kolaylaştırıyor. Bu yönden takdir edilesi.
Profile Image for Karlo Mikhail.
403 reviews131 followers
May 23, 2013
Although hampered by an over reliance on Lacanian psychoanalysis, the book attempts (and succeeds) at explaining in the vicissitudes of anxiety as overdetermined by the warrantless and incessant injunctions of contemporary capitalist society.
Profile Image for Matt Knox.
90 reviews6 followers
Read
May 19, 2025
On Anxiety is a fun little intro/refresher on post-Lacanian critical theory, but suffers the basic pitfalls of this sort of discourse: excessively self-referential; making broad, vague, and perhaps lazy points off of a hodgepodge of pop-culture references; endless diagnosis without the vaguest hint at a cure. I think it would be more honest to title this, On Lacan's Theory of Anxiety. Still, if there's something to be said about vulgar Marxism and vulgar Freudianism, there's something to be said for vulgar Lacanianism. While the '00s contexts makes for some humorous dating Salecl's exploration of modern anxiety seems almost more prescient than ever - the fixation on (self-)surveillance, optimization, and disease have intensified since its publication.
Profile Image for Arif Ataberk Büyükyatıkçı .
4 reviews
February 13, 2023
Kitabı elime aldığımda biraz daha günümüz kaygıları odaklı bir esere adım atacağımı düşünüyordum. Ancak yazar birçok farklı kaygıyı eserinde ele almış. Özellikle öteki ve kaygı arasındaki ilişkinin çok güçlü bir şekilde ele alındığını düşünüyorum.
Profile Image for Simay Yildiz.
731 reviews185 followers
August 31, 2019
Kaygı, diğer adıyla “anksiyete” diye bilinen şey beni yaklaşık bir ay önce acillik ettiğine göre bende de kaygı bozukluğu olduğuna dair şüphe yok. Olaylar şöyle gelişti: en azından bir haftadır falan biraz başım döner gibi oluyordum. O cuma günü sabahtan Bomonti’de toplantım vardı. Dönüşte iş arkadaşlarımla Kadıköy’de buluşacaktım. Mecidiyeköy’den metrobüse bindim; klasik kıtalar arası geçiş yöntemim yani, normalin dışında bir şey yok. Metrobüste birden başım dönmeye başladı; bayılacak gibi oldum. Bunu fark eden birinin bana yer vermesiyle de bir şekilde köprüyü geçerek, kendimi Kadıköy’e, iş arkadaşımın yanına attım. “Tansiyonuna baktıralım bari” deyince eczaneye gittik. Eczane ne dese beğenirsiniz? Tansiyonum normalmiş ama nabzım çok hızlı atıyormuş; acile gitmeliymişim…

Hiç heyecanlı şekilde anlatmadım hikâyeyi, farkındayım ama bu iş ciddi. O gün bugündür iki kere doktora gittim geldim. Nabzımı düzenleyici ilaçlar, vücudumda kalmayan demiri, vitaminleri kendine getiren ilaçlar derken şu anda günde en az on hap yutar durumdayım. Hatta yıllık izin dönüşü haftada üç gün iğneler başlayacak. “Peki bunun kaygı bozukluğu ile ne alakası var?” dediğinizi duyar gibiyim…

Devamı: https://zimlicious.com/kaygi-bozuklug...
Profile Image for Akın.
5 reviews1 follower
September 18, 2021
2003'te yazıldığı için 11 Eylül'ün ertesinde bir anlamı olurdu ama bugün bana bir şey ifade etmedi. Kitabın argümanlarında hatalar var. Sadece Freud ve Lacan perspektifiyle kaygı'yı anlatmak ve anlamaya çalışmak yeterli değil. Kaygı hakkında daha kapsamlı, daha bütünlüklü bilgi için Adam Phillips okumanızı tavsiye ederim.
5 reviews6 followers
September 28, 2017
society without anxiety would similarly be a dangerous place to live in
Profile Image for Burak.
77 reviews1 follower
Read
September 12, 2021
Lacan ve Freud aşinalığı yoksa çoğu yer kaçıyor. Benim yoktu ben anlamadım. Bir süre sonra birkaç yeri tekrar okuyacağım.
Profile Image for Kaplumbağa Felsefecisi.
468 reviews83 followers
July 26, 2023
Kaygı Üzerine
Renata Salecl

Dört temel başlıkla gündelik yaşamın kaygı durumlarını ele alan sosyolog Renata Salecl; savaş kaygıları, hiperkapitalizmin getirdiği kaygılar, aşk kaygıları, ebeveynlik kaygıları başlıklarıyla kaygı üzerine bir derleme oluşturmuş. Kitabın ana ekseni daha evvel yaptığım okumalarımla da teyit ettiğim üzere hayatta kalmak ve sürdürebilmek için belli bir doz kaygının gerekli üzerine olduğu üstünden ilerliyor.
Mesela savaşa giden bir askerin, öldürmekten hiç kaygı duymaması oldukça dehşet vericidir diyor. Çünkü yaşanmayan kaygı aslında başka duygulara yerini bırakıyor ve neticesi daha çarpıcı ve yıkıcı olabiliyor. Kaygı ve korku arasındaki fark ile yol almaya çalışan yazar, çoğunlukla Freud ve Lacan perspektiflerinden de açıklamalar yapmaya çalışıyor.
Sürekli bir güvensiz hissettirme durumunu -yani korkuyu tetikleyerek kaygıyı katlayan toplum mekanizmaları, bize kaygıyla baş etme ve kabul etme açılarımızı geliştirdiğimiz oranda hayatı sürdürülebilir kılmamızı pompalıyor.
Kaygının insan bedeninde olmamasını savunan popüler psikoloji kaynaklarının yanında, kaygı giderici ilaçlar satan ilaç endüstrisi güzellemesi yapanları da azımsamamak gerekir. Kaygının anlam ve kaynağına inmek yerine onu bir ilaçla bertaraf etmeye çalışmak günümüz kaygı algısına dair endişe edici bir sonuç verir.

Kimi zaman ise seçenek bollluğu yaşadığımız günümüz toplumunda başkalarının bizim için, öznenin tüketimcilik baskısı altına daha fazla girdiği, sürekli şikayet ve korku üzerinden işleyen bir kültüre doğru hızla yöneldiği de aşikar. Kaygıyı olağan bir zeminde değerlendirmediğimiz için sürekli bir mücadele edilmesi gereken duygudurumu olarak görüyoruz. Kimi zaman bizi kaygıya iten şeylerin kaynağını farkında olmadan suçu kendimizde arıyor ve yanlışlıyoruz. Bu da sürekli bir başka korku ve kaygı zeminini yeniden ve yeniden üretilmesine sebebiyet veriyor.
Profile Image for Şevvol.
13 reviews
November 5, 2024
Çok etkileyici bir kitap…
Kaygının temellerini kısımlara bölerek ama birbirleriyle de ilişkilendirerek veriyor yazar. Benim en çok dikkatimi çeken nokta davranışlarımızın altınsa yatan kaygıyı açıklamada psikanalizden yararlanılmasıydı. Modern dünyanın getirisi olarak kişi kaygı durumlarına en kısa yoldan çözüm üretme çabası içerisinde. İlaçlar, çözüm odaklı terapiler vs. Oysa kaygı durumu daha derin daha komplike bir yapı. O yüzden psikanalitik yaklaşımlar bu yapıyı açıklamada daha titiz davranıyor.
Bu sebeplerden ötürüdür ki kitabı okurken kedini gerçeklerimle yüzleştiğim yerler oldu. Bazı pasajları okurken bacaklarımdan yukarı gerginliğinin yükseldiğini hissettim:)))
Profile Image for Genoveva Ferreyra.
48 reviews1 follower
February 11, 2024
Los capítulos sobre la angustia del hiper capitalismo y de la maternidad fueron los que me parecieron más interesantes
El resto de los enfoques creo que no me llegaron a interpelar, ya que las guerras y esas cuestiones son algo más de la vida yanqui.
Por otro lado, siendo un libro de 2010, ya quedó bastante obsoleto en muchos aspectos. Me esperaba algo más profundo y actual.
Le pongo 2 estrellas pq estoy un poco quisquillosa pero bien podrían ser 3
Profile Image for Kerem Kaşıkçı.
1 review1 follower
October 17, 2017
Kitabın bir kısmı entelektüel bir sohbetmişçesine geçiyor. Edebiyat, sinema, modern sanat vb. eserleri üzerinden kaygı konusu işleniyor. Günümüz insanının hangi kaygılara sahip olduğu ve kaygının nasıl konumlandırıldığı konularında aydınlatıcı diyebilirim. Bazı kısımlarda Lacan’a yapılan göndermeler konuya hakim değilseniz sıkabilir.
Profile Image for Sofía.
315 reviews14 followers
May 12, 2025
En medio de todo, permitirse la angustia no está tan mal.
Profile Image for nurefsanaky.
48 reviews
November 1, 2025
o kadar parça parça okudum ki... tek aklımda kalan "travmatik olaylar " psikoloji lisans okusam olur!!!
Profile Image for Merce A.
133 reviews1 follower
March 2, 2025
En la marejada de tiempos difíciles, un febrero en la ciudad de los aires no tan buenos, hostil por su clima este libro abre una puerta para comprender la angustia existencial, es esclarecedor, con una prosa clara aún cuando profundiza en conceptos del psicoanálisis. Es una profunda mirada a nuestro tiempo y a las situaciones o hechos diarios de nosotros, humanos que transitamos este 🌎 de violencia, epidemias, indibidualismo, desprecio por los bienes que nos dan la tierra, velocidades tecnológicas y hay más... Sin duda luego de leer este 📕 la pregunta o tal vez la respuesta esté en que la angustia es producto del miedo a no vvir en plenitud... Y entonces el interrogante es saber que nos hace llenos o nos es placentero. Una recomendable lectura. Excelente edición.
Profile Image for Anna.
193 reviews
November 26, 2011
I really wanted to get my hands on this book - and the disappointment was even bigger afterwards. I absolutely hated the writing style of the author. It's oscillating between "I'm trying to sound scientific here" and "I'm really bored writing this book". Yes, I really had an impression she was foced into writing (lack of money? pressing deadlines? nothing else to do?) and didn't enjoy the process at all. As much as I find the subject fascinating, I couldn't get further than the first chapter.

PS Also, some of Freud's legacy is really quite questionable so I'm not sure it's a good idea to start the book with it.
19 reviews
April 16, 2015
I enjoyed the first part of the text because the ideas it offered were good. But I just couldn't get through the last chapter because of how repetitive those arguments become. The text draws a lot on psychoanalysis, which can be interesting at times, but that, too, becomes really repetitive. I feel like the text offers the same idea in each chapter but just with different examples; there is little-to-no progression in the book, so I didn't feel a need to get through the whole thing. (I only skimmed through the last chapter and conclusion... I'm sure I didn't miss anything good.) If you're interested, I'd just read the first few chapters to get a sense of what the book is trying to do.
Displaying 1 - 26 of 26 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.