CHP'nin 1965 seçim yenilgisinden sonra, parti içinde bir süredir dile getirilen ancak belli bir içeriğe sahip olmayan ''ortanın solu'' düşüncesinin tartışıldığı toplantılar düzenlenmiştir. Önce Ecevit'in çevresindeki sınırlı sayıda kişiyle başlayan bu toplantıların katılımcı sayısı, daha sonra artmış ve tartışmalar sistematik hale getirilmiştir. Bu tartışmalar sonucunda netleşen görüşlerin ifade edilmesine karar verilmiş ve ünlü Ortanın Solu kitabı, Ecevit tarafından kaleme alınmıştır.
Mustafa Bülent Ecevit (May 28, 1925, Istanbul – November 5, 2006, Ankara) was a Turkish politician, poet, writer and journalist, who was the leader of Republican People's Party (CHP), later of the Democratic Left Party (DSP) and four-time Prime Minister of Turkey
Ecevit’in Türk siyasetinde uzun yıllar savunduğu görüşlerin toplamını ve özünü içeren bir kitap olarak niteleyebilirim. Ayrıca, bir yazın adamı olarak, kullandığı dilin açıklığı, berraklığı, duruluğu ve sözcük seçimlerindeki sadelik son derece dikkat çekici. Burada yazılanlanlardan kaçı uygulanabildi, bu ayrı bir tartışma konusu. Ancak kendi düşüncelerine olan hakimiyeti okuyucuda saygı uyandırıyor. Kitaba dair aklımda kalan bir çok ayrıntı var, ama en çok aklımda kalanı buraya da yazayım: “CHP’nin amacı, her ne pahasına olursa olsun iktidar değildir.” Aracın değil amacın önemini, Türkiye’nin yakın tarihinde bu kadar net bir şekilde dile getirebilmiş kaç siyasetçi var? Ecevit’in dürüst ve ilkeli siyaset anlayışını öğrenebilmek için mutlaka okunması gereken bir kitap.
Kitap 5 kategoride siyasi partileri inceliyor: asiri sag, orta sag, orta, orta sol, asiri sol. Bu gruplardan olan orta solu detaylandirarak aciklamis. 1965 donemindeki Turkiye’yi anlamak ve gerilimini anlamak icin faydali bir kitap.
“Aşırı sol, demokrasiyi her zaman açıktan reddetmese bile, bütün iktisadi hayat devletleştirilince, teşebbüs özgürlüğü tümü ile ortadan kaldırılınca ve öylelikle devlet, önünde durulmaz, karşı gelinmez bir güç kazanınca, denetlenemeyecek, sınırlanamayacak duruma gelince, demokrasi kendiliğinden ölür; özgürlük için nefes alma alanı kalmaz.”
“Fakat yeryüzünde yitirebilecekleri hiç bir maddi varlıkları bulunmayan; kendilerini sömürenlerin zihinlerine aşıladıkları «kapilatist» olma, «zengin» olma, bu dünyada olmazsa öbür dünyada beyler gibi yaşama hayalleri dışında, kapitalizmle hiç bir menfaat ilişkileri bulunmayan yoksul insanlar, öyle hayallerle oyalanamaz duruma geldikleri anda, komünizmin kucağına atılmaktan, hem de, bu gün komünist ülkelerde uygulanan ve Marxist felsefenin, olumsuz bir yönde, çok ötesine giden, bir komünizmin kucağına atılmaktan hangi maddi veya manevi güçle alıkonabilirler?..”
Dönemin ihtiyaci olan 'ortanin solu' kavramini secmene acik acik anlatip, kafalardaki bulanikligin giderilmesi icin kullanilmis bu eser, siyasetin anlam boyutunda oldukca onemli bi yerde.