Beckett imgelem dünyamı en çok etkileyen yazarlardan birisi benim için ve bu bence Beckett'e özgü bir şey. Eğilip bükülmeye, asılmaya, sarkıtılmaya açık bir yazar kendisi bir şekilde. Edebiyatın İsa'sı gibi bir yandan da, kimileri siyahi kimileri beyaz, kimileri ise bir trans olarak hayal edebilir pekala Beckett'i. Her paralel evrene bir Beckett; arıcı, huysuz, hobo, fetişist çeşit çeşit Beckett, gel abla gel!
Roman Beckett'le birlikte sahte bir Beckett arşivi oluşturmak üzere işe alınmış bir asistanın günlükleri formunda yazılmış. Beckett ve bizim asistan sokak sokak gezip, erotik kasetler, tuhaf yerlere alınan gidiş dönüş biletleri, kartpostallar toplayarak kurmaca bir Beckett arşivi yaratıyorlar.
Ben Beckett'in Martin Page evreni versiyonunu sevdim, yer yer söylevci bir havaya bürünse de bence Godot'yu Beklerken'i yazan Beckettê yaraşır bir Beckett olmuş kendisi.
''Fotoğraf çektirmesi ya da kaçamadığı bir toplumsal zorunluluğa uyması gerektiğinde, sakalını traş ediyor, saçlarını kestiriyor ve sade giysiler giyiyordu. Beckett'i gerçekten tanıyanlar, dünyaya verdiği bu siyah beyaz, ciddi görüntüden çok farklı olduğunu bilirler. Bütün bunların kusursuzca düşünüldüğünü söyledi bana: ''Yazar Samuel Beckett''in klişe görüntüsünü imal ediyordu.''