"Üzgünüm..." dedi yavaşça Kendisi duygularını çok göstermese de sıkıntısı sesine yansımıştı. "Hayatımda şu anda ciddi bir ilişki istemiyorum. Şimdiki halimden memnunum. Sen, üzerinde oynanacak bir kadın değilsin. Seni gerçekten sevecek bir erkeği hak ediyorsun ve ben erkek değilim. Sana üzüntü ve beladan başka bir şey getirmem. Senin yaşam enerjin bana çok iyi gelse de onu benden ve sendeden almak isteyen o kadar çok kişi olacak ki... Bu endişe ile yaşayamam."
Mihrimah olduğu yerde irkilmişti. Başı hafifçe öne düştü. Bu kadar cümleden anladığı tek bir şey vardı.
İstemiyordu.
*****
"Aslında... Seninle konuşacak cesareti kendimde bulamadım. Söylediğin gibi, ben korkak bir adamım." Sesinde bir sıkıntı vardı. "Özellikle sana karşı!"
Mihrimah ellerini onun göğsüne koymuştu. Hafifçe okşadı. "Dua et ki ben gayet cesurum."
"Korkutucu derecede..." diye onayladı Yılmaz.
"Benden korkuyor musun?"
"Bir dostum demişti ki kadından korkmayan aptaldır."
"Akıllı adammış." Gülümsüyordu. "Peki, şimdi ben ne anlamalıyım? Muayene olup gidecek misin yoksa korkunun ecele faydası yok deyip beni yatağa mı atacaksın?"
Yılmaz yavaşça eğildi. Dudaklarını onun dudaklarına dokundurdu. "İkinci şıkkı tercih ediyorum artık!" diye mırıldandı. "Senden bir daha ayrı kalmak istemiyorum." İtirafı çok içtendi. Dudakları o kadar hafif temas ediyordu ki bu Mihrimah için adeta bir işkenceydi. "Artık seninle her anı yaşamak istiyorum."