Bu kitap, 1995’te aramızdan ayrılan yazar, şair, eleştirmen ve gazeteci Onat Kutlar ile fotoğraf sanatçısı Yavuz Onar’ın 1983 yılında Cumhuriyet gazetesi için hazırladığı “Uygarlığın Kaynaklarına Doğru” başlıklı röportaj dizisindeki metinlerin tamamını içeriyor. Dizi, Atatürk Barajı’nın suları altında kalmadan hemen önce kurtarma kazılarının başlatıldığı Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Samsat Höyük’teki çalışmaları, çevredeki yaşamı, doğal ve kültürel varlıkları belgelemesi açısından büyük önem taşıyor. Uygarlıkların kaynağını tanımak üzere çıkılan yolculuk, usta bir edebiyatçı ve bir fotoğraf sanatçısının bakışıyla şiirsel bir anlatıya dönüşüyor.
“Biz Batı Anadolu’da yaşayanlar için Güneydoğu Anadolu, doğunun gizemli havasından izler taşır her zaman. Bu yüzden ne zaman Fırat Nehri’ni sallar ya da köprülerle doğuya doğru geçecek olsam kendimi alışılmadık görüntülere, duygulara hazırlarım. (…) Ama bu kez durum bambaşkaydı. Yapmaya karar verdiğimiz yolculuk, büyük ırmağın, Fırat’ın kaynaklarına doğru değil, Anadolu uygarlıklarının binlerce yıllık kaynağına doğru olacaktı.”
Mehmet Arif Onat Kutlar, also known as Onat Kutlar, was a prominent Turkish writer and poet, founder of the Turkish Sinematek and one of the founders of the Istanbul International Film Festival. Onat Kutlar was born in Alanya, Turkey in 1936. He was the grandson of Arif Pasha, an Ottoman governor of the Taif district and the son of Ali Riza Bey, a penal judge of the young Turkish Republic and later a farmer, and Meliha Hanim. He grew up in the city of Gaziantep. He studied law at Istanbul University and philosophy in Paris. His book, Ishak (1959), composed of nine short stories, most of which are written from the point of view of a child and are often surrealistic and mystical was the recipient of the 1960 "Turkish Language Association Short Story Award". According to the literary critic Fethi Naci, these represent a very early example of magical realism genre. He died on January 11, 1995 in Istanbul resulting from injuries sustained in a terrorist bomb attack (carried out by the terrorist organization PKK) which occurred on December 30, 1994 at The Marmara Hotel's cafeteria in Taksim. He was laid to rest at the Aşiyan Asri Cemetery. -From Wikipedia-
Çok kısa ama muhteşem bir edebi-belgesel. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında yapılan Atatürk Barajının suları altında kalacağı belirlenen arkeolojik alanlarda, sınırlı sürede ve sınırlı olanaklarla yapılan kurtarma kazılarını 1983 yılında incelemeye giden Onat Kutlar’ın kaleminden bir tarih ve arkeoloji şöleni. Okuyunca bugünkü Göbeklitepe daha bir önem kazanıyor. Demirel “GAP’ı kaptırmamış” ama paha biçilmez tarihi zenginliği sular altında yitirmiş.
Kitabı çok beğendim. Nerdeyse onyıllardır herhangi bir gazetede gerçekten bilgi verici, aydınlatıcı bir metin okumadığım için olsa gerek bu kitabı oluşturan metinlerin bir gazete için hazırlanmış bir yazı dizisi olmasını özellikle etkileyici buldum.
Yazarın dilini, anlatımını çok beğendim. Ustaca hazırlanmış, zevkle okunan bir kitap. Bir yandan gezi günlüğü niteliği taşıyor, bir yandan arkeolojik bulguları aktarıyor; aynı zamanda tarihsel bilgileri de bütünlüklü bir çerçevede sunuyor. Üstelik hikayenin derinliğine çok yakışan şairane bir dili var.
Ben bölgeyi Atatürk Barajı yapıldıktan çok uzun yıllar sonra gezip gördüm. Bu kitabı okurken öncesini de görebilmek, hatta yazarla birlikte kazı yapılan dönemlerde höyükleri ziyaret edebilmek istedim. Bir yandan da aklım sürekli Irak’a gitti, cânım mezopotamya son yüzyılın savaşlarıyla orada neleri neleri yitirdik kimbilir.
Onat Kutlar, Atatürk Barajı ve Aşağı Fırat projesi konulu bir röportaj dizisi yayınlıyor Cumhuriyet gazetesinde. Atatürk Barajıyla birlikte sular altında kalacak onlarca höyük ve yerleşim yeri var. En doğru tabirle proje öncesi kurtarma kazısı izlemeye gidiyor, 1983’te.
Fotoğraf sanatçısı Yavuz Onar’la birlikte çıktığı bu yolculukta arkeolog,tarihçi olmayan meraklılar olarak duru bir gözlem yapıyorlar. “Tarihin kuyumcuları” diye arkeologları tarif ederken “bir frenkin günlerce uzaktaki ülkesinden buraya geliyor olmasına” mesafeli bir ilgiyle iz sürüyor. Kazıların mali destekçilerini, British Museum’da biten soğuk hesapçılığı, baraj altında kalan medeniyetleri, bilim insanı gayretini buruk-acımtrak bir tınıyla anıyor, anıştırıyor.
Harran’ın belli ki o vakitler bulmuşa dönülen yeni adı Altınbaşak’ı garipsiyor, alışmıyor, bugünden bakınca kimse de alışmıyor. Harran’a kim der Altınbaşak?
Bugünden baktığında, “GAP’ı gaptırmayan” canım memleket, bölgeler arası ekonomik kalkınmadan büyük oranda nasibini alamadığı gibi bölgede baraj sularına gömülü kaç höyük, yerleşim yeri de yitik kalıyor.
Bu proje (GAP), dönemin “ihtiyacıyla” insanlığın kültürel mirasının yekününü tutmaktan öte mahsul, enerji kaynağını, verimini önceleyerek başka bir kurtuluş kazısı olarak da kayda geçiyor.
"Uygarlığın Kaynaklarına Doğru", tarihin unutulmaya bırakılmış bir sayfasına bakış atmamıza vesile olan edebi bir kazı ürünü. Bu kitap, 1983 yılında, henüz Göbeklitepe bilinmezken, yazar, şair, eleştirmen ve gazeteci Onat Kutlar ve fotoğraf sanatçısı Yavuz Onar'ın, Atatürk Barajı'nın suları altında kalarak yok olacak arkeolojik bölgelere gerçekleştirdikleri gezinin belgesi.
“Biz Batı Anadolu’da yaşayanlar için Güneydoğu Anadolu, doğunun gizemli havasından izler taşır her zaman. Bu yüzden ne zaman Fırat Nehri’ni sallar ya da köprülerle doğuya doğru geçecek olsam kendimi alışılmadık görüntülere, duygulara hazırlarım. (…) Ama bu kez durum bambaşkaydı. Yapmaya karar verdiğimiz yolculuk, büyük ırmağın, Fırat’ın kaynaklarına doğru değil, Anadolu uygarlıklarının binlerce yıllık kaynağına doğru olacaktı.”
Gezi kapsamında, Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Samsat Höyük’teki çalışmaları, çevredeki yaşamı, doğal ve kültürel varlıkları belgeleyen eser, tarihçi olmayan birinin gözünden, dönemin en önemli projesinin (GAP) hayata geçiş sürecini, yok olmuş uygarlıkların mirasının yitiş süreciyle eş zamanlı biçimde bizlere aktarıyor.
Antik çağlardan sular altında kalana dek, birçok uygarlığın başkenti veya önemli bir ticaret şehri olmuş Samsat Höyüğü'nde yürütülen çalışmalar sonucunda çıkarılan ve geçmişi milattan önce 6000 yılına dek giden buluntular, Halaf ve Obeyd kültürünün yanı sıra geçmişin farklı noktalarından, unutulmanın kıyılarından bizlere sesleniyorlar.
Hem gezi, hem röportaj, hem de tarih kitabı olarak ele alınabilecek bu notlar, bir terör saldırısı sonucu yitirdiğimiz Onat Kutlar'ın edebi kalemi ve Yavuz Onar'ın değerli fotoğraflarıyla güç kazanarak daha canlı bir dönem portresi çiziyor.
Yorumumu, yitik bir şehirden çıkan Samsatlı Lukianos'tan bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum:
“Öyle görünüyor ki, iyiye meyleden bir değişim sıklıkla daha beter belaların başlangıcı oluyor!”