“Ezel Doğan ona cenneti vaat ediyordu ancak Sevda daha bu cehennemden nasıl çıkacağını bile bilmiyordu.” Puslu bir bakış ve cüretkâr bir teklif... Ezel Doğan; dünyaca ünlü bir ressam ve fotoğraf sanatçısıydı. Güzel olan her şey onun işinin bir parçasıydı ve yeşil bakışları, hüzünle parıldayan bir çift gözle buluştuğu vakit hayatında bundan daha güzel bir şey görmediğini anlamıştı. Sevda Altınbaşak; aile dediği cehennemin içinde, ateşten bir çemberin ortasında yaşayan, yapayalnız bir kadındı. Acı, kalbini mesken tutmuş ve keder bakışlarına saplanıp kalmıştı ta ki hiç tanımadığı bir adamın kollarında güvenle sarmalanıp, yıllardır aradığı huzuru bulana kadar. Yolları kesiştiğinde her ikisi de aşkın bir mucize gibi hayatlarına dolacağından bihaberdi. Mutlu sonlar sadece masallarda mı yazılırdı, yoksa gerçek olabilir miydi? Bir kadın tenine sinen korkulardan sıyrılabilir ve bir adam tüm o korkuları, ateşten dokunuşlarıyla silebilir miydi?
Yeşilçam filmleri tadında bir kurguyu bence Sevda Çiçeği. Sevda'nın zorluklarla dolu hayatına bakınca bir tık külkedisinin farklı bir versiyonu gibi de geldi bana. Geçmiş ve günümüz şeklinde ilerleyen kitap, Ezel ile Sevda'nın karşılaşması ile geçmişe; ikilinin başına neler geldiğini merak ettiren bir kurgu ile günümüze değiniyor. Başından sonuna kadar dram dolu, yeri geldiğinde tutkuya boğan ve benim için özlediğim bir pazar sabahı film maratonu gibiydi kitap. Tek sıkıntısı da devam kitabının olmaması ve birinci kitaptan sonra ikiyi okumak istemem.
Sıfır beklenti ve bilgiyle okudum ben kitabı. İlk aklımı çelen ismi ve kitabın detayları oldu hatta. İyi ki de çelinmiş aklım diyorum. Kurguyu, yazarın kalemini ve Ezel karakterini çok sevdim ben. Ezel ve onunla gelen arkadaş çevresini çok sevdim aslında. Belen, Süha, Erez, Baha ve en çok da Akın, özellikle Akın'ın kitabını okumalıyım. Kurgunun dram yönü hoşuma gitti, gözlerim dolu okudum günümüzde bazı kısımları. Sadece Sevda'ya bir tık sinir oldum. Yaşadıklarını düşünce üzülürüm demiştim ama Ezel daha önemli bir yer kapladı benim gözümde. Sevda'yı geri plana itti. Aslına bakarsanız tamamen nötr gözümde Sevda. Umarım ikinci kitapta severim karakteri. Kitapla ilgili tek takıldığım kısım karakterlerin sürekli soyadları ile yazılması sanırım. Tanrısal bakış açısıyla yazılmış kitap da karakterler çokça Ezel Doğan, Sevda Altınbaşak şeklinde yazılmıştı. Yani kötü değil de ne bileyim takıldım oraya.
Türk yazar okumayı seviyorsanız, dram okumak tam sizlikse bence kaçırılmayacak bir kitap Sevda Çiçeği. Severek okudum ben, yazarın wattpaddeki diğer kurgularını da hemen ekledim kütüphaneme. Umarım Sevda Çiçeği'nin devamı bir an önce çıkar. Sevda ve Ezel'in kaldığı yerden sonrasında neler olacak merakla bekliyorum.
Çok akıcı bir kitap ile geldim. Benim en sevdiğim tarz olan geçmiş-günümüz şeklinde yazılmış olması ise artının da artısı idi. Yazarın basılı ilk eseri olmasına rağmen kalemi gayet yeterli ve gelişmişti, özellikle kurguyu çok beğendim. Erkek kardeş figüri, benim tahmin edemediğim bir plan olması kısmı, en sevdiğimdi çünkü bu zaten kurgunun temelini oluşturuyordu. Kurguda açıklık olmaması tersine bu kadar gizem içinde dolu olması beni okurken heyecanlandırdı. Konusuna gelirsem eğer; Ezel ve Sevda’nın ayrılığın pençesinde olan zor hayatını okuyoruz. İkilinin tanışma kısımlarından günümüze, evlenip çocuk sahibi olduktan sonra neden ayrı kaldıklarına ve Sevda’nın neden kızı ve kocası tarafından ölü bilindiğine dair üzücü ve yıpratıcı bir hayat mücadelesine konuk oluyoruz. Sevda zaten bence çok yaralı bir karakter ve bu konuda tam şansı döndü derken Üvey abisi Yavuz faktörü devreye giriyor. Aslında bu faktör babasının tekrar evlenmesi ile hayatına girmiş oluyor ama, çok başka bir acı bir hikayede o kısımda var. Yavuz’un intikam hırsı ve başlarına gelen olaylar hepsi çok üzücüydü. Vee Ezel, tanınmış ve işinde çok başarışı olan bir ressam olan bu adam bir gün hiç hesapta yok iken Sevda ile yolları kesiştiğinde başına gelecekleri bilemiyor amaaaa. Sevda’yı gördüğü o ilk dakikadan o kadının hayatının diğer parçası olduğunu anlıyor. Bence duygu yoğunluğu olarak Ezel’in hissettiklerini okumak çok başka idi. Tam olarak verilmek istenen duyguyu bana hissettirdi. Ezel’in geçmişine dair çok detaylı bir bilgiye sahip olamadık ama ikinci kitapta bence buna da yer verilecek oradan da bir gizem çıkacakmış gibi hissediyorum. Son kısım özellikle çok ama çok iyiydi, neler oluyor yaaa? modunda okudum resmen. Çok heyecanlı bir yerde bitti, devamını okumak için sabırsızlanıyorum. Her şey güzel giderken Yavuz’un sürekli bir gölge gibi Sevda’nın peşinde gezmesinin nedeni ne? Her şeyden öte yıllardır eşinden ve kızından ayrı olan Sevda sevdiklerine kavuşabilecek mi? Peki, Unutma Beni Çiçeği yeniden kokabilecek midir? Hepsi ve daha da fazlası için sizi kitabı okumaya davet ediyorum.
🪷|Dünyaca ünlü ressam ve fotoğrafçı olan adamın hayatı bakışları kederle gölgelenen bir çift güzel gözle kesişince anlam bulur. Cehennemin ortasında yapayalnız kalan kadın yıllar sonra huzuru bir yabancının kollarında bulmuştu lakin zalim kaderin ipliği boynunu urgan misali sarmış mutluluğunu çalmıştı. Şimdi sevdiği adam ve kızından uzakta kapalı kapılar ardında tutsak hayatı yaşarken kendisini ölü sanan sevdiklerini bir gün görebileceği umudu ile hayata tutunur. Yıllarca ölü sandığı karısını kısa bir anlığına gören adamın hayatı tepetaklak olmuş içinde yeşeren umutlar kimsenin ona inanmaması ile solmaya başlamıştı. Kadın adamın Sevdası Adam kadının Ezeliydi. Peki onların masalı mutlu sonla bitebilecek miydi.
🦋|Kitabın içeriğine geçmeden önce iki şeye değinmek istiyorum. Prolog kısmında bu kadar detaya inilmesi hoşuma gitmedi kitaba başlarken kendime spoiler veriyormuş gibi hissettim kitabın özeti gibiydi. Yaklaşık 20 sayfa, bir an kızın annesinin mezarında sonrasında babası üvey anne getiriyor, bir baktım sevdiği adamın kollarında sonra bir anda tutsak edildiği sahnedeydik bu kadarına gerek yoktu bana sorarsanız. İkinci şey de Geçmiş ve Günümüz arasında ki geçişler. Yazar geçmişte ki sahneyi ortasından bölüp günümüz sahnesine geçiyor ve sonra tekrar aynı yerden geçmiş sahnesine devam ediyordu çok değil ama birkaç yerde bir tık rahatsız etti.
Eveeet Ezel ve Sevdaya aşık olduğumu söylemek istiyorum ikisi de o kadar güzellerdi ki anlatamam ikili arasında ki uyum Ezelin Sevdaya karşı düşünceli ve anlayışlı oluşu ilişkileri falan baya sevdim. Kitabı nasıl bitirdiğimi anlamadım bile bazı sahneleri eriyerek okudum.
Yavuz yani Sevda'nın üvey abisi. Kitaba başlarken bu karaktere yükseldim başrol o mu diye düşündüm hatta meğersem kitabın kötü karakteri buymuş sorun bende mi bir ben mi yükseldim diye arkadaşıma sordum o da yükselmiş giriş kısmı ve karakterin tasvir edilme şekli okurda kafa karışıklığına sebep olabilir. Yavuz karakterine söyleyecek çok sözüm var ama spoiler vermeden de anlatamam. Ben kitabı sevdim öneririm okuyun okutturun.
Sevda çiçeğini bilir misiniz? Diğer adıyla unutma beni çiçeği.. Hikayesinin derinliğini, hüznünü.. Peki ya hikayeler hep mutlu sonlamı biter? Hikaye henüz sona ermese de derinliği ve acısı işler içimize. Sevda çiçeği de işte öyle bir hikaye. Bir kadının hüznüne, acısına ortak oluyoruz. Ama ne olmak. 🥺Sevda’nın hikayesi bu. Acıyla nasıl kor gibi yandığının hikayesi. Önce annesini kaybediyor küçük yaşta. Geriye ilgisiz baba ve onu çok seven dedesi kalıyor. Küçücük yaşıyla yokluğun acısı sinmişken üzerine üvey anne ve abi giriyor hayatına çok geçmeden. Kısa sürede babasınıda kaybediyor dedesinide yatağa mahkum kılıyor acımasız hayat. Kalıyor iki üveyle başbaşa. Hayatın tüm acılarını yüklüyorlar sırtına. Yıllarca ettikleri eziyet yetmiyor. İşlemediği bir suçtan dolayı acımasızca da cezalandırılıyor zalim üvey abi Yavuz tarafından. Halbuki hiç habersiz günahsız üstüne atfedilen suçtan. Ateşten bir çemberin içinde buluyor kendini. Cehennemin tam ortasında kalmış gibi. O cehennemin ortasında cenneti vaadeden bir adam çıkıyor karşısına. Onu, acılarını yaralarını gören Ezel Doğan. Güzel olanı saklı da olsa görebilen bir adam, güzel sevecek bir adam. Kapılıp gidiyor cennetine girmek istercesine. Aşık oluyor acının ortasında huzuru buluyor Sevda Ezel’de. Evleniyor birde bebek sahibi oluyor. Tam mutluluğu bulduğunu artık cehenneminden cennete yol aldığını düşündüğü an vuruyor kader bir kez daha. Çünkü Yavuz denen zalim intikamı bir uzuv bellemişcesine kendine, zehir ediyor herşeyi Sevda’ya. Önce bir yılan misali pusuya yatıyor. En mutlu anında intikamının acı yüzünü gösteriyor Sevda’ya. Tam doğum anında elinden alınıyor hem kocası hem bebeği. Sevdayı yaşarken öldürüyor Yavuz. Yıllarca ailesinden kızından kocasından öldü diye koparılıp yeniden atılıyor cehenneme. İnsan hayatta kaç kere yanar. Kaç kere düşer cehenneme. Sevda’nın bu hüzünlü hikayesi içimize işliyor. Artık onunla birlikte sizde gülmek istiyorsunuz. Bu cehennem son bulsun istiyorsunuz. Ama henüz bu dona erişemedik kitapta. Çok etkileyici bir okadar da derin bir hikayeydi Sevda’nın hikayesi. Merakla devamını bekliyorum. Umarım ikinci kitapta Sevda’nın yüzü güler.
Tam anlamıyla istediğimi bulamadığım kitap. Kolay okuyabileyim, okurken beni çok yormasın, diyenler için okunabilecek bir kitap.
Kitap gerçekten çok akıcı resmen sabah başlayıp akşamına bitirdim eğer işlerim olmasaydı, tek oturuşta kolaylıkla bitirebileceğim bir kitaptı.
Kitapta hem geçmişi hem de günümüzü okuyoruz, hatta daha çok geçmişten sahneler okuyoruz yani olayların nereden başladığını ve Ezel ile Sevda’nın nasıl tanıştığını görüyoruz.
Ezel’i gerçekten sevdim çünkü çok güzel işlenmiş bir karakter bence, en başından beri istediğini biliyor ve kesinlikle vazgeçmemesi, tavırları, anlayışı, Sevda’ya olan yaklaşımı bence çok güzeldi. Ama Sevda bence ona layık biri değildi. en azından ilk kitap için çok yeterli bulmadım. Ezel onu güçlü bir karakter olarak görüyor ama ne yazık ki Ezel’in gördüğü o gücü tam anlamıyla yansıtamamış. Silik bir tip, Yavuz’un ona yaptıklarını evet kabullenmek zorunda kalıyor ama olaylar bu noktaya gelmeden önce önüne geçebilecekken geçmiyor olması gerçekten sinir bozucu.
Yavuz karakteri bence aşırı dengesiz bir karakter. Yaptığı şeylerin altında bir sebep var ama çok oturmamıştı, bu da karakterin biraz dengesiz görünmesine sebep oluyor. Annesini asla sevmedim Yavuz’un ve bence her şeyin arka planında o kadın var.
Ezel’in çevresindeki arkadaşlıklar çok sevdim, ki onların da hikayeleri merak uyandırıyor muhtemelen onlarla ilgili de kurgular vardır ya da belki planlıyordur yazar diye düşünüyorum.
Hem konu itibarıyla hem de biraz karakterler itibarıyla okurken yeşilçam klasiklerinden birini okuyormuş gibi hissediyorsunuz.
Kitap çok basit bir dile sahip, yazar çok fazla betimleme kullanmamış ve ağdalı bir dili yok o yüzden bu kesinlikle +1 puan.
Kitabın başına kadın karakterin geçmişinden sahneler okuyoruz ama girişte günümüz yazıyor, okudukça geçmiş olduğunu anlıyorsunuz ama her paragrafta farklı şeyler anlatılıyor. Sayfa düzeni keşke buna göre yapılmış olsaydı çünkü asla anlamıyorsunuz kafanız karışıyor.
Bir de kitabın içerisinde çok fazla ad soyad beraber kullanılıyor. Bir paragrafta Ezel olarak başlıyor, Ezel Doğan olarak devam ediyor, sonra yine Ezel olarak bitiriyor paragrafı. ve bu kitapta pek çok yerde var. Keşke bu kadar fazla kullanılmasa çünkü bir noktada insanın gözüne aşırı batıyor ve olumsuzluk yaratıyor.
Yazarı hiç okumamıştım kalemi ile yeni tanıştım, biraz acemice görünüyor ama akıcı olması gerçekten büyük avantaj olmuş. Keşke hikayeyi düzenlerken yukarıda belirttiğim şeylere daha fazla dikkat dikkat edilmiş olsaydı. Umarım ikinci kitapta düzenleme açısından daha başarılı bir kitap görürüz.
Bu kitabı her okuduğumda ilk kez okuyacakmış gibi hissedeceğim galiba. O kadar duyguyu dibine kadar hissettiriyor ki özellikle aşkı ve bağlılığı. Onu ömrümün sonuna kadar seveceğim ya beraber ya tek başıma... Sevda ailesini kaybettikten sonra üvey annesi ve üvey abisi tarafından baskıcı bir hayat yaşıyor ve felçli büyük babası yüzünden başka yere de taşınamıyor ve onlara bağımlı yaşamaya devam ediyor. Üvey abisi Yavuz... Ne kadar küfür etsem az. Gençliğinde yaşadığı bir olay yüzünden Sevda'yı suçluyor ve büyük bir intikam planlıyor. Tabi bu yaşanana kadar neye sebep olduğundan habersiz olan bir Sevda var. Kitapta bir günümüz bir geçmişi okuyoruz. Geçmişte Sevda ve Ezel'in tanışmalarını, aşklarını ve Yavuz'un baskılarını okuyoruz. Günümüz de de Yavuz'un intikamını gerçekleştirdiğini ve yaşanacakları anlatıyor. Bir yandan da karısını yani Sevda'yı öldü bilerek sadece 3 yaşındaki kızıyla yaşama tutunmaya çalışan Ezel'i. Bekâr baba demem bundan kaynaklı. Çok keyif aldım yer yer acı çektim ama ben bu yazara bağımlıyım zaten ilk bu kitapla tanımıştım ne yazarsa da okurum. Kitap ��yle bir yerde bitti ki kitabın finalini bilmeme rağmen tekrar okumak için sabırsızlanıyorum. Aşkı iliklerinize kadar hissetmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Sevda Çiçeği 1/2:Birinci kitap kalplerimizi paramparça etti.Sevdanin yaşadıkları çaresizliği o kadar acı verici ki.Yavuz pisliği ise daha ilk satırdan nefretimizi kazandı.Gecmis ve günümüz arasnda geçen bölümler her satırda bizi daha da bir merakta bıraktı.Göz yaşlarımız hiç kurumadı desek yeridir.İkinci kitapta ise her anıyla onları okumak çok güzeldi.Kirik parçalarını birlikte onardilar çok güzel bir aile oldular.Her sayfası büyülü bir dünya.Diger karakterlerinde hikayelerini merakla bekliyoruz😍