“Kitabıma Hayat Bilgisi gibi iddialı bir isim koymak, elbette benim narsist olduğumu göstermemeli. Gelgelelim şimdi yapacağım açıklamanın narsist olmadığımı kanıtladığını da söyleyemeyeceğim. Yaşı sanırım kırkın üzerinde olanlar anımsayacaklardır, ilkokulda Hayat Bilgisi adında bir dersimiz vardı. Bu kadar güzel bir adı olan ders maalesef o kadar da güzel değildi. Karşıdan karşıya geçerken önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola bakmamızı, yerli malı kullanmamız gerektiğini, büyükleri saymamızı, küçükleriyse sevmemizi filan öğütlüyordu Hayat Bilgisi kitabı. Oysa neler neler öğrenebilirdik o derste. Elbette o derste öğrenemediğimiz şeyleri yazdığımı iddia edemeyeceğim. O kadar da iddialı olmayayım yani. Şimdiki aklımla bana öğretilse fena da olmazdı diye düşündüğüm kimi şeyleri aklım erdiğince kaleme aldım,” diyor Alper Hasanoğlu. Hayattan ve ilişkilerden umudunu hâlâ kesmediğini ve insanları olmasa da ‘bir hayvan türü olan the insan’ı hâlâ sevdiğini söylüyor. Hâlâ terapi yapıyor, hâlâ aşka, şiire, erdeme ve şaraba inanıyor. “Her şeye inat, işte hayat!” diyor. Artık 56 yaşında.
Alper Hasanoğlu, 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde fizyoloji ihtisası yaptı. Bu dönemde özellikle stres fizyolojisi ve epilepsi üzerinde çalıştı. Ardından İsviçre'de psikiyatri ihtisası yaptı. Bilişsel davranışçı terapi, şematerapi ve eş terapisi uzmanlık alanlarıdır. Almanca ve Türkçe çeşitli bilimsel kitaplarda bölümleri, Türkçe ve İngilizce bilimsel dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Kognitif Davranışçı Terapiler Derneği'ne bağlı Bilişsel Davranışçı Terapi eğitim kursunda eğitmen ve süpervizörlük yapmaktadır.
Alper Hasanoğlu’nu okumayı çok seviyorum, hep de ufkumu açmıştır. Bu kitaptan da çok şey öğrendim. Ancak çok tekrara düşmüş. Diğer kitaplarını da okuduğum için bunu epeyce hissettim. Hatta diğer kitaplarını da geçtim, bu kitabın içindeki bazı yazıları okurken bile “bunu bir başka yazıda da aynen böyle yazmıştı” dediğim oldu. Belki gelecek baskılarda bi elden geçirilir. Bu yüzden 4 olayazken 3.
Aslında okuduğum kitap, Alper Hoca’nın Günler isimli kitabıydı. Goodreads’te bulamadığım için bunu ekledim. Günler’i okurken kitabı adeta Alper Hoca’nın sesinden okudum; onunla Berlin’i dolaştım, Doorstep’te kahve içtim. Onun okuduğu ve sevdiği yazarları okumaya, bir de günlük tutmaya karar verdim. Özetle, bana ilham verdiği için bu kitabı çok sevdim.
Actually, I read a book called Günler by Alper Hasanoğlu, but I couldn’t find it on Goodreads, so I chose this one instead. While reading the book, I felt like I was hearing Alper’s voice. I walked around Berlin with him and drank coffee at Doorstep. I also decided to read the authors he likes and start writing a diary. In short, I really liked this book because it inspired me.