Bir başka şehri sorun insanlara... Aklınıza ilk gelen nedir diye... Kimisi önce yemeklerini söyler, kimisi kalesini, camisini, gölünü, iklimini... Herkes kendi doğduğu şehrin en güzel yanını anlatır. Oysa Ankara bir “histir”. İlkin değer yargıları ve insanlar gelir aklınıza. Milli Mücadele gelir. İnanç gelir. Umut gelir. Yok oluşun, tükenişin üzerine yeniden doğan güneş gelir. “O” gelir. Mustafa Kemal Paşa. Cumhuriyet gelir. Vefa gelir. Dostluk gelir. Romanlarıyla tanıdığımız Bige Güven Kızılay bu defa doğup büyüdüğü, güzel anılarına ev sahipliği yapan şehrini; “yuvasını” anlatmak için oynatıyor zarif kalemini. Kelimeleriyle Ankara’nın tarihine, mekânlarına, şehrin dokusuna, en çok da insanlarına ışık tutuyor. Çünkü “Ankara bir tavır, bir duruştur, bir görgü, bir hayata bakıştır, Cumhuriyet’in ta kendisidir; işte o yüzden Ankara diye insanlar vardır.”
Beklentim niyeyse çok yüksekti bu kitaptan. Ankara’da doğmadım ve çocuğum/ilkgençliğim orda geçmedi ama hayatımın en büyük kısmını orda geçirdim, belki de o yüzden çok daha fazla ortaklık bulacağımı düşünmüştüm. Ankara’nın şehir olarak anlatıldığı bölümleri sevmekle beraber (özellikle cumhuriyetin ilk yıllarının anlatıldığı ilk bölüm), Bige hanım’ın kendi hayatı ile ilgili olan bölümleri kendime çok yakın bulamadım. Kendisi orta direk memur bir aileden geldiğini çokça kez ifade etmiş. Bir yandan da okusaydı ailesindeki hukuk fakültesi mezunu beşinci nesil olacağını birden fazla kez belirttiği için kendi orta direk kavramımı oldukça düşündürttü bana. Ankara’da yaşayan eğitimli, aydın, saygın bir aile hikayesi yer yer Ankara hikayesinin önüne geçmiş gibi geldi. Ama başta dediğim gibi, bir anı kitabı olduğuna çok dikkat etmeyip daha çok bir şehir hikayesi okumayı beklemiştim, bu da benim yanlış bir önyargım olmuş.
Uzun zamandır kitaplığımda olan "Ankara Diye İnsanlar Vardır"ın Storytel'e geldiğini görünce sevindim, Setenay Kunter'in seslendirdiğini öğrenince daha da çok sevindim. Arabayla ayda bir kez Bursa'ya gidiyorum, yolculuk için kitabı indirdim, Emanet gibi harika bir hikayeye giriş yapıyorum dedimmm, ve çöktüm.
Ah benim şu konuyu okumadan kitap alma huyum yok mu? Hikaye aradım, Ankara güzellemesi buldum. Yoldayken değiştiremedim de, neyi niye okudum hiç anlamadım. Tamam Ankara iyi, Ankara güzel de bu senin Ankaran.
Neyse Ankara'lıysanız eminim çok seversiniz. Ben sevemedim.
Kitapta genel bir Ankara anlatımından ziyade yazarın yaşadığı yerler ele alınmış daha çok, güzel anlatım, anı amacıyla okursanız seversiniz ama Ankara olarak Tunalı, Ankara Koleji ve ODTÜ etrafında dönüyor kitap...
2 gün içinde bitirdim kitabı. Yazarın yazılarında kendimden çok değer ve de yaşanmışlıkları buldum. Ama en etkilisi yazar o kadar akıcı ve net yazmışkı kitap su gibi aktı. Teşekkürler.
Kitap yazarın hayatından bahsediyor çoğunlukla biraz otobiyografi gibi. Genellikle akıcı bir dili vardı. Bana genel olarak yazar kendini, ailesini ve tanıdığı insanları övmek istiyor gibi hissettirdi. Sonlara doğru oldukça sıkıldım ve bitirmek için bitirdim.
"...Ankara bir "histir." İlkin değer yargıları ve insanlar gelir aklınıza. Milli mücadele gelir. İnanç gelir. Umut gelir. Yok oluşun, tükenişin üzerine yeniden doğan güneş gelir. "O " gelir. Mustafa Kemal Paşa. Cumhuriyet gelir. Vefa gelir. Dostluk gelir." . Bilge Güven Kızılay'la tanışma kitabım oldu 🩷 İçinden Ankara geçen kitaplara bayılırım... Yaş geçtikçe aynı sokaklarda yürüdüğüm, aynı kitapçıları özlediğim, aynı okullarda okuduğum, yüreğinde Ankara adabı taşıyan insanları daha çok sever ve özler oldum 😔Kapkara hissettigim şu günlerde Cumhuriyet'in başkentinde doğup büyüdüğümü hatırlamak iyi geldi... . Hiçbir bağınız, ilginiz, sevginiz yoksa da kitabın ilk 76 sayfasını okuyun lütfen 🙏 Ankara nasıl ve neden başkent oldu, gerçekten yoktan mı var oldu, emek verenler kimlerdi hatırlamak için. . Bige Hanım ile aramızda 14 yaş var. Zamanın daha yavaş aktığı dönemlere doğduğumuzdan olsa gerek anlattığı her şeye o kadar aşinayım ki... . Okuduğum her sayfada kendi hayatımdan sahneler açıldı gözümün önünde. Gençlik parkı, Dost Kitabevi,DTCF'den Kızılay'a yürüdüğümüz yollar, TDK kütüphanesinde geçirdiğimiz saatler...Ama en çok çaydır Ankara benim için Kızılay'daki küçük tabureli cay ocaklarında(kafe yazmaya elim varmadı) içtiğimiz; Papazın Bağı'dır, kitaptır bir de... Kitapçılarımız meşhurdur... Tiyatrodur... Lojmanın da yıllarca kaldığımız, bahçesinde büyüdüğümüz Meteorolojidir... Atatürk Orman Çiftliği'ne yaptığımız okul gezileridir... Kavruk simittir... . Ama hepsinden önce Cumhuriyet'tir... Şu kapkara hissettiğim günlerde hatırlamaktır milli mücadeleyi... Özümüzü... Bakmayın dudak bükenlere Ankara yuvadır görmek isteyenlere... Cennettir bataklıkta orman görenlere... . Ankara Diye İnsanlar Vardır, bir hafıza kitabı, bugünlere nerelerden geldiğimizi hatırlatan... . Elinize, yüreğinize sağlık 🥰Bir gün Tunalı 'da çay içmek dileğiyle 🩷
Otobiyografi desem d gol, anı desem değil, roman hiç değil. Bilemedim. yazarın kendi Ankarasına bir guzellemesi. Bazı bölümler, özellikle anneanne ve dedesi ile geçen kısımlar beni etkiles de çok sevdim diyemiyorum. ama çok sevdim demeyi çok istemiştim. Belki de öyle bir beklenti ile okudugumdan tam da istediğimi bulamadım bu kitapta. Sanki kendine yazdigi bir hatıra defteri gibi hissettirdi bana. abazı bölümler çok uzun, birbirinden bağlantısı biraz kopuk gibiydi. nihayetinde okuduguma pişman değilim ama sanırım başka bir hikaye beklemiştim. tam beklediğimi bana vermedi...
Cumhuriyet döneminde Ankara'nın nasıl yoktan var edildiğini ve o kültürü Ankaralıların oluşturduğunu kendi hayatından anılarla anlatıyor Ankaralı ayrıcalıklı bir hayat yaşamış yazar.
Bige Hanım’ın kendi hayatını okumak istiyorsanız elbette bakabilirsiniz. Fakat Ankara üzerine olduğunu düşündüğünüz kitabın birkaç bölümü dışında Ankara namına pek bir şey yok. Hayal kırıklığı…