Yazdığı ilk satırlardan bugüne çoksatan listelerini altüst eden; İyi Aile Yoktur, İyi Toplum Yoktur ve Bütün Çocuklar İyidir’in yazarı Nihan Kaya yeni ve eski tüm kitaplarıyla Okuyan Us’ta!
Beni Zorla Sağma, Bırak Ben Emzireyim Seni türler arasındaki farkı sorgulayan bir kitap. Ama aynı zamanda yeni bir türün ilk örneği.
Bu bir roman değil. Ama bu bir roman. Aynı zamanda bir psikoloji kitabı. Winnicott’ın “tutunma” kavramının Türkçedeki en kapsamlı, ama en anlaşılır yorumu. Psikoterapi nedir ve ne değildir sorusuna bir cevap. Bu bir günlük. Bu bir otobiyografi. Bu bir kurmaca. Bu bir çağrı. Bu bir edebiyat eleştirisi. Tutunamayanlar’ın, çeşitli edebiyat ve sanat eserlerinin, ayrıca perde arkasındaki yayın dünyasının analizi. Otizme, aşırı duyarlılığa, bunların travmayla ilişkisine dair alternatif bir metin. Bu alternatif bir metin. Bu kişisel bir başkaldırı. Hesap sorma. Ama toplumsal bir başkaldırı biçimi. Nazik ama dik. Dikkatli ama çıplak. Acılı ama tutkulu, dobra, muzip, oyunbaz, kışkırtıcı ve eğlenceli. Gücünü okura dayatmayan ama okurla paylaşan tok, dürüst bir seslenme biçimi.
Nihan Kaya, okurlarıyla arasındaki bağı daha da kuvvetlendirecek bu kitapta, ilk satırlarını yazdığı günden bugüne kadar yaşadıklarını tüm içtenliğiyle gözler önüne seriyor ve okuruna şu satırlarla sesleniyor: “Cildim bembeyaz. Sana kalbimi vermedim. Onun yerine bu satırları veriyorum sana. İndiğin yerden çık ve gözlerime bak. Çıktığın yerden in ve gözlerime. Savaşma, sevişelim; bu işe bir son verelim.”
Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra psikanalitik çalışmalara yönelen ve yüksek eğitimine Londra’da devam eden Nihan Kaya, edebiyat, psikoloji, yaratıcılık gibi alanlarda atölye ve seminerler yürütüyor; University College London (UCL) Psikanalitik Çalışmalar bölümünde, biri çocuk travması uzmanı bir çocuk psikiyatristi, diğeri çocuk psikoterapisti iki psikanalist süpervizörlüğünde Winnicott üzerine yeni bir doktora tezi hazırlıyor.
Çok iddialı, yine çok sarsıcı. Ben kendi adıma Nihan Kaya kitabı okuduktan sonra mutlaka değişiyorum, en az bir açıdan birşey katıyor ufkuma. Fazla abartılı bir yanı da var özellikle bu kitabında daha agresif buldum yazarı. Ama yine de iyi ki yazmış, iyi ki okudum.
Öncelikle bu kitapla Nihan Kaya eserlerine başlayacaksınız kesinlikle başlamayın. İlk kitabınız bu olmamamalı. Ama bahsine varım okudukça daha çok okuyacaksınız.
Yer yer bizle sanki karşımızda fincanından çayını içermiş gibi konuşması, yer yer farkındalığı arttırmasıyla güzel bir kitap olmuş.
Bir çok yerin altını çizdim. Hangisinden bahsetsem karar veremedim. Ama en çok Çamaşır makinesinde yıkanan oyuncak dokundu diyebilirim.
Son olarak şunları alıntılamak istiyorum. “Eğer bir konuda kafanız boşsa o konuda duyduğunuz herhangi bir şeye inanmanız çok kolay. Kafası boş olan insanları o ya da bu tarafa yönlendirmeniz, gerçeği gözlerinde o ya da bu şekilde eğip bükmeniz de. Kitlelerin boş olması onları manipüle etmek isteyenlerin işine gelmiştir hep bu yüzden…
Cok begendim, daha once Nihan Kaya okumamislar önce bu kitabi okumasinlar cunku yazarin dediklerini anlamayabilir bundan neden bahsediyor ne alaka diyebilirler. Kitabi cok cabuk bitirdim ve deniz dulgeroglunun tabakta kalanlar podcastleri tadinda buldum. Okuyamus yayinlarina tesekkurler daha cok nihan kaya daha cok dahaaa :)
İsmini komik bulduğum Nihan Kaya kitabı :) Elbette merak ederek okudum. Nihan Kaya’yı hep merak ederek okuyorum. Bu kitapta Nihan Kaya’nın insanlarla alma-verme dengesinde aşırı veren ve alacaklı hisseden konumunda olduğu çok aşikar. Nitekim Nihan Kaya olmak zor bu dünyada. Bunu her kitabından anlıyorum. Yargılanmaksızın anlaşılma isteğini anlıyorum. Ama beklediği denge kurulur mu? Bilmek mümkün değil.
İyi ki Okuyanus yarattığı değeri görüp kitaplarını yeniden yayınlamaya başlamış. Bu en azından edebiyat dünyasında uğradığı onca haksızlıktan sonra güzel bir gelişme.
Nihan Kaya ile ilk tanışmam bu kitap sayesinde oldu. Kitabevine stajımın öğle arasında öylesine vakit öldürmek için girmişken, sanki mistik bir güç beni bu kitaba yönlendirmiş gibi kendisine çekti. Nihan Kaya'nın tartışmalı bir yazar olduğunu, daha sonraki araştırmalarımda öğrendim. Psikoloji hakkında pek bir şey bilmem, anca psikoloji öğrencisi arkadaşlarımla sohbet ederken veya terapistimle seanslarımda gündeme gelir. Fakat kendisi hakkında yorumları okudukça ne kadar yanlış anlaşıldığını öğrendim.
Beni Zorla Sağma, herkesin kendisini içinde görebileceği bir kitap değil ve bunu ilk sayfasından belli ediyor. Kitap, hayatı boyunca "farklı" olduğu için dışlanan, yargılanan, bir maske arkasına sığınan ve kapalı kapılar arkasında farklı olduğu için kendini cezalandıran insanların (ve daha çok kadınların) anlayabileceği bir kitap. Nörogelişimsel bozukluk sahibi insanların anlayabileceği bir kitap. Yeni ADHD teşhisi aldığım dönem, depresyonun bedenimi ele geçirdiği, zaman ve benlik algımı kaybettiğim bir dönemde bu kitapta bütün isyanımı ve üzüntümü gördüm. Kendimle ilişkilendiremediğim kısımlar da oldu, "bu kitap benim hakkımda mı?" dedirtecek satırlar da oldu. Bu kitabı bitirmeden önce bile söylediği "problematik" şeyleri neden ve ne amaçla söylediğini çok iyi anlıyordum, insanların anlamamasına çok şaşırıyordum. O meşhur, "çocuğunuza yüzme öğretmemek şiddettir" sözü kanımca çok önemli ve anlaşılabilir bir sözken sayfalarca eleştiri okudum. Sonra zamanla öğrendim ki, bana bariz gelen şeyler herkese bariz gelmiyormuş. Kitabı okudukça kendisinin de bu yönde düşündüğünü öğrendim zaten.
Bu kitap, sıradan insanların kitabı değil. Bu kitap, herkesin okuyabileceği veya okuması gereken bir kitap da değil. Herkesin anlayabileceği bir kitap değil. Nihan Kaya da herkesin anlayabileceği bir yazar değil. Fakat bu kitap, kesinlikle anlaşılması için önemli bir perspektif sağlıyor.
"Beni sevmeni istemiyorum; ben beni anlamanı istiyorum; beni anlayan biri beni sever zaten."
Başta okurken yahu ben ne okuyorum böyle dedim, ama ilerledikçe beni içine çekti kitap. Yazar kendi deneyimlerini, onun gözünden onun hisleriyle o kadar açık açık anlatıyor ki. Kısa kısa başlıklara ayırarak yazdığı bölümlerde okuyucuya sunduğu aslında hep yumuşak karnı. Şimdi bu yorumu yazarken Brene Brown geldi aklıma: The power of vulnerability diye bir Ted konuşması var. Vulnerability yani incinebilirlik/kırılganlık yazarın bize çekinmeden, cesurca gösterdiği yüzü. En sevdiğim bölüm Haciz başlıklı yazısı oldu.
Konunun annelikle bir ilgisi yok ama her şeyin bir zamanlar aldığımız annelikle ilgisi var.
@nihanka7 yı Twitter’dan bilen,re- post eden çok oluyor; 4-5 sene önce “İyi Aile Yoktur”u okuyarak tanıştım ben. (Ennegram bilenler için 4-5 diyeyim; siz anlayın)
Kırılganlığını ve kırılmışlığına çok sahip çıkan bir kadın. Kırılganlığını iyileştirme derdinde değil; kırılganlığı tutuyor, kırılganlığı ile güçlü. Genelde “ neden buraya takılıp kaldığı” ile eleştirilir; yüz yüze veremediği cevaplar için kitap yazmış sanırım. Bu bir roman değil ama bu bir roman…
10 yıldız olsa 10, 100 yıldız olsa 100 verirdim. Sizin hayatınıza ufak da olsa bir şey katmaması mümkün değil Nihan Kaya’nın. Bu kadar realist bu kadar haklı ve sarsıcı kitap okumadım sanırım. Bu kitabı ya oylamayın ya da en yüksek puanı verin çünkü 2-3 verilip oylanacak bi kitap değil bu. En en beğendiğim altını çizdiğim cümleyle bitireceğim. “Kişilerin bize nasıl davranacağını biz belirliyoruz büyük oranda, bunun farkında olmasak da.”
Bu kitap beni tuttu, kucağına aldı, sevdi, besledi. Nihan Kaya kitapları hep böyle yapar zaten, iyi ki varsın Nihan Kaya seni çok iyi anlıyorum yazdığın her şeyi o kadar iyi anlıyorum ki. Çünkü sana çok benziyorum çünkü bu acıların bir çoğunu bir benzerini ben de yaşadım yaşıyorum. Seni okurken hiç yalnız hissetmiyorum bu da acımı hafifletiyor. Seni okumadan önce hep çok yalnız hissederdim seni tanıdığımdan beri sana tutunuyorum bu da acımı çok azaltıyor iyi ki varsın
*Gözlerin bizi hiç görmemiş, tutmamış olmasından çok daha acı ve korku vericidir o gözlerden düşmek. *Kişilerin bize nasıl davranacağını biz belirliyoruz büyük oranda, bunun farkında olmasak da.
Bu kitap çok farklı bir tür, yazarın içini açması, duyguları ve bir o kadar da hayatın kendisi. Nihan Kaya'yı okumak her zaman bir keyif, keşke daha çok yazsa.
Nihan Kaya’nin cesur dilini hep cok severim ancak bu kitap bence Nihan Kaya’yi diger kitaplarindan tanimayanlar icin anlamini tam vermeyecek. Ozgun bir tur ortaya koymak istedigini anliyorum ama bazi sayfalar cok ayniydi..
Bol referanslı, oldukça açık sözlü yazılmış ve okudukça “evet ya, aynen böyle…” diye kaç kere tekrarladığımı hatırlamadığım ve tekrar okuyacağım kesin olan kitap.
Bir süredir nihan kayanın erişkin ve çocuk kitaplarını okuyorum. Gelenekselliğe karşı duruş ve çocuğun her alanda istismara uğraması ortak paydasında buluşmam nedeniyle takip ettiğim bir yazar oldu kendisi. Okurken bazı noktalarda "abartmış" olduğunu düşünüp, goodreads platformunda dahi sırf kitabının başlığından lince uğradığını, "kalemini kırmak lazım" şeklinde ölüm tehdidi savrulduğunu görmek anlattıklarının eksiği olup fazlası olmadığının en büyük ispatıdır. Haters gonna hate..