C. Wright Mills, ABD akademisinin yalnız muhaliflerinden. 45 senelik kısa ömrüne Türkçede İktidar Seçkinleri ve Toplumbilimsel Düşün olarak bilinen sosyal bilimler kitaplarının yanısıra, Dinle Yankee gibi bir anti-emperyalist metni de sığdırmış. Uzun yıllar kendi halinde çalışmalar yaptıktan sonra, Küba Devrimi belli ki onu siyasi hayatta daha aktif olmaya itmiş. Hayatını sonlandıran kalp krizi de, katıldığı bir tartışma programında, emperyalizmin Latin Amerika politikasını eleştirdiği bir sırada bulmuş onu.
Sociological Imagination, Mills'in "İyi bir sosyal bilimci nasıl olmalı?" sorusuna verdiği yanıtlardan oluşuyor. Yazılmasının üzerinden neredeyse 60 yıl geçmiş ve bu süreçte akademi alanında önemli değişiklikler gerçekleşmiş olmasına rağmen, Mills'in sunduğu perspektifin temel unsurları hala geçerliliğini koruyor.
Kitap sosyal bilim felsefesinden sosyal bilimlerde çalışma tarzlarına kadar uzanan çok geniş bir alanı taradığı için, kısa bir özet sunmak mümkün değil. Ancak Mills'in başlıca argümanları şunlar:
1. Çağımızda insanların yaşadığı sorunların bireyselleştirilmesine karşı, bu sorunların ardındaki toplumsal mekanizmaları çözmek önemli. Bu da ancak incelenen toplumun yapısını çözümleyerek mümkün olur.
2. Sosyal bilimci, teoriler ve yöntemler üzerine düşünürken aşırıya kaçmamalıdır. Sosyal bilimcinin asıl sorunu bunlar değil, çağının insanlık açısından en önemli çelişkileridir. Sosyal bilimci, teorisini ve yöntemlerini, çağının bu çelişkilerini tespit etme, onları unsurlarına ayırma ve çözümler önerme süreci içerisinde mükemmelleştirir.
3. Cilalı sosyal bilim jargonu, küçük-burjuva akademisyenin arkasına saklandığı duvardır. Bilimselliğe değil, akademisyenin statüye duyduğu arzuya işaret eder. Oysa bir sosyal bilimci kendini toplumsal mücadelelerden ne kadar uzak tutarsa tutsun, yaptığı ve söylediği her şey zorunlu olarak, onun isteğinden bağımsız olarak bu mücadelede bir yer işgal eder.
4. Bu nedenle, sosyal bilimci alanın jargonuyla, süslü kavramlarıyla aşk yaşamaz. Sosyal bilim jargonu, ancak o kavramı kullanmak gerçekten algılarımızı etkiliyor, akıl yürütmemizi derinleştiriyorsa kullanılmalıdır.
5. Akademide var olan sosyoloji, psikoloji, tarih, ekonomi, antropoloji, felsefe uzmanlaşmaları yapay ve tesadüfidir. İyi bir sosyal bilimci bu yapay bölünmelerin kölesi olmaz. Yapay uzmanlıklar geliştirmez. O üzerine eğildiği sorunun uzmanıdır ve bunun için tüm alanlardan bir şeyler öğrenir.
Mills'in kitaba ek yaptığı son bölüm, her sosyal bilimci tarafından mutlaka okunması gereken bir makale: "Intellectual Craftsmanship". Mills burada iyi bir sosyal bilimcinin kendini nasıl yetiştirebileceğine, gelişimini nasıl takip edebileceğine dair çok güzel öneriler sunuyor.
Mills'in zaaflı gördüğüm yanları da yok değil. Bunlar içerisinden en önemlisi, kendi yalnız, başına buyruk ama siyaseten "kaygılı" küçük-burjuva akademisyen tavrını, tavırların en iyisi olarak göstermesi. Ona göre ideal akademisyen tipi, bağımsız çalışan, araştırma konularına kendi karar veren ama çalışmalarını daha anlaşılabilir kılarak, kamuya da ulaşmayı hedefleyen akademisyen. Oysa bu örgütsüz akademisyen tavrı, Mills'in kitap boyunca eleştirdiği tavra çok benziyor.
Sonuçta, Türkçeye Toplumbilimsel Düşün ya da Sosyolojik Tahayyül olarak çevrilen bu kitabı, her sosyal bilim öğrencisinin eleştirel bir şekilde okuması, ek bölümündeki önerileri de uygulaması çok faydalı olur.