1930’ların Almanya’sına, tedavi için bu ülkeye gelmiş bir Türk aydınının Frankfurt penceresinden bakışlarını içeren bu küçük kitap deneme tadıyla da okunacak 20 kısa yazıdan oluşuyor. Üsküdar’ı seyrederek sıkıntılı bir halde Sirkeci’den trenle yola çıkan Hâşim, Balkanları, Orta Avrupa düzlüklerini aşarak Frankfurt’a ulaşır. Bu eski Alman şehrinin II. Dünya Savaşı öncesi durumunu türlü yönlerden betimleyen Frankfurt Seyahatnâmesi, gazete ve dergi sayfalarından aktarılırken yapılan değişiklikleri de gösterecek biçimde yeniden ele alındı. Ahmet Hâşim’in diğer eserleri de aynı yöntemle basıma hazırlanıyor.
Ahmet Haşim was an influential Turkish poet of the early 20th century. He was born in Baghdad, probably in the year 1887. In 1906, having graduated from the Mekteb-i Sultanî (now Galatasaray High School), he began to work as a public servant in different state offices. After the foundation of the Republic of Turkey, Hâşim worked as a teacher of aesthetics in the Academy of Fine Arts and as a French language teacher at Istanbul University. For many years, he also wrote essays for the newspapers.
Hâşim's early poetry was very much in the Parnassian and Decadent vein of the poets Tevfik Fikret and Cenab Şahâbeddin. Hâşim's later poetry, however -collected in Göl Saatleri and Piyâle- evidences more of a French Symbolist influence, particularly that of Henri de Régnier, whom Hâşim greatly admired. This late poetry can, to a certain extent, be seen to adhere to the Fecr-i Âtî movement's variation of the Symbolist motto: "Art is personal and sacred."
“Seyahat ne kadar rahat ve eğlenceli olursa olsun yine için için anlaşılmaz bir endişe tohumu taşır. En iptidaî ve ağır kervan yürüyüşlerinden en süslü ekspres ve en mutantan vapur seyahatlerine kadar yolculuğun bütün çeşitlerini tecrübe ettim, hepsinde de aynı gizli acının içimi ısırdığını duydum.
Akşam, yolculuğun en keskin duygu saatidir.
Yolcu üzerinde karanlığın bu tesiri nereden geliyor? Uzaklardan, insanlığın ta ilk hayvanî gecelerinin hatıralanndan...
Gece, korku vaktidir. Göz artık vazifesini yapamadığı için yanlış şeyler görmeğe başlar. Her gölge oyunu, her ot titreyişi, her yaprak kımıldayışı bir düşman yaklaşması hissini verir. Sinirlerin diken diken olduğu bu karanlık saatlerde hayvanların birçoğu için toplanmaktan, tünemekten veya ine çekilip uzanmaktan ve yatmaktan başka yapacak bir iş yoktur. Elektriğin keşfine rağmen medenî şiir, vahşi şiir gibi hâlâ gece başlangıcının getirdiği hüzünden ve karanlığın uyandırdığı faciadan bahseder.
Gecenin karanlıkları içinde seyyah nedir? İnine girmemiş, yolunu şaşırmış ve her an bir düşmanın pençesine şikâr olmak tehlikesine maruz kalmış titrek ve zavallı bir hayvandır. Vagonların çelik şangırtısı veya geminin uskur gürültüsü içinde, esrarengiz bir talih işaretine doğru giden bir yolcu için sahilin her kımıldayan ışığı, yerlerini ve âdetlerini değiştirmeğe lüzum görmemiş makul insanların mesut bir toplanma noktasıdır. Yolcu o ışıklara baktıkça kendisini siyah rüzgarlar eline düşüren deliliğini düşünür ve uzaklarda bıraktığı ılık bir oda ile dost bir lambayı içi sızlayarak hatırlar.”(s. 21)
"Zira ben bir İstanbul hastası idim!" 4,5/5⭐️⭐️⭐️⭐️ Okuduğum ilk seyahatname-gezi türünde kitabın yorumuyla merhaba! Kırmızı kedi yayınlarından çıkan bu baskıyı kitaplıkta görünce hemen okumak istedim. İçindeki fotoğraflar olsun, ilk defa bir gezi kitabı okumanın heyecanı olsun ne ara başladım ne ara bitirdim anlamadım, çok ama çok zevkliydi. Ahmet Hâşim'in kaleminden okuduğum bu ilk kitapta yazarın şehri, sokakları, dükkanları ve insanları anlatış tarzında kelimenin tam anlamıyla kendimi orada hissettim. Özellikle Almanlarla ilgili konferans benzetmesi gerçekten çok güzeldi. Gezi türünde kitaplara kesinlikle bundan sonra daha çok yer vereceğim. İnsana hem bilgi zenginliği hem de edebiyat çokluğu kazandırıyor. Sizlere de keyifli okumalar dilerim..
Sanırım ilk basımı olan 1933 yılında yayınlanmış bu kitabı okurken elbette ki bana yabancı gelen bazı kelimeler oldu. Ama o kadar güzel, esprili, şiir gibi bir anlatım var ki bu kelimeleri bilememenin eksikliğini hissetmedim. Anın fotoğrafı gibi. O zamanlar bile Almanya-da mağaza sahibi Türk varmış. Ilginç.
“Hayat kitaba sığmayacak kadar geniştir; fakat tekrarlarla doludur. Kitap, tabiatta en büyük olan şeyin, yani insanın en güzel balını taşımak suretiyle, tabiatın genişliğine sahip olmaya muhtaç olmaksızın ona üstündür...İnsan zekası, tabiatın içinde değil, tabiatın yanında, ayrı bir kuvvettir. Tabiatı beğenmediği için değil midir ki insan zekası, şiiri, mimariyi, müziği, dansı ve onların yanında bir çok sanatı yaratmıştır. Hayatımıza tat veren derin zevklerin gerçek yaratıcısı olan insan zekasının halis bir ürünü olduğu için kitap, tabiattan büsbütün ayrı, ondan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir.”
Frankfurt’ta yaşayan biri olarak bu kitapla 85 sene öncesine bir yolculuk yaptım. Binaların, davranışların ve kültürün zamana meydan okumasını hayretle izledim. Yargıların değişmezliği ve prototipleştirme üzerine düşüncelere daldım. Alman’ı Alman, Türk’ü Türk yapanları, Türk’ün gözünden Alman’ı, Alman’ın gözünden Türk’ü okurken, dünya vatandaşlığı hayalini düşündüm. Bu kitabı okuduktan sonra yanıtlayamadığım tek bir soru kaldı; “Çok okuyan mı yoksa çok gezen mi daha çok bilir?”
Eğer Ahmet Haşim'le, Almanya'yla, gezi yazılarıyla ya da geniş anlamıyla Türk yazınıyla ilgileniyorsanız, kısacası bu kısacık kitapla kendi aranızda en ufak bir ilinti kurabiliyorsanız kitabı okuyun. Hiçbir şey yitirmezsiniz, okuduğunuz da yanınıza kar kalır.
Tam olarak bir seyahatname diyemem, kendisi de satırlarında öyle olduğunu iddia etmiyor aslında. Ama döneme dair güzel tespitlerin olduğunu düşündüğüm bir seyahatname oldu. Kırmızı Kedi yayınlarında resimlerle süslenen versiyonu var ve bence çok da güzel olmuş.
...Bu edebiyatın rengini ve lezzetini pek iyi bildiğim için dıştan çok içten bahseden bu renksiz ve vak’asız küçük kitabıma “Seyahatname” ismini vermekle okuyucuyu aldatmış olmaktan korkuyorum..
Hayatında büyük bir Avrupa şehri gören bir adam, kendini, sonradan göreceği bütün büyük Avrupa şehirlerini evvelden görmüş sayabilir: Bu şehirler o kadar birbirinin eşidir.
Bu şehirlerin hayatını yeraltından ve havadan düzenleyen müthiş makine ve elektrik mucizeleri, şimdi mektep kitaplarında çocuklara, öğretilen birtakım basit şeylere dayanıyor. Bunları bilmek, seyahatin mükâfatı olan hayreti ortadan, kaldırıyor.
Yalnız Alman pencerelerinin sırrını kavrayıp getirecek olan bir kimse, kendini memleketine güzel bir hizmet yapmış sayabilir..
Almanya pembe ve büyük bir elmadır. Fakat içi kurtludur.
...eğlence yerlerinde kadınsız bir bekâr grubu çirkinliği...
..Biz kendi bulutlu havalarımıza bakarak Avrupa’nın bir yağmurlu gününün ne olduğu hakkında fikir edinemeyiz. Bu, büsbütün ayrı, nefes kesici, sinirlendirici, ağlatıcı, deli edici bir şeydir..
Almanya “Profesör” ve “Doktor” denilen acayip bir insan cinsinin vatanıdır. Bunlar Hindistan'daki rahip sınıfı gibi, bir nevi kutsiyetle çevrili olarak hemşehrileri arasında yaşarlar. Almanların bu ;âlim sıfatı takınmak merakı münasebetiyle bir İngiliz'in nüktesi: iki kapı olsa birisinin üzerinde “Cennet” diğerinin üzerinde “Cennet hakkında konferans” diye yazılı olsa bütün Almanlar ikinci kapıya saldırır.
Bir seyahatnameden ziyade bir toplumsal analiz kitabi idi. Cok severek okudum, dilini cok sevdim. Yasadigim sehrin tasvirleri, insanlari, sokaklarinin 100 yil oncesini okudugumda aslinda cok da birseyin degismedigini farkettim. Bilhassa dilenciler, sonbahar bahisleri, araya serpistirdigi hastalik ve tedavi surecleri ve "Almanya'nin pembe ve büyük bir elmadir, fakat ici kurtludur" tabiri beni etkiledi. Gri depresif havalar ve yarattigi psikoloji ile ilgili betimlemeri bizzat hislerime tercüman oldu ancak gerek hastaligi gerek genel karakteri itibari ile Ahmet Hasim karamsarligi kitapta cok net okunuyor.
Uzun sürdü ama nahif ve güzel bir yolculuktu. Bir yabancı olarak severek okudum, sanıyorum bana çok şey kattı. Çok yeri not aldım, çok yerde durup düşündüm, çok yeni kelime öğrendim. İyi ki okudum. Buradan Büşra’ya selamlar.
Ahmet Haşimin ne kadar hassas bir gözlemci olduğunun en güzel örneklerinden bu seyahatname,Sembolizmin izlerini bu eserde de görmek mümkün,sanırım böyle iyi edebiyatçılardan gezi anılarını dinlemek edebi bir tat da bırakıyor damakta, çok keyif alacağınız bir eser
Bu bir gezi notları kitabı ama bir gezide yazılmış Ahmet Haşim notları. Frankfurt'ta gördüğü gezdiği yerleri değil, kendine has şiirsel üslubunca yazdığı iç dünya yazıları. Nitekim Frankfurt'a da gezmek amaçlı değil tedavi amaçlı giden bir şairin, daha trenin İstanbul'dan kalkışı itibariyle kaleme aldığı, az biraz nüktedan ama çoğunlukla kendini hissettiren hüzün esintileri barındıran yazılar. Bence Ahmet Haşim'in düzyazıları da en az şiirleri kadar şiirsel bu arada. Tren yolculuğu esnasında biraz şekerleme yapmak için uzandığı esnada musallat olan sinekle mücadelesini okurken de bunun tebessümle farkına varabiliyorsunuz.
1932 yılının sonlarında Almanya'da geçirilen birkaç ay. Ama Almanya'da yükselen faşizme ilişki tek kelime yok. Yazar etrafı ile ilişkisini bu denli mi kesmiş? İçinize bakarak seyahat yazıları yazılmaz ki... Ayrıca bu seyahatname bölümler halinde gazetelerde yayımlanmış, yani güncellik payının biraz daha yüksek olması beklenir (mi acaba?) Bunun dışında yayıma hazırlayan Nuri Sağlam özenli bir çalışma yapmış (1 yıldız ona) Bir yıldız da Ahmet Haşim'in güzel Türkçesine. Başka bir şey bulamadım ama kitapta. Vaktinizi + paranızı harcamanızı önermem :)
"Gerçi hayat, kitaba sığmayacak kadar geniştir; fakat tekrarlarla doludur. Kitap, tabiatta en büyük olan şeyin yani insanın en güzel balını taşımak itibariyle tabiatın genişliğine sahip olmağa muhtaç olmaksızın ona üstündür ... Hayatımıza tat veren zevklerin hakikî yaratıcısı olan insan zekâsının, saf bir eseri olduğu için kitap, tabiattan büsbütün ayrı, ondan daha lezzetli ve ondan daha dinlendiricidir.
bomboş bir kitap. yok trenden etrafa bakıyormuş, yok kafasına sinek konmuş, bilmem ne. instagramda story olarak görsem sessize alacağım şeyler için utanmamış kitap yazmış. eski yazar diye kimse de bir şey diyemiyor. kral çıplak arkadaşlar.
Kitabın Adı: Frankfurt Seyahatnamesi Kitabın Yazarı: Ahmet Haşim Tür: GÜNLÜK – ANI
Edebiyatımızda sembolizm akımının en güçlü temsilcilerinden biri olan, Modern Türk şiirinin kurucu adlarından Ahmet Hâşim'in 1930'ların Almanya'sına, böbrek hastalığının tedavisi için Frankfurt’a gittiği sırada yazdığı yazılardan oluşuyor. Kitap, Ahmet Haşim’in, ayrıntılı betimlemeleri ve karşılaştırmalarıyla okuyucuya dönemin Almanya ve Türkiye’si hakkında ayrıntılı bilgi verir. Bu seyahatinde edindiği gözlem ve izlenimlerini konu alan kitabıdır.
Ahmet Haşim, sağlık sebepleri yüzünden, en çok da “bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden” kurtulmak için bir gece, İstanbul’dan ayrılmanın verdiği hüzünle beraber, Sirkeci’den yola çıkarak “harikuladelikler avı” olarak gördüğü seyahatin kollarına bırakır kendini. Bu yolculuk, hemen Dünya Savaşı’nın öncesinde, Almanya’nın Frankfurt şehrinde son bulur. Tüm bu seyahat boyunca şiir tadında 20 kısa yazı hediye kalır Türk okuruna...
Edebiyatımızın en önemli yolculuk yazılarından olan Frankfurt Seyahatnamesi, Ahmet Haşim'in büyük bir şair olmanın yanında ne kadar büyük bir gözlemci olduğunu da gösteriyor.
Ahmet Haşim'in "şiir kitabının kardeşidir" sözleriyle tanımladığı ve izlenimlerini aktardığı seyahatnâme, hem Doğu'yu hem Batı'yı bilen bir aydının Frankfurt'a ve oradan dünyaya bakışını gözler önüne seren yapıca küçük, söyledikleriyle büyük bir eser…
“İnsan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu alelâdeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Bu itibarla seyahat, harikulâdelikler avı demektir.”
Seyahat öncesi denk gelince alıverdiğimiz bu minicik kitap ne tatlı çıktı. Ahmet Hâşim’i şiirlerinden az çok biliyordum ama radarımda biri değildi, bu kitapla kendisine karşı ilgim arttı; hoşlandım.
Bu bir Frankfurt gezi rehberi değil elbette. Hâşim’in, 1932 yılının sonlarına doğru tedavi için orada bulunduğu döneme ait gözlemleri. 1933 yılının Haziran ayında da yaşamını yitiriyor zaten. Bakış açısı, dikkati ve detaylarıyla Frankfurt seyahatine keyifli bir eşlikçi oldu. Biraz daha anlatsaymış keşke, sevdim dinlemeyi…
Seyehatnameden ziyade Ahmet Haşim'in deneyimlediklerine dair düşüncelerini aktardığı nesir. Ahmet Haşim şiirlerinin verdiği tatmini bu düzyazıda da hissedeceksiniz. Ben Kırmızı Kedi yayınlarından okudum, eski kelimeler için bir sözlük kitabın arkasına eklenmiş ve 1930 dönemi Frankfurt resimleri ile zenginleştirilmiş bir baskıydı, benim gibi seyehatnamelerde resim arayan okurlar için Kırmızı Kedi yayınlarını öneririm.
İçeriğine ilişkin olarak yalnızca yazı dili değil, Ahmet Haşim'in iki ülke insanları arasında yaptığı karşılaştırmalar düşündürücü. Henüz İkinci Dünya Savaşı başlamadan önceki Almanya'nın kelimelerle fotoğrafını sunmuş Ahmet Haşim.
Seyyahı şaire akraba sayan Ahmet Haşim hastalığı sebebiyle gittiği Frankfurt’u ve yolculuğu anlatıyor. İkincil bir Alman şehri olan Frankfurt’un kendinde bıraktığı izlenimleri, Alman toplumu, tabiat, şehir kültürü gibi birçok nokta üzerinden okura aktaran Haşim’in üslûbu ise şairane. Fakat şiirlerine nazaran elbette çok daha sade bir dil görülüyor.
Çok büyük bir beklenti ile başlamadığım bu kitabi okurken kendimi Ahmet Haşim ile birlikte Frankfurt sokaklarında gezer gibi hayal ettim. Kısa sürede bitirebileceğiniz bu kitapta yazar şehir ve genel olarak Almanya hakkında güzel bilgiler veriyor. Özellikle dinlenciler hakkındaki betimlemeler çok hoşuma gitti.
ilk kez sesli kitap dinledim. bu kitap da hem onun ilki, hem de Ahmet Haşim'den okuduğum (dinlediğim) ilkti. ben beğendim. ama şöyle bir düşüncem var. ben bu kitabı dinlemek yerine okusaydım şu an sevdiğim kadar sevmeyebilirdim. nedense böyle bir his var içimde. o cümleleri dinlemek çok güzeldi. kesinlikle Ahmet Haşim kitaplarına devam edicem. onun cümlelerini daha çok duymak istiyorum.
Haşim’in kendisi de ‘dıştan çok içi anlatan’ bu kitabına gezi yazısı demenin doğruluğundan şüpheli. Ancak dönemin Almanya’sı ile ilgili verdiği bilgiler ve içerdiği doğu/batı kıyaslarıyla okuması zevkli ve kolay bir kitap.
Şiirleriyle tanınan Ahmet Haşim'in ölümünden kısa süre önce tedavi için gittiği Frankfurt izlenimleri. Almanya, Almanlar ve Frankfurt hakkındaki gözlemlerden çok şairin ruhsal durumunu yansıtan denemeler.
TRTDinle'de dinlediğim bir kitap oldu. Yemek yaparken açtığım sonrada keyifle dinledim gezi notlarını Ahmet Haşim'in.... Böyle kitaplar o dönemlerin sokaklarini, yaşananları, halkı çok güzel anlatıyor....
Sadece yazılan dilin kalitesi için bile okunabilir ve aslında nesilden nesile bir dilin nasıl imha edildiği daha iyi anlaşılabilir. Ahmet Haşim, insanın ruhuna dokunabilen çok kıymetli bir yazar.