Jump to ratings and reviews
Rate this book

Unutkan Ayna

Rate this book
"Bir olay yazılınca zaman kaybolur ve canlanmak için okuyanın bakışını bekler..."

12 Haziran 1915 günü Nevşehir'de, bir bozkır sabahı: İğde kokuları içindeyiz, serinlikten ürpererek gözlerimizi ovuşturuyoruz. Yaşam olağan akışındadır, ölüm bu dünyaya yakışmaz görünmektedir. Oysa her şey koşup gelecek birazdan. On gün içinde devran değişecek. Hiç kimse o sabahtan sonra eskisi gibi olamayacak.

Gürsel Korat Unutkan Ayna'da insanlığın soluğunu tuttuğu ve bakışlarını Anadolu'ya diktiği bir zaman parçasını anlatı "Unutmanın" bazen "her şeyi eksiksiz görmek" anlamına geldiğini söyler gibi.

"Bana bak" dedi Mayreni, iyice kızmıştı, "Önümüzde kaç gün var, onu bile bilmiyoruz. Belki mezarımız bile olmayacak. Belki bu çocuklar birbirinden muradını alamayacak." Mayreni'nin gözleri, ne söylediğini o an anlamış birinin şaşkınlığıyla doldu, yüzü dehşetle gerildi, sesi giderek boğuklaştı: "Belki en sevdiklerimizin ölüsünü elimize alacağız."
(Tanıtım Bülteninden)

Paperback

First published January 1, 2016

7 people are currently reading
386 people want to read

About the author

Gürsel Korat

30 books37 followers
Gürsel Korat, 1960’ta doğdu. Çocukluğu ve ilkgençliği Kayseri’de geçti. Yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi’nde tamamladı. Çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. Bazı film projelerinde senarist olarak yer aldı, çeşitli üniversitelerde dersler verdi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
178 (55%)
4 stars
97 (30%)
3 stars
35 (10%)
2 stars
7 (2%)
1 star
3 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 43 reviews
Profile Image for Yücel.
76 reviews
August 4, 2019
Kitap hakkında bir şeyler yazmak zor. Okuyup etkilenmemek, empati yapmamak, tarihsel bir suçluluk hissetmemek çok zor. Yine de çok tavsiye ediyorum bu kitabı okumanızı.
Profile Image for Özgür Atmaca.
Author 2 books109 followers
August 30, 2021
Ermeni konusu her köşesinden bakıldığında,ağır siyasi atmosferi olan tarihi bir çukur gibi.
Böyle keskin bir konuyu masaya yatırıp her iki coğrafyadan eşit mesafede kalem oynatmak ise tam bir ustalık göstergesi.

Bol karakterli bu romanı okurken, her olayı, her mekânı ve yaşanılan zor günleri hissetmemek; bunlardan utanmamak da çok zor olabiliyor.

Kitabı okumak için yanlış bir zaman seçmiş olmama rağmen çok etkileyici olduğunu düşünüyorum. En başında da söylemeye çalıştığım gibi siyasi ağırlığı olan konuları bol karakterli ve mekânlı bir anlatıya çevirmek çok zor olabiliyor ki yazar bunu başarmış ama edebiyat lezzeti açısından beni küçük bir derece eksik hissettirdiğini de söylemek isterim.
Hepsi budur benim için.
Profile Image for merixien.
672 reviews666 followers
October 4, 2023
Bu kitap hakkında bir şeyler söylemek hiç kolay değil ama hiçbir şey yazmadan geçmek istemedim. Öncelikle eğer tarih sizin için yalnızca ideolojik bir konuysa ve -doğrusuyla yanlışıyla- insanların geçmişi ilginizi çekmiyorsa bu kitap sizin için hiçbir şey ifade etmeyecektir, o yüzden es geçiniz.

Kitap 1915 yılında Ermeni Tehciri sırasında 10 günlük bir dönemi anlatıyor aslında. Ancak insanların yaşadıkları belirsizlik ve çaresizlik acısı o kadar büyük ki okurken aynı sıkışmışlığı size de hissettiriyor ve sanki 10 gün değil 10 ay süren bir dönemi yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Ancak kitapla ilgili sevmediğim bir nokta var, o da aşırı sinematik bir yapısı var. Öyle ki - kitabı bitireli bir süre geçti- ben bazı bölümleri cümleler, diyaloglar olarak değil de sahne sahne gözümün önüne gelerek hatırlıyorum. Her ne kadar kişileri, mekanları bu kadar detaylı canlandırabilmek güzel olsa da okurken devamlı sanki filmi ya da dizisi çekilsin amacıyla senaryoya dönüşmesi kolaylaştırılmış hissi verdi. Diğer bir nokta ise bu kadar gerçek hayata dair bir anlatıda gri bölgelerin çok az olması. Burada söylemek istediğim iki cephenin birisi tamamen iyilerden diğeriyse tamamen kötülerden oluşuyor demek değil. Gerek Ermeniler gerekse Türkler arasında iyiler kadar kötüler de bulunuyor ancak bu insanlar arasında iyi ve kötünün bu kadar siyah ve beyaz gibi ayrılması insanın zihninde bir önceki cümlede söylediğim sinema filmini destekleyen bir eyki yaratıyor. Biraz ayarsız bir kıyaslama olacak ama genelde üzerine konuşulmayan, görmezden gelinen ya da unutulan bir konuyu seçme cesaretinden dolayı ve okuduğum övgülerden kaynaklı; hem cümleleriyle hem de gözümün önünde adeta ete kemiğe bürünürcesine akan hikayesiyle, bazen çok sevip bazen uzaklaştığınız, bazı hareketlerini anlamlandıramadığınız ya da kızdığınız baş karakteriyle Yaşam ve Yazgı’nın etkisini bekleyerek okumam beni biraz olumsuz etkiledi. O yüzden kitaba büyük bir beklenti yüklemeden ama kendi coğrafyanızın yakın tarihinde yaşanılanları ideolojilerden ya da kendi kimliğinizden bağımsız olarak okumak isterseniz tavsiyedir.
Profile Image for Burak.
218 reviews168 followers
October 9, 2022
Umduğumdan daha çok sevdim Unutkan Ayna'yı. Ancak bana göre en güçlü tarafı aynı zamanda zayıflığı: bir romandan daha çok bir sinema filmine benziyor. Böyle olunca hızlı okunuyor, karakterleri -derinleşmeseler de- çok çabuk kabul ediyoruz, okudukça heyecanlanıyoruz, duygulanıyoruz, neler olacağını merak ediyoruz. Ama iyiler çok iyi, kötüler ise tam bir sinema kötüsü. Belli noktalarda "cliffhanger" hissi o kadar güçlü ki ekranın karardığını dahi hissedebiliyorsunuz. Bir mağarada saklanırken yarım akıllı çobanın gazıyla dışarı çıkıp yıldızları izledikleri bir an var mesela, sinemada izlesem belki beni etkileyecekken kağıt üzerinde sadece saçma geliyor, irite ediyor.

Gürsel Korat'ın anlatımı da sinematik, sahneler kolaylıkla okurun gözünde canlanıyor. Diyaloglar doğal, olaylar gerçekten yaşanmış gibi inandırıcı. Fakat diğer yorumlarda olduğu gibi kitabın "her iki tarafa" da eşit mesafede durduğunu düşünmüyorum ki zaten bir edebi eserin böyle bir tarafsızlık derdi de olmamalı. Yaşanan bir acı anlatılıyorsa bunu acıyı yaşayanın açısından anlatmak oldukça makul, hatta belki de olması gereken. Gürsel Korat da bunu yapmış.

Unutkan Ayna iyi bir roman, ondan da ötesi çoğu zaman bilinçli olarak göz ardı edilen çok önemli bir meseleyi başarıyla ele alıyor. Ama günün birinde diziye/filme uyarlansın diye yazılmış hissini de bıraktı ben de, umarım o uyarlamayı da izleriz bir gün.
Profile Image for Radioread.
126 reviews123 followers
September 10, 2019
Önce ve önce, şiddetin-kıyımın değil, olasılığın-bekleyişin dehşetini sızdırmasına şapka çıkarıyorum. Duygularımızın yakasına yapışan çok şey var içinde. Öte yandan, okuyucuya pay bırakmadan fazla söyleyen, fazla gösteren, fazla disiplinli, deux ex machina ile flört etmeye fazlaca meyilli, zamanı dert edinmesine rağmen onunla kurgu meydanında hiç hesaplaşmayan klasik bir roman Unutkan Ayna. Belki, Korat'ın bahsettiği kadarıyla arka planında bir sinema filmi düşüncesi olduğundandır; ya da yazarın kanamalı bir meseleyi en anlaşılır haliyle sunmak istemesindendir. Farklı teknik işleseydi nasıl bir başyapıtla karşılaşırdık diye düşünmeden edemedim. Bu nedenlerle ve yazınımızın sayılı güzelliklerinden biri olarak gördüğüm Kalenderiye'nin baskın varlığından dolayı Unutkan Ayna üç-dört yıldız arasında salınıyor bende.
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,455 followers
April 4, 2017
bu toprakların ah'ı yüzünden hiçbir zaman huzur bulamayacağız. 1915'te Nevşehir'deki Ermenilerin tehcir haberini almalarıyla geçen 10 gün... acı, kıyım, gözyaşı...
Gürsel Korat usta işi bir roman yazmış, Türkler tarafından anlatılmayanı anlatmış.
tarihi bazen romanlardan öğrenmek en iyisi...
agos'a yazdığım yazıyı ekledim http://tembelveyazar.blogspot.com.tr/...
Profile Image for Serbay GÜL.
206 reviews57 followers
September 20, 2018
Kurgusunu mu övsem , anlatımın güzelliğini mi, kitabın cesaret isteyen yönlerini mi bilemiyorum.
Ermeni tehciri başlangıç zamanlarında Nevşehir civarı ; Ermeniler , Türkler , Rumlar iç içeler, birlikteler , dostlar , aşıklar. Nifak tohumları bile yeşeremiyor bu güzel dostluklar arasında. Kötüler tabi ki her zaman kötü, fırsat beklerler sadece. Yıllardır iç içe yaşamış insanları ayırıyor bir birinden birileri. Anadolu karma karışık durumda. Bir yanda isyancılar , bir yanda hukuksuzluğu fırsat bilen rütbeliler ve masum olan ve hep birlikte acılar çeken Anadolu insanları. Geçenlerde bir söyleşi izlemiştim. Anadolu halkları için mozaik kelimesini reddediyordu konuşmacı. Mozaik kelimesi yerine , ebruyu tercih ediyordu. Bizler mozaik gibi sınırları olan, çizgileri olan ayrı ayrı renkler değiliz,biz ebru gibiyiz iç içe geçmiş, birlikte olan. Bu kitaba ön söz olacak kadar yakışıyor söylem. Tarihi belge iddiası tabi ki hiç bir şekilde yok kitabın ama Almanların da bu karmaşada parmakları olduğunu işaret ediyor. Kitap üzerine söylenecek çok şey var ama spoiler vermemek için susuyorum.
Profile Image for Deniz Balcı.
Author 2 books822 followers
September 20, 2019
“Unutkan Ayna” bizi 1915 senesine, Anadolu’ya götürüyor. Malum tarihler, malum olaylar… Bir yüzyılın içinden çıkamadığı, siyaset ve tarih işbirliğiyle çarpıtılan, yüzleşilemeyen, hesaplaşılamayan; kimine göre tehcir kimine göre soykırım yapılan zamanlara… Güzel de götürüyor. Daha önce bu meseleyi ele almış bazı romanlar okuduk: “Baba ve Piç”, “Kirpiklerimin Gölgesi”, “Ağrı’nın Derinliği”, “Bitti Bitti Bitmedi”, “Anneannem”, “Can Kırıkları”… İlk aklıma gelenler bunlar. “Unutkan Ayna” ise konu olarak muhtemelen bu eserlerle birlikte anılacak ancak olayı ele alış şekliyle diğerlerinden kesinlikle ayrılacak bir roman.

Toplumsal hafızamızda travmatik bir etki bırakmış bu tarz olaylar ulus-devletin doğası gereği hikayeleştirilir. Konjonktürün tüm mazlum tarafları parlatılırken, hatalar ve yanlışlıklar saklanabildiğince saklanır. Zira sonra makro ölçüde siyasi ödeşmeler yaşanmaması adına, savaşta her şey mubahtır, denir ve tarih kerelerce yeni ve yeniden yazılabilir. Dünya tarihine baktığımızda benzer makyajların, benzer olaylara çok kez yapıldığına şahit olabiliriz. İnkâr bu süreçlerin ayrılmaz bir parçasıdır. Bireyler tarih bilincinden uzaklaştıkça, güncelin sözüyle geçmişi izlemeye alıştırıldıkça da muhteşem bir kitle algısı doğar kucağa. Sonrası o bebeği büyütmek ve geliştirmeye kalıyor.

Bu olay üzerinde de tam olarak böylesi bir iklim ve bitki örtüsü varken Gürsel Korat’ın spekülasyonlar yaratayım, şiddeti öyle bir anlatayım ki okuyanın kanı çekilsin, vahşetin görkemini sayfalara kanla akıtayım demeden romanını yazmış, bunu sevdim. Bu açıdan baltanın ete geçtiği, kılıcın karnı kestiği o ana değil daha öncesine götürüyor. Anadolu’nun doğusunda tehcir başlamış, Nevşehir’e uygulamaların haberleri geliyor, tehcir değil kıyım deniyor ama hayat bir şekilde devam ediyor. Ermeniler, Türkler, Rumlar… Muhteşem mozaik(!) bir arada yaşamaya devam ediyor. Fakat inanılmaz bir gerginlik var elbette. Azrail kapıda mı? Kimse ne olacağını bilmiyor ama herkes seziyor. Kitap boyunca süren bu kolektif korku hali eserin en başarılı noktası diyebilirim. Çok klasik ve olabildiğince açık bir anlatım dili kullanmasına rağmen, bir yandan da toplum üzerindeki o sersemliği sonuna kadar gerilimle taşımayı başarmış yazar.

Eserin içeriğinden dolayı yazarın sinematografik bir anlatım dili kullandığını düşünüyorum. Anlatmak istediğini en kolay ve görsel yolla aktarmak amacıyla… Sanki 280 sayfalık bir tretman var elimizde. Zaman zaman edebiyatla cilveleşen fakat hemen okuru olayın içinde tutmak için merkezine geri dönen bir anlatım. Kurgu da burada Korat’ın en büyük yardımcısı oluyor. Sahneler halinde ilerliyor roman. Korat on günlük bir zaman dilimini ele alırken, her günün farklı zamanlarında kurguladığı sahneler ve bu sahnelerin kalabalıklığı ile, bütünde çizgisel bir akış yakalamayı amaçlıyor gibi. Derinlikli bir karakterin eksikliğini taşıyan roman bu numarası ile o eksikliği kapatmayı başarıyor bence. Yazarın amaçladığı şey gerçekleşiyor ve 1915’in Nevşehir’inin bir panoraması ortaya konuluyor.

Diğer yandan tabut, ayna, fotoğraf, lamba gibi eser boyunca kullanılan metaforlar hikâyeden alınan zevki arttırıyor. Hatta Çerçi Boğos’un atının boynuna asılmış lamba romanın leitmotifi olup çıkıyor, hikâyenin sonunda tebessüm ettiriyor.

Diğer yandan sevdiğim başka bir noktaysa; eserin iddiasız olması. “Böyle mi, böyle” diyor sadece. “Hadi bakalım, gel de bu sistemli ve vahşi kıyımın karşısında dur” demiyor. Propagandif tınlamıyor. “Ben bir hikâye anlatıyorum” diyor. “Yargıla hadi” demiyor. Gibi gibi… Zaten tarih ve araştırma kitapları mevcut. Böylesi karmaşık ve farklı yerlere/zamana yayılan bir olaya taraf ya da bertaraf olmak için bir romandan fazlasına, onlara ihtiyacımız var. Fakat Korat bu romanla neyi yapabiliyor derseniz, ‘milli öteki’miz olan Ermenileri anlamak, onların tarafından baktırmak, acaba ulan dedirtmek için bir çıra yakıyor. Çoğu okur adına bu bile önemlidir diye düşünüyorum. Zira Şebnem İşigüzel’in “Kirpiklerimin Gölgesinde” de ortaya koyduğu gibi bir kıyım anlatımını; ‘inkâr’ psikolojisiyle büyümüş, savunma mekanizmaları palazlanmış okuru ekstra bir inkâr içine atıyor. Etki – tepki sarmalı. Korat işte tepki gösterilebilecek bir argüman sunmuyor. Olayların mantığını kavratıp okuru biraz savunmasız bırakıyor.

Alıştığım, arzuladığım, yıldızladığım edebiyattan farklı bir yerde konumlandığından, bu konum da nitelik olarak beklentilerimin altında bir yerde seyrettiğinden romandan bir puan kırdım. Bu kişisel beğenilerimle alakalı elbette. Okunmaya değer bir roman olduğunu düşünüyorum. En azından Türk Edebiyatı’ndan Ermeni konulu bir şey okunacaksa ilk önerimin şuan bu olduğunu söyleyebilirim.

Herkese iyi okumalar.

7/10
Profile Image for Hakan.
830 reviews634 followers
January 25, 2023
Gürsel Korat’ı daha önce hiç okumamıştım. İki kitabını birden aldım ve Unutkan Ayna’dan başladım okumaya.

Türkiye’de yazmak için zor bir izlek (Ermeni tehciri veya konuya nasıl baktığınıza göre başka türlü bir tanımı) seçmiş Korat bu romanında. Öncelikle cesaretinden ve entelektüel dürüstlüğünden ötürü tebriği hak ediyor. Tarihimizin bu acılı bölümünden bir kesiti korkusuzca ama Elif Şafak gibi tribünlere oynamaya tenezzül etmeden romanlaştırmış. Kitlesel şiddeti değil, bu felaketin ayak seslerini işlemiş ki böylece belki daha etkili olmuş.

Ağırlıkla Ermenilerin maruz kaldığı durumu ortaya koyarken, Ermeni çeteler kaynaklı şiddeti, Osmanlı halkı, subayı, bürokrasisi, hatta imamları içinde yapılan yanlışlığa karşı çıkan karakterler de kullanmış. Tabii bunu fırsat bilen diğerlerini de… Bölgenin (Yozgat) bir çocuğu olarak romana konu alanları iyi tanıması da bir avantaj olmuş.

Tüm bunlara rağmen çok güçlü bir roman mı? Bence değil. İyi bir roman ama biraz şematik yapısı var. Olay örgüsünde ve karakterlerde bazı zorlamalar dikkat çekebiliyor. Romandan çok bir senaryo havası var kitapta. Bu bakımdan kolay okunuyor. Keşke filme çekilebilse ama kolay olmaz herhalde.

Son sözüm okunmaya değer bir roman Unutkan Ayna. En azından bu topraklarda yaşananlara biraz daha aşina olmamıza, empati yapma kapasitemize katkısı açısından.
Profile Image for Fatma Burçak.
Author 17 books41 followers
March 14, 2017
1915 Ermeni tehcirini anlatan, içimizde kanayan bir yaranın hikayesi. Aynada unutulmuş biri gibi izliyoruz hikayeyi, kimsenin görmediği ama herkesi görüp bilen biri olarak dolanıyoruz Nevşehir sokaklarında. İlk kez okuduğum Gürsel Korat'ı okumaya devam edeceğim.
Profile Image for هارون.
476 reviews18 followers
July 25, 2025
ممل و بطيء

كذلك النسخة التركية عدد صفحاتها ٢٨٠ صفحة والنسخة العربية سبحان الله صارت ٤٥٠ صفحة ، يعني المترجمة كيف قدرت تضيف١٧٠ صفحة بالنسخة العربية على الرغم ان النسخة الاصلية ٢٨٠ صفحة فقط ؟ كذلك يوجد اسهاب طويل في الوصف لدرجة الملل ، مثل ان يكون هناك شخصيتين يتحدثان وفجأة لصفحة او صفحتين يكون وصف ممل لحدث غير مهم او وصف لأفكار احد الشخصيتين وبعدها يتم استكمال الحوار بين الشخصيتين بعد صفحتين ، وصلت عند الصفحة ١٣٤ وقرأت ٢٩٪؜ من الكتاب ولم استمتع بأي حدث باستثناء اول خمسين صفحة ولهذا اقيم الكتاب بنجمتين
Profile Image for Erkin.
107 reviews18 followers
June 23, 2016
Gürsel Korat'ın ustalık eseri. Bugüne kadar okuduğum en iyi romanı. Tehcir günlerinde geçen hikayede tanıdık bir coğrafya, tanıdık kokular, tanıdık sesler var. Kemal Tahir sevenler kaçırmasın :)
Profile Image for Metin Tiryaki.
158 reviews11 followers
April 12, 2017
Hatırlamakla unutmak arasında bıraktığımız gölgeli bir zaman, tozlu sükunetle durur, öylece. Zamanın hatırası kusurundandır. Bu kusurun telafisinin adı hayat mıdır, bir fotoğrafa çerçevelenerek asılmış duvarı insan mıdır bilinmez, lakin tıpkı Proust’un dediği gibi:

“İnsan ancak hatırladığı şeye sadık kalabilir ve ancak bildiği şeyi hatırlar.

Gürsel Korat'ın okuduğum ilk kitabı. Biraz Ermeni tarafından anlatıldığı için insan ister istemez, bir bağ mı var diye düşünüyor; oysa Korat kendisinin de ifade ettiği üzere, milliyetçi, muhafazakar aileden gelen Müslüman bir Türk.

1915 yılının Haziran ayında o zamana kadar dost, komşu olan Ermenilere bakışın bir kaç günde değişmesi ve meşhur "Tehcir" üzerinden insan hikayeleri anlatılıyor kitapta. Konunun özü, askerlerle Nevşehir' e gelen Miralay Ziya Bey aynı zamanda bir sırrın peşinde, Tehcir'den kurtulmaya çalışan Ermeni ailelerinin ise tek umudu gizli bir mağaraya sığınmak. 12-22 Haziran arasındaki on günde bir şehir ve insanların kalplerinden, zihinlerinden asla silinmeyecek olaylara, insanların yaşamak ve aileleri uğruna neler yaptıklarına tanıklık ediyoruz. On günlük bir zaman diliminde geçiyor Gürsel Korat’ın “Unutkan Ayna”sı. Nerdeyse saat saat anlatılmış bu on gün; her saat, her dakika yaşamdan kesitleri içeriyor. Önce Müslüman olanların kalacağı söylenerek , erkekler sünnet ediliyor, gururuna yediremeyenler intihar ediyor. Sonra o güne dek olmaz sanılan oluyor, "Tehcir" başlıyor. Yardım etmeye çalışan Müslümanlara dayak atılıp, ceza veriliyor, mallar talan ediliyor. Ermeni erkekler öldürülüp, çocuklar devşirme, kadınlar da cariye olmaya zorlanıyor. Nevşehir'in Ermenilerinden bir "Unutkan Ayna" nın hatırladıkları kalıyor...

(Not: Şahsi görüşüm, biraz araştırıp, tarih okuyup, farklı kaynaklara da bakıldığında böyle şeyler olduğu aşikar. O dönem özellikle Balkanlar, Rus toprakları ve Arap Yarımadası'nda Türk ve Müslümanlara yapılan zulüm ve tehcir sonrasında yaşananlar, Osmanlı'nın durumu, öç ve halk psikolojisi böyle olaylara yol açmış olabilir; ancak Ermenilerin iddia ettiği üzere sistematik bir kıyım ve katliam olduğuna da inanmıyorum.)

Gürsel Korat gerçekten usta işi bir romana imza atmış. Kitabın sonunda ortaya çıkan sır ve sürpriz son da çok etkileyici...
Profile Image for Can Iban.
50 reviews7 followers
September 21, 2018
Keşke “ortak dinimiz hürriyet” kalabilseydi.
Keşke evlerimizin kapısına “boya” sürülmeseydi.
Keşke Yunan alfabesiyle Türkçe yazılmış ayazmalardan su içmeye devam edebilseydik.

Bu roman, “keşkelerle” dolu tarihimizin en acı dönemlerinden biri olan 1915 yılını, suratımıza basan bir agrandizör gibi.

İç Anadolu’ya özgü deyimleri oldukça cömertçe kullanan (carı carı yürümek, cavlağı çekmek, zürü kaçmak, Kel Ali’nin bağı vb.) Korat’ın diline hayran kaldım. Okuduğum ilk romanıydı ve devamını getireceğim.

Sebilürreşad okuyucusu ve hukuku savunan bir Fuat Hilmi Bey;
Gizli geçitleri, dehlizleri ile efsaneleşen bir Nevşehir;
“Ölüm gelene kadar yaşamın kesin oluşu” ile ilişkilendirilen yaşama umudu;
Tehcirden kurtulmak için Ermenilerin Müslüman oluşuna üzülen ve gavurların meyhanesinde içen insanların gülünç çelişkisi;
Olmadık zamanlarda gelen iyi haberler...

“Fotoğraf çekilirken, insanlar genellikle kameraya gözünü çevirir: Bu, “belirsiz bir gelecek zaman”a bakıştır. Oysa o fotoğrafı eline alan insan, “değişmez bir geçmiş zaman” görecektir. Fotoğraf çektirenlerin gözünü diktiği o belirsiz gelecek, fotoğraf kartını elinde tutan kişi tarafından yaşanır. Gelecek zamandaki kişi, o anda geçmişteki biriyle göz göze gelse bile ne fayda... Fotoğraftaki kişi, geleceği bilmemekte, görememektedir.”

Budur unutkan aynalar...
Kestiğimiz kelleleri unutmuşluğumuzu bize yansıtan.

Tarihi dayanaklarını bilemem ama Gürsel Korat bu romanı, gördüklerini yazmış gibi kaleme almış. Çok gerçekçi.

“Yazarın siyasetçi ya da ideolog haline geldiği tavırdan hoşlanmam. Bir edebi yapıtın bütününde anlam gizlidir, anlamını göstere göstere konuşan yapıt roman değil propaganda metnidir.” (G. Korat - Cumhuriyet Gazetesi 18/04/2016 tarihli röportajından)
Profile Image for Leylak Dalı.
633 reviews153 followers
July 24, 2023
Çok kötü çarptı beni bu kitap, o kadar diyeyim, gerisini siz okuyun...
Profile Image for Mustafa.
3 reviews1 follower
July 18, 2018
Konu edindiği tarihi olayın dramını yansıtma başarısı bir yana, yazarın zaman, mekan ve bellek ile uğraşısı bile kitabı okunmaya değer kılıyor. 10 günlük bir zamanı ince ince işlerken anlatının ritmini çok iyi tutturması, içerdiği karakterlerin hepsinde onları daha çok tanıma isteği uyandıracak bir derinlik katması sayesinde kitap okuyucuyu tutup 1915 Nevşehir'ine bırakıyor.

İktidar ve mülkiyet ilişkisini sadece olaylar üzerinden değil, kadın-erkek ilişkisi üzerinden ele alışı Anadolu'nun kültürel yapısını genel ve öznel anlamda oldukça başarılı bir şekilde yansılıyor. Anlatıdaki kadının hissedilen varlığı ise bu kadar egemenlik kurma ve yıkıcılık üzerinden anlatılagelen eril tarihe, daha insansı ve derinden bir gözle okuma yapma olanağını sağlıyor.

Vicdanlara -unutkan-aynayı tutmayı başarabilmiş, kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Profile Image for Derya Karataş.
35 reviews7 followers
October 12, 2019
Gürsel Korat'in Unutkan Ayna isimli kitabı 1915 yılında 10 günlük bir zaman diliminde Nevşehir'de olanları anlatıyor. Nevsehir'de Ermenilerin tehcir edileceği haberi yayıldıktan sonra Ermenilerin nasıl gergin bir durumda bekledikleri ve can havliyle tehcirden kurtulmak için yaptıkları güzel resmedilmisti. Bununla birlikte yazarın yansız tutumu hem Ermenilerin hem Türklerin arasındaki iyi ve kötü karakterlerin birlikte yaratılmış olmasından anlasilabiliyordu. Kitapta belirli bir bas karakter olmasa da en çok Memet ile Kirkor'un arkadaşlığı göze çarpıyor ve kitabı ayakta tutuyor. Kitap sayesinde kendi hayatimda ne kadar az Ermeni tanidigimin oldugunu fark ettim. Tanidiklarimin az olmasi 1915 yilinda yasananlar sonucu toplumsal yapinin kisirlasmasiyla cok alakali ki bu kisirlasmaya giden surec kitapta tum gerilimiyle kendini buluyor. Tüm bunlara rağmen kitap belki de karakterlerin iç seslerinin fazla duyulmaması ve belirli bir karaktere odaklanilmamasi nedeniyle bana hitap etmedi. 1915 yılında yaşananları merak edenler için akademik eserler dışında kaçış noktası olabilecek yazarın araştırmacı üslubunun on plana ciktigi bir eser diyebilirim.
Profile Image for Buğra Eskiçınar.
7 reviews8 followers
September 9, 2017
Unutkan Ayna, Orhan Kemal Roman Armağanı’nı alınca dikkatimi çeken bir kitaptı ve işlediği konu da ilgimi uyandırınca kitabı hemen edinmiştim. İyi ki okumuşum. Kitap beni, dünyanın savaşlarla, Anadolu’nun kadim topraklarının ise acılarla çalkalandığı 1915 yılına, Kapadokya’nın mistik havasına soluyan Nevşehir’e götürdü. Öyle zor bir dönem ki, Ermeniler, Türkler, Rumlar, hepsi bir arada yüzyıllardır birbirleriyle komşu yaşayıp gittiler; ama artık devir değişti, zehirli bir el insanları ayırdı. Rumeli’deki Müslümanlar Anadolu’ya, Anadolu’daki Ermeniler Suriye’ye göçe zorlandı. İşte kitap Nevşehir’deki tehcir öncesi son on gününde yaşanan acıyı, hüznü, umudu konu ediniyor. Gürsel Korat’ın incelikli kalemiyle unutulmaya yüz tutmuş yaşananlar sözcüklerle tekrar canlanıyor. Kitabın ise tek bir kahramanı yok, herkes kahraman: Demirci Kirkor, Mayreni, Berber Memet, Hatice, Doktor Bediros, Çerçi Boğos, çoban Muharrem, Zabel, Binbaşı Fuad Hilmi Bey ve daha niceleri. Eminim, hiçbirini unutmayacağım. Belki okurken benim bu kadar etkilenmem kökenlerimde de Rumeli’den bir göç öyküsünün yatmasıydı. Okurken sık sık, anneannemin bize birer öyküymüş de o acılar hiç yaşanmamış gibi anlattıkları aklıma geldi. Bizler Türk ve Müslüman olduğumuz için sürüldük yaşadığımız topraklardan, onlar Hristiyan ve Ermeni diye. Bir kaç kötü insanın yaptıkları yüzünden. Şimdi kitabın sayfalarına kapılmış okuduklarımın düşünüyorum da ne fark eder? Ha bu millet, ha şu inanç... O göç yollarında insanlar aynı yazgıyı paylaşıp aynı çileyi çektiler. Hepimiz insanız, acı çeken, mutlu olan, hayal kuran, hüzünlenen birer insan. Daha ne diyebilirim ki, ben susayım artık da kitap konuşsun.

“Fotoğraf çekilirken, insanlar genellikle kameraya gözünü çevirir: Bu ‘belirsiz bir gelecek zaman’a bakıştır. Oysa o fotoğrafı eline alan insan, ‘değişmez bir geçmiş zaman’ görecektir. Fotoğraf çektirenlerin gözünü diktiği o belirsiz gelecek, fotoğraf kartını elinden tutan kişi tarafından yaşanır. Gelecek zamandaki kişi, o anda geçmişteki biriyle göz göze gelse bile ne fayda… Fotoğraftaki kişi, geleceği bilmemekte, görememektedir. Zaman o aynada unutulmuştur.” Ama bizler unutmayalım.
Profile Image for Melek .
417 reviews13 followers
August 23, 2019
Kitap 1915 Ermeni olayları hakkında okuduğum en iyi edebi eser oldu. Fazlaca olan tüm karakterleri ruhumda hissettim. Yavaş yavaş okudum kitabı merak ediyordum karakterler hayatta mı kalacaktı yoksa ölecek miydi. Ama en çok suçluluk hissettim, öldür��lenler için. Kitabın ismi ve o adın kitapta işlenişi mükemmeldi. Ve son olarak bu kitap hakkında çok fazla cümle yazabilirim, ama hiç biri yeterli olmayacak. O yüzden okuyun bu kitabı mutlaka.
Profile Image for Hayrullah M..
96 reviews2 followers
November 10, 2024
Yazar, ülkede romanlaştırılması en zor konulardan biri üzerine yazmış. Konuya olan uzaklığım, hikayenin içine giremeyişime neden oldu. Çok az Ermeni tanıdığımı fark ettim ben de ve Ermeni isimleri nedeniyle, romanın akışını takip etmekte zorlandım nedense. Tamamen kişisel bir puan verdim bu sebeple.
Profile Image for Sergen.
88 reviews1 follower
May 17, 2022
"Ölüler çürümeye ekilir, çürümezlikte ayağa kalkar; hürmetsizlikte ekilir, izzette ayağa kalkar; zayıflıkta ekilir, kudrette ayağa kalkar. Vücut olarak ekilir, ruhani vücut olarak ayağa kalkar. İnsan canını alanlara iltimat edilmez. Çünkü bir kimse Allah'ın mabedini bozarsa, Allah da onu bozar: çünkü Allah'ın mabedi taş toprak değil, insandır."
-papaz haçadur efendi
Profile Image for Cicolice.
94 reviews2 followers
June 30, 2019
Kitabı içim parçalanarak bir solukta okudum. Yazarın dilinin sadeliğine ve akıcılığına hayran kaldım. Çok fazla anlatılmayan/konuşulmayan bir konu olan Ermeni tehcirini konu edinmesi hem edebiyat için önemli hem de toplumu bilgilendirmesi açısından gerekli ve değerli buluyorum.
Profile Image for Mesut Bostancı.
293 reviews35 followers
December 7, 2018
I just couldn't really get into it. I like the idea, but it was progressing very slowly and I had a hard time keeping the characters apart. The epigraphs were annoying and pretentious.
Profile Image for Funda.
11 reviews2 followers
January 12, 2020
Büyüdüğüm toprakların, rüyalarıma giren masmavi gökyüzüne artık başka türlü, o maviliğe bir daha görmemek üzere bakanların gözüyle bakacağım.
Profile Image for K for BooKitap.
24 reviews1 follower
June 1, 2023
Kitabi okurken arka planda surekli Erkan Ogur ve Djivan Gasparyan'in beraber yaptiklari album Fuad ozellikle de Mayrig "Annecigim" sarkisini dinleyip durdum. uzun zamandir bir kitaba bu kadar aglamamistim, belki de bundandi yillarca elimin bu kitaba gidemeyisi.
Djivan Gasparyan oldugunde onun anisina yazilmis bir cumle yillardir aklima kazinmisti. "Oyle bir lanet ki bu milliyetcilik, dunyalar guzeli Mus'lu kardesine aglayamayacak bu millet"

Sonra Agah Aydin ve Ezel Akay'in yer aldigi bir soyleside Ezel Akay'in Turkiye'nin kimligini tanimlamasi uzerine sorulan soruya verdigi su cevap geliyor aklima:
"Kimim ben, kimiz biz? Memleket neresinden baslayip bir turlu kabul edilemeyen aslinda belki Osmanli'dayken bunlari kabul etmek, dusunmek cok daha kolaydi. Herkes maalesef icad edilmis bir kimlikle yasamaya, cumhuriyet boyle basladi. Yani cumhuriyet, cumhuriyet olabilmek icin, birlik olabilmek icin bir cozum buldu. O da tek kimlikli bir ulke tasavvur etmek. Biz o tasavvurun uzunleriyiz. Gercegin urunleri degiliz. Halbuki yeryuzunde en fazla gen cesitlemesi olan bu ulkede yasiyoruz. Sekiz degisik gen var vucutlarimizda. Burasi her gecenin geldigi, konakladigi, yasadigi, savastigi, bir arada oldugu bir ulke aslinda. O yuzden bizim dilimiz de cok cesitli. Biz Turkce konusuyoruz ama kullandigimiz kelimelerin sadece gunumuzdeki 500-600 kelime Orta Asya'dan kalma Turkce'den olusuyor. Onun disinda butun dillerden ornekler var. Bu coklugu kabul edemiyoruz. Hep bir teklik pesindeyiz. Gercekten herkesin kimligi problemli. Bu aslinda cozulse cennete donecek bir ulke burasi. Bu kimlik problemi ile politikacilar oynuyorlar. Biz de izin veriyoruz buna.."

Demem o ki ve de dusunmeden duramiyorum eger "tehcir" olmasaydi, mubadele olmasaydi acaba bugunumuz, ulkemiz nasil olurdu? cok kan dokuldu ve topraklarimiz sonuza kadar bunun travmasini, ah'ini yasayacak, turkuleri, agitlari, yaslari bitmeyecek..
Profile Image for Baris Balcioglu.
388 reviews10 followers
May 19, 2022
Bu romanı da Şahika sayesinde duydum. Ödül de almış ama kimsenin konuştuğuna tanık olacağımı sanmıyorum. İlk iki kısa bölümü bende bomba etkisi yarattıysa da sonrasında çok beğenmedim aslında. Böyle genellemeler genellemelerle yazınsal olmaya çalışıyor da gülünç oluyor. Peki eleştiri eleştiren hakkında bir şey söyler mi? Belki ben de büyük büyük sözler söylemek istiyorum.

Siyaseten doğruculuk da vardı ve sanırım öyle olması da gerekiyordu. Yani bir Rum kötümsü de çok bir rolü yok, diğerleri iyi, Ermenilerden çeteci değillerse kötü olan yok, Türklerden de hem iyi var hem de kötü. Gerçi kötü Ermeni çetecilerin ve bazı Türklerin neden öyle olduklarını anlayabiliriz. Korkunç travmalar yaşamışlar.

O yıllar İç Anadolu’da öyle miymiş azınlık çoğunluk ilişkileri? Bir Ermeni’nin en yakın arkadaşı Türk olabiliyor muymuş? Kadınlar öyle kardeş miymiş? Onun dışında naiflik de çoktu (her şeyin çoğunlukla bir biçimde çözümlenmesi gibi) vs de ipucu vermeyeyim. Trajik olaylar daha çarpıcı biçimde okuyucuya duyurulabilirdi belki.

Peki neden dört yıldız verdim? Birincisi konu riskli bir konu. Yazar cesurmuş. İkincisi bir çeşit gizemli bir öykü var, herkesin aradığı bir çocuk tabutu (başından belli o nedenle burada yazılabilir). Genelde böyle tarihsel olaylar fona konduğunda bir olanaksız aşk akışı sağlamak için kullanılır. Değil mi? Dolayısıyla ilgimizi çeksin çekmesin bir öyküsü var kitabın. Neyse zaten kan basıncımın düşük olduğu bir gün daha fazla yazmayayım.
Profile Image for Mustafa Doğru.
222 reviews4 followers
October 19, 2022
İnsanoğlunun zaman zaman yaşadığı akıl tutulmasının Anadolu topraklarında hüküm sürdüğü Nevşehir'de geçen bir hikaye var romanda. Hikayenin ana teması bence korku. Hayatları tehlikeye girmiş, doğup büyüdükleri toprakların bir anda yabancısı, istenmeyen insanı konumuna düşmüş insanları roman boyunca okurken hep yüzlerinde bir korku ifadesi ile kafamda kurguladım. Yazarın olayları saat saat gün gün bir çok karakterin gözünden ağır ağır anlatması romana derinlik katmış.

There is a story in the novel that takes place in Nevşehir, where the eclipse of the mind, which human beings experience from time to time, reigns in Anatolian lands. I think the main theme of the story is fear. Throughout the novel, I always imagined people with an expression of fear on their faces as I read people whose lives were endangered and who suddenly became strangers and unwanted people in the lands they were born and raised in. The author's slow narration of events from the eyes of many characters, hour by hour, day by day, added depth to the novel.
Profile Image for nermin.
62 reviews1 follower
February 13, 2025
Gürsel Korat'tan okuduğum ilk kitap. Merak ettiğim bir yazardı. Etkileyici ve can yakıcı bir konuyu işlemiş romanda. Nevşehir yöresinde yaşayan Ermenilerin tehcirine ilişkin olayların anlatıldığı bir on gün. Zor bir işe kalkışmış yazar. Bu tür hassasiyet içeren tarihsel gerçekleri kurgulamak cesaret ister. Başarılı bulduğumu söyleyemem. Fazla formal geldi bana. Akışkanlığı olmayan bölümlemeler. Suya sabuna dokunmayan mesafede duran anlatıcı dil. Kurgu olduğunu bağıran bir metin. Erkek bakış açısı çok baskın. Bütün kadınlar çok güzel, alımlı, becerikli. Hepsi aşık olunası falan. Bu kadınlar üstünden yapılan aşırı güzelleme rahatsız etti. Bence bu kadar altının çizilmesi de ayrımcı bir dili yankılıyor. Fotoğraf ve fotoğrafın arabı üzerinden üretilen anlam ve ayna metaforu yaratıcıydı. Onun dışında vasat bulduğumu söyleyebilirim.
Profile Image for Luthien .
38 reviews4 followers
October 28, 2025
Unutkan Ayna’da Gürsel Korat bu kadar fazla karakter ve tarihi olayın altından ustalıkla kalkıyor. Gerçekten romanı okurken çoğu kez iyi ki denk geldim, iyi ki bu dili biliyorum ve keşke böyle romanlar genel okur tarafından daha çok bilinse dedim.

Tabii ki eleştirilecek yanları var. Çoğu kişinin de bahsettiği gibi kötü karakterler yer yer “tiplemeye” kaymış ve adeta sinematik - stereotipik kötü karaktere bürünmüş. Bu yine de kurgu içerisinde bana çok batmadı ama eleştirileri kesinlikle anlıyorum.

Daha kitap hakkında yorumları okumadan şunu düşünmüştüm: bu romandan harika bir tiyatro metni çıkar. Yine de tabi ki, bir roman içerisinde düşündüğümüzde bazı sahneler biraz sinema vari kaçıyor diyebiliriz.

Sonuç olarak Unutkan Ayna’yı çok kişiye tavsiye ettim, çünkü son yıllarda Türk edebiyatında “roman” okuduğumu hissettiren romanların sayısı kanımca epey azaldı.
Displaying 1 - 30 of 43 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.