Doğukan İşler’den tüm kalem yontanlara, yonttuktan sonra kalemlerini tutup öpenlere ve yazmasa deli olacaklara ithaf edilmiş yeni bir öykü toplamı: Dervişin Kulağı.
Çocuklar, kediler, dervişler, mezarından kalkıp gelenler, uçarken yağmura yakalananlar… İşler, düşlemini ustaca kâğıda dökmeye devam ediyor Dervişin Kulağı’nda. Rüyalardan, hayallerden, kendi yazı evreninden; fantezi ve gerçekliğin katışıp ayrıştığı bir âlemden sesleniyor okura. Kanın doğru damarlarda aktığı, sulayacağı yeri kimselere danışmadan bulduğu; inleyen, sayıklayan, görünür görünmez hikâyeler anlatıyor.
“Ben hızlandıkça ses yakınlaşıyor. Demek ki doğru yoldayım, diyorum kendime. Şeyhimin sesi bu duyduğum, amenna, ama ne diyor, ne anlatıyor, kime sesleniyor, ne söylüyor, onu anlamıyorum. Sese doğru yaklaştıkça da bir karaltının peyda olduğunu görüyorum az ilerimde. Bir taraftan koştur koştur ilerlerken, diğer taraftan da gözlerimi kısarak bakıyorum ki karaltıya, emin olayım, kimdir, hakikaten de şeyhim midir bu duyduğum, canım sultanım mıdır bu gördüğüm.
1988 Antalya doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-TV, Marmara Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Yazarlık ve editörlük mesleğini sürdürüyor. Öykü, şiir ve denemeleri birçok dergide yayımlanan Doğukan İşler çocuklar, gençler ve yetişkinler için yazmaya devam ediyor...
Kitabın adı ilgimi çekmişti,yazarı da keşfetmek istedim. Beklediğim gibi çıkmadı kitap.Sevemedim.Sanki karalama defteri gibi.Alınmış kısa notlar birleştirilmiş.Basit tasvirler...Bir kitaba verilen emekten dolayı olumsuz yorum yapmak istemiyorum genelde ama bence kötüydü.
Her şeyin öykülere ve onların kişilerine hizmet ettiği rüya atmosferinde bir kurgu. Bugün ve olası bir günün tam da Doğukan İşler'in yapabileceği şekilde aynı zamanda ve yerde kesişmesi. Aradığımı bulduğum bir kitap oldu, sevgili Doğukan yine şaşırtmadı ve onun eline ait sofrada sevdiğim lezzetleri buldum. Şunu da eklemek lazım; Doğukan gerçekten üretken bir yazar ve bu çalışmalarının kalitesini belli bir çizgide tutuyor. Genç yaşına hepsini sığdırıyor. İlerde yazacaklarını merakla bekliyorum.
"Kediler kısa konuşur, öz konuşur. Tek kelimede anlatırlar dertlerini. Hep aynı kelimeyle, ama başka başka dertler. Hem aynı kelimeyle, ama başka başka sevinçler." sf 77