Perikles (MÖ 490’ların ortaları – 429), gücünün, refahının ve etkisinin zirvede olduğu altın çağında Atina’yı yöneten kişidir. Pers Savaşları ile Peloponnesos Savaşları arasındaki bu dönemde kentinin, bilim, felsefe, heykelcilik, mimarlık ve tiyatro başta olmak üzere, coğrafyada ve zamanda çok uzak mesafelere ulaşacak kültürel gelişmelerin merkezi olmasını sağlamıştır. Günümüzde bile hayranlıkla gezilen Parthenon’u yaptırmıştır. Şehrinin ikinci sınıf uluslararası konumunu değiştirip bölgenin en zengin ve kuvvetli devleti haline gelmesini sağlamıştır.
Dönemin en aydın kişileri olan sofistlerin liderlerinden Anaksagoras, ünlü düşünür Sokrates gibi bilgelerden eğitim görerek bilgiye dayalı akıl yürütme becerisini edinen Perikles, bu kapasitesini kitleleri ikna etmek için kullanarak siyasette yükselmiştir. İnsanlarla her türlü ilişkisinde ağırbaşlı ve ölçülü davranarak kendisini zora sokabilecek durumlardan kaçınma konusundaki eşsiz başarısı da siyasi konumuna büyük katkıda bulunmuştur.
Mensup olduğu sınıfın çıkarlarına karşı gelme pahasına yoksul halk kesimlerinin de kentin kamusal görev mekanizmasına ve karar alma sürecine katılmasını sağlayacak siyasi, mali ve idari önlemleri destekleyerek şehrin demokrasisini derinleştirmiştir. Ancak aynı demokratik yaklaşımı diğer Yunan kentlerine göstermemiştir. Pers Savaşlarından kalma Attika-Delos Birliği’ni, bir tür imparatorluk aşamasına yükselen Atina’nın emperyal deniz gücü vizyonunun aracı haline getirmiş, buna isyan eden birlik üyesi kentleri acımasızca ezmiştir.
Siyasetteki en önemli düsturlarından biri Sparta’ya asla güvenmemektir. Başka Yunanlarla çatışmak istemeyen yurttaşlarını ikna ederek otuz yıla yakın süren Peloponnesos Savaşının başlamasının birincil etkeni olmuştur. Ancak kendisi bu savaş sırasında ölmüş, kenti de yenilip önce görkemini, sonra bağımsızlığını yitirmiştir.
Antik Atina’nın Batılı düşünürler tarafından tekrar keşfedilip bir hayranlık nesnesi haline getirilmesi için aradan iki binyılın geçmesi gerekmiştir. Bu tavrın günümüzdeki temsilcilerinden antik Yunan uzmanı akademisyen Thomas R. Martin elinizdeki kitapta, şehre altın çağını yaşatan adamın hayatını anlatarak tutumunun gerekçelerini hakkıyla ortaya koyuyor.
Thomas Runge Martin is an American historian who is a specialist in the history of the Greco-Roman world. He currently holds the chair "Jeremiah O'Connor" in the Department of Classics at the College of the Holy Cross, where he teaches courses on the Athenian democracy, Hellenism and the Roman Empire.
His research field covers the history of ancient Greece and Rome and numismatics. He is author and co-author of several publications and articles, among which include Sovereignty and Coinage in Classical Greece (Priceton University Press, 1985), Ancient Greece: From Prehistoric to Hellenistic Times (Yale University Press, 1992), The Making of the West: Peoples and Cultures (Bedford/St. Martin's, 2 vol., 2001) and Herodotus and Sima Qian: The First Great Historians of Greece and China (Bedford/St. Martin's, 2009), all reissued.
Dr. Martin lives in Sutton, Massachusetts with his wife, Ivy Sun. He has two children, Alex and Andrea.
Source: Amazon & The History Series at Salisbury House & Gardens
Antik çağa dairen büyük sıkıntılardan biri döneme ait kaynağın az olması, olanın günümüze gelene kadar ne kadar aslına uygun kaldığıdır. Bu bağlamda alanda eser verenler ellerinde olmadan varsayımlarla hareket etmek zorunda kalırlar. Perikles üzerine yazılan bu kitapta da durum aynı, hatta en başta Martin, bu durumdan bahsederek görüşüne katılmayanlar olabileceğini söylemek nezaketini göstermiş.
İçeriğe gelince, Perikles ve çoğu çağdaşı, insanların -geçim gibi hayatta kalma kaygısı vb.- başka öncelikleri olduğundan uzun bir dönem üzerinde çok da kafa yorulmayan karakterler oldular. Kitabın sonlarına doğru yazarın da bahsettiği gibi artan kültürel gelişmeler ve insanların geçmişe bakış açısının değişmesiyle geçmişin karakterlerinin yaşamları ve düşünceleri önem kazanmaya başladı. Perikles'de gerek Peloponez savaşı gerek anne tarafından gelen "lanet" sebebiyle araştırılanlardan biri oldu.
Eserde en çok ilgimi çeken şeylerden biri, Perikles'in sofistlerle olan ilişkileri ve bu ilişkilerden yaptığı çıkarımların etkisi oldu. “Kederle karşı karşıyayken bilgiye dayalı muhakemede bulunmayı sürdürenler ve eylemleriyle en zor durumlara direnenler, ister devlet ister birey, en güçlü olanlardır." sözünü notlarım arasına kırmızı kalemle yazdım diyebilirim. Yazarın, Perikles'in yaşamının son demleri ve Aspasia ile olan ilişkisine getirdiği bakış açısı da aydınlatıcıydı.
Perikles'in şahsında Sparta-Atina ilişkilerine dair bilgi sahibi olmak ve Delos Birliği'nin işleyişi hakkında detayları öğrenmek isterseniz sıkmayan anlatımıyla bu kitap doğru bir seçim olabilir...
Bir kaç alıntı daha ekleyerek incelememe son vereyim:
"Mutluluğun özgürlük ve özgürlüğün cesaret olduğunu görün ve onları örnek alın." Perikles 'in Cenaze Söylevi'nden.
"Yurttaşlarına her zaman söylediği gibi amacı, olayları yönlendirebildiği sürece, onları sonsuza dek ölümsüz kılmaktı. Yaşadığı dünyada en kıy kaynak olan insan yaşamını, felaketle biteceğini tahmin ettiği, üzerinde düşünülmemiş bir gövde gösterisi uğruna hiçbir zaman harcamama kararı, Perikles'in bilgiye dayanan muhakeme yönteminin bir parçasıydı."
Perikles ile ilgili kaynakların az olması sebebiyle hayatını detaylı olarak okuyamıyoruz maalesef ancak biyografinin yazarı bu boşluğu tarihsel olaylarla doldurmuş. Bu da eskiçağcı olmadığımdan ötürü pek bilgimin olmadığı bu konuları anlamamı sağladı.