Jump to ratings and reviews
Rate this book

Nefes Rivayetleri

Rate this book
Yüzyıllardır aramızda yaşayan, zamanın içerisinde süzülüp giden, imparatorlukların kuruluş ve yıkılışına tanıklık eden bir adam. Göktürk Kağanlığı’nda doğdu, ölümsüzlüğünü keşfeden Kam Ana Kambur adını koydu: Nefes.

Sayısız yoldaşı oldu ama hiçbiri Gölge kadar iz bırakmadı. Öldükten sonra başka bedenlerde yeniden hayat bulan bu kadınla çağlar boyunca kesişen yolları bazen aşka,
bazen felakete çıktı.

Hakkındaki rivayetlerin her birinde Nefes’in bambaşka bir yüzü anlatıldı, akla kara birbirine karıştı: Ölümden mahrum bırakılmış alelade biri mi, tarihin akışını değiştiren bir kahraman mı yoksa tabiatın yasalarına başkaldırışıyla dünyamız için bir tehdit mi? Belki de hepsi…

Nefes Rivayetleri, edebiyatımızın nitelikli yazarları tarafından farklı bakış açılarıyla ele alınan, geçmişten geleceğe uzanırken edebi türler arasında maharetle gezinen bir ölümsüzlük anlatısı, modern bir mit inşası.

14 yazardan 14 çarpıcı öykü
Mehmet Berk Yaltırık, Saygın Ersin, Ozancan Demirışık, İsmail Güzelsoy, Afşin Kum, Meryem Gültabak, Funda Özlem Şeran, Emirhan Burak Aydın, Deniz Erbulak, Ayfer Kafkas, Murat Başekim, Ekin Açıkgöz, Hikmet Hükümenoğlu, Gökcan Şahin

312 pages, Paperback

First published April 1, 2024

2 people are currently reading
40 people want to read

About the author

Ozancan Demirışık

5 books7 followers
1993, İstanbul doğumlu. İlk gençlik yıllarında Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü bünyesinde yayınlanan elektronik dergi ve kitapların editörlüğünü üstlendi. 2009’dan bu yana ağırlıklı olarak İthaki Yayınları için fantastik kurgu, bilimkurgu ve korku alanında çeşitli kitaplar yayına hazırladı. Bunlar arasında John Scalzi’nin Yaşlı Adamın Savaşı serisi, James S. A. Corey’nin Enginlik serisi, Glen Duncan’ın Son Kurtadam üçlemesi, Funda Özlem Şeran’ın “Ecel” ve Seran Demiral’ın “Hayat Üretim Merkezi” romanlarının yanı sıra, Türkçeye son yıllarda kazandırılan beş Doctor Who kitabı yer almaktadır. Raymond E. Feist’ın “Deli Tanrının Gazabı” adlı romanının çevirisini de Yosun Erdemli’yle beraber üstlenmiştir. 2016 yılında Delidolu Kitap için Terry Pratchett'ın DiskDünya serisinin "Hasbüyü" ve "Çobanın Tacı" kitaplarının editörlüğünü yapmıştır. FABİSAD üyesidir. Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Demirışık, aynı zamanda Netflix için altyazı çevirisi yapmıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
8 (38%)
4 stars
9 (42%)
3 stars
2 (9%)
2 stars
1 (4%)
1 star
1 (4%)
Displaying 1 - 10 of 10 reviews
Profile Image for Murat Dural.
Author 21 books633 followers
May 28, 2024
Yıldızlı pek iyi! Sadece 14 yazarın değil benim hayatımın da orta yerinde yer edinen bir kitaptan bahsediyorum. 2023 Ekim’de çıkan Basübadelmevt kitabımı bu kitaba eklesek asla sırıtmaz. Birbirinden habersiz iki farklı kulvar nasıl bu kadar akraba bir ortak hikaye, yaşam çizgileri üretti gerçekten hayatım boyunca büyük bir sır olarak kalacak. Basübadelmevt'i ilk okuyanlardan olan sevgili dostum, "Nefes Rivayetleri"nin derleyeni, editörü ve yazarlarından biri olan Ozancan Demirışık'in benimle yüz yüze "nasıl oldu bu?" dediği bir eser. Dediğim gibi hiçbir şekilde kimsenin kimseden haberi yoktu. Ancak kitaplar basılınca durumu fark rttik. Kendi tarafımı bırakıp kitaba gelirsem; her birine aynı doneler verilmiş 14 yazar gerçekten büyük bir ölümsüzlük, tarih çizgisi, yol hikayesi çıkarmışlar ortaya. "Nefes" ve "Gölge"nin 14 hali, birbirinden başka ama her seferinde ortak bir damar, akış. BA-YIL-DIM! Ozancan'ı, tüm yazar dostları, özellikle çok doğru işe çok doğru destek veren Doğan Kitabı tebrik ediyorum.
Profile Image for Mert.
Author 15 books84 followers
January 19, 2026
Puanım 4/5 (%76/100)

Yine uzun süredir listemde olan ama bir türlü sırası gelmeyen bir kitaptı. Tek bir karakter veya tema üzerine odaklanmış antolojileri okuması çok keyifli oluyor. Bu antoloji de Nefes adlı ölümsüzün üzerinden gidiyor. 14 farklı öykü bulunuyor ve genel olarak hepsinin beğendiğim yönleri olsa da bazıları daha çok aklımda kaldı. Hepsinden kısa kısa bahsedeceğim. Tabii derleyen Ozancan Demirışık başta olmak üzere yazarlara ve emeği geçen herkese sevgiler.

1) Ölüg Kelürten-Mehmet Berk Yaltırık: Ölü Çağıran anlamına gelen Ölüg Kelürten'e odaklandığımız içinde bol bol eski Türkçe kelimeler bulunan tarihi ve mitolojik bir öykü olmuş. Okuması yer yer zordu ama keyifliydi. Özellikle sonunu beğendim.

2)Gölge'nin Doğduğu Şehir-Saygın Ersin: Yazarın okuduğum ilk eseriydi. Nefes dışında yine önemli yer edinen Gölge karakterine odaklanılmış. Selçuklu tarihi, venedik vs. derken kendimizi ilginç bir hikayede buluyoruz. Gölge ve Nefes'in ilişkisini çok sevdim. Herakles ve 12 Görev'e referans da iyiydi.

3)Kan Aktıkça-Ozancan Demirışık: Kitabı derleyen sevgili Ozancan Demirışık'tan okuduğum ilk öyküydü. 1887 yılında geçen öyküde Beşir Fuad ve Nefes'in ilişkisini görüyoruz. Aralarındaki konuşmalar çok iyiydi. Genel olarak beğendim, sonu da ilgi çekiciydi.

4)Bir Şarkıya Saklı-İsmail Güzelsoy: Gölge ve Nefes'in ilişkisini anlatan bir başka öykü. Biraz tahmin edilebilir buldum ama okuması keyifliydi. Tema olarak şarkıların kullanılması zekiceydi.

5)Gölgede Kalan Günahların Bedeli-Afşin Kum: Diğerlerinin aksine biraz daha gerilim/gizem türünün ağır bastığı bir öyküydü. Bilimkurgu eserleri ile tanıdığımız Afşin Kum'un bu öyküsünü çok başarılı buldum.

6)Sayesinde-Meryem Gültabak: Gereğinden biraz uzun buldum. O yüzden yer yer kaybolduğumu hissettim. Gölge hakkında daha çok şey öğrenmek güzeldi tabii ki.

7)Olağan Kahramanlar-Funda Özlem Şeran: Yazarın dili ve betimlemeleri güzeldi. Daha çok diyalog üzerinden karakterlere odaklanılmış şekilde gidiyor. Türk mitolojisinden de elementler vardı. Bir tık uzun buldum ama güzeldi.

8)Kafataslarına Kar Beyaz Bir Şapka-Emirhan Burak Aydın: Bilimkurgumsu çok da bir kalıba sokamadığım bir öyküydü. Yine Türk mitolojisinden isimler görmek mümkündü. Hiç beklemediğim bir anda Miyazaki ve FromSoft görünce güldürmeyi de başardı.

9)Arşiv-Deniz Erbulak: Biraz yavaş başlasa da kısa sürede içine çekmeyi başardı. Diğerlerine göre biraz daha uzun bir öyküydü. Arşiv Emanetçisi olayını sevdim. Bütün olayların Nefes'e bağlanması ve onu böyle uzaktan gizemli ve güçlü bir figür olmak güzeldi. Genel olarak hoşuma gitti.

10)Erguvanın Hayaleti-Ayfer Kafkas: Okurken sürekli Erguvanları düşünüp kokusunu alıyor gibisiniz. Zaten Nefes için de acı verici şey bu. Nefes ile Gölge arasında geçen güzel bir öyküydü. Uzunluğunu beğendim tam yerinde olmuş bence.

11)Bin Dört Yüz Kırk Yedi Yıldır Şehr Bulvarlarında Yürürken-Murat Başekim: Birçok eserini okuduğum ve çok da sevdiğim değerli hocam ve meslektaşım Murat Başekim'e sevgiler. Zaten adını görünce öyküyü beğeneceğimden emindim. Kitaptaki en beğendiğim öykü olacağını düşünmezdim ama şaşırtmadı. Nefes'in modern çağlara ayak uydurmaya çalışmasını görmek güzeldi. Dil ve anlatım muazzam, bir başka başarılı Başekim eseri.

12)Nefes Kesilene Kadar-Ekin Açıkgöz: Güzel bir polisiye öykü olmuş. Nefes'i yine böyle sadece rivayetlerden mektuplardan vs. öğrenmek güzeldi. Bence bu ölümsüzlüğüne ölümsüzlük katıyor. Tabii modern çağda ölümsüz olmanın ne kadar zor olduğu kısmı da hem komik hem yaratıcıydı. Genel olarak keyifli bir öykü.

13)Kapan-Hikmet Hükümenoğlu: Diğerlerinin aksine birinci kişi ağzından anlatılmış ve daha çok bilimkurguya odaklanmış. Bu hoşuma gitti zaten en başta. Ölümsüzlüğün iyi bir şey olmadığını çok güzel göstermiş. Sonunu beğendim.

14)Bu Evrende Mahsur Kalanlar-Gökcan Şahin: Kitapta en çok sevdiğim ikinci öykü oldu. Yine daha çok bilimkurgu türündeydi diyebilirim. Beş ölümsüzün bir araya gelip birbirlerine hikayelerini anlatmasını dinliyoruz. Nefes'in diğerleriyle ilişkisi ilginçti, özellikle Gölge'nin hikayesini dinlemek güzeldi. Baştan sona baya başarılı olmuş bence. Zaten Gökcan Şahin'in daha önceden okuduğum öykülerini de beğenmiştim.
28 reviews1 follower
November 30, 2024
Mükkemel bir öykü, hatika bir anlatım, farklı ve ezber bozan bir kurgu ve dizilim. Yazanların eline sağlık. Şaşırmak iseyene şiddetle tavsiyemdir.
Profile Image for Beyza.
298 reviews19 followers
June 25, 2024
Kitap bittiğinde aklımda pek çok soru işareti kaldı. Nefes ve Gölge, benim için hâlâ birer muamma. Çok ilginç bir kitap olmuş, katkıda bulunan herkesin emeğine sağlık.

"Giderilmemiş meraktan daha tehlikelisi yoktur..." sf 40
Profile Image for Bleda Gençay Sönmez.
233 reviews7 followers
March 12, 2025
Edebiyat dünyasında farklı türlerde kaleme alınan öykülerin bir arada bulunduğu öykü seçkisinde bir ölümsüz ve ona aşık olan gölgenin yaşamlarına dair kurgulanan rivayetlerden yazarların eserlerindeki temaların ve anlatım tekniklerinin belirginleşmesine olanak veriyor. Bu öykülerin her biri, farklı anlatım tarzları ve temalarıyla okurların ilgisini çekmeyi başaran özgün eserlerdir. Mitolojiden tarihe, gerilimden bilimkurguya uzanan bu eserler, okurları sadece kurgusal bir yolculuğa çıkarmakla kalmıyor. Aynı zamanda onları derin bir kültürel mirasın kalbine davet ediyor. Bu öyküler, zamanın ötesinde bir anlam taşıyarak, her satırda yeni bir keşif vaat ediyor.

Olağan Kahramanlar (Funda Özlem ŞERAN); Korku-gerilim öyküsünü bekleyen okurlarına bu sefer polisiye tarzında başarılı olacağının sinyali verdi. Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık belli kısımlarda sonra sahneye çıktığı öyküde Eski Türkler'de yaşam ağacına Hayat Ağacı yerine Ulu Kayın derler. İslamdaki karşılığı ise Tuba Ağacıdır. Öyküde Türk Mitolojisini kusursuz bir şekilde işlenirken safkan kötü olan daha doğrusu kalbinde iyiliğe ve güzelliğe dair iz olmayanların için Eski Türkler'de ruhları yer altına hapis olup bedenleri ise körmös denilen kötücül ruhlar kullanıldığını öğrendik. Aslında öykünün belli yerde Adem Bey, seri katil olduğu sinyali veriliyor. Nefes için Türk kültüründe ya bir şaman (Dede Korkut) yada Alkarısı motifleri kullanılabilinirdi.

Gölge'nin Doğduğu Şehir (Saygın ERSİN); Tarihi kurgu ve düşsel kurgunun iç içe geçtiği öyküde aslında bu evrende yalnız olmadığımızın göstergesidir. Tarihi kurgu açısında başarılı olan öyküde Selçuklu Tarihi'nden bir kesiti kurgularken tarafsız bir şekilde İslam dini kisvesi altında Arapseviciliği gütmeden tarihi okurlara sevdirmeye hissini veriyor. Melikşah dönemine denk gelen Venedik Doçeliği'nin 31. Doçesi olan Domenico Selvo'yu olduğu gibi almıştır. Yani tarih kurguyu yazarken dersine çok iyi çalışmış olduğunu gösteriyor. Gölge, Nefes'e hiç kızmamalı çünkü insanlar özlediklerini görünce akılları başlarında gider. Aklıselim davranıp hançerini bir kenara bırakmayı akıl edemez.

Gölgede Kalan Günahların Bedeli (Afşin KUM); Türk Bilimkurgu kaleminden gerilim öyküsünü görmek, kalemin çok yönlülüğünü gösteriyor. Öyküde konağın kadınlarının gördüğü karabasanları anlatılması, öyküye merak uyandırma etkisi vermiyor. Bir iki karabasandan sonra Celal Şakir'in geçmişin gölgesinde kalan günahı, flashbeck olarak öyküde yer verilseydi hem merak uyandırma hem de heyecan tavan olurdu. Soluk yerine Gölge'nin hayaleti, konağa musallat olsaydı korku gerilim havası oluşacaktı.

Arşiv (Deniz ERBULAK); Durağan başlayan öyküde arşiv emanetçisi ile profesör arasında bir rivayet hakkındaki konuşmadan sonra akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık ön plana çıkarak Türk tarih yazmacılığı gizli kalma teorisi hakkındaki görüşü destekleyen bir kurguyla resmen nutku tutulmasına izin verilecek. Türk tarih yazmacılığı gizli kalma teorisi mantıklıdır çünkü atalarımız geleceği ön gördüğü için yada içlerindeki satkınları gördüğünden dolayı böyle bir tarih yazmacılığı ortaya çıkardılar.

Kan Aktıkça (Ozancan DEMİRIŞIK); Türk asker, çevirmen, gazeteci ve fikir adamı olan Gürcü kökenli Osmanlı vatandaşı Beşir Fuad'ın intiharını ve ölümsüz olan Nefes'in ölüm isteğini başarılı bir şekilde Tanzimat Dönemi izleri taşıyan bir düşsel-tarih kurgu öyküsünde Soluk'un İslam öncesi Türk Tarihi'ne uzanan hayatını anlatılırken o dönemin özelliklerini göz önünde bulunduran genç kalemi takdir etmeliyiz. Ölüm aslında bu sıkıcı Dünya yaşamının bitmesi için ne denli önemli olduğu mesajı verir. Öykünün akıcı, sürükleyici ve merak uyandıran dinamikleri sayesinde kendisini okumamızda bir sıkıcılık durumu olmayacağını his ettiriyor.

Nefes Kesilene Kadar (Ekin AÇIKGÖZ); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın harmanlandığı polisiye öyküsünde Bir Göktürk Türk'ü olan Soltu'nun Melih kimliğiyle neden Meriç'i öldüğünü bizlere merak olarak geride bıraktı. Göktürk döneminde Arapça ve Farsça terminoloji olmadığı için soluk anlamına gelen sözcük için ya Soğdca ya Hanca yada Göktürk lehçemiz kökenli sözcükler kullanılır. (O dönemde tıŋ sözcüğü kullanılıyordu.) Ayrıca "Öd tengri aysar, kişi oglı kop ölgeli törimiş." sözünün Günümüz Türkçesi; Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış.

Ölüğ Kelürten (Mehmet Berk YALTIRIK); Osmanlı korku ve gerilim edebiyatından beslenen kalemden Türk mitolojisi ve tarihinden beslenen bir öykü geldi. Bu öyküde tarihî ve mitolojik unsurları harmanlanarak yarı tarihî yarı düşsel bir atmosfer yaratılmıştır. Okuyucu, öykünün akışında korku ve gerilim izlerini ararken dönemin o huzurlu ancak bir o kadar da gizemli atmosferini hissetmekten kendini alamaz. İslam öncesi Türk tarihinde "nefes" yerine "soluk" veya "soltu" kelimelerinin kullanıldığı göz önünde bulundurularak, metinde bu tercihin doğal akışına uygun olarak "soluk" veya "soltu" terimlerinin tercih edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır. Ayrıca, Arı Duru Türkçe terimlerinin günümüzdeki yazılışlarına yer verilmesiyle eserin modern okuyucuya daha yakın bir dil ile sunulması amaçlanmalıdır.

Bin Dört Yüz Kırk Yedi Yıldır Şehr Bulvarlarında Yürürken (Murat BAŞEKİM); Ölümsüz olduğunu öğrenen bir Göktürk Türk'ün çağlara ayak uydurma sürecini anlatırken ortaya komik ve neşeli hallerini görüyoruz. Öyküde puba gidip kımız bulmayınca şarabı kana kana içerken onu kesen kadınlara karşı kaliteli erkek imajını gösteriyor. Göktürkler; Peçenek, Özbek ve Türkmen Türk boylarının atasıdır. Ayrıca bir Göktürk'ü neden ısrarla Nefes adını alıyor. Onun döneminde Arapça ve Farsça terminolojiler yoktu.

Kapan (Hikmet HÜKÜMENOĞLU); Sıkıcı bir bilimkurgu öyküsünde kalemin fiziksel ve ruhsal betimlemelerle kurduğu evrende insanın yeni keşfettiği gezegende hayatta kalma mücadelesini birinci tekil şahıs kullanarak okurlarına sunuyor. Bazı ayrıntılardan dolayı distopik zamanda geçtiğini de sezdiriyor. Ölümsüz neden kendini kapana kıstırıp 99 gün boyunca denemeler yaptığını bir türlü netlik kazandırmıyor. Öykünün sonunda ölmediği için ve başkalarının acılarını bir daha yaşamamak için insanoğullarını tek seferde Güneş'in altında kapanın içinde onları ölüme sürüklediği sinyalı veriyor.

Bu Evrende Mahsur Kalanlar (Gökcan ŞAHİN); Öncelikle bazı yönleriyle İslam'da ters düşen öyküde anlatılan öykücükler renkliydi. Uzaylı kavramında seçilen karakter adları birer kültür yozlaşmasının ürünüdür. Türlerden birinin adı Kirit yani Eski Türkçe kökenli olması öyküye renk katmıştır. Uzaylı kavramı bilinmez olduğu için her ulus kendi dünyaya bakış açılarıyla yorumlayarak kurguladıkları için dillerinin mantığına göre adlar üretebilir. Mesela melek dendiğimiz varlık, kendilerinde farklı adla anılabilir ama fani dillerinde ilahi veya pagan sistemleriye sayesinde o varlıklara melek, perişte ve tünkör adları verildi. Aynı şekilde ateşten yaratılan türe ise cin, çor, şed vs adlar verildi. O tür ile muhabbetimiz olsaydı kendi türlerine ne ad verdiklerini öğrenirdik. Öyküye dönersek öyküde evrende mahsuruz mantığını övüyorlar. Oysa herbirimize aslında bir imtihan için belli bir süre verildiğini kabul etmeliyiz. Artısıyla eksisiyle inancımızın doğrusunu öğrenmeliyiz. Felsefelerle kendimiz uyutmamalıyız.

Kafataslarına Kar Beyaz Bir Şapka (Emirhan Burak AYDIN); Sıkıcılık ve durağanlığın ön planda olduğu öyküde bazı emarelerden dolayı bilimkurgu öyküsü sanırken öykünün gidişatındaki çetrefilli yollar, öykü tuhaf kurgu havasıdır. Öyküde gece gündüz oyun oynayan gencin oyun oynamayı bırakıp birden arkadaşından yardımcı arıyordu. Öyküdeki berber detayı anlaşılmazken öykünün sonunda Ölüler Dünyası efendisine Erlik ismi vermesi öyküye yerlilik havası katsa da öykünün verilen mesajın ne olduğunu hiçkimse bilemez.

Bir Şarkıya Saklı (İsmail GÜZELSOY); Durağan kurgusundan dolayı sıkıcılık, kasvetlilik ve merak duygusu uyandırmayan öyküde; ölümsüzlüğe kavuşan Nefes ve onun aşık olduğu Gölge arasındaki ilişkiyi belgesel tarzında didaktik anlatımın ön planda olmasından ziyade Mısırlı şarkısının doğuşu ve ikilinin ilk tanışması anlatılsaydı öykü, okurlara kendini sevdirirdi. Mısırlı şarkısının ilk kökeni Türk'tür. Nefes yada Soluk, Eski Türkler'den biri olarak kurgulandı. Zeki Müren yorumuyla ve Yaralı Gönül adıyla şarkı, kökleriyle tekrar buluştu.

Sayesinde (Meryem GÜLTABAK); Öykü adı ve içeriği birbiriyle pek örtüşmede öyküde sıkıcılık hakim olduğu için durağan bir kurgu sunuluyor okurlar. Öyküde Almanya'da gelen ve kişileştirilmiş Soltu'nun ağzından Gölge ile İstanbul'da tanışmasını. Kadının katil olduğunu gerçeğine kadar uzun uzun anlatılması ve laf dolambaçlığı sayesinde öykünün ana teması çözmek çok zordu.

Erguvanın Hayaleti (Ayfer KAFKAS); Gereksiz ayrıntılarla öyküyü sıkıcı bir hale getirmiş. Erguvanlardan bahsettikten sonra olayı anlatmadan Nefes ve Gölge arasında geçen konuşmayı, aşırı ruhsal ve fiziksel betimlemelerden dolayı konunun veya temanın ne olduğu anlaşılmıyordu. İnsanların hayatlarını kurtarmak, onlara iyilikler yapmak vs değersiz gördüğü şeylerin arkasında büyük bir maneviyat yaktığını unutmamalıyız.

Bu öykü seçkisi, Türk edebiyatının zengin mirasını yansıtan bir mozaik gibi okuyucuyu geçmişten geleceğe, mitolojiden moderniteye uzanan bir serüvene çıkarıyor. Her bir öykü, dilin ve hayal gücünün sınırlarını zorlayarak kültürümüzün derinliklerine ışık tutuyor. Bu öyküler, sadece anlatılanlarıyla değil aynı zamanda okura bıraktığı etkiyle de unutulmaz bir iz bırakıyor; zira her satırda her karakterde ve her dönüşte insan ruhunun ve tarihin eşsiz öyküleri can buluyor.
Profile Image for Ekin Açıkgöz.
Author 7 books38 followers
February 10, 2025
Göktürk Kağanlığı'nda doğan ölümsüz şahsiyet Nefes'in maceraları 14 yazar tarafından farklı edebi türlerde ve farklı üsluplarla ele alındı. Ben de Nefes'in sistem tarafından artık köşeye sıkıştırıldığı bir zaman diliminde ('you can never beat the system') - yani günümüzde - geçen bir polisiye öykü yazdım.

Ben içinde kendi öyküm olan kitaplara - kendimce bir tevazuuyla - en fazla 4 puan veriyorum ama bu sefer 5 vereceğim. Çünkü gerçekten derlediği her öykü çok iyi olup bisirini bu kadar iyi bütünleyen antoloji çok nadir okuyoruz. Haksızlık olacaktı 4 versem, vallahi.

Ozancan Demirışık kitaptaki öyküleri tarihin akışına uygun olarak kronolojik dizmiş.

- Mehmet Berk Yaltırık okuru Altaylar'a, Yenisey ormanlarına götürerek Nefes'in kökenine iniyor. Ölüg Kelürten (Ölü Çağıran) olarak bilinen ve adı anılmayan yaşlı kadın, demirciler, ejderha ruhu, kamlar, bozkır gibi sembolik çağrışımlarla bizi tabir-i caiz ise arka plandaki temanın 'havasına sokuyor'.
- Saygın Ersin tarihte ilerleyerek Nefes'i Venedik saraylarına getiriyor. Nefes bu kez Gölge'nin peşinde. Nefes ile Gölge'nin tekerrür eden tarihlerinden, biraz romantik, biraz trajik bir sahneye tanıklık ediyoruz. Üstelik Venedik'in kanal ve köprülerinden oluşan bir dekorla!
- Ozancan Demirışık bence çok yaratıcı bir şey yaparak Nefes'i tarihten ünlü bir simayla buluşturuyor. Dahası, asla ölemeyen Nefes'in intihar ederek kendi yaşamını sonlandıran Beşir Fuat ile bir araya gelmesi nefis bir tezat oluşturmuş. İçerdiği trajediye rağmen çok keyifli bir öykü.
- İsmail Güzelsoy Nefes ve Gölge'nin aşkına bir şarkı yazıyor, şarkı yüzyıllar boyu dillerden düşmüyor. İsmail Güzelsoy'un 20 yıllık hayranıyım. Kendisi bana yıllar önce 'tüm duyulara hitap etmemi' önermişti. O bu konuda ustadır. İşitme duyumuza seslendiği romantik bir öyküyle bizlerle.
- Afşin Kum Sinebolu kasabasındaki Celal Şakir Bey Konağı'nın esrarını öykülemiş. Fantazya, korku ve hatta bence polisiye (neticede gizem çözüldü) öğeler barındıran oldukça heyecanlı bir metin. Nefes'e çok yakıştırdığımız, 'intikam' temalı bir öykü.
- Meryem Gültabak İkinci Dünya Savaşı'nın başına götürüyor bizi. Karlarla kaplı bir dekor. Struma gibi figürler ve tarihten kesitler ancak bu kadar masalsı anlatılabilirdi. Yılbaşı, yılbaşı ikramiyesi, kayıp bir bilet, kayıp bir ağabey, Gölge ve Nefes... Çok iyi bir polisiye öykü.
- Funda Özlem Şeran Komiser Defne Yazgan karakteriyle bir 'police procedural' yazmış. Katil yeşil gözlü mü yoksa kahverengi gözlü mü? Yoksa iki katil mi var? 'Süper Baba', 'Arena' ve 'A Takımı', 'Kral TV' gibi hoş nostaljiler barındıran bir metin. Polis karakterlerimizden birisiyle ilgili de bir 'twist' var. Tam bir polisiye şölen.
- Emirhan Burak Aydın'ın öyküsü kitaptaki favorim. Adem Bey tarafından işe alınan karakterimiz Ünsal, Adem'in peşinden gittiği müstakil evde ölüm döşeğinde yaşlı bir kadınla karşılaşıyor. Kadının Adem'in annesi olduğunu zannediyorsa da yanılıyor. Çünkü Nefes'in ömrü lineer olmadığı için aslında bu kadın da onun annesi değil. Nefes'in sürekli olarak 'evlatlarının öldüğüne şahit olmak' acısını yaşıyor olması bana çok dokundu. İlaveten bu, 'ölümsüz' temalı bir kitapta mutlaka yer alması gereken yaratıcı bir fikirmiş. Okuduktan sonra farkına vardım. Emirhan Burak Aydın bu fikri incelikle yakalıyor.
- Deniz Erbulak üniversitede başlayan macera dolu öyküsünde bizi Ötüken Dağı'nın altındaki gizli bir arşive ulaştıran bir yolculuğa çıkartıyor. Fantastik öğeler ve Göktürk temalarıyla bezeli bir Indiana Jones kurgusu! Antolojinin içinde film izliyormuşuz hissi uyandıran çok sayıda öykü var ama bir sinema filmi kurgusuna en yakın olan öykü bu. Casusluk, gizli belgeler, semboller, anahtarlar, silahlar, aksiyon!
- Ayfer Kafkas bu sefer polisiye olmayan bir öykü yazmış, Gölge ile Nefes arasındaki ilişkiyi çözümlüyor. İsmail Güzelsoy nasıl işitme duyumuza hitap ediyorsa, Ayfer Kafkas da koku duyumuza hitap ediyor. Burnumuzda erguvan kokusu bırakıyor bu öykü.
- Murat Başekim 'ölümsüzlük' temasına yaratıcı bir açıdan yaklaşan yazarlardan bir diğeri. Tarihe tanıklık eden Nefes, yaşayan bir olgu olan dilin evrimine de tanıklık ediyor. Bir yandan eleştirel diğer yandan esprili bir öykü. Kitaptaki favori öykülerimden birisi. Sonuna bayıldım.
- Kendi öykümle ilgili yorum yapmayayım artık, ayıp.
- Hikmet Hükümenoğlu distopik bir bilimkurgu öyküsü yazmış. Nefes tek başına, bazı bilimsel deneyler yapıyor, günlük tutuyor. Sürükleyici ve sonu okuru ters köşeye yatıran bir öykü. Nefes tam olarak böyle bir bilimkurgu öyküsü hak ediyordu.
- Gökcan Şahin tarihteki en ileri öyküyü yazarken aynı zamanda kitabın en yaratıcı öyküsünü de kaleme almış. Harika bir fikir! 10 yıl düşünsem aklıma gelmez. Farklı evrenlerin yaratıklarının ölümsüz bireyleri nasıl olduysa aynı yerde mahsur kalmışlar. Birbirlerine kendi öykülerini anlatıyorlar. Elbette sonu sürprizli.
13 reviews
March 10, 2025
Nefes rivayetleri kitabı ortaya çıkışı ile beni memnun eden ve bana umut veren bir kitap. Öncelikle hikaye kitaplarında çoklu yazarlarla çalışmanın zorluğunu anladığımı söylemeliyim. Fakat bu çoğunlukla yapıldığı gibi, hikayeleri birleştirirken en kestirme yolun seçilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Okuyucuya karşı kitabın bir sorumluluğu var ve editör de sadece ortaçağda sayfaları birleştirip ciltleyen kitap ciltçilerinden öte biri.

Kitap fikrin çatısını şöyle oluşturulmuş; bir ölümsüz karakterin yıllar içerisinde yaşadığı hikayeleri toplamak. Hikayeler kronolojik olarak yazıldığı için karakter zaman içinde atlaya atlaya günümüze hatta ötesine geçiyor. Burada yazarlara “Gölge” adlı karakter hakkında birkaç yönlendirme ve kural dışında pek bir kısıt verilmemiş. Bazı yazarlardan yazmaları beklenen zaman dilimleri belirtilmiş diye anlıyorum o kadar. Yani birbirinden bağımsız yazarların aynı karakteri anlatıyor olsalar bile bazı yerlerde tutarsız olabileceğini tahmin ediyorsunuzdur. Bu bir dezavantaj gibi görünse de aslında bir avantaj. Sanki işlenmiş bir suçu değişik tanıklardan dinliyormuş hissi veriyor. Hepsi yakın şeyler anlatıyor ama bazı küçük çelişkiler de var. Kendinizi gerçekliğini ne olduğunu bir anlamda sorgularken buluyorsunuz. Bindirilmiş, birbirini üstünde kayan tektonik levhalar gibi kırılgan ama sürekli bir yapı karşınıza çıkıyor.

Kitapta bir kelime sınırı neredeyse yok. Yani hikayeler antolojilerde çokça gördüğümüz “herkes şu kadar kelime yazacak” çerçevesinden çıkarak olması gereken uzunlukta olmuş. Kaliteyi çok etkileyen bir özellik. Bir de tabi yazarları alfabetik olarak sıralamamışlar bu da beni diğer kitaplarda çok rahatsız eden bir seçim.

Biraz hikayelerden bahsedecek olursak.

Ölüğ Kelürten (Mehmet Berk Yaltırık):
Mitolojinin yerleştirilmesi için iyi bir başlangıç hikayesi. Eski Türkçenin ve terimlerin kullanılışı bir kadim zamanı işaret ediyor. Yazarın zaten güçlü noktası eski çağ hikayeleri olduğu için güzel bir başlangıç ama tüm kitap böyle mi devam edecek diye insan bir endişe ediyor :).

Gölgenin Doğduğu Şehir (Saygın Ersin):
Venedik'te bir aşk hikayesiyle devam ediyoruz. Olayın tarihsel bütünlüğü Venedik-Osmanlı ilişki ekseni, oluşan olayları destekliyor. Beynimiz şunu diyor 'eğer "venedik-osmanlı” ilişkisi ayrıntılı bir şekilde anlatılıyorsa ve gerçekse sonrasında oluşan fantastik olay da gerçek olmalı'. Kendi başına tekil olarak çok güçlü bir hikaye olmasa da kitabın akışı içerisinde iyi çalıştığını düşünüyorum.

Kan Aktıkça (Ozancan Demirışık):
İlk defa kitapta tarihsel olaylardan ziyada bir felsefi ikilemle karşılaşan karakterler görüyoruz. Güzel anlatılmış ve sonucu güzel bağlıyor. Ağır ve emin adımlar ve gerekli tasvirler bence hikayeyi güzel kılıyor.

Bir Şarkıya Saklı(İsmail Güzelsoy): Gölgenin yaptığı hareketlerin ve ürettiklerinin(bir şarkı) kültüre yansımasını gözlemliyoruz. Buraya kadar aslında kitap zamanda ilerliyorken (+x ekseninde) şimdi aslında etkiler ekseninde genişlemeye başlıyor(+y ekseninde). Kitap için faydalı bir durak oluyor. Fikrin sadece kronolojik bir hikayeden öte olduğunu fark etmemizi sağlıyor.

Gölgeden Kalan Günahların Bedeli( Afşin Kum): Bu anlatım ile kitap biraz daha doğa üstüne doğru savruluyor . Hikayeyi çok beğenmedim ama işlenişi iyi. Şu ana kadar kafamda oluşan “gölge” karakterine ters hissettiğim için sanırım böyle düşündüm.

Sayesinde (Meryem Gültabak): Gölgenin hayatını gerçek olan bir olayla (Struma Deniz Faciası) ile ilişkilendirerek inanılırlığı artıran güzel bir hikaye. Hiç de kısa değil ama kendini okutuyor.

Olağan Kahramanlar (Funda Özlem Şeran):Gizem ve polisiyenin karıştığı detaylı güzel bir hikaye. İlk defa Gölgeyi normal insanların gözünden görüyoruz. Bakış açımız doğaüstü ile karşılaşan polisin bakış açısı. Yine diğer hikayelerle çelişkili birkaç gölge ayrıntısı olsa da bu hikayeyi kötü yapmıyor sadece o başta bahsettiğim “bu mu doğru diğerleri mi” hissiyatını destekliyor.

Kafataslarına Kar Beyaz Bir Şapka(Emirhan Burak Aydın): Yazar çok önemli bir soruya cevap veriyor: Bu adamın niye parası yok? :).Burada var ve biraz iskoçyalı filmindeki gibi parasını kendisine miras bırakıyor. Yine mevcut Türkiye’deki olaylar arka plan olarak kullanılmış ve güzel olmuş. Hikayenin gerçek bir arka plan önünde oynanması gerçekçiliğini artırıyor.

Arşiv(Deniz Erbulak):Gizem ,gerçekle bağlantılı birkaç ayrıntı ile desteklenmiş. Yine Gölgeyi dışarıdan gördüğümüz bir hikayedeyiz. Ölümsüz bir karakterin nasıl izler bırakacağına dair yazılmış derin güzel bir paranoyak hikaye. Biraz korkunç olsaydı Lovercraftian bile derdim.

Erguvanın Hayaleti(Ayfer Kafkas): Bilerek mi yapıldı bilmiyorum ama tarihsel süreçlerden sıyrılıp Gölge ve ona bağlı bir karakter olan Nefes ile ilgili duygusal yoğun ve kişisel bir hikaye karşımıza çıkıyor. Karakter eksenine geri dönmek için güzel bir ara hikaye.

Bin Dörtyüz Kırk Yedi Yıldır Sehr Bulvarlarında Yürürken (Murat Başekim): Karakterde büyük bir kayma yaşıyoruz. Karakter o aklı selim duygusal uzun yıllar yaşayan karakterden ,İstanbul piçi, yaşamaktan sıkılmış sıkkın bir kafa yapısına dönüşüyor .Yine acaba biri yanlış mı anlatıyor yoksa gerçek bu mu bilmiyoruz. Güzel çelişkili bir hikaye. Çok derin değil ama belki bir önceki hikayelerin yoğun ayrıntı örgüsünden başka bir şeye atlamak güzel geliyor.

Nefes Kesilene Kadar (Ekin Açıkgöz): Herhalde kitapta en beğendiğim hikaye. Karakterler çok canlı ve karşılarına gelen bu garip olay kurmacasını anlamaya çalışıyorlar. Hem iyi bir dedektiflik hikayesi hem de iyi bir gizem hikayesi. Ana karakter ve yardımcısı akıllıcı davranıyor ve bizi hikayede yaşadıklarına ikna ediyorlar. Günlük yazım dili, o komiserin o ortamlara olan uyumu çok güzel.

Kapan(Hikmet Hükümenoğlu):Sonlara doğru yaklaştığımızı bilircesine döngü hızlanıyor .Bu hikayede bir çok zaman diliminde anlatıcı Gölge’nin ölüşlerini tasvir ettiğini görüyoruz. Sonra işin sonuna gidiyoruz. Herkesin öldüğü ve Gölgen’nin hayatta kaldığı belki de geride bırakıldığı bir duruma. Bize güzelce sona hazırlıyor.

Bu Evrende Mahsur Kalanlar (Gökcan Şahin):Bir önceki hikayede hikaye döngüsü hızlanırken bundan çatallaşıyor. Son hikayenin makro boyutta bir olguyu anlatırken paralel küçük ve değişik canlı formunda ölümsüzleri anlatması ilginç bir tezat olmuş. Bu karakterlere ait çok kısa hikayeler kendilerini okutturuyor ve değişik yaratık formları yeterince ilginç. Beklendiği gibi tatmin edici güzel bir şekilde tüm kitap böylece toparlanmış oluyor.

Kitap güzel bir bütünlük tutturmuş durumda. İyi bir projenin ve işbirliğin sonucunun biraz editöryal disiplinle nerelere gelebileceğinin güzel bir örneği. Konsept çalışmalardan hoşlananların kaçırmaması gereken bir kitap.
1 review
September 26, 2024
tek bir karakterin etrafında geçen 14 farklı yazarın 14 farklı tarzla yazdığı 14 öyküsü. kesinlikle aralarında açık ara favorim olanlar var ama en az beğendiğim öyküler bile hala çok sağlam.
Profile Image for Gökcan Şahin.
Author 14 books4 followers
May 1, 2024
Ölümsüzlük temasını tek karakter üzerinden işleyen ve on dört farklı kalemin aynı karakteri kendi tarzında yorumlayışını okuduğumuz, enfes bir eser. Yazım tarzları, konular, olay örgüleri, dönemler değişiyor ve nihayetinde kitap bittiğinde 'bi kuş sütü eksikti' denilecek bir sofradan tıka baka doymuş olarak kalkıyorsunuz.

Ben de bir öyküyle katkı vermiş bir yazar olarak hem Ozancan Demirışık'ı tebrik ediyor hem de kitabın yolunun açık olmasını diliyorum.
Profile Image for Ozancan.
41 reviews
January 4, 2026
Nefes Rivayetleri raflarda yerini almak üzere.

Heyecandan elim ayağım birazcık birbirine dolaşıyor ama Nefes Rivayetleri’ni mümkün kılan çok kıymetli yazarlarımızdan başlayarak, kitabın konseptini oluştururken bana ilham veren Alican Saygı Ortanca’ya, ilk günden son güne kadar desteğini esirgemeyen ve gerektiğinde beni itekleyen Gökcan Şahin’e, Nefes Söylenceleri ismini düşünüyorum dediğimde “rivayet daha uygun olmaz mı” diyerek kitabı nihai ismine kavuşturan İsmail Güzelsoy’a, ikonik kapak illüstrasyonu için dünyanın en yetenekli adamlarından Ebrahel Lurci’ye, şahane kapak uygulaması için Taylan Polat’a, kapak çalışmasının koordinasyonunu titizlikle yürüten Özlem Çağımma’ya, daha ilk görüşmemizde bu kitapla ne yapmaya çalıştığımızı çok iyi anlayıp destekleyen Senem Kale’ye ve “bu kitabı kaçırmayalım” diyerek bizi Doğan Kitap ailesine katan Cem Erciyes’e, uzun ve sancılı sözleşme sürecinde beraber çalıştığımız Nazlıcan Saltan’a, kitabın editörlüğünü üstlenip özenli bir çalışma yürüten Kemal Küçükgedik’e sonsuz teşekkürler.

Nefes artık okura emanet.
Displaying 1 - 10 of 10 reviews