Tahsin Yücel'in Komşular adlı bir hikâyesi var: 16 sayfalık hikâyeyi okurken, yılların alışkanlığıyla, sevdiğim, ilginç bulduğum, usta işi cümlelerin altını çiziyordum. Hikâyeyi bitirip baştan sona yeniden bir gözden geçirince şaşırıverdim : 16 sayfanın bütün satırlarının altını çizmişim. Tahsin Yücel, güzel şiirlerin değiştirilemez, sözcüğü yerinden oynatılamaz biçimlerine benzer bir biçim yaratmış.FETHİ NACİTahsin Yücel'i öyküleri, romanları, denemeleri, inceleme ve araştırma yazılarıyla tanıyorsunuz. Komşular adlı kitabında son öykülerini bir araya getirdi. Kitaba adını veren öyküde, apatman komşusu olan bir karı-kocanın kavgasına tanık olan Albay Atmaca'nın, kavgadan nefret etmesine karşın kendini nasıl da bu kavgaya kaptırdığını, hatta taraf olduğunu, kavganın seslerini bekler olduğunu Tahsin Yücel büyük bir ustalıkla işlemiş. Gerek Komşular öyküsü, gerekse öteki dört öykü, Tahsin Yücel'in olgunlaşmış öykücülüğünün nefis örnekleri.
Tahsin Yücel (17 August 1933 – 22 January 2016) was a Turkish translator, novelist, essayist and literary critic.
Born in Elbistan, Yücel studied at the Istanbul University, graduating in French philology. After completing his postgraduate studies, in 1978 he became professor in the same university. In addition to being author of essays, novels and short stories, Yücel was mainly active as a translator of about 70 novels from French into Turkish.
(from Wikipedia)
Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. Burda; 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, orda kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılına kadar burda kaldıktan sonra emekliliğe ayrıldı.
"Komşular" birkaç yıldır kitaplığımda olan, benim satın almadığım ama bir şekilde beni bulan bir kitaptı. Kitabın konusu veya yazarı ile ilgili hiçbir fikrim yoktu. Kapağındaki beyaz ev ve begonvillere benzeyen mor çiçekler nedeniyle sıcak yaz öyküleri bekledim belki de. Fakat sonunda, öyküleri o kadar sıcak bulamadım, hayat ve ülke gerçeklerinin yaratmış olduğu ağırlık vardı her birinin üzerinde.
Komşular Kapağından sonra daha ilk iki sayfadan sıcak yaz öyküleri bekleme durumumu pekiştiren hikaye buydu. Absürt, her gün karşılaşabileceğimiz bir aileyi gerçeklerle anlatıyordu. Mektuplar Hapishaneyle ilgili ya da hapishanede geçen her konu, kitap beni zaten çok etkiliyor. Bu da öyle oldu. Öyküyü bitirdiğimde kitabı bırakıp gözlerimi kapadım bir müddet. Aramak Bu bende bir takıntı sanırım. Eğer bir öykünün, kitabın konusu köyde geçiyorsa zihnim hemen onu Yaşar Kemal romanlarına benzetiyor, ondan izler arıyor. Neyse ki bu karşılaştırmamdan ötürü hayal kırıklığına uğramadım. O köy, oranın insanları, kendilerine özel başka bir yer edindiler zihnimde. Yapıt Sanırım kitapta sevemediğim tek öykü bu oldu. Yer yer tanımadığım bir yazarın zorla biyografisini okuyormuş gibi hissettim, öyküyü okumadan atlamak istedim. Neyse ki anlatım sonlara doğru biraz yön değiştirdi. Oğuzlama Yanlış hatırlamıyorsam bu hikaye "Aramak" hikayesiyle aynı köyde geçiyor.
Öykü kitapları genelde aynı tüden hikayeler içerirken bu kitap köyde, kentte, yazarıyla mahkumuyla farklı farklı konularla farklı farklı yerlerde geçiyor. Bu çeşitlilik, çok yönlülük benim oldukça hoşuma gitti. Tahsin Yücel ile tanıştığım için memnunum.
Tahsin Yücel'in bu beş öyküden oluşan minik derleme kitabı sıradan hayatların neredeyse sıradan kesitlerini anlatıyor. Öyle müthiş tuhaf olaylar ya da inanılmaz karakterler yok. Sıradan köylerde sıradan hayatlar süren, çevrelerince tuhaf atfedilmiş ama hiçbir tuhaflıkları bulunmayan karakterlerin hayatlarından belli kesitler sunulmuş. Serim düğüm çözüm bölümlerinden ziyade tamamen durum öykülerinden oluşuyor. Hayatınızda sakin bir zamanınızda bulunduğunuzda okunmaya değer.
Yazarın dili çok akıcıydı, bu kadar hızlı okuyabileceğimi düşünmüyordum başlamadan önce.
Komşular öyküsüyle başlıyor kitap. Aşırı etkilendiğim bir öykü olmasa da sevdim Komşular'ı. Ama sonra ikinci öykü olan Mektuplar'ı okudum ve yazardan beklentim çok çok arttı. Ama maalesef diğer öyküleri Mektuplar'dan sonra çok sevemedim.
Kitaba genel puanım üç ama Mektuplar'a puanım kesinlikle 5/5⭐
Beş öyküden oluşan bu kitapta Tahsin Yücel çok farklı bir biçim yaratmış. İlk öyküde komşu karı-kocanın kavgalarına tanık olan emekli bir albayın, uzaktan şahit olduğu bu kavgaları gizlice izlemesi ve bu kavgaların garip çekiciliğine kendini kaptırması anlatılıyor. İlkinde başlayıp diğer dört öyküde devam eden bir ustalık. Tahsin Yücel işte….
İyi öyküler, Tahsin Yücel gözlemci ve anlatıcılığı üst düzeyde bir yazar. Öykülere bir de merak tuzu serpiyor. Sonlar ise merakı boşa çıkarıp okuyucuyu ters köşeye yatırıyor. Ayrıca hikayeler zaten güzel, merak ettirmesine hiç gerek yokmuş.
Yazar öykülerinde akıcı bir dil kullanmış. Kitap 5 adet öyküden oluşmakta ve sürükleyici. Öyküler içinde beni en çok etkileyen mektuplar ve oğuzlama oldu. Yapıt öyküsünü pek beğendiğim söylenemez. Ama tamamına bakıldığında güzel bir öykü kitabıydı.
Tahsin Yücel'in romanlarını çok severim. Bu kitabı öykülerinden oluşuyor. İlk öyküyü çok beğendim, hatta keşke roman olsaydı dedim. Diğerleri o kadar etkilemedi beni ne yazık ki.