Hayat ağaç gibi, şehir gibi madde değildi, zamanın içindeydi. Hayatın ağaç gibi, şehir gibi çift dikişi yoktu çünkü insan ölümlüydü. Hayatın beni beklediği yoktu. Umuru bile değildim. Hayat zamanın içine yerleşmiş, ayaklarını uzatmış, oluyordu da oluyordu. Zaman ise işini yapıyor, kendini hoyrat kullananı kale almıyor, kendini hoyrat kullanıp da ibadetini aksatana tahammülü de, müsamahası da olmadığını kıyamet gibi bildiriyordu. Hayatı zamanın istediğinden gayrı yaşamak günahtı.
Sepin Sinanlıoğlu’dan edebiyata parlak bir giriş. Hoyrat, sadece yeni bir kitabın değil, iyi bir yazarın da habercisi. -Kemal Varol
Belleğin kuytusundan sızan, unutuşun sisini aralayan bir ezgi. -Defne Suman Sepin Sinanlıoğlu, eski yaralara yeni bir anlatı kurarak yaklaşıyor, ağacın sesini dinleyerek suyun yatağını izliyor. -Mahir Ünsal Eriş Aile yadigârı piyanonun peşinden geçmişi, aşkı ve aidiyeti bulmak için İstanbul’dan Bitlis’e bir yolculuk… Miran ile Leyla’nın büyük aşkının hikâyesi.
Sepin Sinanoğlu ne yapsa bakarım, takip ederim. Hayranlıkla okuduğum bir yazar, bir düşünürdür. Kitabını da heyecanla bekledim, bir çırpıda ağlaya ağlaya okudum. Konular, akış, sahneler çok hoşuma gitti; betimlemeler ve her şeyin bir şeye benzemesi çokça anlatımı zenginleştirmedi benim için. Bir de Miran'ı, 40'lı yaşlarında Türkiye'de büyümüş bir adam olarak, ne kadar hassas ve içli de olsa, çok yüksek farkındalıklı biri buldum. Ayakkabı çeşitlerini, özel ilgi alanı olduğundan bahsedilmemesine rağmen, sayabilmesi gibi detaylar beni karaktere bir türlü tam ısındıramadı. Bu kişi bunu yapmaz, dedirtti. Yine de, çok güzel bir kitap, tavsiye ederim. Yazarın nice kitaplarını okumayı heyecanla bekliyorum.
Sözünü çok söylemiş, sözünü beğendim ama çok buldum. Biraz fazla boğucu olmuş. İkame çocukluğu, bağlanma ve kök iliskisini, yas sürecini tüm duyguları elbette bile isteye o boğuculugu yaşayalım diye dizayn etmiş ama bana biraz fazla geldi. Betimleme çok seven biri olarak beni orası da ayrı yordu.
Sonlarda bol bol aglatti, guzel bir kitapti ama COK agir ve depresif geldi. Leyla’ya ne oldugunu bu kadar uzatmasi biraz sakiz gibi geldi. Memnunum okuduguma ama onermem baskasina ozellikle depresiflerse lol
“Zamanı hoyrat kullanma. Aynı hatayı tekrar edene zaman daralır.”cümlesinin gölgesinde bazı yerlerinde ağlamaktan kendimi alamadığım büyüleyici bir kitap,Miran’ın Leyla’ya duyduğu aşkı iliklerime kadar hissettim. “Onunla daha da evlenmek istemiştim.Daha da,daha da evlenmek varsa,onunla en çok evlenmek istiyordum.”Büyük bir aşkın tanıklığında peşine düşülen bir piyano ve yolculuk üzerine yazılmış bir roman …
Miran, konuşulmamış aile sırlarını; özlem ve yerinden edilmiş hissederek canlı tutmuştur.. Viran olan Miran’ın ruhsal iç yolculuğuna çıkışı Leyla nın hayatına girip ruhsal olarak varlığını benimsemesi sayesinde ( ve analistinin yardımıyla) mümkün olur. Miran ın soyut ve somut olarak iç onarım yolculuğunu mükemmel işleyen bir roman.
Miran'ın İstanbul' da başlayıp, Bitlis'ten, Kınalı Adadan, Midilli'den geçen ve en sonunda kendi içerisinde biten yolculuğu; pişmanlıkla iç içe geçmiş aşkı. Anlatım tarzı ve uzun betimleri yorsa da hikayesini sevdim.