enizin kokusunu, rengini, gerçeğini duygulu/duyarlı bir bakışla yansıtan Ömer Koray; Tuz Kokulu Öyküler’de, okuru insana, insanın denizle öyküsüne doğru yolculuklara çıkarıyor. Deniz, o insanların hayatının nefesi, yaşama sebebidir. Yaşanan, uğraş edinilen denizin doğası görkemli bir anlatımla karşımıza çıkıyor Koray’ın öykülerinde. Yazılmış en güzel bu deniz öykülerini, usta yazarımız Yaman Koray’ın anlatılarıyla yan yana görmek ise edebiyatımız için yepyeni bir zenginlik. Ömer Koray, gelecekte iz bırakan bir anlatıcı olarak bildiği/tanıklık ettiği bir coğrafyayı anlatacağını bu öyküleriyle bize muştuluyor. Denize, deniz insanlarına, yaşamlarını bu uğraşa adamışlara adanış öyküleri de diyebiliriz Tuz Kokulu Öyküler’e. Uzunca süre belleklerinizde iz bırakacak öyküler bir dil şenliğiyle karşılıyor okurunu. Feridun Andaç “Bu insanlar için, nasıl ve ne zaman biteceği bilinmez, umarsız bir kavga hiç durmamacasına sürüyor, sürüyordu. Arada pes eden ekiplerden vardiya alıp, direnmeye çalışanlar çıksa da, bir vardiyayı çıkaramadan, yıkılıyorlardı. Onca insandan arta kalan sayılı denizci yürütüyordu gemiyi. Tükenmeye karşı çıkan o bedenlerde, o beyinlerde direnmek ve savaşmaktan başkaca hiçbir düşünce, kaygı yoktu.
Henüz yarısındayım ama yazmadan duramadım... Deniz öykülerinin O. Henry'si gibi yazar... Babamın çok beğenip bana okumam için verdiği bu eser adeta uçsuz bucaksız kitaplar kumsalında bir inci... Tadına vararak, aceleye getirmemeye çalışarak bitireceğim. Fakat sonra, dönem dönem tekrar okumak isteyeceğim bu öyküleri... şimdiden biliyorum. Umarım bu eşsiz öykülerin devamı gelir Ömer Koray...