Merdan Yanardağ’dan İçtihad Kapısı kitabından sonra, yine sarsıcı bir yapıt, Kutsal Kısır Döngü. Bu kitapta Yanardağ, İslam dünyasının geri kalmışlığının nedenlerini araştırıyor ve önümüze çarpıcı bir tablo koyuyor. Bugüne kadar, “İslam dünyası neden geri kaldı?” sorusuna âlimler, ulema ve siyasal islamcılar tarafından verilen yanıtın, nasıl bir kısır döngü yarattığını ortaya çıkarıyor. Geri kalmışlığın nedenine ilişkin soruya yanıt olarak verilen, “İslam’dan uzaklaşma” gerekçesini ve çözüm olarak daha fazla dine sarılmayı öneren yaklaşımı sorguluyor. Söz konusu yanıtın aslında geri kalmışlığı nasıl yeniden ürettiğini gösteriyor. Bu yönüyle elinizdeki kitap, İslam dünyasının geri kalmışlığına ilişkin, bugüne kadar ileri sürülen dış dinamiklerin (Batı, sömürgecilik, emperyalizm vb.) sorunu açıklamakta yetersiz kaldığını da kanıtlıyor. İslam dünyasının geri kalmışlığının nedeni olarak iç dinamiklere; teolojik, ideolojik, sosyolojik ve tarihsel boyuta dikkat çekiyor. Müslüman aklının mühürlenmesi ve bilim kapısının kapatılmasının yıkıcı sonuçlarını gösteriyor. İnsanlık tarihinde örneği bulunmayan büyük entelektüel intihar ile geri kalmışlık arasındaki neden-sonuç ilişkisini kuruyor. İlahiyatçılar, akademisyenler, sosyolog ve tarihçilerle yapılan görüşmelerle zenginleşen çalışma, yazarın İçtihad Kapısı adlı kitabının hem bir devamı, hem de ondan bağımsız ayrı bir yapıt özelliği taşıyor. Böylece yazar, yine alanında bir ilk olan İslamo-Faşizm kitabıyla birlikte, entelektüel ortamı derinden etkileyecek üçlemeyi de tamamlıyor.
#y:6486 Merdan Yanardağ #k:334520 İçtihat Kapısı kitabının devamı niteliğinde, bilimsel verilerle, sosyolojik, siyasi analizlerle dolu muazzam bir eser daha ortaya çıkartmış.
Kitapta öncelikle şunu saptıyor; İslam dünyasında geri kalmışlığın nedeninin dinden uzaklaşmaya ya da dinden sapmaya bağlanmasını geri kalmışlığın başlıca nedeni olarak görüyor. Bu varsayımın Müslüman toplumları içine hapseden bir kısır döngü olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda batılı emperyalistlerin de bu vizyonu desteklediğini, bu sayede aydınlanma ve modernleşme yoluna girmiş ulusalcı ve seküler rejimlerin hüküm sürdüğü Müslüman toplumları sömürme ve yağmalamalarını mümkün kıldığını tespit ediyor.
Kutsal kısır döngü şöyle özetlenebilir ; Müslüman toplumların geri kalmasının nedeni olarak İslam’dan uzaklaşma ya da sapma görüldü, çıkışı olarak ise söz konusu gerekçenin mantıksal sonucu olarak dine daha sıkı sarılmak önerildi. Oysa dini dogmalara daha çok bağlandıkça İslam dünyasının gerilemesi derinleşiyordu. Eş’ari çizgisi ve Gazali felsefesi bu gerilemenin temeliydi. İbn rüşt, İbn -i Sina ve farabi gibi aydınlanmacılar mücadeleyi kaybetmişti. Çünkü İslam dünyasının egemen güçleri, hanedanları, halifeleri, Uleması, Sultanları Gazali anlayışını desteklemişlerdi. İslam dünyası eğer içtihat kapısını kapatmamış, akıl ve yorum yolunu kesmemiş, bilime karşı savaş açmamış olsaydı, hiçbir emperyalist hegemonya bu kadar uzun hüküm süremezdi. Eğer İslam dünyasının geri kalmışlığı konusunda kutsal bir kısır döngü icat edilmemiş, yani sefaletin nedeni olarak dinden uzaklaşma ya da İslam’dan sapma gibi temelsiz bir gerekçe üretilerek daha fazla dine sarılma yolu gösterilmemiş olsaydı, bu sefalet 21. yüzyıla kadar ulaşamazdı.
Günümüz dinciliği,aydınlanmanın kazanımlarını, örneğin akılcılığı bütün kavram ve araçlarıyla reddeder. Aklı değil, nakli belirleyici sayar. Yani bilimi ve rasyoneliteyi değil, kutsal sözü yani vahyi temel alır. Müslüman toplumların geri kalmasını, dinden uzaklaşmaya, yoldan sapmaya bağlar. Çözüm olarak daha fazla İslam’a sarılmayı önerir. İslam’ın uzayan ve hala devam eden orta çağının ve geri kalmışlığının temel nedeni de bu teolojik anlayış, kutsal kısır döngüdür.
Yazarın tespitine göre ; AKP’nin de uyguladığı bu Siyasal İslamcı tutumdur. ( Kutsal Kısır Döngü) Buna karşılık modernite ve aydınlanma Türkiye için bitmiş bir proje değildir. Bu nedenle, insanlığın ilerici birikiminin ve cumhuriyetin kazanımlarının savunulması devrimci bir tutum ve gerekliliktir.