Enkaz Altındakiler 2 - Beyza Alkoç
(Yorum sadece kendim için kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerimi daha sonra da hatırlayabilmek amacıyla yazılmıştır. Diğer insanların okuyup bilgilenebileceği bir yorum değildir.)
✨4/5✨
Evet, kitabı beğendim ama kitaba 4 puan vermemin sebebi bir yandan da duygusal sebeplerden ötürü. Enkaz Altındakiler 2'yi okumadan önce uzun bir reading slump tarzı dönemdeyim. Okuduğum kitapları iki haftada anca bitiriyordum. Okuduğum kitabı sevseme bile asla beni dünyasına almıyordu, bir bağlılık hissetmiyordum ve buna bağlı olarak duygusal bir değişim de yaşamıyorum kitabı okurken. Yani sevinmiyordm, üzülüyordum, şaşırmıyordum. Devamını merak etmiyordum. Bir hayal dünyasındaymış gibi değil de sadece kitap okuyormuş gibi hissediyorum. Fakat Enkaz Altındakiler 2 bu zinciri kırdı. Uzun zaman sonra bana bir şeyler hissettiren bir kitaptı. Güldüm, sinirlendim, üzüldüm. Okuyamadığım zamanlarda çok merak ettim, okumak için delirdim. Beyza Alkoç'un yazım tarzı da okumamı çok daha kolaylaştırdı. Bu zor okuduğum dönemde bir kitabı iki günde bitirebildiğim için çok mutluyum. Beyza Alkoç kesinlikle reading slump kurtarıcısı bir yazar. Yazım tarzı ne kadar basit olsa da her kitabında beni rahatlatıyor ve mutlu etmeyi başarıyor. Sanki uzun zaman yoldaymışım ve Beyza'nın kitapları bir dinlenme yeriymiş. Ne denilirse denilsin Beyza Alkoç okumayı seviyorum.
Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak. Kumru kitap boyunca derin bir depresyon ve çok kötü bir ruh halindeydi. Bu kötü ruh halinin anlatımı da kesinlikle boğucu, sıkıcı ve fazladan uzatılmış değildi. Bence çok ok yerinde bir şekilde anlatılmıştı Kumru'nun ruh hali. Ayrıca bir süredir ben de kötü hissettiğim bir dönemde, Kumru'yla aynı ruh halinde olduğum için bu yönden de kitapla duygusal bir yakınlık hissettim.
Kumru ve Uraz'ın sonda barışmaları beni çok mutlu etti. Tüm kitap boyunca artık barışın, konuşun bir şeyleri artık diye delirmiştim resmen. Bir yandan Kumru'yla sinirleniyorum neden en başta Uraz'dan ayrıldı, seven insan sorunları beraber çözer diyorum. Bir yandan da Kumru'nun yaşadıklarını ve psikolojisini göz önünde bulundurunca onu anlayabiliyorum.
Kumru ve Uraz'ın karakterleri güzel anlatılmışken diğer olaylar üzerinde çok durulmamıştı bence.
İlk olarak enkaz altındakiler yarışmasını daha detaylı ve zorlayıcı bir yarışma olarak okumak isterdim. İlk katili bulmaları gereken oyun da dedim tamam güzel bir oyun olucak bu. Fakat öyle olmadı maalesef. Katil, hemen ve çok kolay bulunabilecek biriydi. Evlerdeki bilmeceler daha zorlayıcı olabilirdi ve biz o bilmeceleri uzun uzun okuyabilirdik Yarışma anlatımı cok aceleye gelmiş gibi hissettim. Daha dallandırılabilecek güzel bir konusu olan bir yarışmaydı çünkü.
İkinci olarak Karakterlerin röportajlarını daha ayrıntılı ve güzel sorularla okuyabilirdik. Ya da seyircilerin düşünceleri, yorumları çok daha fazla olabilirdi. Kitabı okurken her yerde 'seyirci acaba ne düşünüyor' diye düşündüm. Enkaz Altındakiler'in yorumları okuduğu sahneler olabilirdi. Seyirciler Batı'nın(şrfz) yalan söylediğini öğrendiğinde Batı'ya karşı ne hissettiler. Kumru ve Uraz kameraların karşısında öpüştüklerinde seyirciler çıldırdı mı? Kısacası seyircilerin düşüncelerini daha çok görmeyi isterdim
Üçüncü olarak diğer üç yarışmacı Pelda, Alpin ve Batı'nın diğerleriyle ayrıldıktan sonra yarışma esnasında neler yaptıklarını ve yarışma bittikten sonra hayatlarında neler değiştiği gibi şeyleri de merak ettim. Her ne kadar yeni karakterleri sevmesem de onlar hakkında da kısa anlatımlar olabilirdi.
Şimdilik bu kadar sanırım aklıma bir şeyler gelirse eklerim.