Üç romancı; Alper Canıgüz, Emrah Serbes ve Murat Menteş, yazar tıkanmasından mustariptirler. -Lüks içinde yaşamanın yan etkisi.- Ünlü ve zengin olduğu halde şakır şakır yazan Hakan Günday’dan akıl danışırlar. Günday’ın tavsiyesine uyduklarında, deşhetengiz bir sefalete savrulacaklardır.
Ucuz romancılar yenilikçi bir yazardan acayip, dokunaklı ve mizahi bir roman.
Menteş Sistemi’nde yeni bir icat! YALIN ALPAY
Edebiyat tarihine geçecek bir şaka. İLKAY YILDIZ
Hüseyin Rahmi ile Bukowski’nin orta eseri sanki. SELÇUK ORHAN
Garibanlığa epik bir methiye! REWHAT
Yaratıcı, dönüştürücü, kahredici bir eser. SİNAN CANAN
Ucuz Romancılar müthiş! Dili kusursuz. Hikâyesi harika. Karakterleri mükemmel. Hele ben! Mükemmelden de öteyim! ALPER CANIGÜZ
Delilik bu yahu! Sanatsal bir delilik! KAAN ÇAYDAMLI
Sağlam kitap. Sevdim. Okuyun. HAKAN GÜNDAY
Bu romanda kendimi buldum! İLKER CANİKLİGİL
Rezilliğin zirvesinde bir şefkat abidesi. MURAT UYURKULAK
İstanbul'da doğdu. Bisiklet tamiriyle uğraştı, ufak tefek sihirbazlık numaraları öğrendi ve amatör olarak boksla ilgilendi. Yediği yumruklar dayanılmaz bir raddeye gelince, ringlere veda edip şiir yazmaya koyuldu. Dergilerde, yayınevlerinde, gazetelerde çalıştı. Kaosa Mütevazı Bir Katkı'da [2001, Şûle Yayınları] medyanın bozucu ve yıkıcı tesirlerini konu etti; Aynalı Barikatlar'da [2003, Şûle Yayınları] ise terörün gündelik hayatlarımıza sindiğini öne sürdü.
Şiir yazmaya lise 1. sınıfta başladı. Şiirleri; Yedi İklim, Şehrengiz, Dergâh, Atlılar'da yer aldı. İlk kitabı Kuzgun'un Gölgesi [Şiir, Yedi İklim Yayınları] 1996'nın son günlerinde yayınlandı. İletişim Yayınları'ndan çıkan Dublörün Dilemması[2005] ve Korkma Ben Varım[2009] adlı romanları büyük ilgi gördü. Garanti Karantina [2010] ise Sel Yayıncılık tarafından neşredildi.
Menteş, Gerçek Hayat dergisinin Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptı. Halen Star Gazetesi için röportajlar yapıyor. Evlidir. İsmet Latif ve Kaan Cahit, Menteş'in ikiz oğullarının adlarıdır. Son Menteş ise Ruşen Ali diye tanınır.
Ben son iki kitabında ( Afili Hafiye ve bu kitap) ilk kitaplarındaki “Menteş lezzeti”ni yeterince alamadığımı hissediyorum. Dublörün Dilemması ile yazarın takipçisi olmuştum ama aynı tat devam etmiyor benim için. Romandan kopmaya götüren aşırılıklar, aforizmaların fazlalığı zorlama geldi. Menteş son sözde romanın tebessümle okunmasını dilemiş, bazı bölümlerde öyle de oldu ama ne diyelim eski kalite geri gelsin duasındayım:)
“Adamlar, sihirbazın yok ettiği tavşanlar gibi kaybolmuşlar. Üç yazar: Serbes cenapları, Menteş Çelebi ve Canıgüz Hazretleri. Afili Filintalar adlı edebiyat akımına mensup romancılar.”
Ben bir kitap okudum ama sanki bir de film izledim ya. Elm Sokağında Kabus serisinin son filminde Freddy’nin gerçekliğe sızması gibi bir hikaye. Fakat bu sefer birazı tersten birazı düzden. En sevdiğimiz yazarlar mı hikayeye sızıyor yoksa en sevdiğimiz kahramanlar mı gerçekliğe sızıyor?
Mesela çoktan kalbimde yer ettiğini fark ettiğim Alp Laçin O ile bizim “Ucuz Romancılar”ın bir araya geldiği bir gerçeklik.
Douglas Adams’ın Dirk Gently’si gibi kafası farklı çalışan roman kahramanlarının ve yazarların olduğu bir gerçeklik.
Hakan Günday’ın sinkaflı terapi hattı operatörü olduğu, Emrah Serbes’in harçlık nevinden bir ücret karşılığı denek olarak çalıştığı laboratuvarda Şule Gürbüz’ünse doktor olduğu çok acayip, çok absürt, çok çılgın bir gerçeklik.
Anlatılmaz yaşanır/okunur bir gerçeklik, bu yüzden zaten herkese değil ama meraklısına ısrarla önereceğim bir kitap Ucuz Romancılar.
Teşbihte hata olmasın ama Murat Menteş’in kafasının çalışma hızına ayak uydurayım derken beynim alev alıyor benim resmen. O yüzden sizi de peşin peşin uyarayım yer ayağınızın altından kayabilir, kendiniz dahil herkesten şüphelenebilir, hikaye içinde hikaye çıkabilir, her an gözünüzü bambaşka bir yerde açabilirsiniz bu kitabı okurken. Fakat işin güzel kısmı bol aksiyon bol kahkaha garantisi! Sevdiğim yazarlara karşı tarafsız olamıyorum ama yani çok güzeldi ya!
Hamiş: En sondaki qr kod ile spotify listesine ulaşabileceğimiz kitabın müziklerinin de her birinin ayrı ayrı nefis olduğunu belirtmezsem olmaz. Şarkıların hızı, duygusu, ritmi sahnelerin ritmiyle bütünleşmiş adeta. Sevdiğim yazarları bir kez de roman kahramanı olarak okumak şahaneydi elinize sağlık @murat_mentes__ .
Yorumum biraz acımasızca olacak. Adını yansıtır şekilde 'ucuz' olmuş. Birkaç ay önce Ruhi Mücerret'i okuyup yaratıcı tarzından etkilenmiştim. Bununla birlikte, bu yayınla yazarın yaratıcılığındaki başarı grafiği bir anda dikeyde inişe geçti benim açımdan. Çok zorlama yazılmış baştan sona, hissiyatı verdi bana. Korkma Ben Varım’ı da almıştım ancak okumak için şans verir miyim, şimdilik kararsızım.
100 sayfa okuyup bıraktım şimdilik. Benim için çok sıkıcı bir işleyiş ama tabii sevdiğimiz tarzdan biraz uzaklaşıp farklı bir üslup ve örgü peşinde kişilerin düşünce dünyasını tanımak açısından iyi olabilir.. Murat Menteş'le ilgili yine de uzaktan ve ham önyargım kırılmış oldu. Absürt mizah denilen Onur Ünlü-ymüş başı çekenlerden biri pek fazla iyi tanımıyorum sadece fragmanlardan bildiğim kadarıyla- tarzını çağrıştırdı bana Murat Menteş'in burda seçtiği konuyu işleyiş tarzı. Konu, yaratıcılık krizinde sancıdan kıvranan üç yazarın başından geçenler ama bana fazla derinliksiz, epey hiperaktif, absürt ve maalesef çok dağınık, biraz da zorlama geldi olaylar ve bağlanış biçimler. Murat Menteş'in dünyasını anlamak için biraz zaman verip demlenmesi gerekiyor mu yoksa tamamen bu tarzı mı sevmek gerekiyor bilemedim.
Evet kitabı bir tebessümle okuyup, bitirdim. Yazarımızın son sözünde de ifade ettiği gibi isteği de buymuş. Ne güzel. Lakin alıştığımız Murat Menteş laf cambazlıkları, aforizmaları ve oyunları bu kitapta kurguya yeterince yedirilmemiş. Dil, kurguya oturmamış gibi geldi maalesef. Böyle olunca da kurguda her şey zorlama ve aforizma kasmak için yapılmış gibi hissettiriyor.
“Bak, büyük kötülükleri sıradan insan işler. Kendi iradesini devre dışı bırakır. Zira özgürlük falan istemez. Çünkü özgürlük sorumluluk demek /……/ Kafiyeyi, bir sözün doğruluğunun delili sanır. Düşmansız bir hayat tasavvur edemez. Hasımlarca dışarıdan ve hainlerce içeriden kuşatılmıştır.”
Ziya Paşa 'Aşık maşuka kavuşunca aşk biter' buyurmuş. Öyle mi cidden? Sürprizler tükenince heyecanlar da yok mu oluyor? Nehirdeki balık denize kavuştuğunda şenlik sona ermez ki. Ben artık senin sularında yüzeceğim, senin oksijenini teneffüs edeceğim.
Diğer menteş kitaplarının ruhu varsa da tam manasıyla öyle birşey değildi. Olması mı gerekiyordu? Bence hayır. Teoride keyifli okurken de olmuş dedirten bir kurguydu. Alper Canıgüz ve Murat Uyurkulak çok sevdiğim yazarlar. Böyle ergen bir sevinçle okudum açıkçası. Sondaki playlist qr ına da çok sevindim. Hemen ekledim kütüphaneme. Sadece kitapta ismi geçen başrollerden biriyle (adını zikretmek dahi istemiyorum) gerçek hayatta da yakın olup kurgusuna dahil etmesi insanı yaralamıyor değil. Çünkü bu benim 7. Menteş kitabım ve anladığım birşey varsa kendisi kendiyle insanla dünyayla derdi olan uğraşan düşünen biri. Böyle birine yanlışa onu zor durumda bırakacak dahi olsa da yanlış demesi yakışırdı. Neyse diyelim kitap yorumumu burda bırakalım.
Son MM romanından sonra bu roman iyi geldi. Alp Laçin O'yu bu kitapta daha çok sevdim. Ve bir kaç satır alıntı:
"Tanrı'nın terkettiği merkezde insan kalakalmıştı. Anlıyorsunuz ya komiser, Tanrı'yı önemsemek, dinsizlerin payına düştü. Kurumsal din 'emin' bir alan olsa 'dinsiz' kelimesinden nefret değil şefkat ve hüzün tınlardı; 'evsiz, yurtsuz, mülksüz' gibi yani."
"Fikirsizlikten ziyade hikayesizliğin mağduruyuz. ... Ah, yeni kelimelere ihtiyacımız var."
"Dikkat ediniz, uzmanlar, şarlatanlara eskisi kadar kızmıyor, onlarla tatlı bir rekabet halindeler. İktidarın ve şöhretin zirvesinden iniltiler yükseliyor."
Tatil için yola koyulmadan okumaya başlayıp içine girdiğim bu delilik, kendimi Manavgatta acilde bulmamla ilginç şartlarda devam ederek, otel odasında bacağım bandajlı bir şekilde yatarken kitabı bitirmemle son buldu. Menteş’in romanını okumadım, içindeki absürtlük dışa taştı, geçirdiğim olaylı tatil süresince başından sonuna kadar romanı yaşadım resmen.
‘Tabancalı Kız’ kitabıyla keşfettiğim Murat Menteş’in son kitabı olan bu kitabı okurken adeta edebiyatla ve kelimelerle dans eden bir yazarı keşfetmenin mutluluğunu yaşadım. Hızlıca okunabilen, kafa karıştıran ama bir o kadar da yalın yazı dili ile okuyucuya keyif veren, polisiye edebiyat karışımı sıradışı bir roman. Çok iyi bir gözlemci olan yazarın diğer kitaplarını da hızlıca aldım ve bir an önce okumaya başlayacağım.
Cok sevdigim yazarin en az sevdigim kitabi bu oldu maalesef. Kurgusu zekice de olsa daha ziyade kendi aralarinda eglenmisler gibi bir tat birakti. Her zamanki edebi deha zevkini alamadim.
Bana kalırsa Murat Menteş'in biraz biraz uzaklaştığı tarza, o Dublörün Dilemması'ndaki absürtlüğe en yakın kitabı. Menteş bu kitabında okuru yine bir yerde terse yatırmış. Özlemişiz bu absürtlüğü!
This entire review has been hidden because of spoilers.