Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler… Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha etkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kişilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotta, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikâyesiyle karşılaşmak mümkündür.
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç olur.
İskender Pala (born 1958, in Turkey) is a Turkish Divan (Ottoman) Poetry Professor and author of best seller novels. He also used to write a column in the Turkish daily newspaper Zaman.
İskender Pala graduated from Istanbul University Faculty of Letters Turkish Language and Literature Department in 1979. He entered Turkish Navy as a lieutenant in 1982 and taught Turkish Literature in Naval Schools and Boğaziçi University. In 1987 he established Turkish Navy Museum Archives. He oversaw classification and restoration of many historic documents dated from the times of the Ottoman Empire. He published Encyclopedic Dictionary of Divan (Ottoman) Poetry and received Writers Union of Turkey Award in 1989. He was discharged from the Navy without any conviction during what is now called the "Postmodern coup". Later, he wrote a book about his life in Navy and his discharge, called Between Two Coups referring to military coup in 1980 and 1997 military memorandum in Turkey. He said that the reason for his discharge was his practicing İslam in his private life.
İskender Pala'yı muhafazakâr düşünce yapısı nedeniyle sevmem ama bu kitabını çok beğendim (gerçi okuduğum tek kitabı buydu). Dilimizde sıkça ya da artık nadiren kullanılan 98 adet deyimimizin çıkış öykülerini anlatmış. Tabi bu öyküler ne kadar gerçeği yansıtıyordur, orası tartışılır ama hoş bir sözlük olmuş.
Yalnız "toprağı bol olmak" deyimini açıklarken o hiç sevmediğim düşünce yapısı yine zortladı. Bu deyimin şamanizm kültürünün etkisindeki Türklerden geldiğini güzelce açıkladıktan sonra diyor ki Pala Bey: "Türklerin İslâm dairesine girdikten sonra yavaş yavaş terk ettikleri höyük geleneği, "toprağı bol olmak" deyiminin de gayrimüslimler hakkında kullanılmasına yol açmıştır. Yakın zamanlara kadar Müslüman ölüler için "Allah rahmet etsin!", diğerleri için de "Toprağı bol olsun!" denilirdi. Şimdiki gazetelerin ölüm ilânlarında bu deyimin bilinçsizce ve Müslüman ölüler hakkında da kullanıldığını görüyoruz. Eğer ilânı verenler, kendi ölülerini rahmet yerine bol toprağa lâyık görüyor ve buna inanıyorlarsa, bize de "Toprağı bol olsun" demek düşer."
Bilmesek neyse de, bu hiç de öyle masum bir ifade değil, resmen alttan alttan giydirmiş. "Ölüsünü toprak bile kabul etmez" derken iyi de, toprağı bol olunca mı kötü, kaka? Hem dileyen müslüman değilse neden "Allah rahmet eylesin" desin? Hem neden ölülerimizi müslüman ve gayrimüslimler diye ayırmak en büyük bilinçsizlik değil de ne? Dileklerimizi değiştirmek yerine bakış açımızı daha insanî kılsak daha güzel olmaz mı?
Yine de kitabı beğendim, çok faydalandım, hakkını vermeden geçemeyeceğim.
Lisede okumuştum, 2 yıl önce okudum ve sanırım artık umuyorum ki son kez tekrar bir yarışma için okudum ve benim gibi her şeye merakı olan, 'vay be bu deyimin anlamı bu muymuş' dedirten bir kitap.
Benim gibi deyimleri ve deyimlerin hikayelerini bilmek isteyenlere önerilir. Ben öncesinde de yavaş yavaş ve anlaya anlaya okumuştum, yine uzun bir müddet yavaşça ve anlayarak okudum ve çok keyif aldım.
iskender pala'nın deneme şeklinde ve hikayeler eşliğinde atasözlerinin anlamlarını anlattığı müthiş kitap! yani en azından bence öyle..çok severek ve merakla okudum, tekrar ve tekrar bilgisine hayran kaldım.
Oldukça eğlenceli ve merak giderici idi. Bildiğim bilmediğim birçok deyim ve atasözlerinin hikayeleri ve asılları farklı bir üslupla anlatılmış.Bugüne kadar okuduğum sözlük türünde en güzel kitap. Deyimlerin öykülerini çok ilginç buldum ve bu kitabın bilgimi geliştireceğine inanıyorum. Deyimlerin anlamlarını öğrenmek ve kelime hazineme yeni deyimler katmak oldukça keyifli...
Keçilerimi kaçırdığım bir anda elime geçen kitabı bir solukta okuyup bitirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim kitap sözlük türünde. Ama başlı başına bir sözlük havası yok. Günlük hayatımızda kullandığımız ya da toplumca unuttuğumuz deyimlerin çıkış noktalarına ait gerçek hikâyeleri anlatıyor. Kitabı okurken günümüzde yanlış kullanılan birçok deyime rast geldim. İlginç yaşanmışlıklar, trajikomik hadiseler okudum. Güzel, eğlenceli bir saat geçirdim.
Hiç duymadığım deyimlerin başında "Ceza-yı Sinnimmar" geliyordu sanırım. "Demokles'in Kılıcı" ve "Yok devenin kafası!" en hoşuma gidenlerin başını çekiyordu. Yalnız yazdığım her kelimeyle ilgili bir durup düşünüyorum, acaba doğru bir kullanım oldu mu diye?
"Edeb yahu!" başlığı altında anlatılan Osmanlı'nın incelikli sanatını, adabı muaşeretlerine hayran kaldım. Tabii birçok deyimin içinde Osmanlı toplumundan izler buluyorsunuz, bu kaçınılmaz ancak buradaki yoğunluk beni etkilemişti.
"Tazıya Muska Yazmak" deyiminin öyküsünde geçen Şeyh Hamdullah'a ait bir dörtlükten alıntı yapayım son olarak:
Tamah ettim semeğe Muska yazdım köpeğe Ya geçsin tazıları Ya dayansın köteğe
Dilimizde şuanda kullandığımız veya daha önce kullanılmış deyimlerin anlamını, hikayesini okumak gerçekten gerekli ve güzel idi.Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere her dilde kalıplaşmış sözcükler vardır. İskender Pala bu eseri ile dilimizdeki kalıplaşmış bu sözcükleri kullanırken daha anlamlı cümleler kurabilmemizi sağladı. Tek tek araştırmalarında, okumalarında rastladığı 98 deyimi ve hikayesini bugün kullanıldığı anlamını, geçmişte kullanılma maksadını bizlere çok güzel bir biçimde derlemiş. Bu kitabı Türkçe dilini konuşan büyük küçük herkesin okuması için tavsiye edebilirim. Kitabı romanmış gibi okumaktan ziyade bilgi bankanıza ilave amacıyla okumak ya da günlük hayatta bizim kullandığımız, işittiğimiz sözcüklerin derininde bulunan anlamları, hikayeleri, yaşanmışlıkları hissetmek hedeflenmelidir. İki dirhem bir çekirdek, kalıbı dinlendirmek, pösteki saydırmak, Musul çesmesinden su içmek gibi bugün pek kullanmadığımız deyimlerin yanı sıra dolap çevirmek, ateş pahası, alkış tutmak, ipe un sermek, kabak başına patlamak gibi günlük hayatta sıkça duyabileceğimiz deyimler yer alıyor kitapta...
beş yıldızı hak eder. iskender pala, deyimlerin çıkış öykülerini anlattığı bu kitabında öyle güzel bir dil kullanmış ki, muhtemelen kitabı arada sırada elime alıp yeni baştan öyküleri okuyup hatırlayacağım. her bir öyküyü herkese anlatasım var. sevdim, çok sevdim.
her zaman düşünmüşümdürnereden geliyor bu deyimler. peki ya bu dil ? nereden geliyor nereye gidiyor bu dil...Türkçemizdeki deyimleri anlamak açıcından az da olsa faydası olacağını düşündüğüm bir kitap olduğu için okumayı düşünüyorum
mart ayı kitap okuması için bu kitabı belirledim. kitabın küçük hikayelerden oluşması ve deyimleri çok güzel bir şekilde incelemesine bayıldım. Zaten kitaplarını beğenerek okuduğum bir yazar İskender Pala. Bu kitabında da şaşırtmadı beni. Herkese tavsiye ediyorum.
İskender Pala’nın okuduğum ilk ve tek kitabı. Tarihi romanlarla aram olmadığından hiç okumamıştım. “İki dirhem bir çekirdek”i çok beğendim hatta birçok yerinde sesli güldüm. Bir çırpıda okunabilecek bir kitap. Okuyun, okutturun.
Atasözleri ve deyimler, hatta satır aralarında sözcüklerin anlamlarının açıklandığı bir kitap. Sakin sakin, uzun sürede bile okunsa kopuş yaşamazsınız.
Hem eğitici hem de eğlendirici bir kitap olmuş. Kesinlikle atasözleri ve deyimlerin yerli yerinde kullanılması açısından lise öğrencilerine uygun bir kitap...
Okuma Öncesi Kısa Notum : Mart okuması olarak bu kitabı seçmek istiyorum. Çünkü İskender palanın eserlerinin güzel olduğunu bir çok arkadaşımdan duymuştum. Ama hiç okumak nasip olmamıştı. İki Dirhem Bir Çekirdek kitabını görünce hemen okumak istedim. İskender Pala'nın kitabı olması da bende bu isteği oluşturdu. Okuma Sonrası Yorumum : Kitabı ilk okumaya başladığımda biraz sıkıcı olduğunu düşünmüştüm. Ama okumaya devam ettiğimde ilginç çok güzel hikayelerle karşılaştım. Deyimlerin nasıl oluştuğunu bilmek deyimleri doğru kullanmamıza yarar. Kitaptaki değişik ve ilginç hikayeleri okurken kitabın nasıl bittiğini anlayamadım. Kitap oldukça akıcı. Bu kitabı herkese tavsiye ederim.
Kitabı okumaya başladığım tarih : 12.03.2015 Kitabı bitirdiğim tarih : 21.03.2015
OKUMA ÖNCESİ YORUM: Deyimlerin ortaya çıkış hikayelerini merak ettiğim için, mart ayı okumasında bu kitabı seçiyorum.
OKUMA SONRASI YORUM: İskender Pala'nın, atasözleri ve deyimlerin çıkış hikayeleri üzerine yazdığı bu kitap; ne kadar bir roman sürükleyiciliğinde olmasa dahi, gerek ilginçliği gerekse eğlenceli ve dramatik ortaya çıkış hikayeleri sayesinde insanı okumaya sürüklüyor. Birçoğumuz günümüzde bu deyimleri ve atasözlerini kullanmamıza rağmen tam anlamını ve bu hikayelerin nereden çıktığını bilmiyoruz, bu yüzden herkese okumasını tavsiye ediyorum.
Okuma öncesi yorumum İskender Pala'nın diğer muhteşem eserleri gibi İki Dirhem Bir Çekirdek'in de bilgi, deyim ve atasözü hazinemizi zenginleştireceğini düşünüyorum ve her birinin nereden geldiğini öğrenmek zevkli olacak.
Okuma sonrası yorumum Okumadan önce söylediğim her şeyin gerçekleşmesi beni çok mutlu etti. Gerçekten diğer bilgi kitaplarının aksine öğrenirken eğlenebileceğiniz muhteşem bir kitap. Günlük hayatta kullandığımız yada unutulmaya yüz tutan onlarca deyimin hikayesini bilmek gerçekten muhteşem bir duygu.
Okuma Öncesi yorum Deyim ve atasözlerine olan merakından dolayı bu kitabı seçtim ayrıca günlük hayatta kullandığımız birçok deyim ve ata sözünü daha bilinçli kullanmak sına bu kitabi tercih ettim
Okuma sonrası yorum Yer yer güldüren yer yer düşündüren bu kitap usta yazarın kaleminden çıktığını akıcı üslubuyla kanıtlıyor.Dilimizi daha çok farkındalık kazanarak kullanmamıza yardımcı olacak bir kılavuz niteliğinde.
okuma sonrası yorum: Çok ilginç bir kitap. gerçekten zevkle okudum. bilmediğim ne çok deyim yada deyim olarak bilmediğim sözler varmış. deyimlerin nereden geldiğinden kimler tarafından hangi olaya karşı söylendiğinde bilmek güzel. bundan sonra deyimleri kullanırken daha dikkatli olacağımdan eminim.
Bu kitabı seçmemin iki nedeni var. Birincisi; deyimleri çok kullanan bir insanım ve bu deyimlerin nerden geldiğini hep merak etmiştim. İkincisi ise; Iskender Pala'nın okuduğum kitaplarının hepsini çok begendim. Bu kitabının da güzel olacağına ve okumaktan zevk alacağıma eminim. Bana çok faydalı olacağına inanıyorum.
İskender Pala, daha ne olsun.. Anlatım tarzından mı bahsetmeli yoksa kitabın konusundan mı.. Hepsi bir şahaneydi. Deyimleri ve onların çıkış hikayelerini İskender Pala'nın kaleminden okumak büyük bir zevkti.