Öğrenmek tartışmasız bir şekilde önemlidir. Fakat öğrenmeyi öğrenmek bizce çok daha önemlidir. Öğrenmeye dair yazılmış bir eserde kullanılan dilin sade ve hacmin kısa tutulmasının faydalı olacağı düşünüldü ve bu durum gözetilmeye çalışıldı.
Kitapta yorucu olmayan bir hacim ve sade bir dil tercihine rağmen hatrı sayılır sayıda önemli konu hakkında açıklama yapılmaya çalışıldı. Eserin içerisinde ele alınan hususların bazıları şu şekilde;
-Öğrenmek nasıl bir faaliyettir ? -Deneyimin öğrenmekteki fonksiyonu nelerdir ? -Kaynak ve kitap seçimi nasıl yapılmalı ? -Zaman planlaması nasıl olmalı ? -Okul ve akademi nasıl yerlerdir ? Neleri öğretebilirler ?
Öğrenmeyi öğrenme yolunda faydalı bir kitap olması dileğiyle.
Kitaba büyük beklentilerle başlamıştım. Öğrenmek ve çalışmak üzerine bilmediğim şeyler okumayı beklemiştim. Fakat kitap bana pek de bir şey katmadı. Yıllardır yoğun tempo çalışmama ve sürekli öğrenme faaliyeti içinde olmama veriyorum bunu. Altay Cem Meriç’in konuları tasvir etme biçimini ve kelime seçimlerini çok beğendim.
Ortalama bir okursanız, hayatınızda bir şeyleri öğrenmek, daha verimli çalışmak için gayret göstermişseniz bu kitap size pek de bilmediğiniz bir şeyi söylemeyecektir. Fakat Altay Cem Meriç'in sağa sola bakıp kopya çekmeden kendi müşahedesine dayanarak paylaştığı görüşler, verdiği tavsiyeler bir bilgi öğrenmekten ziyade birinden bir şey öğrenme hissini açığa çıkardığı için bence kıymetli.
Kitabın en vurucu ve samimi kısmı ise sonuç bölümü. Bu kitabı yazanın da bu kitabı okuyanın da ilim yolculuğunda niyetini gözden geçirmesini sağlayan ve sık sık okumakta fayda olacağını düşündüğüm kısa bir bölüm:
"Kim ilmi, ulemadan addedilmek, cahillerle tartışmak ve insanların teveccühünü kazanmak için talep ederse, Allah onu cehenneme koyar."*
İlim bir insana bunların tamamını sağlayabilir. Ancak bunları talep etmek ilim talep etmek değildir. İlim maksattır. Hedefi hakikati anlamak, hakikate göre yaşamak ve rıza-i ilahiye ulaşmaktır. Bu maksat için çabalarken gelen ek sonuçlar maksud değildir.
Geçip giden bir zaman, yaşadığı ömrü bile hatırlayamayan insanlarız. Kendi hayatımızı sonunu merak ettiğimiz bir film gibi izlemekteyiz.
İlim öğreniyoruz ve biliyoruz ki, bu güzeldir. Biliyoruz ki lazımdır. Hem İslam dünyası hem de ülkemiz bilene muhtaçtır.
*Tirmizi
(...)
"Ben anlamayı istemekten daha insanca bir faaliyet, ilimden daha faziletli bir iş bilmiyorum."
nereden başlasam bilemedim, bu ara kafası karışık ve dolu bir okurum. madde sıralamak en iyisi olacak;
- okumaya öğrenmeye çalışanlara yönelik bir kitap. hali hazırda bu konuyu çoktan halletmişseniz belki siz bu kitabı çoktan kendi deneyimlerinizle yaşamışsınızdır. bunu en iyi si bilirsiniz :’)
-kitaptaki başlıkları başarılı buldum. almadan başlıklara bakarak merak uyandırıyor mu diye kontrol edebilirsiniz
-kitapta bilmediğim kelimeler ne beni itecek kadar çoktu, ne de merak uyandırmayacak kadar azdı. dilini hakikaten beğendim.
-ilim ile ilgili gaza getirme özelliği var kitabın :d (samimi bir yerden)
-okul/akademi başlığını çok beğendim. öğretmen kimliğimin istifade ettiği bir bölüm oldu
-akademi bölümü biraz felsefe ile ilgili, biraz duraksadım ve araştırma yaptım
-kitabı okurken “kendime notlar” adlı bir başlık altında bir şeyler yazdım. mesela okuma hedefi sayfa odaklı mı süre odaklı mı olmalı sorusu vardı, tabii ki süredir… bunu hatırlayıp gerekçelerini okumak bana iyi geldi
Söylenmeyenin söylendiği bir kitap olmamakla birlikte kayda değer bakış açıları ve yaklaşımlar içeriyor. Anlatmak istediğini din -spesifik olarak İslam- gölgesinde ve etkisinde anlatması pek çok bölümde konuyu bağlamından farklı yerlere taşıyor. Bu anlayış kendisi için fikri ve içtimai açıdan bir bütünlük oluşturabilir, fakat öğrenmek meselesinden bahsederken bütünlüğü parçalayıcı etki yaratıyor.
Kitabında hadislere ve diğer dini söylemlere sıkça yer vermesi yazar hakkında araştırma yapmadan önce kendisine kuşkuyla yaklaşmama sebep oldu, zira insanın dini konularda taraflılığının diğer konulara bakış açısını pek çok zaman sığ kıldığı kanaatindeyim. Nitekim toplum nezdinde de tartışmalı bir figür olduğunu görmek kısa bir araştırma sonrası hiç zor olmadı.
Benim için insanların karakterleri, kişisel yaşamlarında sahip oldukları fikirler, fikirlerini ortaya koyarken sergiledikleri tavır; bilgiye ulaşma noktasında her zaman önem taşımıyor. Bazen ortaya koyulan içeriği süzgeçten geçirmek ve faydalı kısmını ayırıp yola devam etmek gerek. Bu eser de bu sınıfta değerlendirdiğim bir eser oldu.
Kolay okunan, kelime dağarcığı zengin, ilim tahsil eden müslümanlara yönelik bir kitap. Çok farklı veya yeni bir şey sunmasa da amacına uygun derli toplu bir kitap olduğunu düşünüyorum. İnsanın ilme karşı ilgisini de kamçılar şahsımca. Benim kendime mesele ettiğim noktalar oldu.
İlim/bilim ile ilgilenen müslümanların mutlaka okumasını tavsiye ederim. Fakat müslüman olmayanlar da kitapta kendine yararlı bilgiler bulacaktır elbet.
Yazarın tartışmalı bir figür olması ve İslam odaklı olmasından dolayı eleştirilmiş. Ben bunlarda bir beis görmüyorum. Kişinin beyanatı müslüman olduğu yönündedir, meselelere müslümanca bakması da gayet doğaldır ve olması gerekendir. Ayrıca fikir sahibi olan insanın tartışmalı bir figür olması da normaldir. Hep kabul gören insandan daha duruş sahibi olduğunu gösterir.
Öğrenmeyi öğrenmek maksadıyla yazılmış olan kitap, kitap seçiminin nasıl olması gerektiğini, nasıl okunacağını, okumanın yeterli olmadığını; nasıl veri işlememiz gerektiğini, okumanın girdi ve çıktı aşamalarından oluştuğunu ve daha bir çok öğrenmek konulu yazarın kendi deneyimleri ve tespitlerini içeriyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
İnternetten yaptığım kitap siparişinde kargo parası ödemek yerine sepete eklediğim bir kitaptı. Kargo parası ödesem en azından vaktimi ve sabrımı boşa harcamamış olurdum.
Genel olarak sade ve anlaşılır bir kitap içinde yazanlarda yazarın kendi tecrübeleri, not aldığım kısımlar var kendi adıma. Ben faydalı bir eser olduğunu düşünüyorum. Tin yayınlarının ilk eseri :))
Kitap, klasik " ders çalışma teknikleri" kitabı gibi görünse de aslında öğrenmenin zihinsel ve ahlaki altyapısını da tartışıyor. Diyeceğim o ki "nasıl not tutulur?" gibi pratik yöntemlerle beraber niçin öğreniyoruz, doğru bilgiyi nasıl seçeriz, öğrenme insanı nasıl dönüştürür gibi sorulara da cevap arıyor, bu sorulara da odaklanıyor. Altay Cem Meriç kitap boyunca samimi üslubuyla kitabın bir felsefe kitabı olmaması için uğraşmış. Öyle olsa da kitap sanki kişisel gelişim ile bir düşünce kitabı arasında kalmanın belirsizliğine sahip gibi. Ayrıca yazarı takip etmeyenler için bazı noktalarda bağlam eksikliği kaçınılmaz olabilir. Okuma disiplini kazandırma motivasyonu, zaman yönetimi konusunda pratik tavsiyeler veriyor. Kendi öğrenme sistemini kurmak isteyenler , entelektüel gelişim ile ilgilenenler için ideal bir kitap diyebilirim. Yoğun ama aynı zamanda samimi bir kitap. Öyle ki zaman zaman üniversiteye kayıt için gelmiş bir çömez olarak mezun olmuş bir abiden nasihatler almak gibi.
son zamanlarda “öğrenme” konusuna kafayı takmıştım ve bu kitabı görünce çok acil okuma istediği oluşmuştu. kitabı çok yüksek bir beklenti içinde okudum. tam olarak beklentimi karşılamamış olsa da bazı sorularıma güzel cevaplar aldım diye bilirim.
yine de kitapta zaman, plan yapma ve öğrenme ile ilgili daha fazla şey okumak isterdim (bazıları için belki yeterlidir ama benim için pek yeterli sayılmaz)
kitabın sonundaki notlar bölüme kitap bitince önemli gördüğüm kısımları not ettim. bunun bütünü görmek için yararlı olacağını düşünüyorum. özellikle “ bilen anlatır” özet niteliğinde iki kelime oldu benim için. bu kısmın çok çoookkk önemli olduğunu düşünüyorum.
“öğrenme, rampa yukarı yürünen ve mutluluğu daha sonra orta çıkaran bir süreçtir.”
Kitap altı bölüme ayrılmış ve her bölümdeki konu başlıkları ayrı birer blog yazısı gibi. Kısa ama etkili, oldukça basit ama sıkmayan nitelikte. Az önceki paragrafta yaptığım gibi kitabın önsözünde betimlemeler ve örneklerle kitapta nelerle karşılacağımız konusunda bilgi verilmiş.
Açık konuşmak gerekirse, bu kitap bana kitap seçerken, zamanı yönetirken; aile, iş, hobi, kaliteli zaman arasında efektif seçim yaparken, blog yazarken, insanları tahlil ederken kullanabileceğim ufak ama kullanışlı ipuçları verdi.
Usul olmadan vusul olmaz derler, araştırmak istediğim bir çok şeyin içerisinde boğuştuğum bu dönemde bana çok iyi geldi. Kitabın zengin bir kelime skalası olsa da dili gayet sade kendisi de buna vurgu yapıyor zaten -bir şeyi herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatamıyorsanız anlamamışsınızdır. Aktif olarak araştıran ve paylaşımda bulunan biri olarak kendi öğrenme faaliyeti hakkındaki müşahedelerinden yaptığı çıkarımları aktarmış ki her birinin çok kıymetli tavsiyeler olduğu kanaatindeyim. Kısaca kitabı beğendim hafif akıcı ve amaca da hizmet ediyor, ACM'nin eline sağlık :)
Gayet güzel bir çalışma olmuş. Cok rahat okunabilen, sohbet havasında, maksadı yerli yerince ifade eden bir dili var. İlim yolculuğuna yeni çıkanlar için faydası daha çok olacaktır. Biraz yol almış olanlar için yeni seyler olmasa da okunmaya değer bir kitap. Yazarın sayi meşkur olsun.
Genel olarak çok güzel tavsiyeler vermiş; özellikle ilmî konularda değerli öğütler sunuyor. İlmi araştırma yapanlar ya da yapmayı düşünenler için oldukça faydalı içerikler bulunuyor. Özellikle “literatür taraması nasıl yapılır” gibi başlıklar, araştırma sürecine ışık tutacak nitelikte.
Beklediğim gibi bir kitap değildi. Ama beklemediklerimi karşıladı.
edit: öğrenmeyi arttırdığım dönemde tekrar okudum. daha çok beğendim. Bazı teknikleri biliyor olmak uygulayabilecek iradeyi kazandırmıyor (hatta bir dönem ciddi kısmını uygulamış olsak bile). Yıllardır düzenli öğrenen birinden özüyle okunduğunda tesiri oluyor. 500 sayfalık konuyu 100 sayfada anlattık gibi bir demeci vardı sanırsam. türevlerinden ayıran da bu.