Meşrutiyet ve Milli Mücadele döneminin ilginç yaşam öyküsüyle dikkat çeken, önde gelen kadın yazarı Müfide Ferit Tek (1892-1971), Aydemir (1918) ve Pervaneler (1924) adlı romanlarıyla edebiyat tarihimize geçmiştir. Pervaneler yalnız bir roman değil, bir araştırma eseridir ki memleketin hazin bir macerasının hatırlatır ve içimizde kurulan bir suikast ocağının bütün o saklanmaya çalışılan ateşini eşeler. Eserin konusu, İstanbul'un en göze görünen tepesine kurulmuş yabancı bir müessesenin Türk kızları üzerinde ne kadar feci eserler ve tesirler bıraktığını göstermekten ibarettir. Burhan Ahmet Bey milli duyguları şuurlu bir surette hisseden genç bir doktordur. Fransa'daki tahsilinin en canlı hediyesi de Fransız karısıdır. Genç doktor, hayatı ile şuurunun tezadı altında ezilirken hemşiresi Leman'ın Bizans Kolej'den aldığı hiçbir şeye benzemeyen kozmopolit terbiyenin sonucuyla karşılaşıyor. Leman ve mektep arkadaşları Nesime ile Bahire Türklüğe karşı lâkayt ve mekteplerinin verdiği terbiye ve telkin neticesi olarak Amerika'ya karşı perestişkârdır. Görmedikleri, fakat işite işite anavatanlarından çok sevdikleri Amerika için çıldırırlar. Nihayet günün birinde, bir şeyh kızı olan Nesime, bir Protestan sıfatıyla Amerika'ya firar ederken Leman'ın da bir Amerikan zabiti ile beraber aile ocağını terk ettiğini öğreniriz. Amerikan terbiyesi, Amerikan mektebi; her gün işite işite kulaklarımızda bir uğultu haline gelen bu iki terkibin hakiki manasını anlamak için Pervaneler'den daha güzel bir araştırma eseri vücuda getirmek kabil değildir. Eğitim konusunu işlediği Pervaneler gibi "tez"li romanlar yazan Müfide Ferit Tek, hem roman yazdığı dönemin düşünce dünyasını yansıtır, hem de günümüzün bulanık postmodern ortamında romanımızın durduğu yeri ve gideceği yönü romancı gözüyle doğrulukla gösterir.
Böyle kuvvetli bir kalemin daha fazla eser üretmeden hayattan ayrılması biz Türk okurları için büyük kayıp. Muhakeme kabiliyetine haiz okur için mutlak okunması gereken bir eser. Düz mantıkla okumak isabetsiz neticelere ulaştırabileceği uyarısını da not düşmekte fayda var.
ZAMAN ZAMAN KABALAŞAN VE İDEALİZME SAKLANMIŞ ÖNEMLİ BİR BELGE
Ben bu kitabın çok da milliyetçi nedenlerle yazıldığını sanmıyorum. Ama milliyetçi cepheyi memnun etmek üzerine endişeler taşımadığını da söyleyemem. Benim için en önemli bölüm kitabın sonlarına doğru olan "öbürleri" başlıklı bölüm. Burada Sami'nin eşi Andree'nin Burhan ile konuşmaları, Müfide Ferit Tek'in felsefi bakışını ve yazarlık yeteneğini gösteren çok esaslı bir parça. Ben en çok aile üzerindeki düşüncelerinin kapsamı açısından romanda heyecan bulduğumu söyleyebilirim. Roman olarak çok güçlü bir dili olduğunu düşünmüyorum, ama bu da çok yerinde bir görüş değil. Çünkü romanın akışında bir kesiklik olduğu söylenemez, belki erken kapatılmış kapılar var denebilir. Diyaloglar gayet iyi, neredeyse Hüseyin Rahmi kadar iyi. Bence Türk kadın hareketi için Müfide Ferit Tek'in bir anıt olarak görülmesi gerekir. Hatırlanması gereken bir kahraman. Dili kıvrak bir yazar. Bu kitap, dönemin şartları içinde gözden kaçan, ama çok etkili bir konuyu irdelemiş. Milliyetçilik bence burada bir motif, hatta kimi yerinde kabalaşan bir motif, ama kesinlikle temel bir tema değil, hatta milliyetçilik olarak görülebilecek pek çok yerin aslında yerme olduğunu düşünüyorum. Özellikle Nesime'nin babasıyla ilgili düşüncelerinde... Tarihimizi ve dolayısıyla kim olduğumuzu anlayabilmek adına önemli boşlukları dolduran, büyük bir belge niteliği taşıyan, önemsenmesi gereken bir roman deneme. Ben İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Haziran 2024 tarihli baskısını okudum.
Pervaneler; aileleri tarafından yeterince terbiye edilememiş Türk kızlarının "insan olabilmek" için! Bizans Koleji'nde almış oldukları eğitimler sonucunda vatanından ve milli kültürlerinden kopuşlarının hikayesidir... Kendisi de yabancı okullarda eğitim gören Müfide Ferit Tek, kuvvetli kalemiyle özel karakterler yaratarak, kültür savaşları doğrultusunda İstanbul'da gösterişli ve süslü Bizans Kolejinin misyonerlik faaliyetlerini nasıl icra ettiğini ve öğrencileri Türk kültüründen koparıp Frenk taklitcisi yaptığını üzüntüyle anlatmıştır. Bunun yanı sıra Burhan Ahmet ve Claire, Sami ve Andree evli karakterleri ile kültür çatışmasını gözler önüne sermiştir. Bu konunun anlatımı için romanda şu ifadelere yer vermiştir. "Damarlarda akan, kalpte atan, beyne sıçrayan kanın farklılığı..." Örnek verilecek olursa; Evli çift olan Burhan Ahmet ve Claire için bazı mutluluklar bile ortak değildir. Bir Türk ile evli olmasına rağmen Fransız Claire için Mütareke döneminde Fransızların İstanbul'a gelişi mutluluk Burhan Ahmet için ise elem vericidir. Romanda bu çeşit örneklerle karşılaşmak mümkündür. Kısacası kitap hala kanayan bir yaraya parmak basmaktadır. Kitap, halde zevkleri Türklüğe yabancı, duyguları ve hayranlıkları başka ufuklarda olan gençlerimiz için edebi, tarihi ve kültürel bir reçete olarak karşımıza çıkmaktadır...
This entire review has been hidden because of spoilers.
#okudumbitti ✨✨✨ Benim için bir Ay Demir kitabı kadar güzel değildi maalesef ki 🥹 ama yine de çok severek okudum. Müfide Ferit Tek Türkçülük, Milliyetçilik ve Vatanseverlik hakkında yazan, döneminin sorunlarını en iyi dile getiren bir yazar bence. Bu kitabında da yabancı okulların, yabancı evliliklerin toplum üzerindeki etkisini incelemiş bir roman olarak aktarmış. Okurken bir tık sıkıldığım için Müfide Hanım’ın bu kitabına puanım 3 🙊
Türk Türkle evlensin konulu bir bakış, biraz da Protestan ahlakının bizi sürüklenişe götürüşü ve Amerikanın o zaman da oyunları olduğu üzerine bir kitap. Fazla didaktik ve derin olamamış. Biz erkeklere anlatamıyoruz, bir çocuk annesi nereliyse oralıdır, annesi yoksa ve pasifize edilmişse de oradan oraya savrulup kendine bir yön tahlil etmeye çalışır.
Dönemini gözetirsek iyi bir kitap. Ama yüzeysel bir kitap tabii ki. Anlattığı konuyu ele alışı derinlikli değil. Çok genel hükümler üzerinden bir değerlendirme. Tabii konu esasen hala güncel bir konu. Batılılaşma, başkalaşma, melez kültür.