Dünyanın farklı coğrafyalarında otoriter sağın ve faşist hareketlerin güçlenmesine tanıklık ediyoruz. Günümüz dünyası faşist bir irrasyonalizm kasırgasının etkisi altında. Dinmek bilmeyen bu kasırga otoriterlik, milliyetçilik, ırkçılık, kadın düşmanlığı, homofobi, narsisizm, komplo teorileri ve hakikatin önemini yitirmesi türünden belirtilerle dışavuruyor kendini.
Ünlü Marksist tarihçi Neil Faulkner bu kısa ve özlü kitabında, Marksist-Freudyen teoriden yararlanarak faşizmin kitle psikolojisinin güncel bir analizini sunuyor. Faulkner, Marksizmi psikanalizle yoğururken ikisinin de sınırlarını genişleten; ancak bunu teorik bir cambazlık arzusuyla değil, günümüzün yaygın narsisistik-otoriter kişiliğini geçer akçe kılan özgürlük korkusu ve psikotik öfkenin sebeplerini kavrama maksadıyla yapıyor. Faşizm ile otoriterliğin insanların zihinleri ve ruhlarına zoraki istikamet iddiasıyla çıkardığı bu celbin, esasen demokrasinin başını ezmeye çalışan neoliberal sömürü ve baskı sistemine hizmet ettiğini gözler önüne seriyor.
“Umut sınıf mücadelesindedir. Kapitalizm evreninde yaşanan zihinsel ıstırabı sona erdirmek, yani narsisizme, otoriterliğe ve faşizmin kitle psikolojisine yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırmak için müşterekleri yeniden halka vererek, iktisadi ve toplumsal yaşam üzerinde demokratik bir denetim kurarak, doğa ile toplum arasındaki metabolik kopuşu tedavi ederek yabancılaşmanın üstesinden gelmek zorundayız. Sevgi ile emeğin -işbirliği, dayanışma ve özgürlüğe dayanan- yeni topluluklarda çiçek açabileceği bir dünya yaratmak zorundayız.” Neil Faulkner
Neil Faulkner FSA was a British archaeologist, historian, writer, lecturer, broadcaster, and political activist. Educated at King’s College, Cambridge and the Institute of Archaeology, University College London, Faulkner was a school teacher before becoming an archaeologist.
He was currently a Research Fellow at the University of Bristol, Editor of Military History Monthly, and Co-director of the Great Arab Revolt Project (in Jordan) and the Sedgeford Historical and Archaeological Research Project (in Norfolk, England). On 22 May 2008, he was elected a Fellow of the Society of Antiquaries of London
Except for the references to Trump, Johnson, and Bolsonaro, this could have been written 60 or 70 years ago. I don't mean that in a times haven't changed way, but rather in that Faulkner is using Freudian and Marxist theories that don't seem to have evolved at all since then. Fascinating. Like reading something by a sixties academic who time-travelled to today but read nothing about the developments within their field.
Fantastic tour de force of radical psychoanalysis presented as a masterful synthesis weaving in Shakespeare. Clearly makes its important point, in an enjoyable way.
Neden sol siyaset mevzi kazanamıyor, neden tüm eşitsizliklere rağmen dünyada sınıf siyaseti güçlenemiyor diyorsanız bu Troçkist dangalağı okumanızda yarar var.
İlginç bir konu ancak kitap gerçekten ezber tutumlarla yürütülen kof bir argüman örgüsüne sahip. "Faşistler akıl hastasıdır veya salaktır, biz ilericiler aklıselimiz, doğruyu da biz biliriz, herkes bizi dinlesin" tutumu zaten neo faşizan kitleleri doğuran ukalalığın ta kendisi. Sıradan insanın covid karantinaları, kitlesel göçler, kültür politikaları gibi konularda söylediklerini hasta bularak ciddiye almayan bir sol olmaz, olamaz. Sınıf siyasetine yüz çeviren ve sistem dışı gördüğü için alt-sağ adaylara oy veren halkı ezik ve patolojik kimseler olarak anlatmak sol siyasetin değerlerine uymaz.
Özetle kitabı, yirminci yüzyılın batı demokrasilerinde geçer akçe olan argümanlara sıkışıp kalmış dar görüşlü birinin son yılları yanlış yorumlayışı olarak görüyorum. Yazarın iyiler olarak kodladığı "ilericiler" kategorisine amerikan savaş makinesinin bir numaralı destekçisi liberalleri de koymuş olması zaten her şeyi açıklıyor.
Evet ortada bir akıl hastalığı var ancak zannedilenin aksine bu halk kitlelerini değil sol geçinen aydınları sarmış durumda.
Ilgincti ama bekledigim gibi degildi. Fasizmden cok bahsetmiyor gibiydi, bir siyaset bilimi kitabindan cok bir psikoloji kitabiydi. Okey, freudyen analiz ama biraz konu dagilmis gibi geldi. Katilmadigim yerler vardi. Konuyu gereğinden fazla karıştırmış. Bana çok hitap etmedi.
Faşist bir insanın psikolojisini net anlamama yardımcı olmasını beklemiştim biraz. Daha çok faşist dürtülerin ortaya çıkışını anlatıyor gibiydi. Doğru söylemek gerekirse çok da anlamadım.
Kısa, net ve öz. Psikanaliz hakkında da faşizm hakkında da ufak ama değerli birçok bilgiye sahip. Ayrıca “kaynakça” kısmındaki kitapları değerlendirmenizi öneririm.
troçkist, psikolog bile değil psikolojik analiz yapmaya çalışıp batırmış. eline freud kitabı alan kendini alim sanıyor. bir de stalin gömecek yer arıyor kitap boyu.
Actually a fantastic introduction to Marxist/Freudian analysis for the uninitiated. Genuinely written for a mass audience that don't know a great deal about either, and it rises to that challenge exceptionally well. A great explanation/extension of Marxist alienation and Freudian libido etc...
You will have to read a lot about genitals and "analism", and, like another reviewer said, it struggles to fully transcend this slightly archaic source material, but it is worth a read if you're new to the topic. It filled in some gaps in my knowledge.
This was rather an interesting read, wish it would´ve been a bit longer and in-depth but it´s a nice introductory text to the subject (that one subject everyone´s talking about and none know where it´s going to take us). I recommend this book to people who are looking more into the subject, want to learn about what´s happening and how we got to this point. Of course you will need to read a little bit more about the subject (maybe history books and one or two current articles).
The overview of Marxist psychoanalysis makes it worth reading as an introduction or refresher. I was disappointed that the "progressive counter-offensive" promised in the blurb was not articulated at length. Interesting but not essential.