Zizek için Tarkovski'yi ilginç kılan onun filmlerindeki özgün biçimdir. Tarkovski maddi unsurları zamanın kendisi olarak kullanır ama aniden en içsel alana ilişkin olan zamanın melankolikliğini, belirsizliğini bize hissettirir. Zizek'e göre Tarkovski'de gerçekliğin tam da maddi dokusunun dağılmasıyla ruhani bir derinliğe ulaşılır. Tarkovski, kendimizi maddi gerçekliğin üstüne yükselterek ulaştığımız standart ruhani motiflerin ötesine, daha derin, daha önemli deneyimlere sürükler bizi. Tarkovskici mıntıkada özel hiçbir şey yoktur, her şey aynı ve bildiğimiz gibidir. İşte tam da bu sebepten inançlarımızı, korkularımızı, iç dünyamıza ait şeyleri buraya yansıtabiliriz. Lacancı psikanalizin araçlarıyla Tarkovski'nin materialist bir yorumunun da mümkün olabileceği tartışılıyor bu metinde.
Slavoj Žižek is a Slovene sociologist, philosopher, and cultural critic.
He was born in Ljubljana, Slovenia (then part of SFR Yugoslavia). He received a Doctor of Arts in Philosophy from the University of Ljubljana and studied psychoanalysis at the University of Paris VIII with Jacques-Alain Miller and François Regnault. In 1990 he was a candidate with the party Liberal Democracy of Slovenia for Presidency of the Republic of Slovenia (an auxiliary institution, abolished in 1992).
Since 2005, Žižek has been a member of the Slovenian Academy of Sciences and Arts.
Žižek is well known for his use of the works of 20th century French psychoanalyst Jacques Lacan in a new reading of popular culture. He writes on many topics including the Iraq War, fundamentalism, capitalism, tolerance, political correctness, globalization, subjectivity, human rights, Lenin, myth, cyberspace, postmodernism, multiculturalism, post-marxism, David Lynch, and Alfred Hitchcock.
In an interview with the Spanish newspaper El País he jokingly described himself as an "orthodox Lacanian Stalinist". In an interview with Amy Goodman on Democracy Now! he described himself as a "Marxist" and a "Communist."
İncecik küçük bir kitap olduğu için önermek istemiyorum. İnsan bu tarz konularda dolu dolu 300+ sayfa okumalı bana göre .
Bu arada filozof / yazarın kalemi ile ilk tanışmam olduğu için bir ara baya bocaladım . Zira anlamamaktan çok korkuyorum .
Neyseki izlediğim bir filmde buluşunca anlayışlarımızsa senkronize oldu .
Bu tarz film incelemeleri üzerinden derin derin muhabbetlere girince yaa ben izlememiş sadece bakmışım diyorum.
Açıkcası Žižek ile birbirimizi dürte dürte popcorn eşliğinde film izlediğimi düşündüm de ,iyi bir partner olmayacağına karar verdim 🤣 Bu kadar koyu karanlık bakış bana fazla geldi .
Kitap büyük oranda Tarkovski'nin Stalker(İz Sürücü), Solaris, Nostalghia(Nostalji) ve Offret (Kurban) filmlerinin belli başlı kavramlar (İd-Makinesi, Düşünen Şey vb.) çerçevesinde yapılan analizinden oluşuyor.
Filmler sık sık birbirleriyle karşılaştırıldığı için, kitabı okumadan önce bu 4 filmi izlemek yararlı olabilir. Mesela, İz Sürücü'deki Oda ile Solaris gezegeninin yüzeyi arasındaki ilişki, Arzu ve Dürtü arasındaki fark ile düşünülürken, Nostalji ve Kurban'daki fedakarlıklar, inanç mefhumu etrafında tartışılıyor.
İlk bölüm Lacan'ın epey tartışmalı "Cinsel ilişki yoktur" cümlesini, Titanik, Işığın Bittiği Yer, Derin Darbe ve benzeri "facia" temalı filmlerden seçilen örnekler aracılığıyla açıklamaya çalışıyor. Çiftlerin kavuşmasına mani olan ya da aracılık eden kozmik faciaların nitelikleri, işlevleri sorgulanıyor.
Bu filmlerde çoğunlukla gerçekleştirilen operasyon, içsel bir imkansızlık olan cinsel ilişki sorununu, dışsal bir engelin (Titanik'te buzdağı, Derin Darbe'de göktaşı vs.) mani olduğu bir potansiyel haline çevirmekten ibaret Zizek'e göre.
Zaten kendi içerisinde imkansız olan bir şey, dış bir engele yansıtılarak, engel aşıldığı takdirde, gerçekleşmesi muhtemel olan bir ihtimal haline geliyor. Bu aynı zamanda ideolojinin de fantazi aracılığıyla kendisini işler kılabilmek için yapmak zorunda olduğu bir hamledir. Misal, Faşizm'de organik bir cemaat oluşturmanın önündeki engel olan Yahudi figürü, ideolojik bir işlemle, Alman ulusunun saflığa ulaşabilmesi için ortadan kaldırılması gereken düşman haline geliyordu.
Zizek, İd-Makinesi adlı diğer bölümde de Freud'un 3 psişik katmanından biri olan İd'in sinemadaki izdüşümlerinden örnekler veriyor. Kantçı Düşünen Şey mefhumunun kusursuz bir örneği olduğunu düşündüğü Solaris gezegenin yüzeyini, tatmin edilemeyen fantazileri somutlaştıran bir makine olarak görüyor.
Son bölümde Tarkovski, Materyalist bir teolog olarak lanse edilip, Marksist düşünceyle karşılaştırıyor. Kapitalizmin soyut evrenselliğine, ruhanilikten arınmış faydacılığına zıt olarak Tarkovski'nin filmlerindeki maddesel doku, doğanın ve endüstriyel uygarlığın iç içeliği, sular altında kalmış beton tüneller, terk edilmiş fabrikalar vs. ön plana çıkarılıyor.
Kitap, Tarkovski'nin ikilemine dair bir soruyla sona eriyor : İdeolojik projesiyle (anlamı yaşatmak, anlamsız bir fedakarlık edimiyle ruhaniliğe erişmek) sinemasal materyalizmi arasında bir mesafe var mıdır? Zizek'in verdiği örnekteki; Tarkovski'nin kahramanlarının gökyüzüne bakarak değil, yere bakarak dua ettiğine dair gözlem, bence aradaki mesafenin ne kadar kısa olduğuna dair bir yorum yapabilmemizi sağlıyor.
" Solaris è la cosa, la cieca libido materializzata, mentre la Zona è il vuoto che sostiene il desiderio"
Libro interessante anche se l'analisi dei film si basa quasi interamente sulle teorie lacaniane che riconducono perlopiu alla sfera sessuale. Altro contro: di 47 pagine forse la metà parlano di Tarkovskij e sicuramente nemmeno un terzo di stalker. Pro: punti di riflessione sui film del regista nella loro interezza.
Tüm varlığımın fiziksel işler yapmakla koşullandığı bir dağ tepesinde bu metni bulup okudum ki bir zamanlar dışarıdaki dünyada olduğumu sandığım kişiyi hatırlatsın ve bana baş edemediğim kibrimi ayağa kaldırmak için biraz omuz versin. İnsanın zizek ten sahiciliği şüpheli bir destek umması ne zavallıca. Ağzına eder bırakır. Daha ala destek mi var. Bu dağ başında bıdı bıdı derdoluk ederken “uydurma fedakarlık” dediği şey ben değil de kim ki?
Tarkovski filmlerini Lacan üzerinden okumak istiyorsanız güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Amaç Tarkovski filmlerini analiz etmek ise kitap hayal kırıklığı yaratabilir. Tarkovski'yi Lacan okumaları için malzeme etmiş. Kitap akıcı ve sürükleyici değil.
“Questa opposizione spiega anche le diverse modalità con cui la Zona e Solaris si pongono in relazione con l’economia libidica del soggetto: nel mezzo della Zona esiste la stanza dei desideri, il luogo in cui il desiderio del soggetto viene esaudito qualora il soggetto rientri, mentre la cosa-Solaris non restituisce i soggetti che le si avvicinano il loro desiderio, ma il nucleo traumatico del loro fantasma...
Libello pieno di idee, molto fecondo e della giusta lunghezza per evitare di entrare in disarmonia con Zizek - e ci vuole un attimo, ché tende di sbieco alla pesantezza.