Minik dönemsel ince bir aşk romanı. Büyük ada Splendid otel, 1924 tarihli olarak öyküde yer bulmuş:)
Yeşilçam’a egemen olan, aşkı reddeden, namuslu kadın klişesi ve bakışı da burada mevcut. Dönemin söylemi de diyebiliriz tabii ama oldukça sinir bozuyor.
S75 “bir kadın ilahi varlığını, değerini bilmeyince kadın değil yalnızca bir dişidir. Her dişi gibi aşağılanmış ve kirli bir mahluktur.”
Sensin kirli Mehmet Rauf diyelim😁😝
S69 “Evet, şairin sözü doğru: Yüz bin türlü aşkı, tek bir isimle çağırıyoruz. Önce, ancak pek genel hatlara ayırmak üzere heves aşkı var. Aşktan söz edildiğini işite işite ya da romanlarda okuya okuya, bu o kadar övülen şeyi, biz de yapmak arzusuna kapılıyoruz. Herhangi bir kadını sevmeye özeniyoruz ve özenti bir aşka giriyoruz.
Sonra zevk aşkı var. Nasılsa tanıdığımız bir kadından aldığımız zevki, kendi kendimize büyütüp aşk mertebesine yükselterek, aşk taklidi yapıyoruz.
Sonra gurur aşkı, sonra inat aşkı, sonra ihtiras aşkı, sonra itiyat aşkı var. Var, var ve en sonra, aşk aşkı var. Yani bir aşk ki, ta özelde, ruhların, mukadderatın tartılıp dağıtıldığı zaman, ilk Eflatun’un tarifine göre dişi ve erkek olmak üzere iki kısıma ayrılarak hayatlarında birbirini arayıp bulmakla görevlendirilmiş iki mahlukun dünyasındaki ilahi tesadüfleri var. Yani, hiç heves duymaksızın, hiçbir yönelime, hiçbir tesire tabii olmaksızın, en bilemediğimiz bir zamanda karşınıza çıkar ve ancak o ezeli bağın sıcak ve yararlı etkisiyle sizi çekip bağlayan aşk! Asıl aşk var.”