Genç bir kızı, bir test kitabının iki kapağı arasına sığdırmaya çalıştığınızda ne olur? Cevap a) neşeli, b) karmaşık, c) heyecanlı.
Cevap çeşitli, cevap kesin değil, iki seçenek arasında bırakıyor insanı. Yine de telaşa lüzum yok. Yanlışların doğruları götürmediği, bilakis onu inşa ettiği bir dünyadayız. Elif Sena Ergin bu ilk kitabında kaybolmanın heyecanını, kendi kararlarını vermenin coşkusuyla harman ediyor. Bize de okumaktan başka bir seçenek kalmıyor.
İstanbul Üniversitesi psikoloji bölümü mezunu. Lise yıllarından beri İtibar, Post Öykü, Ada, Havsala, Yel Değirmeni gibi çeşitli edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlandı. İlk kitabı İçler Düşler Çarpımı 2018 yılında İz Yayıncılık'tan, ikinci kitabı "Kaybolduğun Sularda Yüzüyorum" 2021 yılında Ketebe Yayıncılık'tan çıktı.
Erkek kardeşim, söz konusu kitaplar olduğunda bana "öğütücü" der; maalesef bu, aşırı kitap okuduğumdan da değil (white collar problems), okuduklarımı kolay kolay beğenmemem yüzünden. Bunun sebebini çok düşünmüşümdür, ama yeni başladığım Dune'un önsözünde şöyle bir şey okudum ve bu beni biraz aydınlattı: "İyi bir kurgu, iyi edebiyattır".
Bu kitabı ben bizzat yazarından aldım, çiçek gibi imzalıydı ve rock'n roll suşi gibi keyifli bir an'a eşlik etmişti. Ama malum fena bir öğütücü olduğum için kitabı çok objektif olmaya çalışarak okudum. Ve (bana göre) ilginçtir, çok beğendim.
Sanırım bu biraz kitapta anlatılan Sena ile aramda pek çok ortaklık olması yüzünden: Heyecan ve macera arayışı, matematik ve geometriyi yapamamak, aileye haber verme içgüdüsü... İçeriğin fantastik tarafı bir yana, kitabın örgüsü çok güzel: Bir bölümün bitişiyle öteki bölümün başlangıcı bende uyumlu bir izlenim bıraktı; sanırım bir şarkı gibiydi, hatta Justin Timberlake'in What Goes Around'u gibiydi filan.
Üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız, bir gün masasında "bugün kütüphaneye gitme" yazılı bir not bulur. Ve tabii ki kütüphaneye gider. Kendini nasıl bir maceranın içinde bulacağı hakkında en ufak bir fikri yoktur. Olaylar gelişir. Dağlar, çöller, denizler aşar; gizemli insanlara rastlar; ne kadar arasa da belediye binasının nerede olduğunu bir türlü bulamaz. Üstelik tüm yolculuğu boyunca yalnızca yulaflı bisküvi yer.