"ben burada artık harf dizmiyorum, evreni alıyorum askıya," diyor eftelya şiirlerden bir tanesinde. çoğumuz şiir yazarken kafiyeyi, birbirine uyumlu sözcükleri aramayı önceliklendirirken o kendi gözüyle, kadınların, çocukların, acı çekenlerin gözüyle gördüğü ve anlamaya çalıştığı dünyayı anlatıyor bize. sadece bir resim çizmiyor ama aynı zamanda çığlıkların, fısıltıların, metallerin ve toprakların yankı yaptığı seslerle bir senfoniyi de duyuruyor. mücadelesini yalnızca gürültüyle ve yakıp yıkarak değil, hissettiğine yakın bir şeyler hissetmiş hepimizi de biraz kucaklayarak ve bizimle omuz omuza durarak anlatıyor. bana da okudukça üstüme özenle örülmüş, ucundan nar taneleri sarkan bir dantel örtmüş gibi hissettiriyor.