Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kırık Rahvan

Rate this book
‘‘Sultanları deviren, kahramanları, zavallıları ve korkakları doğuran zamandır. Dünya, bir adım önde yürümek isteyenlerin başının gözünün sadakasıdır. Hayal kurmak da ibadettir. İbadetten sual olunmaz.’’

Semih Öztürk, Kırık Rahvan'da birbirine teyellenen öyküler anlatıyor. Kahramanları öyküden öyküye gezdikleri gibi, bazen İstanbul'un karlı bir gecesinde, bazen bal karıncalarının yarıştırıldığı bir hamamın en izbe köşesinde, kuş uçmaz kervan geçmez bucaklarda da dolaşıyorlar. Ama hiç aceleleri yok, üç günlük dünyanın iki gününü oyalanarak geçiriyorlar! Okuru da bu büyülü dünyanın içine çabucak çekiyorlar...

136 pages, Paperback

First published May 17, 2024

Loading...
Loading...

About the author

Semih Öztürk

11 books10 followers
1989’da Giresun’da doğdu. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü mezunu. İlk kitabı Önce Dağlar Kar Tutacak, 2018 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görüldü ve aynı yıl Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. Kedisi Palto ile İstanbul’da yaşıyor ve özel bir reklam ajansında metin yazarlığı yapıyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
21 (37%)
4 stars
23 (41%)
3 stars
9 (16%)
2 stars
3 (5%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 12 of 12 reviews
Profile Image for Murat Dural.
Author 21 books634 followers
April 14, 2026
Benzerleri arasından öykünün renk paletine kendi özgünlüğü ile giren bir ses, kalem Semih Öztürk. Öyküler birbirine bağlı olduğu için ben bir roman gibi okudum eseri. Tek eleştirim ilk öykü itibariyle pozitif anlamda, neredeyse "İhsan Oktay Anar" tarzını başarıyla uyguluyor derken öykülerin gittikçe diyalog ve tiyatral bir tarafa dönmesi. Baştaki gibi gitseydi beş yıldız farz olurdu. Sevgili Semih Öztürk'ün iyi bir yazar olduğunu düşünüyorum. Takipteyim.
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,538 followers
Read
April 8, 2026
türk edebiyatında öykü yükselen tür olmaya devam ederken iki ana hatta ilerliyor gibi. biri daha sade, eksilterek yazılan, modern hayata dair, benim de kendimi daha yakın bulduğum hat. diğeri ise gelenekten, taşradan, tarihten beslenen, klasik anlatıcılarla anlatılan, olayın merkezde olduğu hat.
semih öztürk’ün önceki kitaplarını okumadım, normalde ilkten başlamayı severim ama üçüncü öykü kitabı “kırık rahvan”ın bahsettiğim ikinci gruba dahil olduğunu söyleyebilirim. geleneksel öykülerden farkı ise hemen hemen bütün öykülerin bir biçimde birbirine teyellenmesi ve yine modern öykünün bir özelliği olarak sonların belirgin olmaması.
altı öyküde oluşan kitabın dili dolu dizgin, rahatça akıyor, yapılan işler, karakterler istanbul’la beraber derince işleniyor. argonun, günlük dilin de ustalıklı kullanımıyla hamamlardan, karıncalarla oynanan kumarlardan, güvercinlerle uyuşturucu temin edenlerden mütevellit bir hayal yolculuğuna çıkıyoruz.
her şeyi ve her karakterin düşündüğünü açıklayan tanrı anlatıcı yazarın işini pek çok yerde kolaylaştırmış çünkü bazı öykülerde zaman aralığı epey uzun ve geçmişten bahsetmek gerekiyor. genel olarak öykülerde vicdanlı olma, iyi insan olma temaları seziliyor.
geleneksel olana dayanan bu tarihi öykülerde uçların bu denli açık bırakılması, cüce meselesi, ayının ne olduğu, karanfil’in, işmar’ın başına gelenleri bilemememiz bana biraz klasikle modernin uyuşamaması gibi geldi. sezdirilen gizemli olaylar bir yere bağlanmıyor, uçlar açık kalıyor. tabii bu yazarın tercihi ama bu bilinmezliği yukarıda bahsettiğim ilk hattaki öykülere daha çok yakıştırıyorum.
yine de özellikle hayvan düşmanlarıyla çepeçevre sarıldığımız bu günlerde, korkunç yasanın çıkmasına önayak olanlar yol açtıkları şeylerin farkında bile değilken bu denli hayvanlarla ve elbette sevgiyle dolu öyküler okumak iyi geldi. elinize sağlık semih öztürk.
Profile Image for Bahar.
204 reviews37 followers
March 20, 2026
Gerçekle rüyanın sınırında dolaşıp masala dönüşen öyküler…
Birbirinden bağımsız görünseler de aralarında sezdikçe derinleşen büyülü bir bağ var.
Semih Öztürk dili öyle akışkan kuruyor ki, bir süre sonra ne anlatıldığından çok o masalsı akışın kendisine kapılıyorsunuz.
Okurken kendimi bir hayal evrenine bıraktım; ne zaman başladım, ne zaman bitti fark etmedim.
Özellikle atmosfer kurmadaki gücü ve dil işçiligi kitabı öne çıkarıyor.
Benim için etkileyici bir okuma oldu.
Profile Image for Başak Bircan.
45 reviews2 followers
October 26, 2025
Semih Öztürk’ün Telaş Bandosu’nu okuduğumda, dilinin ritmiyle dikkatimi çekmişti; ama Kırık Rahvan’da bu ritim olgunlaşıp derinleşmiş. Yazarın dili artık hem şiirsel hem sade; sözcüklerin içinden bir iç ses, bir yankı geçiyor. Cümlelerin temposu, bir müzikalite taşıyor — bazen içe dönük bir ezgi, bazen dış dünyaya açılan bir yürüyüş gibi.

Hikâyeler arasında kurduğu bağlar, tematik bütünlük ve semboller — özellikle “yol”, “kırık”, “sessizlik” gibi imgeler — kitabı sıradan bir öykü toplamının ötesine taşıyor. Bir hikâyedeki duygunun yankısını bir sonrakinde duyuyoruz; bir karakterin sessizliğini, başka bir hikâyede bir manzaranın içinde yeniden buluyoruz. Karakterler sadece öykülerin içinde değil, o öykülerin ortak atmosferinde de yaşıyormuş, birbirlerine görünmez iplerle bağlanmış gibiler.

Zaman zaman geçmişe, geleceğe dönüp birbiriyle kesişen, örtüşen, birbirini tamamlayan hikâyeler anlatma biçimi bana İhsan Oktay Anar’ın anlatı dünyasını anımsattı. Elbette Semih Öztürk’ün üslubu bütünüyle kendine özgü; dili çok daha sade, içe dönük ve duygusal bir ritme sahip. Ancak hikâyeler arasındaki geçişlerin doğallığı, olayların birbirine görünmez bağlarla örülmesi ve zamanın akışının esneyip katmanlaşması, Anar’ın çok katmanlı anlatılarını hatırlatıyor. Bu benzerlik bir etkilenmeden çok, anlatıcılık geleneğine benzer bir duyarlılıkla yaklaşmanın sonucu gibi: Öztürk de tıpkı Anar gibi, okurunu hikâyeler arasında gezdirirken zamanı ve mekânı bükebiliyor — ama bunu kendi sessiz, içsel evreni içinde yapıyor.

Bir anlamda, Anar’ın dış dünyaya bakan labirentini Semih Öztürk insanın iç dünyasına çeviriyor. Anar’ın karakterleri tarihin, mitin ve bilginin içinde yaşarken; Öztürk’ün karakterleri sessizlik, yol ve kırılganlık içinde var oluyor. İkisinde de hikâye anlatıcılığı bir tür varoluş biçimi; fakat yönleri farklı: Anar dışa ve yukarıya bakarken, Öztürk içe ve derine bakıyor.

Semih Öztürk’ün hikâyelerinde hem kırılganlık hem direnç var; bu ikili denge, kitabın duygusal gücünü artırıyor. Kırık Rahvan, yazarın hem dil hem yapı açısından belirgin biçimde geliştiğini gösteren, olgun ve bütünlüklü bir kitap olmuş. Okuyucusu bol olsun.
Profile Image for Seda.
37 reviews2 followers
September 3, 2024
sondan başladım semih öztürk okumaya. kırık rahvan, yazarın son öykü kitabı. başka bir kitabı okurken biraz bakayım dedim ve bırakamadım elimden. büyüsüne kapıldım heralde ben de.

civan, işmar, canzâde, basri ağa, çelebi, çingen ismet, karanfil ve gece… hepsi birbiri ile bağlantılı birçok karakterle özlediğimiz istanbul’u geziyoruz bolca. karda, karanlıkta. her öyküde başka yerdesiniz, başka mevsimde.

hepsi birbirinden güzel öykülerle dolu bir kitap ama en çok “gece ve karanfil”i sevdim ben. okuru bol olsun.
Profile Image for Simdineokuyorum.
266 reviews5 followers
July 15, 2024
Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve son olmayacağı kesin.

Istanbul'un karlı sokaklarında geçen birbirine bir ṣekilde bağlı uyku ile uyanıklık arasındaki hikayeleri çok ama çok beğendim. Kesinlikle roman okuyucuları için yazılmıṣ bir kitap, hikayelerin birbiriyle bağlı olması bir roman ya da novella hissi yaratıyor

Özellikle yazarın bu kadar güzel Türk filmi tadında Istanbulu ve o zamandaki insanları tasvir edebilmesi takdirimi kazandı.

Mutlaka okuyun.
Profile Image for Büşra.
32 reviews2 followers
July 17, 2024
Yazardan okuduğum ikinci kitabı idi. İlk kitap beni nasıl etkiledi ise ikinci kitapta aynı şekilde etkiledi. Yazarın İlk kitabını kalabalık bir mekanda okumuştum ve bitirdiğim de bütün sesler susmuş ve sadece kitap karakterleri var gibi hissetmiştim. İkinci kitabı okurken de sadece Üsküdar yaşadım, dolaştım ve bitirdim gibi hissettim.
Yazarın kalemine ,kitaplarının kurgusuna, hikayelerinin birbiri ile ilişkili olmasına hayranım.
Herkesin yolunun Semih Öztürk ile keşismesini istiyorum.
Profile Image for Fact100.
485 reviews40 followers
August 25, 2024
İlk öykü kitabı "Önce Dağlar Kar Tutacak" ile 2018 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülüne lâyık görülen Semih Öztürk'ün üçüncü öykü kitabı "Kırık Rahvan", geçtiğimiz aylarda yayımlandı. Yazarın kalemiyle tanışmama vesile olan "Kırık Rahvan", bir öykücünün hayallere göstermesi gereken sevgiyi kanıtlarcasına özenle dokunmuş bir kitap.

"Asıl uğursuzluk insanı insandan ayıranlardadır."

Semih Öztürk, kitaptaki karakterlerden biri olan Karagözcü (Hayalî) Civan'dan el almışcasına, hangi zamanda geçtiği müphem masallardan doğan imgeleri, perdesi gibi kullandığı sayfalara yansıtmış.

"Kırık Rahvan"da, birbirine sızan altı öykü yer alıyor. Bunlar yer yer birbirini tamamlıyor, yer yer bir karakterin geçmişini veya geleceğini aydınlatıyor. Biçimsel ve bağlantısal birkaç farklılıkla romana da çok yakın duran "Kırık Rahvan"ı okurken, "Üsküdar'da Bir Kış Vakti" diyebileceğim kadar "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti" düştü aklıma. Sevgi Soysal'ın harika eserindeki yapıyı hissettirmesi hoşuma gitti.

İnsanı, hayatı ve kaderi öykülerine serpiştiren Öztürk, Gece, Karanfil, İşmar ve Hamamcı Basri gibi unutulması zor karakterler oluşturuyor. Gerek Öztürk'ün anlatış biçimi, gerekse Karanfil'in babasına masalları, öykülere, "Binbir Gece Masalları"ndan çıkmış gibi bir hava katıyor. Yazarın ve karakterlerin düşleri okuyucuyu da bir başka hayal âlemine farketmeden çekiveriyor.

"Aklını ruhunla eş tut, sakın ola birbirinden ayırma. Biri yolda kalsa öbürü imdadına yetişir mutlaka."

Tarihimizden gelen ögeler ve zengin dil mirasımızı kullanma yönünden en başarılı yazarlarımızdan biri olan İhsan Oktay Anar'ın anlatımındaki masalsı damardan akan nektarın tadı, olay örgüsü ve kelime seçimi yönünden daha erişilebilir bir tutum benimsediğini düşündüğüm Öztürk'te de hissediliyor.

Yazarın okuduğum son kitabı olmayacağına emin olduğum, kökenini kültürümüz ve hayallerden alan, üslubuyla, edebiyatımızın usta isimlerine saygısını ortaya koyan, zekice oluşturulmuş bu zarif ve etkileyici öykü kitabını tüm öyküseverlere öneririm.

Diğer alıntılarım:

‘’Yeryüzünde bunca kötülük varken, üstelik her biri insan eliyle gerçekleştirilirken dizini kırıp oturamazdı. Elbet kırılacak başka şeyler bulunur, değişmesi gerekenler değişirdi. En azından bu uğurda mücadele verilirdi.’’

"Böyle zamanlarda kendini çekip çevirmek konusunda mahir olan herkesin en iyi bildiği şey, üç günlük dünyanın iki gününün oyalamakla geçtiği idi. Geriye kalan bir gün yaşamaya, sevilmeye ve şair duyguların tesadüfüne bile yetmezdi. Mevsimler gelip geçerken değişen her şey günün sonunda hükmünü yitirir, geriye yalnızca gölgesini bırakırdı."

"Keder nereden gelirse gelsin dayanmak için hatırlamak gerektiğini babasından öğrenmişti. Şayet sabrın sonunda selamet olacaksa iyiyi ve güzeli yeniden hatırlatmak, içindeki dehlizlerden yeniden ve yeniden yaşatmak gerekirdi. Yazılı olmasa da kural buydu. İnsan olmanın eksikliği de fazlalığı da sabırla yoğurulmalıydı."

"Sultanları deviren, kahramanları, zavallıları ve korkakları doğuran zamandır. Dünya, bir adım önde yürümek isteyenlerin başının gözünün sadakasıdır. Hayal kurmak da ibadettir. İbadetten sual olunmaz."
Profile Image for Hale Senozgen Burus.
98 reviews7 followers
March 18, 2026
Semih Öztürk’ün okuduğum ilk kitabı Kırık Rahvan.Okurken bir öykü kitabı okuduğumu sık sık unuttum. Metinler birbirinden bağımsız öyküler gibi görünse de aralarında kurulan bağlar, kitabı zihnimde tek parça bir romana dönüştürdü. Bu geçişler öyle doğal ki, bir hikâyeden diğerine geçerken kopmak yerine daha da derine, detaya çekiliyorsunuz.
En çok etkilendiğim şeylerden biri İstanbul’un ve Üsküdar'ın tasviriydi. Belki gurbette olduğum içindir. Şehir, sadece bir arka plan değil; neredeyse yaşayarak hikayeye eşlik ediyordu. Sokaklar, anlar ve detaylar, kullanılan dil o kadar sahici ki, okurken zihnimde çok net bir İstanbul kuruldu.Bir de metinlerin içindeki deneme tadı… Yazarın düşünceyle hikâyeyi iç içe geçirme biçimi çok dengeli. Ne anlatıdan koparıyor ne de düşünceyi yüzeyde bırakıyor. Bu geçişleri okumak ayrı bir keyifti.
Dilin sadeliği ve ritmi, anlatılanların ağırlığını daha da görünür kılıyor. Gösterişsiz ama etkili bir anlatım var; tam da bu yüzden hikâyeler uzun süre zihinde kalıyor. Karekterler bir öyküye göre son derece derinlikle kurgulanmış.
Kırık Rahvan, sadece iyi yazılmış öykülerden oluşan bir kitap değil; aynı zamanda bütünlüklü bir okuma deneyimi sunuyor. Bende bıraktığı his, bir kitabı bitirmekten çok bir yolculuktan çıkmak gibiydi. Yazarın diğer kitaplarını merakla okuyacağım.
Profile Image for Zehra Birsan.
6 reviews
April 14, 2026
Cok akici bir dil ve sarki dizeleri, siir misralari gibi ahenk icinde bir araya getirilmis cumleler, oncelikle cok keyifli bir okuma tecrubesiydi. Hikayeler hepsi birden bir butunluk olusturuyor, onun icin oyku mu roman mi tartismasina acik. Belki de tam da bu sebepten, her biri de biraz yarim birakilmis, aceleye getirilmis, sIkIstirilmis hissi uyandirdi bende. Neden Bastika ile Metanet'in akibetini bilemedik veya Karanfil'in mesela.

Yazar, kitap kulubumuzun toplantisina da katildi ve bize cok guzel, samimi ve aydinlatici aciklamalar yapti. Yazis tarzinin yazarken kendi kendine gelistiginden, onun da bu akisa hic mudahale etmediginden, etmek istemediginden bahsetti. Bu, kismen yarim kalmisligin sebebini aciklasa da, benim kastettigim yarim kalmislik, yazarin kendisinin sebep olduklariydi. Mesela, bir kahramanin oyle bir ozelliginden bahsediyordu ki, bu bahis konusu olmasa asla merak edip acaba sorusu sormazsiniz (spoiler olabilir, ama adem babalarinin kumarda kendilerini kaybedip senet imzamalari konusu mesela). Oraya belli bir nihayi amacla kondugunu dusunduren bazi konularin devaminin getirilmemis olmasi anlaminda bir yarim kalmislik hissiydi benimkisi.

Bu sebepten, cok fazla ve iyi malzeme, cok kisa ve sayisi az hikayeye sIkIsmis hissinden kurtulamadim.

Ihsan Oktay Anar'in masalsi tarihi anlatim bicimiyle yazilmis. Bence cok da guzel olmus.
Profile Image for winemutha.
132 reviews3 followers
July 25, 2024
Uzun zamandır böyle “maneviyatı” yüksek bir metin okumamıştım. Hiç sevmem bunu da sevemedim. İyiler ve kötüler siyah beyaz gibi ayrık, ikinci öyküdeki çingene bireyin konuşması yer yer düzeliyor tuhaf geldi unutulmuş sanırım. Öykülerin birbiriyle bağlantılı olmasını sevdim sadece, başlamış bulunduğum için bitirdim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 12 of 12 reviews