"Entschuldigen Sie, können Sie mir vielleicht sagen, wie ich heiße?"- "Klar. Dein Name ist Isabel, und du bist meine Verlobte."
Kaum zu glauben, aber es könnte was dran sein: Isabel hat ihr Gedächtnis verloren und keinen Schimmer, wer sie ist und woher sie kommt. Fabio, Eigentümer eines schicken Restaurants, sieht nicht nur aus wie ein Gott, sondern kocht auch so - und soll also ihr Verlobter sein.
Doch warum lässt er seinen betörenden italienischen Charme nur bei anderen Frauen spielen?
Eva Völler wurde 1956 in Velbert geboren. Bekannt ist sie nicht nur unter ihrem bürgerlichen Namen, sondern veröffentlichte auch unter den Pseudonymen Charlotte Thomas, Francesca Santini, Anne Sievers, Paula Renzi, Sibylle Keller, Elena Santiago, Line Bruns und Ina Hansen. Sie studierte Philosophie und Rechtswissenschaften in Frankfurt am Main und legte 1986 ihr zweites juristisches Staatsexamen ab. Nach ihrem Studienabschluss arbeitete Eva Völler sechs Jahre lang als Richterin und anschließend bis 2005 als selbstständige Rechtsanwältin bevor sie sich ganz dem Schreiben widmete. Insgesamt veröffentlichte sie Bücher verschiedner Genre. Von Reiseliteratur, Komödie, Krimis, Thriller und historische Romanen blieb nichts unversucht. Völlers Romane erreichten eine Gesamtauflage von 1 Million und wurden in mehrere Sprachen übersetzt. Für ihren Roman »Wenn der Postmann nicht mehr klingelt« wurde ihr 1995 der Frauengeschichtenpreis von der Verlagsgruppe Lübbe verliehen. Ihr Roman »Vollweib sucht Halbtagsmann« wurde mit Christine Neubauer in der Hauptrolle verfilmt. Zusammen mit ihren Kindern lebt Eva Völler am Rande der Rhön in Hessen.
Bu yorum aynı zamanda Romancekolikte yayınlanmıştır.
Çok uzun zamandır okumak istediğim namını duyupta fırsat bulamadığım kitabı arkadaşımdan okudum. Pazartesi Erkeği. "Bu ne?" diyebilirsiniz zira bende dedim anlamını öğrenincede çok ilginç geldi.Anlamı: Maço, despot, kıskanç, değişikliği sevmeyen gelişmemiş ayularumıza bu genel ad takılmış. Ama efenim gel gelelim ben bu lakabı pek yahşi, kara kaşlı, italyanlığını sapına kadar gösteren o yakıcı bakışlı Fabioyla özdeşleştiremedim, yapamamda! Kim yapabilir? Cesareti olan şimdi ortaya çıksın yoksa sonsuza kadar sussun!
Neyse öhöm konumuza dönelim.Olay bizim pek yahşi, paris çıkışlı Fabio'muzun bir ahçı olması, bebeciği göz bebeği olan pek meşhur lokantasının yakılması üzerine başlar. Kızımız Isabel herkesin deyimiyle tam bir zengin sürtük gibidir ve Fabio'nun yeniden kurmak istediği bir malikanede düğününü planlamak için yeri görmeye gelir ve dı dı dınnnn. Hiç heveslenmeyin bildiğiniz kedi gibi birbirlerine çemkirip durdular ilk baştan.Kız tabi iç mimarlık okumuş, görmüş geçirmiş, elinde nal gibi kafa yaracak taşla, ayağında ve üstünde özel yapım kıyafetlerle etrafta tozuttururken bizim Fabiomuzun gözlerine ziyafet aklına, cinnet geçirttiriyordur. Hakikatten, şimdi hak vermek lazım o yıkıntıyı Fabio nasıl düzeltti bende anlamış değilim zira bina yıkıldı, yıkılıcak gibiydi. Kızın düğününü orda yapmamak istemesine şaşmamak lazım. Lütfen sezarın hakkı sezara yani.
Neyse kızımız büyük salonu görmesiyle malikaneye bir güzel veriştirmekle beraber bu işin olmayacağını anlamış bulunmaktadır. Tam salondan çıkarken birde güzel kafasına kapı yiyecektir ki kaderin yağlı ellerinden kayıp sıvışmış, bu kazadanda kurtulmuştur. Nişanlıcağızını aramaya çıkarken korku filmi tadından dakikalar geçirir ve o arada sevgilisinin yakın kız arkadaşıyla çıkardığı sesler kızın kafasına öyle bir balyoz darbesi vurmuştur ki kız o sarsaklıkla merdivenlerden patır kütür düş, çok şükür hayatta ama şans insana bir kere gülüyor ikincide kurbanı olursun böyle.
Fabio'nun eski sevgilisi belalı kuzeniyle beraberdir ve adam bunu küçüklükte Fabio'nun dağ onun ise kız bisekletine sahip olması, lafta çok sevdiği büyük annesinin vasiyetini o değilde bizim pek ballı Fabio'nun alması ve şimdi de sevgilisinin sürekli Fabio'nun adını ağzına alıp her türlü - kesinlikle kadında cazgırlıkta sınır yok!- yapması üzerine Fabio'yu öldürme dürtüsü içindedir. Bizim saftiri çapkınımızda Isabel adında bir nişanlısı olduğunu söyler. E tam o arada Isabelimiz bir enkaz - harbi enkaz halindeydi kız 2 hafta hastanede geçirdi - halinde gelip "Ben kimim söyleyebilir misiniz?" diyince bizim kerata Fabio şanslı gününde olduğuna ve canının kurtulduğu sevinciyle derin bir oh çekip "Tabii, senin adın İsabel ve sen benim nişanlımsın" der ve başına aslında çok büyük bir bela açıcak komedinin başlamasına neden olur. Ben çok sevdim okumanızı tavsiye ederim.
Das Buch war ein Frustkauf vom Wühltisch beim Discounter. Vermutlich habe ich mich wegen dem Namen der Hauptfigur hinreißen lassen. Anders kann ich es mir nicht erklären. Knapp 300 Seiten und ich habe Monate gebraucht, das Buch zu beenden. Es plätschert so vor sich hin. Vielleicht ist es als seichte Lektüre für einen Strandurlaub gut geeignet. Aber selbst dessen bin ich mir nicht sicher. Die Protagonisten strotzen vor Egoismus und Selbstverliebtheit. Die Story ist flach und vorhersehbar. Schade - die ersten Seiten haben mehr versprochen. Mehr gibt es dazu nicht zu sagen.
I was so looking forward to this book, and now that I've finished it, I am highly disappointed. Man, was this boring! Oh dear...
At the beginning I still thought, OK, give it some time to develop. But after 100 pages, there was still nothing. And then I started skipping pages. 200 more pages of boringness all over. *yawn*
What a waste of time. And I only give 2 stars because Fabio was kind of hot. And the so called "romance" wasn't that bad but still...