Sayısız mücadeleyi ve engeli aşıp bir araya gelen Gökçen ve Murathan için artık aşklarını doya doya yaşama vaktidir. Tek istekleri birbirlerine sımsıkı sarılmak ve kaybettikleri zamanı telafi etmektir. Ancak olaylar bekledikleri gibi gelişmez ve birlikte kurmaya çalıştıkları küçük dünya daha var olamadan yerle bir olur.
Büyük bir nefret, kayıp ve azılı düşmanlarla dolu karanlık bir girdabın içine çaresizce çekilirler. Gökçen ve Murathan kendilerini zorlu bir yol ayrımında bulacaklardır.
Aşk mı?
Yoksa yaşatmak için yapılan büyük bir fedakârlık mı?
Seçim yapmak ikisi için de kolay olmayacak, hayatın onları sürüklediği dipsiz uçurumlara beraber yürüyeceklerdir.
“İçimdeki yeşillikler o yokken sonbahardı. Dallarımdan dökülen güz yapraklarını yine onu beklerken saydım. Tek, tek, tek. Say Gökçen. Varlığı beklemekten, sevmekten ve geride kalmaktan ibaret olan Gökçen…”
wattpad zamanı ilk okuduğumda çok ağlamıştım ağlak bir sünepe olduğum için ahh ne günlerdi be yaşlandık artık ama hala verdiği duygular aynı seviyorum gökçen'i. buyum ben bu kadarım.
3,5 sanırım. Puanlama işinde iyi değilim. Oturtamıyorum. Ekibi okumayı çok seviyorum hepsine gülüyorum ama ana karakterleri sevmiyorum ilginç bir kombinasyon
Ben bu serinin ilk kitabını çok beğendim ikinci kitabı da kötü deyildi amma üçüncü kitabı hiç beyenmedim baş karakterlere çok gıcık oldum özellikle Gökçene en sevdiyim karakter Timur oldu çünki çok dengeli karakter en sevdiyim çiftde zülküfve sarı kafa oldu en tatlı çiftde alican ve zehra idi . Emek şehit düşdüyünde ağladım o sahne çok üzücüydü
“Hayat bizi dipsiz bir uçuruma sürüklediği zamanlarda aslında gizliden gizliye ruhumuzla bir pazarlığa oturur. İçimizin en karanlık köşelerinde yapılan bu pazarlıkta sunulan iki seçenek olur: Ruhunu ver ya da öl!..”
Onlar ki, çocukluklarından itibaren birbirlerine bağlı, kalple, aşkla.. Önce çocukca, saf ve masumca o minik kalpleriyle birbirlerine ait oldular. Şimdi ise onca mücadeke ve engeli aşıp yıllar sonra yine yeniden birbirlerini buldular. Gökçen ve Murathan iki şehit çocuğu, iki arkadaş, iki yaralı kalp. Ama öylede sevdalı ve kenetli birbirine. Yıllar sonra yeniden birbirlerini bulduklarında yeniden kenetlendiler ya birbirlerine, tutundular ya sevdalarına körü körüne, kurmaya çalıştılar kendilerine küçücük bir dünya. Oysa hayatın onlara yine acı darbeyi vuracağını bilmeden. Nefretle, kinle dolu acımasız düşmanlarla çevrildi etrafları. Karanlık bir kuyuya çekmeye çalıştılar onları yine.
Kendilerini buldukları bu zorlu yol ayrımı acının tohumlarını ekti yüreklerine. Bu yol ayrımı hiç iyi gelmedi onlara. Aşkın peşine takılıp herşeyi birlikte aşmak mı, yoksa fedakarlığa boyun eğip feraha çıkmak mı işte bu seçim zor olacak onlar için. Acıları, kayıpları, hüzünleri ama bağlılıkları onları yine bir arada tutan, güç katan etmenler oluyor. Her bir tim üyesi ayrı, aile üyeleri ayrı, Gökçen ve Murathan ayrı sevilesi bu kitapta. Her karakter her çift öyle güzel öyle deri. İşlemiyor ki serinin her kitabında sanki yeniden tanışıyormuş da kalbimde yer ediniyormuş gibi hissediyorum. Bu seri benım kalbimi çok acıtıyor ama bir okadar da pamuklara sarıyor sanki. Her seferinde bu hisleri bende uyandırması nasıl olası anlamıyorum da🫠. Ama tek bildiğim bu seri iyiki hayatıma girdi, iyiki okudum, iyi ki tanıştım her nir karakterle. Hepsini aldım sakladım yüreğimin en derin köşelerine. Gördüğünüz gibi duygudan duyguya sürüklüyor her bir kitapta bu seri. Yine yer yer kahkalarım havada uçuştu, hıçkıra hıçkıra akıttım da gözyaşlarımı ama değdi, değiyor. Daha ne diyebilirimki🤷🏻♀️ Bu serinin bende uyandırdığı hisler başka çok başkaa söyleyeceklerim bu kadar..
Öncelikle okumadan önce bu yorumu okuyorsan bil ki serinin en güzel, en can alıcı kitabına başlamak üzeresin. Gökçen seri olarak beni fazlasıyla kendine bağlayan bir kurgu oldu zaten lakin 'Güz Yağmurları' sanırım seride her zaman benim için ayrı bir yeri olacak. En çok üzüldüğüm, en çok ağladığım, en çok kalbim gümbür gümbür okuduğum...
Komutan Karakurt'un en güçsüz en savunmasız anına tanık olmak benim için çok zordu. İlk defa bir karakterin çaresizliği oturdu içime. Komutan Karakurt'tan Kepçük'e dönüşünü okumak resmen icimdeki fitili ateşledi desem yalan olmaz.
Gökçen'in ise daha başına ne gelebilir dediğimiz anda kat kat artan bir bela tufanı içinde kalması ve bunlarla başa çıkması o kadar güçlü bir karakter çizdi ki diyecek bir şey bulamıyorum. Üzüldüğüm diğer bir konu ise Gökçen'in içindeki Pamuk'un yavaş yavaş silindiğine tanık olmak ve Doktor Gökçen olarak bir anda büyümek zorunda olmasıydı.
Kitabı okurken bile o kadar çaresiz hissettim ki kendimi sanki doluya koysan olmadı, boşa koysam dolmadı.
Ama tabii bunların yanında Barut Tim'i için artık Aşk Tim'i diyebiliriz gibi geliyor. Aybüke ve Süleyman ise sanırım benim fav çiftim olabilir 😂
Ve şimdi daha ne olabilir, daha bizim başımıza ne gelebilir diyerekten Gökçen 4 - Masallar ve Sonları'nı dört gözle bekliyorum 🫶🏼💕
İlk 2 kitap saf temiz duyguları anlatıyordu. İyidi.Güzeldi. Üçüncü kitapta cinsel içeriklere giriş yapılmış.şimdi şunu söylemek istiyorum.tansiyon iyidir ama bu kitabın okuyucuları daha genç yetişkinler.bu yüzden aşırı buldum.küçük yaş okuyucularına uygun değil bence.bu yüzden aşırı buldum.
Her şeye rağmen buraya kadar gelmeleri çok tatlı bakalım devamını wattpadden okuyacağım kitabı bitirip bu evreni tamamlamak istiyorum güzeldi ilk askeri kurgu kitabım sevdim..🫶🏻
Öncelikle şunu söylemek istiyorum seriyi bitirdim ama dördüncü kitap yüklenmediği için bu kitaba yazacağım.SPOILER UYARISINI İŞARETLEYECEĞİM AMA YİNE DE DİKKAT EDİN ‼️‼️.Bu seriyi cidden şok seviyorum ve bende çok ayrı bir yeri var.Bütün düşüncelerimi açıkça dile getireceğim.Gökçenin şımarıklığını babasını kaybetmesine veriyorum ama asla yaşı gibi davranmıyor ve belli bir yerden sonra çok itici gelmeye başlamıştı.Ayrıca babası şehir olan sadece o değildi,Karakurtlarda babalarını kaybetti.Kitabın ana karakteri olmasına rağmen nefret ettim o derece.Düğün gecelerinde bile Murathana “Öküz,köpek” vs demesi iğreti geldi.Gökçeni bi kenara bırakalım Barut Timine gelelim.Hayatımda okurken en çok zevk aldığım insanlar olabilirler.Birbirlerini her an korumaları,Aybükeye duydukları saygı ve aile gibi olmaları çok hoşuma gitti.Kitapta iki favori çiftim var.Zülküf-Duru ve Sülo-Aybüke.Onlar hakkında da yorum yapmak istiyorum.Duru’nun başta Zülküfe karşı mesafeli olmasını anlayabiliyorum çünkü babasıyla aynı olduğunu düşünüyordu ki başta haksızda sayılmazdı.Ama zaman geçtikte -ve Zülküf değiştikçe-ona güvenmesi çok hoşuma gitti.Zülfikarın da Duru’nun başını asla eğdirmemesi 🥹🥹🥹 Çok seviyorum bu çiftimi 🫶🏻.Süleymanın Aybükeme aile olması,sevilebileceğini göstermesi ve asla üzmemesi 🤩🤩🤩 Tam bir green flag.Uzun lafın kısası kitabı çok seviyorum ve tam yerinde hiç uzatılmadan bittiğini düşünüyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Gökçen serisine devam ediyorum ve üçüncü kitabı yorumuyla karşınızdayım. Henüz detaylı yorumuma başlamadım ama bence bu kitabın diğer iki kitaptan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden de dördüncü kitabı çok merak etmeme neden olduğunu dile getirmeliyim.
4 kitaplık bir seri olan Gökçen Serisi'nin üçüncü kitabıydı bu. Seri sıralı okunması gerekiyor çünkü devam ediyor kurgu her kitapla. Ortadan başlamanızı tavsiye etmem.
Askeri bir kurgu olduğunu not düşeyim. Her ne kadar diğer kitaplara da olmasa da bu kitapta azıcık yetişkin içerik var bunu bilerek okuyun derim. Gerçi kitabın sonlarına doğru var ama yine de uyarayım ben bu konuda sizi.
Ben bu kitabı serinin ilk iki kitabından daha çok sevdim. Onlara ortalama puanlar vermiştim ama bu kitaba onlardan bir tık daha yüksek vereceğim.
serinin son basılı kitabıydı okurken konu biraz uzadığı için yordu ya da ben seri kitapları okuma özelliğimi kaybettim bilemiyorum ama zorlandım… bittiğinde şükür diyebildim ikilinin kedi köpek gibi olması beni biraz yıprattı açıkçası