İstanbul’un sokaklarına yavaş yavaş sızan yabancı bir enerji vardı. Yıldırımlar şehri vurarak derin bir karanlığı beraberinde getirdiğinde, Mahinev, haziran ayında bile yağmaya devam eden karın altında, doğduğu yerde, İstanbul’dadır. Bu kez düşman ona damarlarında akan kan kadar yakındır. Efken karanlık bir güç tarafından usulca kuşatılmaya başlar. Şafağın kızıllığı yeni bir savaşı işaret etmektedir. Efken ile Mahinev, aniden baş gösteren Gümüş Pençe ölümlerinin sebebini araştırıp, düşmanı tanımak için çıktıkları bu yolda, Mahinev’in ailesinin tehlikede olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar ve gizemli yedi anahtardan biri tüm gidişatı değiştirmeye hazırdır. Efken ile Mahinev’in aşkları bir yıldırımla vurulduğunda ve aralarındaki kuvvetli bağı yakan ateş bu defa aydınlığı değil, karanlığı etrafa saçmaya başladığında, ikisini de bekleyen nedir? Efken ve Mahinev, nefret ve aşk arasındaki o çizgide birlikte kaybolmaya başlarlar
Ben bittim.Kitap değil yani ben bittim. Sürekli yüreğim ağzımda okudum zaten amaaaa of ya. Hayır ben Efken’e de çok üzülüyorum. Zaten o kadar yalnız ve yük doluydu ki şimdi ne olacak… Mahinev desek😭😭😭haklııı of bir de ben heyecanlıydım sondaki kişi için onun ölümünğ hiç beklemiyordum belki geri döner 😭😭😭
Kalbim hala sıkışıyor. Cidden Binnur okumanın bende etkisi 😂😂Hemen 6 gelebilir mi ? Evet 6 çünkü 5 içimizden geçiyordur zaten. 🫡
"Bana duvar ördüğünde, o duvarı yıkıp yanına geleceğim ve yenisini örmene asla izin vermeyeceğim. Seninle aramda bir nefeslik bile mesafe kalsın istemiyorum, bunu anladın mı? Sana soluğun kadar yakın olacağım, belki de soluğun olacağım."
Ben ne okudum diyerek başlamak istiyorum cümleme😱😱 Yani kendine özgü bir yazım dili ve üslubu var Binnur’un bunda okeyiz bu nedenle de her kitabını bugüne dek çok severek okudum. Fakat serinin dördüncü kitabu olan ‘Azlem’ çok başkaydı çok. Nefesim de kesildi soluğumda. Müthiş bir adrenalin duygusu aşılıyor kitap okurken.
Üçüncü kitap sonunda savaş anında bitirmiştik hikayeyi. Bu kitap tam o savaşın bitimindeki artçılar içine çekiyor bizi. Efken karanlığın kuşatmasına anbean daha da kapılmış durumda. Her nekadar Nemesis yönünü bastırmaya bu güçle olacakları engellemeye çalışsada gücünün artışı onunda hakimiyetine set vurmaya başlıyor. Aynı şekilde marların kraliçesi Meness yani Mahinev de gücünün gün geçtikçe farkına varıyor ve daha bilmediği bir çok güç tarafından içinin kuşandığını hissediyor. Bu ikili birbirlerine bağlandıkça yenilmez iki güç de büyümeye başlıyor haliyle.
Varta’da aniden başlayan gümüş pençe ölümleri ise yeni bir düşmanın ve savaşın habercisi gibi görünüyor. Bu gizemli ölümleri araştırdıkça düşmanın yaklaştığını hissediyorlar. Aslında farkında değiller ki düşman aslında çok çok yakınlarında.🤯
Bu gizemli olaylar vuku buldukça araştırmaları onları İstanbul’a yönlendiriyor. Çünkü Varta’nın yanı sıra artık garip olaylar oraya da sıçramış durumda. Haziran ayının ortasında şiddetle yağmaya devam eden kar gibi… Bir ekip kurarak İstanbul’a doğru yola çıkıyorlar. Hem gizemini koruyan olayları çözecek, hem Mahinev’in ailesini koruyacaklar. Aynı zamanda ortaya çıkmaya başlayan sırlarla yedi kızıl mega gümüş pençeyi ve anahtarları bulacaklar Efken kendi ırkını toplayacak ölümlere son verecekler. Fakat düşünemedikleri Nemesis’in artık tamamen uyandığı ve açığa çıkmak için an kolladığı.